İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 85. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında (s.s.1136)

Cemil Çiçek

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 85. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Nisan 2006 · 779 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cemil Çiçek (AK Parti), 6 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA (S.S.1136)); konuşma 779 kelime.

Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında (s.s.1136)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2006-04-06-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-s-s-1136 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde konuştuğumuz yasa tasarısı, esas itibariyle, önü sonu, Yargıtaya 30 tane güvenlik görevlisi kadrosu verilmesinden ibarettir. Bunun, esas itibariyle, çok fazla bir tartışılacak yanı da yoktur. Artan olaylar ve başkaca sebeplerden dolayı, Yargıtayın binalarının korunması, güvenliğinin sağlanabilmesi açısından 30 tane güvenlik kadrosu istiyor.

Plan ve Bütçe Komisyonunda da bunu konuştuk; bunun itiraz edilecek bir yanı da yok. Dolayısıyla, oybirliğiyle önünüze gelmiş olan bir konu; herhalde biraz sonra da bu şekliyle çıkacak; ancak, burada, tabiatıyla, bu kürsü hür bir kürsüdür, kanun tasarısı üzerinde de konuşulur, o vesileyle de konuşulur; buna bir itirazımız da olmaz; ancak, burada dile getirilen hususların olabildiğince doğru bilgiler olması lazım gelir. Biz de doğru bilgiyi veririz bize sorulduğunda, bu konuşmaların, burada, daha verimli, daha isabetli, daha gerçekçi olabilmesi açısından bu bilgileri veririz, ondan sonra tutanaklara da bu doğru bilgiler geçer. Onun için, şimdi, burada dile getirilen birkısım hususlar var, onlarla ilgili bir iki şey söylemek istiyorum.

Bu, yargı bağımsızlığı konusu, yargının sorunları konusunu, böyle, perakende, yani, bilvesile üç beş cümle de yeri gelmişken söyleyelim tarzında konuştuğumuzda, fotoğrafın tümünü görme imkânımız olmuyor. Şimdi, buna ne ölçüde cevap verelim ya da vermeyelim, işin esası da budur; ama, şunu bilmemiz lazım değerli arkadaşlar: Hepimiz siyaset yapıyoruz, ister muhalefet, ister iktidar olarak. Yani, siyasetçiyi, bu kadar, her şeyi kötü yapar, her şeyi yanlış yapar, takdirini her defasında kötü kullanır ve bir işi berbat eden insanlar topluluğu gibi algılanabilecek, bizi bu noktaya götürecek değerlendirmelerden kaçınmış olmamız lazım gelir diye düşünüyorum. Yani, burada siyaset yapan insanlar, bu çatının altında olan insanlar bu toplumun ortalamasıdır. Bizde ne fazlalık var, ne eksiklik varsa, benzerini toplumda da görme imkânı var. O nedenle, başka yerde de siyasetin müdahil olduğu birkısım alanları, Türkiye'de siyasetçilerin müdahale etmemesi ya da siyasetçilerin bu alanda söz sahibi olmaması tarzındaki bir düşünceyi demokrasiyle, seçilmiş insanların hak ve özgürlükleriyle bağdaştırmak mümkün değil. Onun için, ne olur, bu konuları konuşurken biraz daha… Eğer demokratik standartların yükseldiği ve her şeyin yerli yerine oturduğu ülkelere baktığımızda, Türkiye'deki birkısım uygulamaların istisnaî uygulamalar olmadığını, Batı'da da olduğunu çok rahatlıkla görebileceğiz.

Bu safhada bu kadar söyleyeceğim; ama, isteniyorsa, gelin, şu yargının sorunlarını derli toplu bir konuşalım, elimizde ne bilgi var, ne belge var ve bizdeki hangi uygulamalar istisnaî, ayıp, günah, yanlış, yasa dışı, Anayasaya aykırı…

Çünkü, bir şey söylüyoruz, tutanaklara geçiyor, farkında olmadan kurumları ve o kurumlar bünyesinde gece gündüz büyük bir fedakârlıkla görev yapan insanları da zan altında bırakıyoruz, sıkıntıya sokuyoruz. Ondan sonra da tereddütler meydana geliyor, kurumların itibarları zedeleniyor.

Şimdi, bakınız, geçtiğimiz günlerde, Diyarbakır başta olmak üzere bazı yerlerde, hepimizin tasvip etmediği, yürekten yaralandığı, ıstırap duyduğumuz, nefret duyduğumuz, tepki koyduğumuz olaylar meydana geldi. Şimdi, burada savcılar ne görev yaptı deniliyor… Arkadaşlar, bu haksızlık olur. O savcılar da, en az, burada, benimki kadar, konuşan arkadaşlarımız kadar bu ülkenin hassasiyetlerini benimseyen, adı üzerinde, cumhuriyet savcılarıdır. Cumhuriyeti korumak, kollamak, ülkenin birliğini, bütünlüğünü sağlamak noktasında elindeki yetkileri sonuna kadar kullanmak bu arkadaşlarımızın görevidir ve şundan da hiç kimsenin tereddütü olmasın, münferit birkısım bu görevini yerine getirmeyenler olabilir, yanlış getirenler olabilir; ama, o bölgede görev yapan insanları hiçbir şey yapmadı konumuna getirir sokarsanız, fevkalade yanlış olur.

Eğer istiyorsanız soru önergesi olarak verin, isterseniz önümüzdeki hafta gündemdışı konuşma olarak getirin buraya, ben de o savcılıklardan sorayım, hangi tarihten diyorsanız, hangi konuda ne kadar dava açılmış, bunların hepsini buraya koyalım, eğer burada bir eksiklik varsa, diyelim ki, cumhuriyet savcıları görevlerini yapmadı; ama, gece gündüz, tabiri caizse, kelle koltukta görev yapan insanları, hiç görev yapmamış, hiçbir işlem yapmamış, hiçbir soruşturma yapmamış… Şimdi, bakınız, evvelki günler açıklandı, gazetelere de çıktı, son olaylar sebebiyle, işte, Diyarbakır'da şu kadar adam tutuklandı, burada bu kadar adam tutuklandı… Savcılar bu görevlerini yapmasa, hâkimin kendiliğinden tutuklama yetkisi var mı Sayın Sarıbaş?!

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Belediye başkanları diyorum Sayın Bakan…

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Devamla)Yani, hiçbir hâkim, savcı tarafından talep edilmeden, dava önüne gelmeden, dosya önüne gelmeden, sokaktan geçen herhangi birisini, gel tutuklayayım deme imkânı var mı?! Bu kadar soruşturma yapmışlar; üstelik de, bunca sıkıntı içerisinde. Burada, hiç olmazsa, bir teşekkür edip, varsa, eksikliğini söylemek varken, bu insanları hiçbir şey yapmıyormuş durumuna düşürürsek, o takdirde de… Yani, marifet biraz da iltifata tabidir.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Sayın Bakan, belediye başkanları…

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Devamla)Ne olur, bir teşekkür cümlesini de burada ifade edelim. Ben teşekkür ediyorum.

Ben, cumhuriyet savcılarının, eksiğiyle fazlasıyla, bu görevi layıkı veçhile yerine getirmeye çalıştığını, bunun çabası içerisinde olduğunu, böyle bir duygu içerisinde, sorumluluk duygusu içerisinde hareket ettiğini biliyorum ve ben buna inanıyorum; burada, huzurunuzda şahadet de ediyorum. Onun için, kendilerine de, huzurunuzda teşekkür ederim.

Maliye Bakanlığıyla ilgili konu… Biraz sonra Sayın Bakan gelecek herhalde. Onun tasarısıdır. Vergi Dairesi Müdürüyle ilgili olarak ne söylenecekse, onu kendileri cevaplayabilirler.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 6 Nisan 2006

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook