İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 109. BİRLEŞİM · SALI

Mersin ili erdemli ilcesindeki tarım ve köyişleri bakanlığına bağlı alata bahçe kültürleri araştırma enstitüsünde çalışan işçiler hk

Necdet Budak

Edirne Milletvekili ·

Genel Kurul, 109. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Temmuz 2003 · 707 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Necdet Budak, 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERSİN İLİ ERDEMLİ İLCESİNDEKİ TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞINA BAĞLI ALATA BAHÇE KÜLTÜRLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜNDE ÇALIŞAN İŞÇİLER HK); konuşma 707 kelime.

Necdet Budak (Edirne). “Mersin ili erdemli ilcesindeki tarım ve köyişleri bakanlığına bağlı alata bahçe kültürleri araştırma enstitüsünde çalışan işçiler hk”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necdet-budak-22-2003-07-22-mersin-ili-erdemli-ilcesindeki-tarim-ve-koyisleri-bakanligina-bagli-al (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NECDET BUDAK (Edirne)Benim üç tane sorum vardı; üçüyle ilgili bazı eksik bırakılan tarafları açıklamak istiyorum.

Birincisi, süneyle ilgili... Süneyle, gerçekten, çiftçi mücadelesi başarılı oldu. Bu anlamda ben Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum; Trakya'da da başarılı oldu. Fakat, benim bu soruyu sormak istememdeki amaç, önceden önlem alınmasında uyarı anlamındaydı. Bunun yanı sıra, şu anda Trakya'da buğday rekoltesi çok düşük; 150-200 kilograma düştü. Bunun nedeni de, bahar dönemindeki kuraklıktı ve tohum çeşitlerinin az olmasıydı. Trakya'da 20-30 farklı tohum çeşidi kullanılıyor. Tüm Türkiye'de de tohum sarfiyatı yok ve buğday tohumluğunu kendimiz karşılayamıyoruz. Bunu başarabiliriz diye düşünüyorum. Bu anlamda çalışmaların yapılması lazım. Yani, baharda kuraklığa dayanıklı buğday çeşitlerinin teşvik edilmesi lazım.

Ayrıca, buğday fiyatından memnun olunduğu konusu gündeme getirildi Sayın Bakanımız tarafından. Trakya çiftçisi 320 000 liradan kesinlikle memnun değil. Son iki hafta köyleri gezdik. Köylülerimiz memnun değil fiyatlardan. Dünya fiyatlarını da biliyorum. Devlete de yük olmak istemiyoruz; ama, destek ve teşvik anlamında, tohum, gübre, mazot anlamında şikâyet var. Bunları dikkate aldığımızda, gerek araştırma anlamında gerek tohumculuk anlamında buğday konusuna -Türkiye'nin özgün birinci önemli bitkisi- eğilinmesi gerektiğine inanıyorum.

İkinci olay, ayçiçeği prim ödemeleriyle ilgili. 85 000 lira fiyat biçildi. Şimdi, bizim, 1 000 000 ton yağ açığımız var. Ülkemizin büyük bölümünde yağlık ayçiçeği tohumu yetiştirilmesi mümkün; ancak, teşvik edilmesi halinde üretim artabilecek ve bitkisel yağ açığının kapatılmasına da yardımcı olunması lazım. Yağlı tohumların, başta ayçiçeği olmak üzere desteklenmesiyle, ülkemizde yaklaşık 900 000- 1 000 000 ton bitkisel yağ üretilebilir hale gelecek. Bu da, Türkiye'nin toplam tarımsal ürün -ithalat ve ihracat- miktarına eşdeğer. Trakya bölgesi özellikle ayçiçeği üretimi için elverişli olduğundan, bu ürüne yapılacak teşvikler Trakya bölgesinde ayçiçeği üretimini önemli oranda artıracaktır. 2002 yılı ortalama üretim maliyeti, kilogram başına yaklaşık 438 000 lira olarak hesaplanmış olup, buna yüzde 30 refah ya da kâr payı eklediğimizde, bu fiyatın 569 000 lira olabileceği gözükmekte, Trakyabirlik de piyasalar ve dünya fiyatlarını göz önünde bulundurarak 460 000 lira fiyat ödemiş. Yapılan hesaplarda 100 000 liradan aşağı olmaması bekleniyordu; sizler 85 000 lira olarak takdir ettiniz; ancak, ben, burada bir şeye değinmek istiyorum: Edirne'de, Trakya'da ayçiçeği, çeltik ve buğday, üç ürün... Doğrudan gelir desteğinin ülkemizde yanlış bir uygulama olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Özellikle ürün bazında değerlendirdiğimizde ve doğrudan gelir desteğinin üretilen ürünün kilogram başına desteğini değerlendirdiğimizde ayçiçeği, çeltik ve buğday eken bir çiftçi eğer doğrudan gelir desteği alacaksa kesinlikle ayçiçeği ve çeltik ekmek zorunda değil. O zaman buğday çok daha kârlı olacak; ama, ayçiçeği ve çeltiğe de Türkiye'nin ihtiyacı var, ithalat yapmak durumunda kalıyoruz. Bu arada çeltikte de bu yıl umarım ithalatı aralık ayına kadar durdurursunuz; durdurmazsanız çeltik fiyatları geçen seneden farklı olmaz. Bunun için, doğrudan gelir desteğinin ürün bazında prime dönüştürülmesi ve ihtiyacımız olan yağ açığımızın kapanması bakımından çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Diğer bir konu da tarım sigortasıydı. Şu anda, sizin de dile getirdiğiniz gibi, Türkiye'de çiftçilerin doğal afet durumunda mağduriyetlerini giderecek hiçbir kanun yoktur ve siz, iktidar olarak, hükümet olarak Acil Eylem Planında bunu çözeceğinizi, 58 inci hükümette, ifade ettiniz; ancak, bu anlamda, ben, çalışmaların içeriğini sormuştum; herhangi bir önemli gelişme olmadığını görüyorum. Bence, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tarım sigortası çok önemli. Maalesef, şu anda Türkiye'de çiftçiler bu anlamda mağdur. Bunun için, benim önerim, kalıcı ve uzun vadeli, Tarım Sigortaları Vakfının kurmuş olduğu sistemin de çok yönlü bir şekilde desteklenmesi; tarım sigortasının sadece kuraklık, don ve sel gibi büyük afetleri içermesini değil, çiftlik hayvanlarını da kapsaması gerektiğine inanıyorum.

Yine, üreticilere prim ödemelerinin, doğal afetlerin meydana gelebileceği üretim ve hasat zamanına denk getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Genel olarak, tarım sigortasıyla ilgili düşüncelerim bu.

Küreselleşmenin hızla geliştiği bu dünyada, acımasız rekabet koşulları var. Ben, genel, Türkiye tarım politikası anlamında da şunu söylemek istiyorum: Bu rekabet içerisinde, biz, şunu yapmalıyız; yani, arazi toplulaştırması bir an önce hızlanmalı. Türkiye, Avrupa Birliğiyle bütünleşecek, rekabet edebileceği ürünleri belirlemeli. Eğer, biz, buğdayda, Yunanistan'la rekabet edemiyorsak, o zaman, ya ilaç bitkisi yetiştirelim, rekabet edebiliriz; ya boya sanayii bitkisi yetiştirelim, rekabet edebiliriz ya da tıbbî bitkiler olabilir, baharat bitkiler olabilir ya da parfüm sanayii bitkileri olabilir. Avrupa'yla, biz, bu bitkilerle rekabet edebiliriz. Ben, buradan, hükümete bir katkı olması anlamında bunları söylüyorum. Bunların politikasını geliştirirsek, dünya piyasalarıyla daha rahat rekabet edebiliriz.

Amerika, Avrupa Birliği ve Dünya Ticaret Örgütünün kıskacı altında, Türkiye tarımı kilitlenmiş durumda; göç var, istihdam problemi var. Bunları köklü bir devlet politikası haline getirmemizde yarar olduğunu düşünüyorum.

Saygılar sunuyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 22 Temmuz 2003

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook