İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 62. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kanununa geciçi maddeler eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.799)

Engin Altay

Sinop Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 62. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Şubat 2005 · 978 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Engin Altay (CHP), 23 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNA GECİÇİ MADDELER EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.799)); konuşma 978 kelime.

Engin Altay (CHP, Sinop). “Yükseköğretim kanununa geciçi maddeler eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.799)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 23 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2005-02-23-yuksekogretim-kanununa-gecici-maddeler-eklenmesine-dair-kanun-teklifi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop)Sayın Başkan, değerli mesai arkadaşlarım; 799 sıra sayılı kanun teklifi üzerinde söz aldım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, izninizle, konuya geçmeden, hükümetten bir ricada bulunmak ve bir uyarı yapmak istiyorum: Hükümetimizin sayın yöneticilerinin, SSK'lıların çektiği ilaç ve tedavi eziyetine bir an önce son vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bu millet, bu rezaleti hak etmiyor.

Değerli arkadaşlar, eğer seçimler zamanında yapılır ise, yani, 2007'nin kasım ayında Parlamento seçimleri yapılırsa, göreceksiniz ki, seçimlere üç-dört ay kala bu koridorlarda bugün gezen ve durumlarına çok üzüldüğümüz değerli öğrenci kardeşlerimiz, yine, bu Parlamentodan af talebinde bulunacaklardır.

Biraz önce, Anayasa Profesörü Sayın Araslı'nın yaptığı uyarıyı da dikkate almadınız; ama, burada AKP Grubu adına söz alan bütün hatipler de "af çıkarıyoruz" diye topluma mesaj verdiler. Bu konuda -bu, deneyimle sabittir- biz uyardık, bizi dinlemediniz, ya Çankayadan ya da Anayasa Mahkemesinden defeatle geri döndünüz; sanıyorum, yine böyle bir olayla karşılaşacaksınız.

Cumhuriyet Halk Partisi, üniversitelerin bilimsel ve akademik tam özerkliğine inanan ve savunan bir partidir. Bu sebeple, bu konuda, bu getirdiğiniz kanun teklifinde sizinle aynı düşünmüyoruz.

Değerli arkadaşlar, çağdaş demokrasilerde, parlamentonun, yasama organı sıfatıyla, özerk kurumlara müdahalesi düşünülemez. Anayasanın 130 uncu maddesi, yükseköğretim kurumunu nitelemiş ve tanımlamıştır. Burada "devlet" kelime olarak dört defa geçmekte; üçünde de yükseköğretim kurumuna yönelik olarak "devletin gözetim ve denetimi" ibaresi yer almaktadır; bir keresinde de "kaynak sağlama" ibaresi yer almaktadır. Bunu, şunun için size hatırlatıyorum; devletin işlerini yürüten yürütme organının, bu konuda, Anayasanın 130 uncu maddesine de bir parça sadık kalması gerekir.

Değerli arkadaşlar, konu aynı, dert aynı, sakıncalar, yanlışlar, eksikler aynı olduğu için, Cumhuriyet Halk Partili hatiplerle, benden önce konuşan hatiplerle, hiç istişare yapmamış olmamıza rağmen -onları da dinledim, ben kendi aldığım, hazırladığım notlara da baktım- aşağı yukarı aynı şeyleri not almışız. Demek ki, her birimiz de ayrı ayrı, aynı tespitleri yapmışız. Demişiz ki, konu akademiktir, konu tekniktir. Konunun üç sacayak bacağı olmalıdır; bu, YÖK, Üniversitelerarası Kurul ve Millî Eğitim Bakanlığıdır; bu üçgen içerisinde bu konunun çözümü gerekir; çocuklarımızın durumu, elbette ki bizi de üzmektedir demişiz. Arkadaşlarım da dedi, ben de diyorum, ekranlarını yeni açan izleyiciler de olabilir düşüncesiyle.

Arkadaşlar, dünyanın hiçbir yerinde, ama hiçbir yerinde, diktatörlükler hariç, siyasetin bilime nasıl davranacağını tebliğ ettiği görülmemiştir. Siyaset de bir bilimdir, daha doğrusu, siyaset, bilimin bir alt parametresidir. Bu, sadece ve sadece diktatörlüklerde olur. Başka hiçbir şekilde bunun açıklanması mümkün değildir.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sistemin çarpıklığının kurbanı olmuş gençlerimize, onların durumlarına, elbette, en az sizin kadar, belki sizden daha fazla üzülüyoruz. Özellikle onların ailelerinin durumu, bizleri fevkalade üzmektedir; ama, bu sorunu köklü, kalıcı ve sağlam temelli olarak çözmek de bu Parlamentonun görevidir. Yani, bizden önce 9 defa çıkmış, bir kere de biz çıkaralım; böyle bir mantık olabilir mi?! Bir gelenek var, yanlış bir gelenek var, biz sürdürelim... Kan davası bir gelenektir, bir şeydir; ama, yanlıştır, sürdürülür; bunun gibi bir şey. Bunu doğru bulmak mümkün değildir.

Yani, bu koridorlarda hepiniz üniversite affı isteyen öğrencilerle karşılaştınız. Ben de karşılaştım, vicdanım sızladı, duygulandım, üzüldüm; ama, çare bu değildir. Bu şekilde bunun çözülmesi mümkün değildir. Şunu düşünüyoruz -üzüntüyle ifade etmek zorundayım- AKP Grubu, gençlerimizin geleceğe yönelik umutları üzerinden, günübirlik, popülist siyaset yaklaşımıyla bir prim yapma arzusu içerisindedir. Bu yaklaşım çözüm değildir. Niye, hükümet bunu tasarı olarak getirmedi, merak ederim.

Kaldı ki, bir tartışma açmak için de söylemiyorum; ama, bakın, size bir cümle okuyayım: "Üniversiteler, her çeşit düşüncenin demokratik bir ortamda hoşgörü içerisinde öğretilip tartışıldığı, yasakların ve sınırlamaların olmadığı özgür forumlara dönüştürülecektir." 18 Mart 2003, 59 uncu hükümet programınız.

Şimdi, burada, sizin, yasaklardan ve sınırlamalardan ne anladığınızı ben tam anlamadım; ama, benim tahmin ettiğim şeyse, bu teklif de bunun bir başlangıcıysa, bu konu Türkiye'yi epeyce meşgul edecek demektir; bunu da bu şekilde hatırlatmayı yararlı sayıyorum.

Arkadaşlar, eskiden, ben daha 7-8 yaşlarındayken, bizim ilçemizde, insanların dişi ağrıyınca, sallansın ya da sallanmasın, o zamanlar, öyle diplomalı dişçiler, hekimler, böyle güzel koltuklar falan yok...

AHMET IŞIK (Konya)Berber, berber!..

ENGİN ALTAY (Devamla)Bizde nalbant derlerdi. Nalbanda gidilir ve diş çekilir, alınırdı. Tabiî, o bir kısa faydaydı, o da bir faydadır; ama, çok uzun vadede çok ciddî bir zarardır; ama, bugün, siz, dişçiye gidiyorsunuz da, çek bu dişi diyorsunuz; adam çekmiyor, bu hallolur diyor; kanal tedavisi diye bir şey var diyor, dolgu diye bir şey var diyor, köprü diye bir şey var diyor, bu hallolur diyor. Sizin bugün bu yaklaşımınız, yani, bu kanun teklifiniz, aynen buna benziyor; yani, nalbandın paslı penseyle diş çekmesine benziyor; ben, böyle benzetiyorum.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Yanlış bir benzetme!

ENGİN ALTAY (Devamla)Değerli arkadaşlar, şahsım adına da söz talebim var; bu süre bitince, kalan çözüm önerilerimi de -ilginiz olabilir- o bölümde dinlersiniz.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz, bütün siyasal tarihimiz boyunca, sorunlara, hiçbir zaman günübirlik bakmadık, tumturaklı yaklaşmadık; bunun için bedel de ödedik, ödemeye de devam ederiz. Bu söylediğim şeyi bilerek söylüyorum. Karşılaştığımız tüm sorunlar için, sağlıklı, kalıcı, köklü çözümler öngören ve bu çerçevede politika üretmiş ve tatbik etmiş bir parti olduk. Aldığımız her kararda, her tatbikatta hiç bugüne bakmadık, hep yarına baktık, yarını düşündük, öyle karar aldık. Kurulduğumuz tarihten bugüne kadar, bizim için, Cumhuriyet Halk Partisi için aslolan, milletimizin, dolayısıyla bugün tartıştığımız gençlerin sağlam temelli geleceğidir. Cumhuriyet Halk Partisi, kurulduğu günden bugüne, hiçbir zaman, yürürken önündeki tepeye bakmamıştır, tepenin ardını görmüş ve bütün siyasî duruşlarını buna göre belirlemiştir. Bazen, bunun bedelini de ödedik. Cumhuriyet Halk Partisinin Parlamento dışı kaldığı 1999-2002 dönemini herkese hatırlatmak isterim. Biz, orada, tepenin arkasını gördüğümüz için bir bedel ödedik; ama, bu dönem, Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye'nin teminatı olduğunun da apaçık bir yansıması olmuştur ve bugün, 2005 yılında, yetmiş milyon tarafından bu böyle tescillenmiş ve kabullenilmiştir.

Değerli arkadaşlar, konu -hep söyledi arkadaşlar- bir sistem sorunudur. Siyasî irade, sistemdeki sorunu çözmek yerine, teknik ayrıntılarla meşguldür. Siyasî iradenin görevi, günü kurtarmak değildir, olmamalıdır, olamaz. Seçim beyannamelerinizde var, 59 uncu hükümet programınızda var, burada güzel şeyler de var. Buradaki ile bizim seçim beyannamemiz arasında denk düşen, paralellik taşıyan şeyler de var; yapsanıza bunları, ikibuçuk yılınız bitti. Birsürü şey söylediniz ...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 23 Şubat 2005

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook