Genel kadro ve usulu hakkında kanun hükmünde kararnamenin eki cetvellerin dış ticaret müsteşarlığına ait bölümünde değişiklik yapılması hakkında (s.s.476)
Denizli Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Haziran 2010 · 986 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Emin Haluk Ayhan (MHP), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GENEL KADRO VE USULU HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN EKİ CETVELLERİN DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞINA AİT BÖLÜMÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.476)); konuşma 986 kelime.
Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli). “Genel kadro ve usulu hakkında kanun hükmünde kararnamenin eki cetvellerin dış ticaret müsteşarlığına ait bölümünde değişiklik yapılması hakkında (s.s.476)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2010-06-09-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamenin-eki-cetvelle-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
EMİN HALUK AYHAN (Denizli)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 476 sıra sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Dış Ticaret Müsteşarlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nda şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce geneli hususunda konuştuğum konulardan arta kalan birtakım hususlar vardı, onları değerlendirmek istiyorum, buna ilave olarak da birtakım görüşlerimi beyan edeceğim.
Gerçekten, Türkiye dış ticaretine yeni bir eksen çizilmesi zorunludur. Avrupa Birliği ve gelişmiş ülke pazarlarına bağımlılık azaltılmalıdır. Yurt içinde katma değer üretimini destekleyecek politikalara öncelik verilmeli, ithal girdi bağımlılığı azaltılmalı, dâhilde işleme rejimi gözden geçirilmeli, Türk ürünleri üzerinde yurt dışı piyasalarda oluşan katma değerin Türkiye’de kalması sağlanmalı, proaktif bir pazar giriş ve stratejisi benimsenmeli, serbest ticaret prensibi ülke menfaatleri çerçevesinde kurgulanmalı ve uygulanmalı, Türk ürünlerinin rekabet gücünü artıracak rekabetçi döviz kuru uygulamasına da geçilmelidir.
Ayrıca, ihracatın bölgesel çeşitliliği sağlanmalıdır. Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya ekonomileri büyüdükçe, Türkiye için yeni ihraç pazarları hâline geleceklerdir. Türkiye bu gelişmeye de hazır olmalıdır. Özellikle Türk dünyasıyla ekonomik ilişkilerin, ekonomik ve ticari entegrasyon hedefiyle yürütülmesi ve bunun 2023 yılına kadar tamamlanması da hedeflenmelidir.
Dış Ticaret Müsteşarlığının, bildiğim kadarıyla, 77 ülkede, 3 uluslararası kuruluş nezdinde, 100 misyonda toplam 115 kadrosu bulunmaktadır. Latin Amerika ve Afrika bölgesi başta olmak üzere, ticari temsilciliklerimizin sayısının az olduğu misyonlarda çok kısa bir süre içerisinde yeni görevlendirmeler yapılmalıdır. Yeni temsilcilikler ve Türk ticaret merkezleri açılmasına da öncelik verilmelidir. Hâlihazırda dünya pazarlarındaki rakiplerimiz açısından değerlendirildiğinde, Müsteşarlığın yurt dışındaki mevcut personel ve fiziki imkânları son derece yetersiz kalmaktadır.
Bu imkânların artırılması kadar rasyonel kullanılması da önemlidir. Bu kadrolar arpalık ya da yandaş kayırma aracı olarak görülmemeli, kurum içinden, nitelikleri uygun personelin görev almasına önem verilmelidir. Ayrıca, aklınıza gelen her yerde kadro açmak yerine ülke dış ticaret stratejisine uygun merkezlerin belirlenerek, burada ihtiyaca dönük yapıların ve organizasyonların oluşturulması suretiyle personel görevlendirilmesi gerekir. Yoksa, mevcut yapı içerisinde zihniyet değişikliği olmadan, bu kadroların heba edilmesi görülecektir, heba edilecektir. Ticaret müşavirlerinin görev tanımı, hedefleri, sorumlulukları, görev ve yetkileri daha açık bir şekilde belirlenmelidir. Mevcut yasal metinlerdeki bu alanlardaki düzenlemeler yeterli değildir. Ticaret müşavirleri, kimine göre “teşrifatçı”, kimine göre “uç beyi”, kimine göre “diplomat”, kimine göre “tacir” olarak değerlendirilmemeli, bu işin bir kriteri, sınırları ve ölçüsü olmalıdır, onların devletin birer temsilcisi olduğu da unutulmamalıdır. Bir kişilik ticaret müşavirlikleri “Bir Türk dünyaya bedeldir.” zihniyetinin ürünüdür. Dış ticaret bir takım oyunudur, bu takımı iyi kurmak gerekir, Sayın Bakanın bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceğine inanmak istiyorum.
Bakın, bu tasarıya kimse muhalefet etmedi, nasıl kullanılacağını bilmeden olumlu görüş -muhalefet tarafından- beyan edildi. 30 kişiyle bu sorunların, ihracatın sorunlarının çözülmesi mümkün değil. Gerek Sayın Bakana gerekse yetkililere, geçmişte görev aldığımız bir kurum olması hasebiyle, sorumluluk aldığımız bir kurum olması hasebiyle, ihtiyacın daha fazla olabileceğini beyan ve ifade ettik, onları bu konuda teşvik edeceğimizi de söyledik. Burada kurumsallaşmaya ne yapmamız lazım, çok iyi bir şekilde dikkat etmemiz lazım. Gerçekten, biraz önceki konuşmamın başlangıcında ifade ettiğim hususlarda, son zamanlarda gelen teşkilat yasaları, kadrolara ilişkin hususlarda gerçekten bazı konuların darmadağınık olduğunu, devletin düzenini tahribata yönelik olduğunu bir kez daha ifade ediyorum.
Bu Hükûmet gerçekten bu işleri anlamıyor. Sayın Bakan, bu Hükûmet sizi de anlamıyor, aynı şeyi, sizden önceki Sayın Bakana da ifade ettim. Gerçekten, kur konusunda sizlerin konuşması, çırpınması, bunların Bakanlar Kurulunda görüşmediği kanaatini hem bizde oluşturuyor hem de oluşan bu görüşümüzün kuvvetlenmesine neden oluyor. Şayet, Merkez Bankası, sizin politikalarınızla, sizin makroekonomik çerçevede çizdiğiniz, uyguladığınız politikalarla uygun bir program götürmüyorsa, bir kur politikası götürmüyorsa, bunun yapılacak şeyi şikâyet etmek değil. Nedir? Onu bir şekilde yasal yollardan çözmektir. Bunun her sefer gündeme gelmesi kamuoyunda da hoş bir şey olmuyor.
Şimdi, bakıyoruz, serbest bölgelerle ilgili dört beş tane tasarı geldi, geçen dönem bir tasarı geldi. Yani 300 milyar dolar civarında bahsettiğimiz ne var? Dış ticaret hacmi var. Biz 1 milyon dolarlık işlerin peşinde koşuyoruz ve önce tasarı olarak geliyor, üzeri daksilleniyor, lakayıt bir şekilde teklif olarak başka yerlere sunulmaya çalışılıyor, sonra yüce Meclise geliyor. Bu konu üzerinde görüş beyan edildiği zaman da kurumun buna sahip çıkmadığını, biz ne yapıyoruz teklif olduğu için, anlamış oluyoruz çünkü üzerinde daha önceden “tasarı” yazıyor.
Bunun dışında, gerçekten, samimi olarak, dâhilde işleme rejimi ve buna ilave olarak serbest bölgelerle ilgili araştırma önergeleri verdim. Bunlarla ilgili, hakikaten de samimi olarak bunların araştırılması gerektiğine inandığım için bunları verdim ama gerek şahsınızdan gerekse Hükûmetten, iktidar kanadından buna yönelik hiçbir olumlu tepki de almadık.
Bunların ötesinde, zaten Hükûmetin kurgusunda, Hükûmet, krizi fark edemedi; krizi fark etse seçim öncesi ifade edemedi, ifade edememenin sonucunda rakamları 29 Marta kadar değiştiremedi; değiştirememesinin sonucunda bütün cihana, âleme yanlış hedeflerle gittik. Sonunda ne oldu? Artı 4 dediğimiz büyüme hedefi eksi 6’ya yaklaştı. Dış ticaret hedefi -dün burada grup başkan vekili yanlış ifade etti- neydi? 330-340 milyar dolarlık hedefler, geldi, neredeyse yüzde 50 azaldı, 250 milyar dolarlara yaklaştı. Şimdi, baktığımız zaman, hedeflerin hepsi paramparça; istihdamda problem, yatırımda problem, ekonominin ihracatında problem, ithalatında problem, ekonominin her alanında problem.
Sayın Bakanım, bakın, geçen sene hedefleri, 149 milyar dolar ihracat, 2,5 milyar dolar ithalat koymuşuz, 102 ile 140 gerçekleşmiş. Şimdi, bakıyoruz “Cari işlemler açığı 50 milyar dolar.” diyorsunuz, 11 milyar dolar oluyor. Şimdi, baktığınız zaman, Hükûmetin ileriyi gördüğünü, makroekonomiyi fevkalade iyi düzenlediğini, hedefleri fevkalade iyi koyduğunu, bu sorunları çözdüğünü söyleyebilir miyiz? Söyleyemiyoruz. İşsizlik kol geziyor. Şimdi, burada arkadaşımız var. Denizli’de 30 bin kişi işini kaybetti, 480 bin merkez nüfusu var, 30 binini düşün öğrenci olarak, üniversite öğrencisi…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Kaç nüfusu var?
EMİN HALUK AYHAN (Devamla)480 bin. Yani her 2 evden 1 tanesine, 3 evden 1 tanesine haciz geliyor.
Bakın, biz, ihracatı AKP döneminde, 2003-2009 arasında 611 milyar dolar yapmışız, ithalatımız 936 milyar dolar. Cari dış ticaret açığına bakıyoruz, 325 milyar dolar. Şimdi, hadiseye böyle baktığımızda, bunun adı AKP Hükûmetince milletin soydurulmasıdır. Bakın, sadece geçen yıl 125 milyar dolarlık bu ülkenin millî geliri hiç edilmiştir, kaybetmiştir insanlar, 125 milyar dolar! Kişi başına gelir de yaklaşık yüzde 17, yüzde 20 azalmıştır. İnsanlar perişandır, sanayi perişandır. Nereye bakarsanız bakın, sıkıntılar artmaya başlamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
106 konuşma daha · 9 Haziran 2010