Sokak çocuklarının sorunları hk.(10/111,160,180)meclis araşt.önergesi
Iğdır Milletvekili ·
Genel Kurul, 75. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Nisan 2004 · 910 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Dursun Akdemir, 20 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOKAK ÇOCUKLARININ SORUNLARI HK.(10/111,160,180)MECLİS ARAŞT.ÖNERGESİ); konuşma 910 kelime.
Dursun Akdemir (Iğdır). “Sokak çocuklarının sorunları hk.(10/111,160,180)meclis araşt.önergesi”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 20 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2004-04-20-sokak-cocuklarinin-sorunlari-hk-10-111-160-180-meclis-arast-onergesi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DURSUN AKDEMİR (Iğdır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sokakta yaşamaya mahkûm edilmiş çocuklarımızın sorunlarının araştırılması ve bu konuda alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesine yönelik olarak 45 milletvekili arkadaşımızla birlikte, 13 Haziran 2003 tarihinde vermiş olduğumuz araştırma önergesinin öngörüşmeleri münasebetiyle huzurlarınızdayım; sözlerime başlamadan önce, şahsım ve Doğru Yol Partisi adına, Yüce Heyetinizi ve Yüce Türk Milletini saygıyla selamlıyorum.
Bu arada, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı münasebetiyle, Türk Milletinin ve çocuklarımızın da bayramını kutluyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmanın son aşamasında, grubu olmayan bir partinin milletvekili olarak ve bir hekim milletvekili olarak, bu hassas konuyu, toplumun geleceğini ilgilendiren bu konuyu gündeme getirip tartışmak üzere huzurlarınızdayım. Tüm milletvekillerinin bu konu üzerinde gerekli ilgiyi, hassasiyeti göstereceklerini bire bir görüşmelerimde ve topladığım imzada anlamış bulunmaktayım. O nedenle, konunun hassasiyeti büyüktür; Türk Milletinin geleceğini ilgilendiriyor.
Değerli Başkanım, sayın milletvekilleri; hepimizin bildiği gibi, bu çocuklarımız, son günlerde karıştıkları ölümle sonuçlanan olaylarla gündeme geldiler. SAT Komandosu Yüzbaşı Zeki Şen'in öldürülmesiyle başlayan bu olayları diğerleri izledi.
Sayın Bakanımız, konuşmasında "basının ilgisinin olması gerektiğini" söylemişti. Şimdi, ben, basından örnekler vermek istiyorum. Bu konuya, gerçekten, basın gerekli önemi ve ilgiyi göstermiştir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, mesela Hürriyet Gazetesinde gördüğünüz gibi "hastane silahlandı." Antalya'da, hastane, tinercilerin saldırısından korunmak için bu şekilde bir önlem aldı. Akşam Gazetesinde -basın çok ilgi gösterdi gerçekten dikkatimizi çekmek için- "Tineri çekene de satana da hapis cezası önerdik; ama, çocukları hapse atamıyoruz."
Bir diğeri: "Tinerciler terfi ettiler. Yüzbaşıdan binbaşıya çıktılar. Binbaşıya saldırdılar."
"Çocuk yuvası öğretmeni Serpil Hanımı kaçırıp tecavüz ettiler." Resmî kuruluşları örnek veriyorum.
Dönemin ilgili bakanı "gelir dağılımındaki adaletsizlik, yoksulluk ve eğitimsizlik sürdükçe, çocukların sokağa çıkması kaçınılmazdır" diyor. Sabah Gazetesinden.
Yine, Türkiye'nin ünlü belediye başkanlarından Sayın Melih Gökçek ile Emin Çölaşan arasında "Mustafa'nın dramı" konu ediliyor ve günlerce köşe yazılarında yazılıyor. Ayrıca, dönemin Adalet Bakanının eşine saldırı oluyor ve nihayet, Cumhurbaşkanı Sayın Sezer konunun üzerinde duruyor ve Devlet Denetleme Kuruluna araştırma yaptırıyor; araştırmanın sonucunda, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun başarısız olduğu, işlevini yitirdiği raporu veriliyor.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, daha sayacak pek çok dosya var. Araştırdım, basında bu konuda çok sayıda haber çıkmış; o nedenle, konunun önemini belirtmek için basından örnekler verdim.
Değerli arkadaşlarım, "Sokakta Çalışmak Zorunda Kalan Çocuklar" konulu bir kompozisyon yarışması düzenleniyor ve Serpil Kızılay adında, ilköğretimde okuyan bir öğrencimiz, biz milletvekillerine de seslenerek şöyle diyor: "Yıllardır sokakta çalışan, çalıştırılan binlerce çocuk görüyorum. Kimi mendil satar, kimi ayakkabı boyar, kimileri de gelişmemiş vücutlarına bakılmaksızın tamirhanelerde çırak olarak çalıştırılırlar. Sözde çocuk yasaları vardır. Onlar, kanunlar karşısında okula gönderilmek zorundadırlar; ama, nasıl?
Devlet büyüklerimiz, bir şeyler yapmanız gerekmiyor mu?! Ben yetkili değilim. Çözüm nerede tam olarak bilemem. Ama, ben de bir çocuk olarak diyorum ki, önce eğitim. Eğitimi yaygınlaştırın, sadece, belirli megakentlerde değil, Anadolu'da da yaygınlaştırın. İnsanlar arasındaki ekonomik, sosyal farklılıkları en alt düzeye indirin. Çocukevleri açın; koruyun onları. Aksi halde, sokaklar onları ezerek, içlerine sevgi yerine nefret tohumları ekerek apaydınlık bir geleceği karanlığa gömecektir."
Değerli milletvekili arkadaşlarım, sokakta yaşamak zorunda kalan çocuklar kimdir; öncelikle, bunları tanımlamamız gerekiyor. Ben, tanımlamayı yapmayacağım; çünkü, Bakanım ve diğer konuşmacı arkadaşlarım Orhan Bey ve Cevdet Bey yaptılar.
Değerli arkadaşlar, bu çocukları, öncelikle konunun kapsamını belirleme açısından, faydalı olması açısından iki gruba ayırmak gerekir; bir, sokakta yatıp kalkın çocuklar; iki, gündüzleri sokak ortamında çalışan, akşamları evlerine giden çocuklar, ki, bunların da zaten her birisi sokakta yaşayan çocuk olmaya birer adaydır.
Bizim asıl hedefimiz, birbirinden ayrı düşünmeyecek şekilde, onbinlerle ifade edilen, ancak, sayıları hakkında kesin bir bilgi bulunamayan bu gruptaki çocuklarımızın tamamının sorunlarına çözüm getirmektir. Ben rakam vererek kafalarınızı fazla bulandırmayacağım; ama, bir rakam vermek istiyorum. Devlet İstatistik Enstitüsünün 2001 yılı verilerine göre 6-17 yaş arasındaki çocukların sayısı 17 000 000'dur. Bunların 1 635 000'i sokaklarda çalışıyor değerli arkadaşlarım. Bu, bir basın açıklamasında, Bakanlık resmî arşivlerinden bildirilmiştir.
Peki, kim bu çocuklar, niye vahşileşmişler, neden ırza geçip sonra öldürüyorlar, eğitimleri nedir, onları sokağa, hırsızlığa, cinayete iten nedenler nelerdir, hangi felsefeyle yetiştirildiler; işte, bunların üzerinde durmamız gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, çocukların sağlıklı olarak doğması, büyümesi, beslenmesi ve eğitilmesi, çocuk haklarının temelini teşkil etmektedir. Bu husus, Birleşmiş Milletlerce hazırlanan sözleşmeler ve düzenlenen uluslararası toplantılarla garanti altına alınmış ve ilgili sözleşmeler ülkemiz tarafından da kabul edilmiştir. Anayasamızın 61 inci maddesinin dördüncü fıkrasında "devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır" deniliyor. İşte, bu tedbiri almak için bu, Meclis araştırması açılması önerisini getirdik. O nedenle, anayasal görevimizi yapmak zorundayız değerli milletvekili arkadaşlarım.
Sokakta yaşayan çocukların sayısı, maalesef, yaşadığımız toplumsal değişim, hızlı kentleşme, gelir dağılımındaki adaletsizlik, işsizlik, içgöç, fakirlik, eğitimsizlik, aileiçi şiddet gibi sebeplerden dolayı sürekli olarak artma eğilimi göstermektedir. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, süratle büyüyen şehirlerimizde sevgisiz ve ilgisiz büyüyen, sokakta yaşamayı kendisine kurtuluş yolu zanneden bu çocuklarımızın içler acısı durumu için acil çözüm yollarının bulunması gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bu nedenle -biraz önce nedenler sayıldı, onların üzerinde durmak istemiyorum- söylenecek çok şey var; ama, benim zamanım çok kısa.
Günümüzde, madde bağımlılığı, çocuklar arasında hızla yayılan ve ivedi çözülmesi gereken çok önemli bir sorundur. Çocuklarımızın bu sorundan korunmasının yöntemi, her şeyden önce, onları bu duruma iten nedenlerin iyi bilinmesinden ve gerekli tedbirlerin alınmasından geçer.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tabiî, bu sebeplerin kökeninde ise, demin söylediğim gibi, eğitim, göç, işsizlik gibi bir dizi kangren olmuş neden yatıyor. Hatta, burada sayacak olursak, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Aile Araştırma Kurumu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, aileden sorumlu Devlet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Emniyet Teşkilatı, Adalet Teşkilatı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, mahallî idareler, bazı dernek, vakıf ve sendikalar gibi kuruluşlar olmasına rağmen, acaba, bu sorun niçin çözülmüyor; tabiî ki, koordinasyon yoktur; dolayısıyla da, mücadele yetersiz kalmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 20 Nisan 2004