İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 85. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bursa ilinin fethinin münasebeti hakkında

Abdulmecit Alp

Bursa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 85. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Nisan 2006 · 597 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdulmecit Alp (AK Parti), 6 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BURSA İLİNİN FETHİNİN MÜNASEBETİ HAKKINDA); konuşma 597 kelime.

Abdulmecit Alp (AK Parti, Bursa). “Bursa ilinin fethinin münasebeti hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulmecit-alp-22-2006-04-06-bursa-ilinin-fethinin-munasebeti-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ABDULMECİT ALP (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bursa'nın fethinin 680 inci yılı münasebetiyle gümdemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Kayı Aşiretinin göç yolculuğu, dünya tarihinin en hayrete değer bir olayını gerçekleştirmek üzere kararlılıkla hedefe odaklanmıştır. Orta Asya'dan başlamıştır, binlerce çadırlık göç kafilesinden Anadolu'ya ulaşan 400 çadırlık Kayı Aşireti, ilk noktadan beri gözünü bir hedefe dikmiş ve büyük bir ideali gerçekleştirmiştir.

Niyetiyle yola çıkmıştı; peygamber müjdesi olan, dünyanın gözbebeği Bizans'ın Başkenti İstanbul'a istikamet müjdelenen fetihti aslında. Yoksa, nereye gideceği, nerede konaklayacağı, nereyi yurt edineceği bilinmeyen, rüzgârın estiği tarafa giden, hedefsiz ve rotası belli olmayan bir kalabalık asla değildi. Bu meyanda, 1326 yılında, Orhan Gazi, Bursa'yı fethetti ve Bursa'nın fethi, Osmanlı Beyliği için bir dönüm noktası oldu. Bursa, 1335 tarihinde Osmanlı Devletinin ilk başkenti oldu.

Yapılan bu fetihler, sadece bir kenti alma ve ona hâkim olma mücadelesinden ibaret değildir. Osmanlı, fetihlerini, yüce bir gaye ve bir ideale ulaşmak için hedeflemiştir. Bu sebeple, İstanbul'dan önce yapılan en büyük fetih, Bursa fethidir. Nitekim, Bursa'nın fethine giden yolda, Dinboz mevkiinde tekfurlarla yapılan savaşta zafer kazanan gazilere seslenen Osman Bey "kimsenin malına, canına kast olunmayacak. Maksadımız, gelip geçmek değil, kök salıp, yurt tutmak ve buraları atlama taşı olarak kullanmaktır. Kale muhafızları olarak kalacaklara sesleniyorum; bulunduğunuz beldeleri imar ediniz, ahalinin ihtiyaçlarını gideriniz, merhamet ve şefkatle muamele ediniz" şeklinde tavsiyelerde bulunmuştur. "Adalet üzere olunuz ki, sizi sevsinler, sizlere değer versinler" diye buyurmuştur. "Osmanlı İmparatorluğu kuruluşu, beşer tarihinin en hayrete değer ve en büyük vakalarından biridir" der bir Batılı tarihçi.

Kayı Aşiretinden yavaş yavaş Osmanlı Devletine doğru giden yolda Bursa'nın fethi, İstanbul'a giden yolun son durağı olacaktı. Yaklaşık dokuz yıllık bir muhasaradan sonra, Osman Bey, idareyi, oğlu Orhan Beye vermişti, "Bursa'nın, senin elinle fethini görmek isteriz" vasiyetini göstermişti. Vasiyetimiz şudur demişti Orhan Gazi'ye: "Bizim kavgamız, mihnetle kuru kavga değil; davamız, cihana hükmetme davası değil; davamız, bütün bunlardan çok daha mukaddes olan ilahî kelimetullah davasıdır. Adil ol, merhametli ol, dinin emirlerinden sapma, istişareye ehemmiyet ver; ama, ehliyle istişare et; var git, Bursa'yı fetheyle" diyerek, görevi devretmiştir. Bunun üzerine, Orhan Bey, bir tarafta kılıç kuvvetini temsil eden Turgut Alp ve Köse Mihal, diğer tarafta, manevî kuvvetin sembolü Şeyh Edebali'nin torunu Ahi Hasan ile Şeyh Mahmut olduğu halde Bursa'nın önüne gelmiştir. İşte, Osmanlı'nın yüzyıllarca dengede gitmesinin sırrı, Orhan Gazi'nin, iki taraftaki dengede saklıdır. Bir tarafta maddî güç, harp gerekleri, öbür tarafta maneviyat erleri. Yani, madde ve mana dengede olarak Bursa'yı fethe muvaffak olmuştur.

Ne zaman ki bu denge bozuldu, Osmanlı'nın dengesi de bozuldu. Dengesi bozulan ne olursa olsun, hızını kesmeye ve en sonunda durmaya ve yıkılmaya mahkûmdur.

Osmanlı Devleti demek… Osmanlı, adalet demekti, insanlık demekti, yüce hedef ve büyük ideal demekti. Osmanlı, bir aşiret değil, misyonunu bilen, vizyon sahibi, Şeyh Edebali'nin rüyasındaki büyük çınar ağacının manevî gölgesinde medeniyet iklimi yaşatmayı hedefleyen, gözüpek, kahraman, aklı ve kalbiyle beraber hareket eden kâmil insanlar topluluğuydu.

Bu itibarla, insanın, geçmişe hatıraları ve tecrübeleriyle bağlı olduğu gibi, şimdiki zamanı yaşar ve gelecekle ilgili tasavvurları, planları, endişeleri ve emelleri vardır. Osmanlı bizim geçmişimiz, cumhuriyet bugünümüz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Alp, konuşmanızı tamamlayınız.

ABDULMECİT ALP (Devamla)İnşallah, tam demokratik, kalkınmış, hür, medenî dünyayla entegre olmuş müreffeh Türkiye Cumhuriyeti ise geleceğimiz olacaktır.

Bursa hakkında söz edilebilecek çok şeyler vardır: Hanları, hamamları, Yeşil Türbesi, Uludağ'ı, Ulu Camii, kestane şekeri, iskender kebabı, ipek havlusu ve şeftali bahçeleriyle, ülkemizin cennet köşelerinden bir köşedir. Bu cennet köşeyi bize emanet eden, ecdadımıza ve Çanakkale'de doğusuyla, batısıyla el ele, gönül gönüle vererek bu ülkeyi bize emanet eden büyüklerimize ve dün Şırnak'ta şehit olan ve mertebelerin, makamların en yüksek makamı olan şahadet şerbetine erişen güvenlik güçlerimize Yüce Allah'tan rahmet diler, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 6 Nisan 2006

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook