İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türk tabipleri birliği kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.1069)

Cevdet Erdöl

Trabzon Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 69. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Mart 2006 · 1.460 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cevdet Erdöl (AK Parti), 1 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.1069)); konuşma 1.460 kelime.

Cevdet Erdöl (AK Parti, Trabzon). “Türk tabipleri birliği kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.1069)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 1 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cevdet-erdol-22-2006-03-01-turk-tabipleri-birligi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-s-s-1069 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA CEVDET ERDÖL (Trabzon)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1069 sıra sayılı kanun teklifi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve AK Parti Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anılan kanun teklifi, benim ve 4 arkadaşımızın imza sahibi olduğu bir teklif ile Cumhuriyet Halk Partisinden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve 35 milletvekilinin teklifinin birleştirilmesi suretiyle Yüce Heyetinizin huzuruna getirilmiş bir tekliftir.

Bu teklif, esas itibariyle, Türk Tabipler Birliğinin kanununda değişiklik yapmayı amaçlıyor. Bunun gerekçesine bir bakmamız lazım; çünkü, Türk Tabipler Birliği Kanunu 1953 yılında yürürlüğe girmiş bir kanun. Daha sonra, 1985 yılında, Türk Tabipler Birliği Kanununda bazı değişiklikler yapılmış ve bu değişikliklerden bir tanesi de, tabip odalarının Birliğe gönderecekleri delege sayılarıyla alakalı olan değişikliktir ki, bu değişikliği, İstanbul Tabip Odası mahkemeye vermiş, bunun adaletsiz bir uygulama olduğunu, Anayasaya aykırı olduğunu iddia etmiş. Mevcut hali şöyle: 200 üyeye sahip olan odalar 3 delege, 500 üyeye sahip olan odalar 5 üye ve 500'den fazla üyeye sahip olan odalar da 7 üye gönderebilmekte genel kurula. Burada, İstanbul Tabip Odası diyor ki: "500 üyesi olan bir oda da 7 delege gönderiyor, 14 000 üyesi olan İstanbul Tabip Odası da 7 üye gönderiyor; bu adaletsizliktir." Bununla ilgili mahkeme, netice itibariyle, Anayasa Mahkememizde görüşülüyor. 19 şubat 2002 tarihinde, Anayasa Mahkememiz, bu kanunun, bahsedilen maddenin, Anayasamızın 2 nci ve 135 inci maddelerine aykırı olduğunu ve iptal edildiğini beyan ediyor ve o günkü hükümete de, altı ay içinde bununla ilgili yeni bir düzenleme yapması için zaman veriyor; yani, Şubat 2002 ve ondan sonra, ne yazık ki, yeni bir düzenleme yapılamadığı için, Türk Tabipler Birliği, genel kurulunu toplayamıyor ve bu genel kurul neticesinde alınması gerekli olan hiçbir kararı alamıyor ve böyle bir sıkıntıya düşüyor. Türk Tabipler Birliği yetkilileri, parti grup başkanvekillerini ziyaret ediyor -partilerimizin, çok değerli muhalefet partilerimizin- ve AK Parti Grubumuzun Değerli Başkanvekili Sayın İrfan Gündüz Beyi ziyaret ediyorlar ve İrfan Gündüz Bey de, kendilerine, bunun şubat ayı içerisinde gündeme getirileceğini ve büyük ihtimalle de kanunlaştırılacağını söylüyor. Biz, bundan hareketle, ocak ayının 6'sında bu teklifi -acele olsun diye teklif olarak- Meclis Başkanlığımıza veriyoruz ve Meclis Başkanlığımız aynı gün bunu komisyonumuza havale ediyor ve dördüncü mesai gününde -bakınız, araya bayram giriyor- Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonumuzda bu kanun teklifini görüşüyoruz ve Yüce Meclise havale ediyoruz. Demek ki, biz, Tabipler Birliğinin kanunu hakkında bu kadar aceleci, bu kadar titiz davranmış durumdayız; komisyonumuz olarak da öyle.

Bu ne getiriyor; kısaca maddeleriyle ilgili ben ifade etmek istersem:

1 inci maddemiz; mevcut kanun 200 üyesi bulunan bir ilde oda kurulabilmesini öngörüyor, verdiğimiz teklifle, bunu, 100 üyesi olan bir ilde oda kurulabilecek hale getiriyoruz. Mevcut 56 tane oda var Türkiye'de. Bu, yaklaşık 70 ilde oda kurulması anlamına geliyor. Bunun da, demokratik bir şekilde tabana yayılma açısından, Türk Tabipler Birliği açısından oldukça olumlu olduğunu düşünüyoruz.

2 nci madde Türk Tabipler Birliğinin gelirlerini tadat ediyor.

Çerçeve 3 üncü maddemizde ise; tabip odaları, gelirlerinin asgarî yüzde 25'ini Birliğe göndermek zorundaydı. Fakat, biz bunu yüzde 10 olarak değiştiriyoruz; çünkü, bazı tabip odalarının Tabipler Birliğine trilyona varan borçları var. Dolayısıyla, bunda tabip odalarına bir rahatlık getirmeyi düşünüyoruz.

5 inci, 6 ncı, 7 nci ve 10 uncu maddeler, cezaların güncelleştirilmesini gerekli kılıyor; onlardan fazla bahsetmeyeceğim.

8 inci madde ise, Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyinin üye sayısını belirliyor. Mevcut kanunda 7 olan Merkez Konseyi üyesini 11'e çıkarıyoruz. Bu da, katılımcı bir yapıyı ortaya daha fazla çıkarsın, daha demokratik bir yapı olsun diye gayretimizden dolayıdır.

9 uncu madde ise, Anayasa Mahkememizin iptal ettiği kanunu, maddeyi düzenlemektedir. Bu getirdiğimiz yeni değişiklik, 200 üyesi olan odaların 3 delege, 500'e kadar üyesi olanların 5 delege, 1 000 üyeye kadar olan odaların 7 delege; ama, 1 000 üyeden sonra her 1 000 üye için de artı 1 delege gönderebilmelerini mümkün kılıyor. Dolayısıyla, bu, oldukça demokratik bir yapılanmayı oluşturacak ve Anayasa Mahkememizin de bize önerdiği yapıyı oluşturmuş olacağız.

11 inci madde ise, Türk Tabipler Birliğinin odalara kayıtlı üyelerinin -belki de bir, iki, üç odaya kayıtlı olabilecek, olabilmesi mümkün şu anda, takipleri çok kolay yapılamıyor- tabip odalarının, isimlerini ve vatandaşlık numaralarını Tabipler Birliğine ve Sağlık Bakanlığına bildirmeleri suretiyle mükerrerliği ortadan kaldırmayı düşünüyoruz.

Çerçeve 12 nci maddemizde ise, Tabipler Birliğinin mevcut Merkez Konsey üyelerinin Ankara'da oturma zorunluluğunu ortadan kaldırıyoruz. Bunun, taşra için, Türk Tabipler Birliğinin taşraya açılabilmesi için, Merkez Konseyi bakımından, oldukça önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.

Çerçeve 4 üncü maddeyi, belki de hekimler arasında en çok tenkit edilen maddeyi arz edeceğim. Burada ise, Türk Tabipler Birliğinin belirlemiş olduğu asgarî ücret fiyatlarının, maalesef, bütçe uygulama talimatında belirlenen fiyatlardan çok çok farklı olduğunu görmekteyiz. Bunları, bir noktada, daha makul hale getirmeyi düşünüyoruz. Fakat, şunu açıklıkla ifade etmek istiyorum ki, mevcut, bizim teklifimizdeki metni, eğer Yüce Mecliste kabul görürse, bir değişiklik önergesi vererek değiştirmeyi ve bu asgarî ücret tarifesi yerine, rehber bir tarifenin getirilmesini önermek istiyoruz. Şöyle ki: Rekabet Kuruluna yapılan müracaatlar sonucunda, Türk Tabipler Birliğinin fiyatlarındaki asgarî ücret uygulamalarına uyulmasının rekabeti sınırladığını ifade ederek pek çok dava açılmış. Bunların incelenmesinde…

Netice itibariyle, Rekabet Kurulunun kararını arz edeceğim; ama, ondan önce bir iki misal vermek istiyorum: Mesela, Türk Tabipler Birliği fiyatına göre, tomografi 240 000 000 + KDV'ye çekilebilmekte; ama, bütçe uygulama talimatı buna 60 000 000 fiyat biçmektedir. Yine, MR, bütçe uygulama talimatında 72 000 000; ama, Türk Tabipler Birliğinin asgarî ücret fiyatında 456 000 000 + KDV. Bu kadar fahiş fark var. Mesela, bir safrakesesi ameliyatı, bütçe uygulama talimatında 296 000 000, kabaca 300 000 000 diyelim; ama, Türk Tabipler Birliğinin asgarî fiyatı 1 200 000 000 + KDV. Yine, normal doğumu ele alacak olursak, 85 000 000'a bütçe uygulama talimatı bunu fiyatlandırıyor; ama, Türk Tabipler Birliğinin asgarî ücret fiyatı 1 200 000 000.

