İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 75. BİRLEŞİM · SALI

Türk ticaret kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi hk.kan tas.(s.sayısı:405)

Tacidar Seyhan

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 75. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Nisan 2004 · 1.142 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacidar Seyhan (CHP), 20 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TİCARET KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HK.KAN TAS.(S.SAYISI:405)); konuşma 1.142 kelime.

Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Türk ticaret kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi hk.kan tas.(s.sayısı:405)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 20 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2004-04-20-turk-ticaret-kanununun-bazi-maddelerinin-degistirilmesi-hk-kan-tas-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Kaptanoğlu'na çok teşekkür ediyorum. Ben de, bu kanun tasarısı üzerinde hem Partimin görüşlerini sizlere aktarmaya çalışacağım kısa bir süre içerisinde hem de denizcilik sektörüne katkısı olacağı düşüncesiyle kendi düşüncelerimizi de ekte yeniden kanunlaştırmak için ifade etmeye çalışacağım.

Değerli arkadaşlarım, hakikaten, 1956 yılında yasalaşan, 1957 yılında yürürlüğe giren, kırkyedi yıldır yürürlükte olan bu kanun bugün düzenlemelere tabi tutulunca bir reform gibi görünüyor.

Aslında, bizim yaptıklarımızın hepsi olması gerekenlerdir. Sektör öyle bir tıkanmış, öyle bir çaresiz hale gelmiş ki, bu sektörü bir an önce bu sıkıntılardan kurtarmak gerekiyordu. Biz, hem siyasî sorumluluğumuzu yerine getirdik hem de Türkiye'de bir ihtiyaca cevap verecek yasal düzenlemelerin yapılmasını sağladık.

Bu yasa tasarısı, hakikaten denizcilik sektörünün önünü açar mı? Bizim, bütün sektörlerin önünü açmamız lazım. Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili; ama, biz, denizcilikte dünya ülkesi olabiliriz; hem taşımacılıkta hem Sayın Kaptanoğlu'nun değindiği gibi yat turizminde ülkemize ciddî gelirler katabildiğimiz gibi, deniz ticaretinde de ülkenin önünü açabiliriz.

Hacmen taşınması güç olan, uçak kargosuyla yollanamayan ticaret mallarının konteynerlerle daha sistematik halde taşımasının yapılması, yolcu taşımacılığının teşvik edilmesi, hepimizin görev ve sorumluluğu. Her tarafımız deniz; hem kıyılarımızdan hem denizlerimizden maksimum şekilde yararlanmalıyız.

Biz bir madde ekledik buraya. Nedir; ihtisas mahkemelerinin kurulması. Denizcilerimiz geliyorlardı, aralarındaki bir ticarî anlaşmazlıktan dolayı mahkemeye düşüyorlardı. Eğer aralarında problemi çözememişlerse, olay mahkemeye intikal ediyor; ama, gemi bağlanıyordu. Eğer, gemide çürüyecek bir mal varsa, çürümeye terk ediliyordu. Bizim malımızsa millî servet, bizim malımız değilse insanlığa yazık.

Biz ne yaptık; dosya birikimini engellemek için ihtisas mahkemelerine "evet" dedik.

Değerli arkadaşlarım, ikincisi, bu sürenin kısaltılmasını sağladığımız gibi, gerçekten, meslek etiğine, ihtisasa önem veren bir ülke görüntüsünü de sağlamış olduk. Biz, bunu, çağdaş hukukun gereği olarak yaptık.

Evet, bizim Avrupa Birliğiyle yapmış olduğumuz sözleşmelerde "denizcilikte ihtisas mahkemelerinin kurulması" gibi bir ibaremiz var; ama, bu tanımlama beni rahatsız ediyor. Bu tanımlamadan dolayı yapmadık; biz, bunu çağdaş ticaret anlayışının, çağdaş hukuk sisteminin gereği olarak yaptık.

2 nci maddede şöyle bir şey vardı; bu madde Türk Bayrağı çekebilme hakkını açıklıyordu. Nasıl oluyordu; bir anlaşmayla, yurt dışından sözleşmeyle ticaretimize sağlanan, ticaretimize kazandırılan gemiler için iki yılda bir, Türk Bayrağı çekebilme hakkı için müracaat etmek zorunda kalınıyordu. Şimdi, biz, sözleşme süresini esas aldık, sadece, bir beyanla hem insanları sıkıntıdan kurtardık hem de yabancı sermayenin rahatlıkla yurt içinde akışını sağlamaya çalıştık.

Bunun dışında ne yaptık; bunun dışında yüzde 49'unu borsaya açacak bir düzenleme getirdik, yüzde 51'i ve karar yetkisi, karar çoğunluğu Türk makamlarında kalmak üzere, biz, burada denizcilik sektörünün de borsadan halka açılmasını sağladık. Bu önemli bir gelişme; bu da, gerek yurt içinde gerek yurt dışında Türk denizciliğine ciddî katkılar yapacaktır.

Bir de terk sorunu vardı değerli arkadaşlarım. Biliyorsunuz, batan gemilerde veya çıkarılması mümkün olmayan gemilerde, çürümeye bırakılmış gemilerde bir terk vardı. Beyan gereği sicilden düşülüyordu ya da arızası büyük, onarılmayacak gemilerde, teknik olarak onarılması mümkün olmayan gemilerde, müracaatla, terkten düşülüyordu. Ancak, cebrî icra yoluyla satılan gemiler terkten düşülemiyordu. Hem bizde görünüyor hem de satmışsınız yurt dışında birine, onda görünüyor. İşte, biz bu ikilemi ortadan kaldırdık. Cebrî icra yoluyla hem yurt içinde hem yurt dışında satılan gemilerin de buradan terkini sağlayacak düzenlemeler yaptık bu tasarıyla. Son derece rahatlatıcı, son derece teşvik edici bir tasarıdır.

Ben tasarıda emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum ve onlardan rica ediyorum değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti bizlerle vardır, hukuk sistemiyle vardır. Yasalarımızı reforme edecek çalışmaları hep birlikte yapalım. Bu ülkenin buna ihtiyacı var. Bir tarım ülkesiyiz, çok verimli topraklarımız var, tarımda yeterli düzeye gelemiyoruz. Sanayi ülkesiyiz, sanayide yeterli düzeye gelemiyoruz. Üç tarafımız denizle çevrili, denizden yeterince yararlanamıyoruz. Hep birlikte kanunlarımızı gözden geçirip, onları günün koşullarına göre düzenleyerek, bu piyasaların açılmasını, istihdamın ve ticaret hacminin büyütülmesini hep beraber sağlamaya çalışalım. Bu bizim vatandaşlık sorumluluğumuzdur, milletvekili olarak sorumluluğumuzdur. Bunun bilinci içerisinde, birkaç şeye daha dikkat çekmek istiyorum değerli arkadaşlarım.

Bugünkü yasayla çok alakalı değil ama, endişe duyduğum bir şey var; Bu Boğazlar sorunu hepimizde endişe yaratıyor. Montrö, biliyorsunuz bize, Boğazlar sürecinde birtakım sorumluluklar yükledi. Trafik hizmetleri verebiliyoruz, kılavuz kaptanlık hizmetleri verebiliyoruz Boğaz geçişlerinde, bir de kılavuzluk hizmetleri verebiliyoruz. Bizim trafik hizmetlerimizi, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü veriyor; fakat, kılavuz kaptanlık ve römorkör hizmetlerini de Türkiye Denizcilik İşletmeleri veriyor. Burada ne çekince var, ne sakınca var diyeceksiniz. Birincisi, arkadaşlar, iletişim iyi kullanılmadığında ciddî bir tehdit oluşturuyor, zaman kaybına neden oluyor. Bunu, tek bir kurumda toplamak lazım. Lütfen, buna bakalım. Değerli arkadaşlarım, denizcilikle ilgili arkadaşlarım buna bir baksınlar. Boğazları tehdit olmaktan çıkaralım, gerekli düzenlemeleri beraber yapalım. Eğer biz özellikle şunu da düşünürsek, Türkiye Denizcilik İşletmelerinin de özelleştirileceğini düşünürsek, kılavuz kaptanlığı da ve burada römorkör hizmetlerini de özel sektöre bırakırsak, Boğazlarda yeni facialara neden olabiliriz parantezini de açmak zorundayız. Bunu da, gemi emniyeti açısından, kıyı emniyeti açısından, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğüne vermek zorundayız.

Bakın, bir de sağlık hizmetleri var. Kısaca onu da açıp bitirmeye çalışacağım. Sağlık hizmetlerinde ne yapıyoruz peki; sağlık hizmetlerini kim veriyor; onu da Sağlık Bakanlığı veriyor. Botu arızalıysa gecikme oluyor.

Arkadaşlar, Boğaz geçişi şöyle yapılıyor Türkiye'de: Sırayla, hangisinin ne kadar sürede ne kadar mesafede geçeceği belli. Sağlık hizmetleri verirken de Türkiye'de Fil Burnu ve Hamsi Burnunda, yani Boğaz'ın içine girer girmez Fil Burnunun, Hamsi Burnunun güneyinde biz sağlık hizmeti veriyoruz. O sağlık hizmeti verilirken eğer bir gecikme yaşanırsa, arkadaki gemi yaklaşıyor, her yaklaşma, Boğaz'daki her birikim, ciddî bir risk demektir. Biz, mutlaka, bunların hepsini tek kurumun sorumluluğu altında birleştirmek zorundayız. Olur mu canım, bu işler yapılırken kurumlar birbiriyle iletişim kuruyor, birbirine fakslıyor, birbirine bilgileri, verileri yolluyor, sistematik içerisinde bu işler çözülmeye çalışılıyor diyerek bu işi örtemeyiz. Bir kişinin ihmali Boğaz'da ciddî bir facianın da çağrımcısı olur, hele özelleştirileceğini de düşündüğümüz için, bu sorumluluğu mutlaka biz tek kurum altında, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmelerine vermek zorundayız. Kıyı emniyetini ancak böyle sağlayabiliriz.

Değerli arkadaşlarım, ben bu yasada şunun da olmasını istiyorum: Gerçekten ciddî bir planlamanın da olmasını istiyorum. Planlama nasıl yapılır; hacmi genişlettiğiniz gibi, buradaki kurumların da desteklenebileceği alanların hissettirilmesi lazım, bir teşvikin konulması lazım. Türkiye kıyıları ciddî bir potansiyeldir, gerçekten ciddi bir potansiyel. Turizme açılabilmesi için, buraya rağbet eden turistlerin Türkiye'nin millî değerlerini alıp yurtdışına üretim açısından götürebilmesi için, bizim tüm kaynaklarımızı onlara satabilmemiz için, onları algılayacak bir kültürel yapılanmaya ihtiyacımız var. Bu nedenle, şunun yapılmasını teklif ediyorum: Bakın, nasıl bizim sanayide bir sanayi envanterimiz yoksa, denizcilikte de bir ticaret envanterimiz yok, bir ticaret haritamız yok. Gelin, lütfen, denizcilik ticaret haritamızı, denizcilik envanterimizi de birlikte hazırlayabilecek, istatistiksel verileri üretime dönüştürebilecek yeni yapılanmaları hep birlikte yapalım.

Ben, bu aşamada, tüm milletvekili arkadaşlarımın her tür fedakârlığı göstereceğine inanıyor, arkadaşlarıma, tekrar, teşekkür ediyorum. Bu kanun tasarısı, bize, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu tarafından, bugün, öğleden sonra görüşülmek üzere bildirildiğinden, Grubumuzca yeterli katılımı gösteremedik; ama, çok faydalı, çok yararlı bir kanun tasarısı olduğu için, ben, Grubum adına görüşlerimi, görüşlerimizi sizlerle paylaşmaya çalıştım.

Hepinize çok teşekkür ediyorum; katkılarınızdan dolayı hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum değerli arkadaşlarım; sağ olun. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 20 Nisan 2004

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook