İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 102. BİRLEŞİM · SALI

Türkçenin devlet dili ilan edilişinin 729 uncu yıldönümü münasebetiyle

Ekrem Erdem

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Mayıs 2006 · 489 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ekrem Erdem (AK Parti), 16 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKÇENİN DEVLET DİLİ İLAN EDİLİŞİNİN 729 UNCU YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 489 kelime.

Ekrem Erdem (AK Parti, İstanbul). “Türkçenin devlet dili ilan edilişinin 729 uncu yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 16 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ekrem-erdem-22-2006-05-16-turkcenin-devlet-dili-ilan-edilisinin-729-uncu-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

EKREM ERDEM (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkçenin, Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından devlet dili ilan edilişinin 729 uncu yılı münasebetiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Karamanoğlu Mehmet Bey, 15 Mayıs 1277 yılında yayınladığı bir fermanla Türkçeyi devlet dili ilan ederek, divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda başka bir dilin kullanılmasını yasaklamıştır.

Türkçe, Karamanoğlu Mehmet Beyin bu fermanından önce de sonra da, gerek doğu gerek batı Türkleri arasında devlet dili idi. Hunlar, Göktürkler, Uygurlar ve Karahanlılar'da resmî dil her zaman Türkçe olmuştur, sadece Gazneliler Farsça'yı kullanmışlardır.

Büyük Selçuklular da, devlet dilinin Türkçe olmasına rağmen, resmî yazışmaları ağırlıklı olarak Farsça yapmışlardır. Büyük imparatorluklar halindeki Türk devletlerinde, kendilerine bağlı kavimlere ve diğer milletlere gönderilen yazıların onların diliyle yazılması bir âdet hükmündeydi. Nitekim, Osmanlılarda da, böyle, çeşitli dillerde yazılmış belgeler görülmektedir ve bulunmaktadır.

Osmanlı sultanları Orhan Beyden başlayarak, sade Türkçeyi bütün tarih boyuncu hem kendi şiirlerinde kullanmışlar hem de Sultan II. Murad "gönüller ancak açık Türkçeden haz alır" diyerek etraflarına topladıkları edip ve şairleri teşvik etmişlerdir.

Sultan II. Abdülhamid yayınladığı bir talimatnamede "sözün güzel ve doğru söyleme kaidelerine uygun olabilmesi, diğer şartlarla birlikte alışılmamış kelimelerle söylenmeyişine bağlıdır. Yazı dili için İstanbul ahalisinin konuştuğu lisanın esas tutulması; cümlelerin gayet sade ve açık yazılarak, kullanılan kelimelerin mümkün olduğu kadar Türkçe sözler olması, herhalde çok faydalıdır. Arapça kelimeler Araplar için, Farsça kelimeler İranlılar için menus sözlerdir; fakat, bu sözlerin İstanbul ahalisince bilinenleri pek azdır. Ahalinin daha çocukken anne babalarından işitip öğrendikleri kelimeler Türkçede menus ve bunun dışındakiler ise gayrimenus sayılmalıdır" demiştir.

Karamanoğlu Mehmet Beyin Türkçeden başka bir dilin kullanılmaması hakkındaki fermanı, dil şuuru bakımından önemli bir yaklaşımdır.

Değerli milletvekilleri, milletleri millet yapan unsurların başında dil gelir. Dil, millî birliğin ve bütünlüğün temel taşıdır. Toplumlar, millet olmayı bir dile sahip olmakla elde ederler ve millî varlıklarını da ancak kendi dilleriyle koruyabilirler.

Duygu ve düşüncelerin üretilip geliştirilmesi, anlatılması da dille olur. Dilden soyutlanarak düşünce üretmek imkânsızdır. İnsan, kelimelerle düşünür, düşüncelerini kelimelerle anlatır. Millî kültürün doğması ve gelişmesi dile bağlıdır. Dilini geliştirip zenginleştiremeyen, yabancı dillerin istilalarından koruyamayan milletler, ne millî bir kültür oluşturabilirler ne de oluşturdukları kültürü koruyabilirler.

Dilde başlayan yozlaşma ve yabancılaşma, dille sınırlı kalmayarak, zamanla bütün değerlerin yok olmasına ve millî birliğin telafisi imkânsız zararlar görmesine sebep olur. Dili yozlaşan, yabancı dillere karşı, gerek toplum hayatında gerekse bilim ve eğitimde geri plana düşen bir milletin geleceği de ciddî şekilde tehlikeye düşer.

Türkçenin devlet dili olması, konuşma dili ile yazı dili arasında ya da başka bir deyimle, aydın dili ile halk dili arasında farklılıklar oluşmasını engelleyememiştir. Bundan dolayı da dilin sadeleştirilmesi hep gündemde olmuştur, gündemden hiçbir zaman düşmemiştir. Yüzyıllar boyunca bu büyük ayrılığı ortadan kaldırmak için çalışılmıştır.

Bu çalışmalar cumhuriyet döneminde daha da hız kazanmış ve Atatürk'ün, Türkçeyi yabancı şekil ve kaidelerin tesirinden kurtarmak, çağdaş medeniyet seviyesine eriştirmek, günümüzün ilim, teknik, fen, felsefe ve sanat gibi alanlardaki bütün kavramları ifade edecek hale getirerek yazı dili ile konuşma dilini birleştirmek amacıyla başlattığı mücadele, büyük oranda sağlığında hedefine ulaşmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 16 Mayıs 2006

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook