2005 mali yılı bütçe kan.tas. ( 11 inci tur görüşmelerinde ) sağlık bakanlığı,çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı
Iğdır Milletvekili ·
Genel Kurul, 41. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Aralık 2004 · 974 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Dursun Akdemir, 26 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. ( 11 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) SAĞLIK BAKANLIĞI,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI); konuşma 974 kelime.
Dursun Akdemir (Iğdır). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. ( 11 inci tur görüşmelerinde ) sağlık bakanlığı,çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-11-inci-tur-gorusmelerinde-saglik-ba (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DURSUN AKDEMİR (Iğdır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığının 2005 yılı bütçesi aleyhinde söz almış bulunmaktayım; şahsım adına, Yüce Meclisi ve Yüce Türk Milletini saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, hayatımda aleyhte olmamaya çalıştım, hep müspet tarafından olaylara baktım; ama, demokrasinin gereği, bugün aleyhte olacağım kurumun başında olan kişi, benim mesai arkadaşım, SSK Sağlık İşleri Genel Müdürlüğünde bir başhekimlik dolayısıyla halef-selef olduğum bir arkadaşım. Dolayısıyla, aleyhte yapacağım konuşmanın Türk Milletine hayırlı olacağına inandığım için, olayları olumsuz yönden irdeleyeceğim.
İnsan sağlığını korumanın, hastalandığında onu tedavi etmenin, sakatlandığında onu rehabilite etmenin karmaşık sıkıntılarını, acılarını, çaresizliğini her gün yaşayarak hekimlik yaptım. Dolayısıyla, bu 10 dakikalık sürede çok şey söyleyemeyeceğim; ama, söyleyeceğim şeylerin önemli olduğunu sanıyorum.
Değerli AK Partili milletvekili arkadaşlarımız burada konuşurlarken, şimdiye kadar üzerinde imparatorluk kurulmuş, Türkiye Cumhuriyeti olarak bugünlere gelmiş bir ülkede Sağlık Bakanlarının çok şey yapmadığını söylediler; ama, ben, buradan Jet Bakan Vedat Ali Özkanları, Yusuf Azizoğullarını seslendirmek istiyorum. Türkiye'nin o zor şartlarında insan sağlığına ne kadar önem verdiklerini ve çocuklarımızı bugüne kadar sağlıkla taşıdıklarını hatırlatmak, onların ruhu için gerekiyor diye düşünüyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, 58 inci ve 59 uncu cumhuriyet hükümetlerinde, önemli olan konularla ilgili Acil Eylem Planını ortaya koydular ve Sağlıkta Dönüşüm Programıyla ilgili olarak, iki yılı aşkın bir süre içerisinde Aile Hekimliği Yasasını çıkarabildiler. Bu yasa da, pilot uygulamayı tanımlayan bir yasadır sadece. Sağlığımızın bugüne hangi nedenlerle geldiğini, kısaca bir göz atarak hatırlatmak istiyorum.
Uzun vadeli, uyumlu ve istikrarlı sağlık politikamız bulunmadığı içindir ki, her hükümet, kendine göre doğrular yarattığını zannetmektedir. Sağlık politikası, halen çok sayıda kurum ve kuruluş tarafından belirlenmeye çalışılmakta, dolayısıyla da kaos ortaya çıkmaktadır. Yani, çokmerkeziyetçilik ve çokbaşlılık vardır.
Birinci basamak hizmete önem verilmediği için, sağlık hizmetleri hastane ağırlıklı halde yürümektedir. Hasta sevk zinciri bulunmadığı için, bademcik ameliyatı yapılacak ile kemik kanseri hastası ya da kalın bağırsak kanseri hastası aynı hastanenin polikliniğinde beklemektedir; ama, hastanelerde hastaların birikmesine rağmen, ne hazindir ki, yatak kullanma kapasitesi yüzde 60'ı geçmiyor Sağlık Bakanlığı hastanelerinde. Bu hastanelerimiz, merkeziyetçi ve profesyonel olmayan idareciler tarafından yönetilmektedir. Sosyal adaletle hiçbir şekilde uyuşmayan bir sistemle, hizmetleri veren kurum ve kuruluşlara devlet tarafından kaynak aktarılmakta, hizmete asıl ihtiyacı olan vatandaşlara ise direkt olarak bir sosyal yardım yapılamamaktadır. Sağlık personeli hem coğrafî olarak dengesiz dağılmıştır hem de mezuniyet sonrası sürekli eğitim programlarından mahrum bırakılmıştır.
Bazı sağlık meslekleri, mevcut mevzuatta tarif bile edilmemiştir.
Ülkemiz insanlarının ortalama yaşam süresi, gelişmiş ülkelerin oranlarına göre 10 yaş daha azdır.
Ülkemizde 1 yaşını doldurmadan ölen bebek sayısı, gelişmiş ülkelerin 6 katıdır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programına göre, 174 ülke arasında 90 ıncı sıralardayız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin sağlık göstergelerinin her yıl sürekli gerilediğine şahit olmaktayız. Dünya Sağlık Teşkilatı raporlarında, Angola, Arnavutluk, Bolivya, Benin ve Burnika gibi ülkelerden, sağlık göstergeleri açısından geride kaldığımız vurgulanmaktadır; bu, doğrudur değerli arkadaşlarım. Şimdi, bunu, ülkemizden örnekler vererek gözlerinizin önüne sermek istiyorum.
Türkiye'nin en doğusunda, Şavşat'ta doğum yapamayan anne, yollar kapalı olduğu için, önce Gürcistan'a götürüldü, oradan Hopa'ya getirildi; buyurun; o zaman kapatın Köy Hizmetlerini. Değerli arkadaşlarım, doktor baba, eşinden, özürlü çocuğundan uzakta, başka illerde çalışmak zorunda kaldı; alın, size gönüllü çalışma doktoru!.. Tüberküloz, çocuk felci, difteri, kuduz gibi hastalıkların eredike edilmediğini resmî ağızlar beyan ediyor. Yirmibeş yıl önce tüberküloz aşısı üreten Türkiye'de, bugün, şu anda, piyasada tüberküloz aşısı bulunamamaktadır. Hasta, ambulansla taşınırken düşürülerek öldürüldü; gazetelerden haberler. Performans kazanma gayretinde olan sağlık personeli arasındaki yarış iş huzursuzluğu getirdi ve meslek etiğini yozlaştırdı. Demolarize sağlık personeli giderek artıyor; çünkü, bunu ücret dengesizliği kamçılıyor. Acil servisten acil servise dolaştırılan acil hastalar... Ambulanslar ve hizmet araçları yetersiz, olanlar da yeterli çalışmıyor. Sözleşmeli personel uygulamasından doğu ve güneydoğu yeterince nasibini alamadı, 81 ile dağıtıldığı için buraya yeterli sayıda sözleşmeli personel gönderilemedi. Sağlıkocakları kapalı. Ampul söndü arkadaşlarım. Sayın Sağlık Bakanımız, kapalı sağlıkocağında, sosyalizasyonun ruhunu diriltmek istediğini söylediler. Bu acı, hazin tabloyu, Doğu Anadolu Bölgesinin bir milletvekili olarak beyan etmek istiyorum.
Performans kazanma gayretinde olanların yanında, kendisini performansla göze sokabilmek için, hastanede doktorların, sağlık personelinin gösterdiği gayreti hepiniz yakından biliyorsunuz, bilmeyenler görecektir. İşte, bu nedenle "yapacağım" değil "yaptım" diyen bir hükümet görmek istiyoruz.
Sayın Sağlık Bakanıma buradan teşekkürlerimi sunarak, ayrıca bir eksikliğin takip edilip edilmediğini öğrenmek istiyorum. Iğdır Devlet Hastanesinin, seçim olduktan sonra, yani iki yıl önce, iki ay içerisinde açılacağı söylenmişti. Altı ay önce kendisiyle birlikte Iğdır Devlet Hastanesini ziyaret ettik ve -acaba, kendisinin şu anda bilgisi ne, bilmiyorum- hâlâ aynı vaziyette, gördüğümüz gibi durduğunu hatırlatmak istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, bu sonuç, bize, güzel Türkiyemize hiç yakışmıyor; yakışmıyor arkadaşlarım. Halbuki potansiyelimiz itibariyle dünyanın ilk 20'leri arasındayız. Hani, nerede sağlık sıramız, nerede?!. Göstergemiz çok kötü, ilk 100'den geride, bu göstergeyle 99 uncu sıradayız. Ancak, burada bir hakkı iade etmek gerekiyor; çok beğenmediğiniz üniversiteler, yaptığı yayımlarla dünyada 20 nci sıradadır; yani, üniversiteler ekonomiyle yarışıyor, onu belirtmek isterim.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, ne hazindir ki, 2005 yılı bütçesinden sağlığa sadece ve sadece yüzde 2,28 pay ayrılmış durumdadır. Bu net geliri; eğer Sağlık Bakanlığına ayrılan bütçe Maliyenin geliriyle oranlanırsa, bu rakam çıkacaktır. Halbuki, AB treninin son vagonunu yakalamak için, bütçeden sağlığa en az yüzde 10 pay ayrılması gerekiyor. Sonuç olarak, ülkemizin sağlık alanında bugün geldiği nokta itibariyle, mevcut sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesinden çok, bu hizmetlerin yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Sağlık hizmetlerinde bu sorunların çözümünü şu temel esaslara dayandırmak mümkündür; ancak, birkaç örnek vererek geçeceğim.
Sağlık Bakanlığının sağlık sektöründeki rolü yeniden belirlenmelidir.
Değerli arkadaşlarım, bunu ısrarla vurgulamak istiyorum; Sağlık Bakanlığının uğraştığı alan belli değildir. Sağlık Bakanlığı, planlama, denetleme, yönlendirme, kontrol etme, teftiş etme görevlerini yapmalı, hastane işletmeciliğini, artık, yavaş yavaş terk etmelidir.
Sağlık hizmeti alanındaki dönüşümlerde hekimlerin tümünü temsil eden meslek örgütlerinin önerileri dikkate alınmalıdır; çünkü, bu hastaneleri onlar çalıştırıyorlar; ama, maalesef, onların önerileri dikkate alınmamaktadır.
Sağlıkta, çokbaşlılık ve koordinasyonsuzluğun olduğu doğrudur; partilerüstü bir devlet politikası tesis edilmeli, bu politikalar sektörlerarası işbirliği çerçevesinde yürütülmelidir.
Koruyucu hekimlik mutlaka önplanda olmalıdır; ancak, sağlık mevzuatımızın, günümüzün ihtiyaç ve şartlarını karşılayabilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle, Umumî Hıfzıssıhha Kanunu, Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun, Sağlık Hizmetleri Kanunu gibi kanunlar değiştirilerek, günün şartlarına uyarlanmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 26 Aralık 2004