Şimdi, burada, 1 200 000 000 + KDV olan fiyata, herhangi bir yere gittiğinizde, fakirliğinizden veya ihtiyacınızdan dolayı, 1 200 000 000 + KDV değil de, 1 000 000 000 + KDV almak istese sizden bir müessese, Türk Tabipler Birliği Kanununa göre suç işlemiş olur, bunu yapamaz, yaptığı takdirde Türk Tabipler Birliğinin kendisine yaptırımı vardır; onbeş günden altı aya kadar müesseseyi kapatma, 3 kere tekrarında da süresiz olarak o ilde faaliyetten men etme cezası verme yetkisi var. Dolayısıyla, buradaki ihtilaftan dolayı yapılan müracaatlar sonucu Rekabet Kurulu şu kararı veriyor, müsaade ederseniz ben Kurul kararının metnini okumak istiyorum: "4054 sayılı Kanunun -yani, Rekabet Kurulu Kanununun- 25 inci maddesinin (g) bendinde belirtilen rekabet hukukuyla ilgili mevzuatta yapılması gerekli değişiklikler konusunda doğrudan görüş bildirmekle ilgili sürecin işletilerek…" yani, Rekabet Kurumunun doğrudan görüş bildirmek gibi bir hakkı var, hukuk kendisine bu hakkı tanıyor. "Bunu işleterek 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanunu ile 4054 sayılı bu Rekabet Kurulu Kanunu arasındaki ihtilafın, sağlık sektörünün özellikleri de göz önünde bulundurularak, özel muayene ve tahlil hizmetleri asgarî tarifesi yerine, rehber bir tarifenin tespitine ilişkin olarak 6023 sayılı Kanunda yapılacak bir değişiklikle giderilmesinin mümkün olduğu yönünde yasal düzenleme değişikliği talebiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Başbakanlık ve ilgili bakanlık nezdinde girişimlerde bulunulmasına." Rekabet Kurulu Kararı, 30 Ekim 2003. Dolayısıyla, Rekabet Kurulu kararı da bize diyor ki: Türk Tabipler Birliği, asgarî bir ücret belirlemesin; rehber bir fiyat belirlesin. Dolayısıyla, 1 200 000 000 lira olan bir tespiti yapabilsin; ama, 1 000 000 alan kişinin de peşine, ne Türk Tabipler Birliği suç işledin diye takılsın ne de Maliye Bakanlığı "vergi kaçırdın diye takılsın. Dolayısıyla, bu, halkımızın yararına olan bir değişiklik olacak. Vereceğimiz önergeyi eğer Yüce Meclis kabul buyurursa, bu değişikliği yapmak istiyoruz. Bu, en çok konuşulan maddesiydi. Türk Tabipler Birliğinin de, gerçekten, bizimle olan istişarelerinde görüştüğümüz maddede, en önemli, ihtilaf konusu diyebileceğim madde buydu.

Şimdi, biraz da, yapılan tenkitlere, müsaade ederseniz, cevap vermek istiyorum.

Saygıdeğer meslektaşım Sayın Kurtulmuşoğlu, hatalarımızı, muhalefette kaldığı müddetçe söyleyeceğini ifade etti. Diliyorum Allah'tan, biz hep iktidarda kalalım, o hep muhalefette; bize, hep, hatalarımızı söylesin! Biz, bundan, mutlu oluruz gerçekten; onu ifade etmek istiyorum. Diğer bir ifadeyle, saygıdeğer Kurtulmuşoğlu'nun muhalefette kalmasından da, bize uyarılar yapmasından da memnun oluruz.

Bir diğer önemli konu, çakılı kadroyla ilgili uygulamada başarılı olamadığımız yönündedir. "Uzman hekimlerle ilgili 1 000 tane kadro açtınız, 136 tane uzman yerleştirebildiniz, başarılı olamadınız" diyor; doğrudur, yani, doğrudur. Biz, bunun için Mecburî Hizmet Kanununu getirdik zaten.

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Neyse, birazdan cevap veririz Hocam…

CEVDET ERDÖL (Devamla)Mecburî Hizmet Kanununu getirmek zorunda kaldık, neden; halkımızın doktor bulabilmesi için, doktorları yerlerinden rahatsız etmek için değil. Kaldı ki, bu Mecburî Hizmet Kanunu 1981'den 2003 yılına kadar zaten yürürlükteydi. O zaman milletin aklı neredeydi?! O zaman da vardı bu kanun. Biz, bunu, doktorlarımıza, diğer sağlık personelimize yüksek ücretler vererek, sözleşmeli personel kadrosunu da getirerek, tercih edilmeyen bölgelere doktor gönderebileceğimizi düşündük, doğrudur; ama, bunda uygulamada gördük ki, bu mümkün olmadı, yeterince mümkün olmadı. Yeni bir tedbir almak da, elbette ki hükümetin, elbette ki iktidarın yapması gereken bir şeydi. Biz de, bunu, halkımızın menfaatları, yetmişiki milyonun menfaatı ve mutluluğu için, sağlığı için bunu yaptık. Bunda, bunu söylemekten hiç beis görmüyorum, hiç de gocunmuyorum. Evet, Mecburî Hizmet Kanununu kaldırmakta belki hata ettik; ama, getirmekte de aynı şekilde doğruyu yaptık.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 1 Mart 2006

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook