İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 84. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kuzey ankara girişi kentsel dönüşüm projesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1114)

Erdal Karademir

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 84. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Nisan 2006 · 1.366 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erdal Karademir (CHP), 5 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KUZEY ANKARA GİRİŞİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1114)); konuşma 1.366 kelime.

Erdal Karademir (CHP, İzmir). “Kuzey ankara girişi kentsel dönüşüm projesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1114)”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 5 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2006-04-05-kuzey-ankara-girisi-kentsel-donusum-projesi-kanununda-degisiklik-yapil (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 5104 sayılı Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu yakın zamanda Meclisimizden geçti; henüz uygulanması yaşama geçmeden değiştirilmesi öngörülmüştür. Bu yaklaşım dahi, gelen kanun tasarısı ve tekliflerinin ne kadar aceleye getirildiğinin, diğer yandan kanunun hazırlanması aşamasında ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınmadığının, yani katılımcılık ilkesinin yaşama geçirilmediğinin bir kanıtıdır.

Değerli arkadaşlarım, dönüşüm projeleri, hepimizin ve gelecek kuşaklarımızın yaşamını, diğer yandan kentlerimizin geleceğini çok yakından ilgilendiren ve yön veren projelerdir. Bundan dolayıdır ki, bu tür projelere yönelik yasal düzenlemelerin, ülke bütünlüğünü kapsayacak biçimde ilgili kurum ve kuruluşların, üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının görüşleri alınarak hazırlanmasında sayısız yararlar olacağı tartışılmazdır. Bu tür parçacı bir anlayışla, kişilere bağlı, o kişinin bilgi, görgü, eğitimi, yaşam tarzı ve kültürüne yönelik bir anlayışla kentlerin geleceğine yön veren yasaların çıkarılması doğru bir yöntem değildir. Kentsel dönüşüm, ülkemizdeki tüm kentlerimizi ilgilendiren bir sorundur. Böylesi bir kentsel dönüşüm yasası, ülke geneline yönelik, hiç vakit kaybetmeden çıkarılmalıdır. İlgili tüm belediyeler, buna uygun projelerini hazırlamalı ve uygulamaya sokmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, eğer, yasalara bütüncül bir anlayışla bakmazsak, bunun sonucu olarak her belediye ve belediye başkanı kendi yaklaşımlarına yönelik projelerine uygun yasal mevzuat çıkarmamızı bizden ister duruma gelir. Bu durum, istenen bir durum değildir. Bu tarz yasal çözüm arayışlarının birçok sakıncası vardır, bunların bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Belediye başkanları kentlerinin sorunlarını çözebilmek, gerekli yasal düzenlemeleri çıkarabilmek için, artık, bundan sonra hükümetlerin arkasında koşması gerekecektir. İkinci bir anlatımla, belediye başkanının siyasî partisi ile hükümeti kuran siyasî parti aynı değilse, sanırım o belediye başkanının istemlerinin yaşama geçmesi zor olacaktır. Bu yasaya, bu anlamda, kişiye özgü bir özel sipariş yasası demekte hiç sakınca görmüyorum.

Değerli arkadaşlarım, AKP Hükümeti gerçekten ülkenin imarına, sağlıklı, yaşanabilir kentlerin oluşumuna ve dönüşümüne içten ve samimî olarak inanıyorsa, öncelikle, iki yıl önce Bayındırlık Bakanlığınca, tüm kurum ve kuruluşların, meslek odalarının katılımıyla ve uzlaşılmış bir şekilde hazırlanan imar kanun tasarısını Meclise getirmesi gerekirdi. Bunu yapmadı, hâlâ yapmıyor. İmar kanun tasarısı içerisinde kentsel dönüşüm de var. Ne için bu tasarının Meclise getirilmesi engelleniyor veya geciktiriliyor, doğrusu bizler merak ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, getirilmeyen, biraz önce bahsettiğim imar kanun tasarısı taslağının genel gerekçesinde şöyle deniliyor: "Ülkemizde 1950'li yıllardan bu yana yaşanan kentleşme, fiziksel yatırımlar, büyüme ve gelişmeler, Türkiye'yi bugün yeni bir aşamaya getirmiş bulunmaktadır. Kentleşme ve fizikî gelişmelerin, güncel dış etkenler kadar yeni iç eğilimler nedeniyle de çok farklı yönlerde olması beklenmektedir. Türkiye kentleşmesinin yakın geleceğinde, geçmişte yaşananlara göre farklı sorunlar yatmaktadır. Küreselleşme ve üretim dinamiklerinin dünyayla etkileşimi, gümrük duvarlarının kalkması, AB üyeliği hedefi ve benzeri gelişmeler, çok yönden kentsel hareketliliği ve öncelikleri belirlemektedir. Öte yandan, kentlerimizdeki ölçek büyümeleri, kapasiteli çağdaş altyapı, ulaşım ve haberleşme sistem yatırımlarının yapılmasına, buna bağlı olarak kentsel alan ve taşınmaz kullanım ve değerlerinin dağılımında farklı süreçlerin başgöstermesine yol açmıştır. Büyük ölçekli yeni nesil kamu ve özel yatırımları karşısında mülkiyeti küçük parçalara bölünmüş alan ve taşınmazların bu gelişmelere ayak uydurması giderek zorlaşmaktadır. Kaçak yapılaşmanın yer aldığı alanlar bu gelişmeler nedeniyle konumları açısından değer kazanmakta ve düzenli yenilenmelere konu olabilmektedir. Buna karşılık geçmişte düzenli imar görmüş kentsel alanlar hızla köhneleşmekte, değer kaybetmekte, mülkiyet sorunları nedeniyle değişimlere uyum gösterememektedir. Bu alanlardaki yasa ve yaptırımların, geçmişte olduğu gibi, bu gelişmeler sonrasında meşrulaştırma çabaları değil, güncel öngörüşlerle birlikte bu dinamiklere yardım eden nitelikte olmasını sağlamak zorundayız."

Yine bu taslakta; Türkiye'nin imar ve planlama düzeni genel çerçevesini oluşturan Anayasanın hükümlerine uygun olarak, düzenli, sağlıklı ve sürdürülebilir kentleşmeyi ve sanayinin ve tarımın dengeli ve uyumlu olarak hızlı gelişmesini sağlamak amacıyla planlı yapılaşmanın yapılacağı, herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu; ancak bunun kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği, kıyıların toplum yararına aykırı kullanılamayacağı, çevre ve konut hakkı, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması öngörülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının "Yerleşme ve Şehirleşme", "Konut" ve "İnşaat" başlığı altında yer alan ilke ve politikalar bölümünde şunlar ifade edilmektedir:

"Fizikî planlamayı bir bütün içinde kavrayan mevzuatın geliştirilmesi,

Fizikî planlama alanında faaliyette bulunan yatırımcı kurum ve kuruluşlar arasında eşgüdümün sağlanmasına ilişkin esas ve usullerin belirlenmesi yönünde çalışmalar yapılması,

Kentsel alanlarda, bilimsel esaslara dayalı planlara göre arsa sunumu ve düzenli yapılaşmayı sağlayacak yöntemler ve etkin denetim ve yönetim biçim ve araçlarının geliştirilmesi,

Yapı ve çevre kalitesinin artırılarak, tarihî, doğal, sosyal ve kültürel değerlerin korunacağı sağlıklı, güvenli, kaliteli ve ekonomik yaşam çevrelerinin oluşturulması,

Denetim mekanizmalarının geliştirilmesi,

Doğal olayların felakete dönüşmesini engelleyecek mevzuat düzenlemeleri ile afetlere karşı yapı dayanıklılığını sağlayacak yeni bir yapı kontrol sisteminin oluşturulması,"

Olarak özetlenmektedir. Dolayısıyla, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı hedeflerine yönelik çalışmalar derhal hayata geçirilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde mekâna yönelik temel sorunlar, yerleşme ve kentleşme politikasının olmamasından kaynaklanmaktadır. Geleceğe yönelik hedefler ve ilkeler belirlenmemekte, kısa vadeli, günü kurtaran çözümler önerilmektedir. Bu kanun tasarısı da onlardan bir tanesidir.

Değerli arkadaşlarım, Meclise getirilmeyen imar kanun tasarısının "tanımlar" bölümünde, dönüşüm projesi ve uygulama alanları şöyle tarif edilmektedir: "Yerleşme ana stratejisi ve imar planlarında plan kararları getiren, mevcut yapı stokunun kentsel ve kırsal çevrenin standartlarının iyileştirilmesi, sağlıklı, güvenli ve estetik yapı ve çevreler elde edilmesi, doğal, tarihî ve kültürel değerlerin korunması, afet zararlarının azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması, yeterli donatı alanlarının oluşturulması amacıyla yapılan sosyal, ekonomik ve fiziksel kararlar içeren koruma, kullanma, yenileme, geliştirme ve güçlendirme veya tasfiye düzenlemelerinden bir veya birkaçını kapsayan proje ve alanları" olarak tanımlamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, dönüşüm alanları ve dönüşüm projeleri dediğimiz zaman neleri öngörüyoruz, bunları sizlerle paylaşmakta yarar görüyorum.

Öncelikle, afet tehlikesi alanlarını, sosyal ve teknik altyapı ihtiyaçları açısından yetersiz ve niteliksiz alanları, yaşam kalitesi düşük alanları, çöküntü bölgeleriyle kentin gelişmesini sağlamak üzere, ulaşımı, merkezî iş alanlarını, konut ve hizmet kullanım alanlarını ve koruma alanlarını, kentsel dönüşüm alanları olarak anlıyoruz. Buralarda, ilgili idareler tarafından hazırlanan yerleşim anaplanı veya nâzım imar planı bütününde, gerekli araştırma ve incelemelere dayalı olarak sınırları belirlenen dönüşüm projeleri hazırlanır veya hazırlattırılır.

Dönüşüm projeleri, planın hedef ve stratejilerine uygun olarak, imar planları ile imar programları bütününden oluşur. Planlardan ve programdan ayrı dönüşüm projeleri gerçekleştirilemez. Bu projeler, ilgili idare meclisinde onaylanır, ilan edilir ve uygulanır. Dönüşüm projeleri, kamu ve özel ya da ortaklıklar aracılığıyla yapılan mevcut yapı stokunun koruma, kullanma, yenileme, geliştirme, güçlendirme veya tasfiye düzenlemelerinden bir veya birkaçını kapsar. Dönüşüm projelerinin uygulanmasını sağlamak üzere malî, yönetim, yapım, kullanım, mülkiyet, işletme, sosyal ve ekonomik yapının iyileştirilmesine ilişkin öneri ve önlem, ilke ve esaslar, imar planı raporunda yer alır.

Değerli arkadaşlarım, dönüşüm projeleri, özelliklerine göre, proje alanında çevre, afet tehlikesi ve riskleri, mülkiyet ve sosyal, teknik altyapı ve yapılaşmaya ilişkin detayları, teknik test bulguları, envanter, analiz, tespit ve fizibilite çalışmaları ile sosyal, ekonomik, kültürel araştırmalara, sorunlar ve imkânlara dayanılarak, süreç, malî yapı ve uygulama araçları belirlemek üzere ilgili idarece hazırlanır ve hazırlattırılır. Gerekli inceleme, araştırma, analiz ve detaylı çalışmaları yapılmayan ve bu projenin malî yapısına yönelik süreç, usul, esas ve araçları belirlenmeyen dönüşüm projeleri, ilgili idarece kabul edilemez.

Dönüşüm projelerinin, birden fazla idarenin yetki alanı kapsamında olması halinde valilik, birden fazla ili kapsaması durumunda bakanlık, eşgüdümü sağlar ve uygulama esaslarını belirler; bu esaslara uyulması zorunludur.

Büyükşehir belediyesi sınırları içinde, dönüşüm projelerine ilişkin imar plan ve programları, parselasyon planları, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni, yapım, yıkım, enkaz bedeli ve kamulaştırmayla ilgili iş ve işlemler, ilgili ilçe belediyelerinin eşgüdümü sağlanarak, imar planı uygulama araç ve yetkileri kullanılarak, büyükşehir belediyesi tarafından yapılır ve yaptırılır.

Değerli arkadaşlarım, dönüşüm projelerinin onaylanan imar planı ve imar programına göre, büyükşehir belediyesi bünyesinde kurulan proje ve yönetim birimleri tarafından eşgüdümü, uygulanması ve denetiminin sağlanması gerekiyor.

Dönüşüm projelerinin yapılmasında, proje yönetim birimleriyle ilgili ilçe belediyeleri, sivil toplum örgütleri, ilgili meslek odalarının temsilcilerinin katılması esas alınır.

Dönüşüm projeleri kapsamındaki taşınmazların, düzenlemeden öncesi ve sonrası değerleri belirlenir. Düzenlemeye tabi tutulan her taşınmazın, düzenlemeden önceki katılım değerinin, düzenlemeye giren taşınmazların toplam katılım değerine oranıyla, katılım payı oranı elde edilir. Dönüşüm projesi sınırları içinde kamuya ait alanlar bedelsiz olarak ayrılır, dönüşüm projesinin altyapı ve proje bedelleri, tanışmazların katılım payları oranında karşılanır. Belirlenen düzenleme alanı içinde kalan taşınmazların, düzenleme öncesi taşınmaz katılım değeri ile düzenleme sonrası taşınmaz katılım değerinin eşit olması esastır. Dönüşüm projesi kapsamında kalan taşınmazlara karşılık olarak, bağımsız bölüm vermek esastır.

Bağımsız bölüm bedelinin, düzenleme sonrası belirlenen bedelden az olması halinde ilgili idare borçlandırılır ve bedel defaten ödenir. Fazla olması halinde ilgili taşınmaz sahibi idareye borçlandırılır.

Taşınmazların düzenleme sonrası belirlenen bedeli, talep halinde, proje bitiminde bedel olarak defaten ödenmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 5 Nisan 2006

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook