İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 111. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Genel Kurul konuşması

Enver Öktem

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 111. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Temmuz 2004 · 542 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Enver Öktem (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 542 kelime.

Enver Öktem (CHP, İzmir). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enver-oktem-22-2004-07-07-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ENVER ÖKTEM (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasa tasarısının 50 nci maddesiyle ilgili şahsımın görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Yalnız, konuşmama başlamadan önce, Sayın Bakanın, 49 uncu madde üzerinde yaptığım konuşmamla ilgili açıklamasını yanıtlamak istiyorum.

Ben, aslında, Sayın Bakanı da, AKP milletvekillerimizi de tek tek insan olarak çok seviyorum, çok değer veriyorum; ama, benim buradaki konuşmalarımın anateması bir anlayışı yargılamakla ilgilidir. Bu anlayışı yargılarken, kişisel bir hakaret söz konusu değildir. Sayın Bakan, benim konuşmamdan hiçbir şey anlamadığını ifade ettiler. Gerçekten üzüldüm; çünkü, benim konuşmam çok açık ve nettir. Ben, Türkiye'de AKP İktidarının, AKP anlayışının göreve geldiği günden bugüne değin yaptığı tüm kanun tasarılarını incelediğimizde, hepsinde bir siparişin, bir kargo paketinin söz konusu olduğunu vurguladım. Sayın Bakan, bana ifade edebilirler mi ki acaba, IMF patentini taşımayan, Dünya Bankası patentini taşımayan, uluslararası sermaye patentini taşımayan bir yasal düzenleme bugüne kadar yapmışlar mıdır?! Ben, bunu anlatmaya çalıştım; ama, maalesef, AKP milletvekili arkadaşlarımız, kurşun asker gibi her şeyi reddeden, önlerine gelen her şeye "evet" diyen bir anlayıştalar. Dolayısıyla, Sayın Bakanın dediği "biz, bunu anlamakta güçlük çekiyoruz" lafını da... Evet, gerçekten size laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha güç gözüküyor; beni bağışlayınız.

Değerli arkadaşlarım, bu maddeyle ilgili görüşlerime geçmek istiyorum. Üzerinde konuştuğumuz madde, personel devriyle ilgilidir. Bu vesileyle, bu yasa tasarısının, personeli nasıl algıladığına değinmek istiyorum. Herkesin bildiği gibi, kamu hizmetleri kamu personeli eliyle yürütülür; bu, en genel idare hukuku ilkesidir. Bu ilke, bu tasarılarla birlikte ülkemizde tarihe karışmak üzeredir. Kamu reformu tasarılarıyla birlikte, aslında, kamu hizmeti kavramı ortadan kaldırıldığı için kamu personeli de kamunun personeli olma statüsünden çıkarılmış, sadece personel olarak değerlendirilmiştir. Bu tasarıların dilinde ve felsefesinde, kamu personelinin, kamu hizmeti yürütme anlamında, örneğin, Sabancı Holdingte çalışan personelden hiçbir farkı yoktur. Çünkü, kamu hizmeti artık vatandaşa karşılıksız verilen bir hizmet değildir, bedeli vardır.

Bu tasarılarla birlikte çok değişik bir düzenleme getirilmektedir. Kamu hizmetleri hizmeti gerçekleştiren personelle birlikte satışa çıkarılmıştır. Yani, bu yasa yürürlüğe girerse, devlet, kamu hizmetlerinden yararlananlardan bedel almaktadır diye söylemekten çekinmeyeceğiz. Çünkü, daha da ötesi yapılacak, devlet, kamu hizmetlerini, kamu hizmetlerini satacak kişiye de satacaktır. Buradan çıkacak sonuç, hizmetin iki kez pahalılaşması ve sadece o pahalı bedeli ödeyenlerin yararlanmasıdır. Sözgelimi, dinlenme alanları tesis etmek, park ve bahçeleri geliştirmek ve yaygınlaştırmak belediyelerin kamu hizmeti görevidir; bu hizmetin vergi dışında hiçbir karşılığı olamaz; ama, hükümetin yeni yönetim anlayışına göre bu hizmet pekala bir özel şirkete bedeli mukabilinde satılabilecek ve bu şirket almış olduğu bu hizmeti ticarî alana sokarak kârlı bir rant haline dönüştürebilecektir. Elbette bu işten belediye de şirket de kârlı çıkacaktır; ama, kamu hizmeti yükümlülüğü ortadan kalkan ve sanki bir özel şirketmiş gibi hareket eden belediyenin bütçesinin gelişmesi vatandaş için hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Böyle bir yönetim ilişkisinden zararlı çıkan da sadece vatandaşlar olacaktır. Peki, vatandaşla bağı, kamu hizmeti bağı ortadan kaldırılmış olan kamu personelinin durumu ne olacaktır; personel ya hükümetin ve politize olmuş belediyelerin emireri gibi çalıştırılacak ya da bu maddenin başlık ismi gibi, oradan oraya devredilen bir mal gibi belediyelerin demirbaş listelerinde yer alan ucuz ve vasıfsız emek olarak yerini alacaktır. Zira, uzmanlık gerektiren her hizmet faaliyeti zaten özel şirketlere devredileceği için, yani, satılacağı için bu hükümetin yönetim kültüründe uzman kamu personeli diye bir kavram da kalmayacaktır.

HALİL AYDOĞAN (Afyon)İrticalen daha güzel konuşuyorsun.

ENVER ÖKTEM (Devamla)Beğendin galiba, bunu beğendin!..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

60 konuşma daha · 7 Temmuz 2004

60 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook