Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanunda değişiklik yapılması hakkında (s.s.386)
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 106. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Haziran 2009 · 920 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Enis Tütüncü (CHP), 17 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU FİNASMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.386)); konuşma 920 kelime.
Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanunda değişiklik yapılması hakkında (s.s.386)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 17 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-23-2009-06-17-kamu-finasmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanunda-degis-4 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, yürürlük maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi en iyi dileklerimle selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yürürlük maddesi… Ancak bu konuda önemli gördüğümüz üç konuyu yeniden dikkatlerinize sunmak istiyoruz: Birinci olarak, bu yasa tasarısı çok geç kalmış bir tasarıdır. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak dokuz ay önce böyle bir yasa tasarısının çıkarılmasını önerdik. Dokuz ay gecikmeyle geldi. Ne yazık ki etkisi çok sınırlı kalacak. İkinci olarak -az önce önergemiz reddedildi- verilen destek, 1 milyar liralık destek son derece yetersizdir. Bunun sıkıntısını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ve üçüncüsü de, bu yasada katılmadığımız üçüncü konu, özel tertip devlet tahvilini doğru bulmuyoruz. Finansman desteğinde normal tertip devlet tahvili çıkarılmasını yararlı görüyoruz çeşitli açılardan.
Neden çok geç kalınmıştır Sayın Başkan, değerli milletvekilleri? AKP dünya ekonomik krizinin farklılığını algılamakta ne yazık ki geç kaldı. Dünyadaki kriz finans kriziydi. Dünya finans krizini yaşarken Türkiye’deki sıkıntılar özel kesim tasarruflarının olağanüstü düşmesinden kaynaklanıyordu, ekonominin yapısal sorunlarının giderek büyümesinden kaynaklanıyordu ve reel ekonomiyle, reel sektörle ilgili çeşitli aşılamayan sorunlardan kaynaklanıyordu.
Şu anda reel sektördeki manzara şudur Sayın Başkan, değerli milletvekilleri: Büyük şirketler yurt içinden kaynak buluyorlar. Kaldı ki büyük şirketler için yurt dışından kaynak sağlanma olanakları da yavaş yavaş açılıyor. Sorun KOBİ’lerde. KOBİ dünyasında şöyle bir anlayış hâkim olmuş, diyorlar ki: “Biz bu krizi şu ya da bu şekilde mutlaka çözeriz ama yeter ki şu içinde bulunduğum finansman sıkıntısını, borç sarmalını aşayım.” Bu anlayışı fark eden Sayın Başbakan, anımsayacaksınız, bir ay kadar önce bankalara yüklendi “Neden kredi vermiyorsunuz KOBİ’lere?” diye, açtı ağzını yumdu gözünü. Aynen şöyle seslendi bankalara Sayın Başbakan: “İnsaf ya, insaf yani! Önünü aç, yardımcı ol. Tamam, eşeği sağlam kazığa bağla ama gel, girişimciye destek ver.”
Yani, Sayın Başbakanımız, istediği gibi konuşuyor, istediği gibi yükleniyor, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Başbakanı. En iyi müdafaa hücumdur anlayışıyla saldırıyor.
Değerli milletvekilleri, bu konuda ciddi olmalıyız. Bakınız, Türkiye’de, Başbakanın tabiriyle, Sayın Başbakanın tabiriyle konuşayım, eşek için kazığın çakılacağı zemin sağlam değil. Devlet bütçesinde büyük bir açık yarattınız, beş aylık açık 20 milyar lira, bu gidişle yıl sonu açığın 75 milyar liraya ulaşacağı tahmin ediliyor. Ee, bütçe yok ortada, orta vadeli program yok ve açığın nasıl seyredeceği belli değil, dış finansman sorununun ne olacağı belli değil, kredi talebi yatırım kaynaklı değil, mevcut borçların yeniden yapılandırılmasına yönelik ve geri dönmeyen kredilerde de hızlı bir artış var yani zemin gevşek. Bu nedenle, bu koşullarda eşeği bir kazığa bağlamak yeterli olmuyor; iki, üç, hatta dört tane kazığa ihtiyaç var.
Kaldı ki değerli milletvekilleri, bankacılık sistemi içinde özel bankalarla birlikte kamu bankaları var. Ee, peki, kamu bankaları da kredi açmıyorlar KOBİ’lere. Neden açmıyorlar? Neden bankalar, kamu bankaları öncelik yapmıyorlar? Yapamazlar. Sayın Başbakan, kredi sorununun çözülmesinde önce kamu bankalarını harekete geçirsin. Damadının genel müdür olduğu bir şirkete bir medya kuruluşunu satın almak için 750 milyon dolarlık krediyi nasıl sağladıysa Sayın Başbakan, KOBİ’lere de öyle sağlasın. Sağlayamazsa bankacılık sistemine ağzını açıp, gözünü yumup, ağzına geleni söylemesin, bu ciddi bir iş. Burada bir endişemizi paylaşmalıyız. Bankalar buna rağmen bu kredi riskini de üstlenmeyebilirler.
Bu yasa tasarısında, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yanlış gördüğümüz bir diğer nokta şudur: Kredi garanti kurumlarını tespit etme yetkisi, kaynak aktarımına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi, daha da ötede fonun nasıl işletileceğini belirleme yetkisi Bakanlar Kuruluna veriliyor. Yani işin uygulamasıyla ilgili yüce Meclis hiçbir şey söyleyemeyecek, Hükûmet “Kendin pişir, kendin ye.” mantığıyla bu sorunu çözecek. Öyle sanıyoruz ki bu işi Hükûmet yüzüne gözüne bulaştıracak.
Nasıl konuşuyorum böyle, neden böyle konuşuyorum? Çünkü geçen dönemde Anadolu Yaklaşımı’nda ne dediysek gerçekleşti. “42 bin KOBİ’ye can suyu vereceğiz.” anlayışıyla, iddiasıyla yola çıktınız; uyardık, “Yapmayın, etmeyin, ölü bir yasa çıkarıyorsunuz.” diye. 93 tane KOBİ başvurdu, 71 tane KOBİ’ye ancak ve ancak imkân sağlandı. Korkarım ki bu yasa tasarısı da böyle bir sonuçla karşılaşacak.
Şimdi buradan soruyorum: Kredi Garanti Fonu’ndan yararlanacak KOBİ sayısı ne olacak? Bankalarla borç ilişkisi hangi konumda olan KOBİ’ler, hangi yıllar itibarıyla bu yasadan yararlanacak? Bu soruların burada yanıtlanmasını istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; lütfen bir düşünelim. Bakınız, nasıl ölü bir yasa çıkarıyoruz? 30 Haziran 2008 tarihinden önce iki yıl içinde bankalara takibi düşmüş borcu olmayacak ve aynı dönemde kamuya vadesi gelmiş borcu olmayacak, yani vergi borcu, SSK prim borcu, su borcu, elektrik borcu, telefon borcu. Nerede bulacağız böyle KOBİ’yi? Evet, bu nedenle 1 milyar lirayı 2 milyar liraya çıkarmanın yolunu bulalım dedik ve Anadolu Yaklaşımı skandalı nedeniyle, yaşanan o skandalın yeniden yaşanmaması amacıyla en azından Bakanlar Kurulu kararını bu yasayı daha da gevşetecek, daha fazla KOBİ’nin yararlanmasına imkân sağlayacak bir şekilde lütfen çıkaralım. Finansman desteğinde de mutlaka ve mutlaka normal tertip devlet tahvili kullanılmalıdır.
Toprak Mahsulleri Ofisine finansman sağlıyoruz Sayın Başkan, değerli milletvekilleri. Toprak Mahsulleri Ofisi piyasaya hızla girmelidir. Bakınız, 50 kuruşluk müdahale fiyatı açıkladınız, Adana yöresinde bu kırmızı sert buğday için piyasa 43 kuruştan gidiyor. Yazıktır, günahtır. Trakya’da demek ki 40 kuruştan gidecek.
Değerli milletvekilleri, müdahale fiyatı son derece düşüktür. Ben soru sordum Sayın Bakana, Sayın Bakan benim soruma beklediğim yanıtı veremedi. 61 kuruş maliyettir. 61 kuruş maliyettir, ülkenin çeşitli yörelerinde yapılmış olan, sulu ve kuru tarım koşullarında yapılmış olan, birçok yerde yapılmış olan maliyet hesaplarının ortalamasıdır bu. Kaldı ki bu maliyet hesabını Ziraat Mühendisleri Odası da teyit etmiştir.
Değerli milletvekilleri, ya müdahale fiyatını 61 kuruşa çıkaralım ya da -prim miktarı çok düşük- 5 kuruş kilograma prim miktarı verdiniz, maliyeti kurtarmak istiyorsanız bu 5 kuruşluk prim miktarını 15 kuruşa çıkarınız.
Toprak Mahsulleri Ofisi alımlarının mutlaka ve mutlaka peşin yapılması lazım. Bakınız, eğer Toprak Mahsulleri Ofisinin alımları peşin yapılmazsa, çok büyük bir olasılıkla, üretici, çiftçi, tüccarın ayağına gidecektir, tüccarın eline düşecektir. Ancak bir başka sıkıntı var: Ne yazık ki tüccarın durumu da çok kötü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 17 Haziran 2009