İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 103. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Mayıs 2008 · 1.761 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Enis Tütüncü (CHP), 13 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI; TRABZON MV.CEVDET ERDÖL VE 2 MV. İLE ŞANLIURFA MV.RAMAZAN BAŞAK'IN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:224)); konuşma 1.761 kelime.
Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-23-2008-05-13-is-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasar (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, kamuoyunda “istihdam paketi” olarak lanse edilen yasa tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi en iyi dileklerimle, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Evet, aylardır reklamı yapılan bu paket nihayet Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine geldi. Tasarının içeriğine girmeden önce Türkiye’deki işsizlik ve yoksulluk sorununun son durumunu objektif bir şekilde, net bir şekilde irdelemek gerekiyor.
Türkiye'nin bugün, kronikleşmiş, müzmin hâle gelmiş en önemli sorunu işsizlik ve yoksulluktur. Bu sorunun AKP İktidarları döneminde giderek büyüdüğüne ve sanki bir toplumsal işkenceye, sanki bir toplumsal zulme dönüşmekte olduğuna tanık oluyoruz.
Gerçekten, değerli milletvekilleri, kurşun yarasından da ağırdır işsizlik. Önceleri pek farkına varamazsınız ama zaman ilerledikçe sadece işsiz kalanı değil tüm aile fertlerini dayanılması çok güç acılara sokar.
Böylesine önemli bir sorunun AKP Hükûmetince hâlâ tüm boyutlarıyla, ağırlığıyla görülememiş olmasını büyük bir üzüntüyle ve aynı zamanda şaşkınlıkla izliyoruz. Bakınız, Hükûmete göre Türkiye'de işsizlik oranı yüzde 9’lar, 10’lar düzeyinde. Avrupa Birliğinin bazı ekonomilerinde de işsizlik oranları aynı düzeylerde. Bakınız bu sabah Avrupa Birliğinin istatistik bürosu Eurostat’ın İnternet’inden taze bilgiler indirdik: Fransa’da şu anda işsizlik oranı yüzde 9,7, İtalya’da işsizlik şu anda yüzde 10,4, İspanya’da işsizlik şu anda yüzde 14, Belçika’da işsizlik şu anda yüzde 9’a yakın.
Değerli milletvekilleri, bu tablodan şu sonuç da çıkarılabilir: Türkiye'de işsizlik oranı Avrupa Birliğindeki ülkelerin işsizlik oranlarında ise bizim işsizlik sorunu öyle iddia edildiği gibi can yakıcı, önemli, ağır, bunalım yaratan bir sorun değil. Hatta bu tabloya bakarak Türkiye'deki işsizlik sorununun abartıldığından dahi söz edilebilir. Acaba gerçek nedir? Devlet Planlama Teşkilatı, uzun zamandır, iş gücü piyasası tablolarına TÜİK’in o çok bildiğimiz yüzde 9’lar, yüzde 10’lar civarındaki işsizlik sayılarına eksik istihdam edilenleri de ekliyor; böylece, işsizlik ve eksik istihdam nedeniyle atıl kalan iş gücü oranına ulaşıyor; yüzde 14’ler dolayında gösteriyor, 2008 yılı başında. Devlet Planlama Teşkilatının bu yaklaşımı, gerçeği yakalamanın olumlu bir adımı olmuştur ancak yetersizdir. Gerçeği yakalamak için buna mevsimlik çalışanlarla iş aramayıp ama her an çalışmaya hazır olanları da eklemek gerekiyor. Buna göre, 2008 yılı başında fiilî işsizlik sayısı 5 milyon 600 bin kişidir yani yüzde 22,3. Buna karşılık, Hükûmetin yani TÜİK’in açıkladığı resmî işsizler nedir? 2 milyon 436 bin. Yani gerçek işsizlik oranından yüzde 55 daha az. Sayın Başbakanımızın, sayın bakanlarımızın dünyasındaki işsizlik sayısı, işsizlik oranı bu kadar.
Şimdi buradan soruyorum Sayın Başkan, değerli milletvekilleri: İşsizlerin sayısını veya işsizlik oranını düşük göstermek Hükûmete ne sağlar, Türkiye’ye ne yarar sağlar? Belki başkalarının gözünü boyayabiliriz, belki halkımızı kandırabiliriz ama bu kandırmanın Türkiye’ye çok büyük zararı ve çok büyük bir maliyeti vardır. Nitekim, bu ağır maliyetin faturasını şimdiden ödüyoruz. Nasıl ödüyoruz? Bakınız, açık bir şekilde size sunayım, şöyle ödüyoruz: 70 milyonluk nüfustan 52 milyonu yoksulluk sınırının altında yaşamak mecburiyetinde kalıyor, böyle ödüyoruz. Bu 52 milyon yoksul kişiden 10 milyon 800 bin kişiyi ise açlık sınırları altında yaşamaya mahkûm ederek faturayı millete ödetiyoruz.
Hükûmet, sakın ola ki bu tablonun gerçeği yansıtmadığını söylemeye kalkmasın, lütfen. Bu tablonun nasıl gerçek olduğunun kanıtını size sunayım, gerçek kanıtını size sunayım: Bu kanıt, istihdam oranıdır. Türkiye’de 2008 yılı başında 15 ve daha yukarı yaşlarda sivil nüfustaki her 100 kişiden 41 kişisi istihdam edilebiliyor, istihdam oranı yüzde 41. Yani her 100 kişiden çağ nüfusunda, çalışabilecek nüfusta her 100 kişiden 41 kişi iş ve güç sahibidir Türkiye’de. Bu 41 kişiden 20 kişisi ise kaçak, yani kayıt dışı çalışıyor. Kayıt dışı çalışma ne anlama geliyor? Büyük bir olasılıkla, kayıt dışında çalışanların ücret düzeyleri asgari ücret düzeyinin altında.
Avrupa ülkelerine gelince, her 100 kişiden yaklaşık 70 kişisi iş ve güç sahibidir, çalışanlar arasında kaçak, yani kayıt dışı istihdam oranıysa son derece azdır.
Yineliyorum Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konunun özü, esası budur. İşsizlik ve yoksullukla ilgili sorunumuzun özü, esası budur, yineliyorum. Türkiye’de çalışma çağındaki her 100 kişiden 41 kişisi iş ve aş sahibi, bu 41 kişinin yarısına yakını kaçak çalıştırılıyor, bunların önemli bölümü asgari ücretin altında ücret alıyorlar; oysa, Avrupa Birliğinde aynı durumdaki 100 kişiden 70 kişisi aş ve iş sahibi, kaçak çalışan oranı son derece düşük, asgari ücretin altında çalışanlar ise devede kulak. Ayrıca, Avrupa Birliği ülkelerinde, hepimiz biliyoruz ki, asgari ücret düzeyleri Türkiye’den katbekat farklı, yüksek.
Bakınız, bu konuda da, size, bu sabah Eurostat’tan aldığımız taze bilgileri sunayım: Fransa’da asgari ücret şu anda 1.218 euro, Belçika’da 1.234 euro, İngiltere’de 1.269 euro, Hollanda’da 1.273 euro, böyle gidiyor. Bizde, şu andaki asgari ücreti euroya çevirdiğimizde, 224 euro. Açıkça görülüyor ki, Avrupa Birliği ülkelerindeki asgari ücret düzeyi Türkiye’den dört kat, beş kat fazladır, ama ne yazık ki, Türkiye’de, istihdamda olan, üretim sürecinde olan nüfusun yaklaşık yarısı kaçak çalıştırılmaktadır ve bunun da önemli bölümü asgari ücretin oldukça altında çalışmak mecburiyetindedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bunlara şunun için değiniyorum; sonuç olarak, işsizlik ve yoksullukla ilgili, Türkiye’de şöyle bir manzarayla karşılaşıyoruz -Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; lütfen, yıllardan bu yana anlatmaya çalışıyoruz, işsizlik ve yoksulluk sorununu gerçek boyutlarıyla ele alalım- şöyle bir tabloyla karşılaşıyoruz:
1) Türkiye’de işsizlik, yoksulluk ve açlık sorununun büyüklüğü, yaygınlığı hakkında AKP’nin tespitleri gerçeği kesinlikle yansıtmamaktadır.
2) İşsizlik, yoksulluk ve açlık Türkiye’de iç içe geçmiş, birbirini besleyerek büyüten bir sorunlar yumağıdır. Bu yumağın çekirdeğinde işsizlik, yatmaktadır. Bu nedenle, bu sorunlar yumağını, ancak ve ancak, işsizlikle kapsamlı, ciddi bir mücadeleye girişmekle çözebiliriz.
3) AKP iktidarları döneminde işsizlikle ciddi bir mücadeleye girişilmemiştir.
AKP, çalışmanın veya insan onuruna ve saygınlığına yaraşır bir yaşam düzeyine ulaşmanın herkes için anayasal bir hak olduğunu neredeyse unutturma çabasındadır. Çağdaş sosyal devlet anlayışının kendine yüklediği sorumluluğun bilincinde değil AKP, kafasına göre bir yol tutturmuş, işsizlik ve yoksulluğu siyasi ranta, yani oya dönüştürme yolunda yürüyor.
Sayın Başkan bana söyler misiniz lütfen, sayın milletvekilleri şöyle bir düşünelim: Dünyanın hangi ülkesinde bir hükûmet 8 milyon aileye kömür dağıtmasıyla, dünyanın hangi ülkesinde bir hükûmet milyonlarca aileye gıda yapmış olmasıyla övünür? Böyle bir ülkede, Türkiye’de… Böyle bir ülkede -rica ediyorum, hep birlikte düşünelim- işsizlikle, yoksullukla ilgili resmî istatistiklerin hiçbir kıymeti harbiyesi olabilir mi? Hesaplama yönteminde değişiklik yaparak, kâğıt üstünde millî geliri 9 bin dolara çıkardınız, 10 bin dolara çıkardınız ne yazar; çıkarsanız ne yazar işsizlik ve yoksullukla ilgili sorunun çözülmesi açısından!
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarı, bu hâliyle içi boş, dostlar alışverişte görsün kabilinden hazırlanmış bir tasarı niteliğindedir. Aylardır reklamı yapılan bu paketten biz Cumhuriyet Halk Partililer en azından şunları beklerdik, şunları:
Birinci olarak: Türkiye’de üretimi, istihdamı ve ihracatı artıracak bir yatırım seferberliğinin ana hatları -en azından ana hatları- bu tasarıda olmalıydı. Ana hatlarla ne murat ediyoruz? Türkiye’yi dünya pazarlarında kazananlar safına geçirecek bir yol haritasını murat ediyoruz. Bu yol haritasında geleceğin dünyasında güneşi yükselecek hangi sanayileri teşvik edebiliriz? Bu bağlamda, bu sanayiler paralelinde altyapı yatırımlarından hangilerine öncelik tanıyabiliriz? İşte, böylesi konuların en azından ipuçları verilmeliydi, ipuçları yer almalıydı bu sözüm ona istihdam paketinde.
İkinci olarak: Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de en önemli sorunlardan biri olan kayıt dışı ekonominin ve kayıt dışı istihdamın en aza indirilmesi için hangi temel ilkeleri olmazsa olmaz koşul olarak benimsemeliyiz, Türkiye benimsemelidir? Bunlar da yer almalıydı en azından, ana hatlarıyla yer almalıydı en azından bu sözüm ona istihdam paketinde.
Üçüncü olarak: Bu istihdam paketinde ne yer almalıydı: Tarım ve hayvancılık nasıl ayağa kaldırılır? Tarım ve hayvancılık çökmüş, tarımda cumhuriyet tarihinin en büyük göçü başlamış. Tarımın dışına sürülen yurttaşlarımız kentlerin varoşlarında tırnaklarıyla yaşama tutunmaya çalışıyorlar. Bu göçü kontrol edilebilir bir düzeyde tutmak için, acaba, tarımda ve hayvancılıkta neler yapılabilir? İşte, istihdam paketinde, bu bağlamda da bazı politika açılımları gerekiyor idi, aksi hâlde, “istihdam paketi” dememeniz gerekirdi buna.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tarımın, işsizlik ve yoksullukla mücadelede birçok açıdan yaşamsal önemde olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, izninizle, bu konuda biraz ayrıntıya girmeyi zorunlu görüyorum. Çünkü hem ekonomik kalkınmanın hızlandırılması hem de işsizlik ve yoksullukla mücadele için Türkiye, tarım sektörünün bütün potansiyelinden, mutlaka ve mutlaka, sonuna kadar yararlanmak zorundadır. Yıllardır, bu gerçeği AKP’ye anlatmaya çalışıyoruz.
Bakınız, 2007’de tarım üretiminde yüzde 7’nin üzerinde bir gerileme yaşandı. AKP olarak, tarımı, bir yük, bir ayak bağı gibi algıladınız; tarıma destek vermeyi çok sakıncalı bulan, tarımsal destekleri sürekli azaltan, tarıma destek olacak kuruluşların tümünü kapatan ve satan bir zihniyeti savundunuz. İşte, bu zihniyetin, bugün yaşadığımız olumsuz tabloya neden olduğunu üzülerek görüyoruz.
Çiftçinin kara gün dostu olan Toprak Mahsulleri Ofisi nerede? Kuşa çevirdiniz Toprak Mahsulleri Ofisini. Toprak Mahsulleri Ofisi ajanslarını kapattınız, depolarını, silolarını kapattınız, ofislerini kapattınız, kantarlarını kaldırdınız, memurlarını işten çıkardınız, alım istasyonlarını çalışamaz hâle getirdiniz, perişan ettiniz çiftçiyi.
Soruyorum: Et ve Balık Kurumu nerede? Süt Endüstrisi Kurumu nerede? Bu kurumların, en azından, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde açlığı, yoksulluğu, işsizliği önlemek açısından yaşatılması düşünülemez mi idi? Ha, şimdi düşünüyoruz. İnşallah, düşünürsünüz, biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak size elimizden gelen desteği veririz.
Tarımda istihdam yaratılması ve göçün kontrol altına alınması için Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hayvancılık derhâl özel önem taşıyan bir sektör hâline getirilmelidir. Çünkü hayvancılık tarımsal istihdamda süreklilik yaratır, daha az emekle daha çok gelir olanakları yaratır. Ayrıca, başta gıda olmak üzere, gıda sanayisi olmak üzere, yem, tekstil, deri, konfeksiyon, ayakkabıcılık gibi imalat sanayilerini ve bu imalat sanayilerinin alt sektörlerini ateşler.
Bu arada, Türkiye’de bir çarpıklığın görülmesi ve düzeltilmesi gerekiyor, bu da bu istihdam paketiyle ilgili. Türkiye’de tarımın ağırlıklı olarak bitkisel üretime dayanan bir üretim yapısı var, bitkisel üretime dayanıyor tarım. Gerçekten bizim tarım sektöründe, toplam üretim değeri içinde bitkisel üretimin ağırlığı yüzde 70, yüzde 75 dolayındadır; hayvansal üretimin ağırlığı ise yüzde 25-30’lar dolayındadır. Oysa Avrupa’da hayvansal üretimin payı çok fazladır. Örneğin, hayvansal üretimin payı Fransa’da yüzde 60’larda, İngiltere’de yüzde 70’lerde, Almanya’da yüzde 75’lerdedir. Bu nedenle Avrupalı, kişi başına yılda 72 kilogram et tüketiyor, bizim insanımız 24 kilogram eti ancak tüketebiliyor. Bu nedenle Avrupalı yılda 101 kilogram süt içebiliyor ama bizim insanımız ancak 18 kilogram süt içebiliyor. Türkiye'nin Avrupa’yla yarışabilmesi için hem tarımsal üretimin yapısını hayvancılık lehine değiştirmeliyiz hem de beslenme kalıplarını tahıldan hayvansal besinlere doğru kaydırmalıyız. İşsizlik ve yoksullukla mücadele için yineliyorum, Türkiye tarım ve hayvancılıktaki potansiyellerini mutlaka ve mutlaka sonuna kadar kullanmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce de söyledim, bu tasarı dostlar alışverişte görsün kabilinden bir tasarıdır. Aylardır reklamını yapıyorsunuz ama paketten beklenenler ne yazık ki çıkmamıştır. En azından nelerin çıkması gerektiğini az önce, kısa da olsa, satırbaşları itibarıyla sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu yasa tasarısının bir bölümüne olumlu oy kullanacağız ama bir bölümüne olumlu oy kullanmamız mümkün değil. Ama olumlu oy kullanmamıza rağmen bilelim ki Türkiye’de istihdam böyle bir paketle artmaz, artamaz, artırılamaz.
İşe alınan kadınlarda 18-29 yaş arasındaki gençlerin SSK primleri beş yıl boyunca İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak. Peki, bu durumda otuzlu yaşlarda olanları kimler işe alacak? Bu durum Anayasa’nın eşitlik ilkesine nasıl sığdırılacak? Kadınlara nerede iş bulduk da emzirme odası ve kreş sorun oldu? Özürlü çalıştırma konusu esasen yasal bir zorunluluk hâline gelmişti. Öyle değil mi? Esasen bir yasal zorunluluk hâline gelmişti. Bu konuda bir yenilik getirmiyor tasarı. Ama eski hükümlü çalıştırma yükümlülüğünü özel sektörden kaldırıyor, kamuya yüklüyor. Bu düzenlemeyi bu hâliyle doğru bulmuyoruz. İşsizlik Sigortası Fonu, halk deyimiyle, tırtıklanmaya başlanıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 13 Mayıs 2008