(10/69,118) esas numaralı meclis araştırma komisyonunun.(orman köylülerinin sorunları) 450 sıra sayılı raporu üzerinde
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 95. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Haziran 2004 · 889 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Erdoğan Kaplan (CHP), 1 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (10/69,118) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONUNUN.(ORMAN KÖYLÜLERİNİN SORUNLARI) 450 SIRA SAYILI RAPORU ÜZERİNDE); konuşma 889 kelime.
Erdoğan Kaplan (CHP, Tekirdağ). “(10/69,118) esas numaralı meclis araştırma komisyonunun.(orman köylülerinin sorunları) 450 sıra sayılı raporu üzerinde”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-kaplan-22-2004-06-01-10-69-118-esas-numarali-meclis-arastirma-komisyonunun-orman-koylule (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (10/69,118) esas numaralı orman köylülerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu raporu hakkında söz almış bulunmaktayım.
Ülkemiz doğal kaynaklarının en önemlilerinden biri olan ormanlarımız, ülke yüzölçümünün yaklaşık yüzde 26'sını kaplamaktadır. Yenilenebilir bir doğal kaynak olan ormanlardan sürdürülebilir bir yararlanma, sürdürülebilir kalkınmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Ormanlar, yüzyıllardır, verim gücünün üstünde ve bilinçsiz yararlanmalar ve olumsuz müdahaleler sonucu büyük bir yıkıma uğramış, kendisinden beklenilen işlevleri yerine getiremez duruma gelmiştir. Yaklaşık yüzde 99'u devletin olan ormanlarımızın yönetimi de devletçe yürütülmektedir; ancak, bugüne değin uygulanagelen ormancılık politikaları, kalkınma ve gelişmenin insan için olduğu yaklaşımını gözardı etmesi sonucu, ormanlarımız, nicelik ve nitelik olarak önemli kayıplara uğramış ve bu kaynağın yenilenebilirliği ile sürdürülebilirliğini tehlikeye sokmuştur. Sonuçta, kaynak, kendisinden beklenilen istemi karşılayamaz duruma gelmiş, orman örtüsünün yok olmasıyla da, büyük kayıplara yol açan erozyon, sel, heyelan gibi doğal afetler ve çölleşme olgusuyla yüz yüze kalmıştır. Kısaca açıklanan bu politikalar sonucu ortaya çıkan olumsuz gelişmeler, öncelikle, yaklaşık 19 000 yerleşim yerinde yaşayan 7 000 000 orman köylüsünü, daha yoksulluk ve yoksunluk içine düşürmüştür. Ormanlarımız, odun üretimi yanında, çeşitli odundışı ürünleriyle, yaşamsal öneme ve çevresel, sosyal, ekonomik ve kültürel işlevleri yerel ve ülkesel boyutta sağlayabilme özelliğine sahiptir. Ayrıca, çok zengin biyolojik çeşitlilik değerleriyle karbon biriktirme görevini yerine getirmektedir.
Orman kaynaklarının yönetimiyle ilgili ana sorunlar arasında, orman sınırları ve dolayısıyla alanlarının yasal olarak saptanması ve olumsuz baskılara karşı korunmasında yetersiz kalınması; orman kaynaklarının korunması ve yönetimiyle ilgili yetki ve sorumlulukların devlet orman örgütünce yüklenilmesi ve ilgili diğer toplum kesimleri ile kurum ve kuruluşların orman kaynaklarının yönetiminin karar ve sorumluluklarına katılmaması; orman kaynaklarından yararlanmada ağırlığın odun üretimine verilmesi, diğer ürün ve hizmetlere yeterli önem ve ağırlığın verilmemesi; toplumun en yoksul kesimleri içinde yer alan ve büyük bölümü ormanlarda aşırı ve uygun olmayan yararlanmalara bağımlı olmak zorunda kalan orman köylülerine devletin, kırsal kalkınma bütünselliği içinde bir yaklaşımda bulunmaması ve sıralanan bu ana sorunların başında, ormancılık örgütlenmesinin bugünkü yapısının yetersiz kalması ve işlevsel olmaması yer almaktadır.
Kısaca, genel yapısından bahsettiğimiz ormanlarımız ve orman köylülerimizin temel sorunlarını başlıklar halinde verdikten sonra, biraz da sorunların çözümlerine değinelim.
Ormancılık politikası oluşumunun dinamik ve kendini yenileyebilen bir süreç olduğu yaklaşımıyla, kararlı, ödün vermeyen tavrıyla devlet, uygulayacağı ormancılık politikalarında, hem yurttaşların hem de gelecek kuşakların orman kaynaklarından yararlanmasında birbirlerinin zararına sonuç doğurmayacak, sürdürülebilir bir orman kaynakları yaklaşımı içinde olmalıdır.
Orman kaynaklarının yönetimine, kırsal yoksulluğu ortadan kaldıracak, kırsal kalkınma bileşenlerinden biri olarak bakılmalı ve kırsal yoksullukla savaşımda uygulanacak projelerde tüm kamu ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte kırsal toplum örgütlerinin de katılımı sağlanmalıdır. Kırsal kalkınmanın çokboyutluluğu gözönünde bulundurularak, kaynakların korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesini önplanda tutan, örneğin, büyük ve küçükbaş hayvancılık, arıcılık, el sanatları, bitkisel tarım ve orman kaynaklarını kullanan, gelir getirici ve iş alanları yaratıcı projeler uygulamaya özen gösterilmelidir. Orman kaynaklarının kullanımında çok amaçlı, çok işlevli, planı tutan yönetim anlayışı benimsenmeli ve böylece, örneğin odun, ot ve yaprak üretimi, av ve yaban hayatı, su ürünleri ve benzeri alanlarda uygulanacak tekniklerle verim artışı sağlanmalıdır. Böyle bir verim artışı, ormancılık sektöründe, girdi bekleyen sektörlerde ekgelir sağlayacaktır. Bu da, kırsal yoksulluğun giderilmesinde etkili olacaktır.
Doğal kaynakların işletilmesi ve korunması önlemlerine ve bakışına katıldığımız, 1982 Anayasasının 169 ve 170 inci maddelerindeki orman alanlarının daraltılmasına olanak veren hükümlerin değiştirilmesi sağlanmalıdır. Bu bağlamda, orman-halk ilişkilerinin bozulmamasına, ormancılık teknik çalışmalarının istenilen boyut ve nitelikte gerçekleştirilmesine, gereksiz hukuksal sürtüşmelerin yaratılmasına yol açan orman sınırlarının belirsizliği sorunu, sosyal, ekonomik, teknik, hukuksal ve benzeri her türlü önlem alınarak çözüme kavuşturulmalı ve orman sınırları kesin olarak belirlenmelidir.
Bütün bu çalışmaların, sonuçta, insanımızın ve özellikle de orman içinde ve bitişiğinde zor koşullar içinde yaşama mücadelesi veren orman köylüsünün yaşam olanaklarının iyileştirilmesini sağlayacağını, olumlu katkıyı artıracağını belirtmeye gerek yoktur.
Orman köylülerinin sorunlarına ilişkin çözümlerin, öncelikle, kırsal yoksulluğun giderilmesine yönelik birleşik kırsal kalkınma projelerinin uygulanmasına bağlı olduğu ve bu sorunların salt ormancılık sektörünün çözebileceği boyutlarda olmadığı açıktır. Sorun, bir kırsal kalkınma projesi bağlamında ele alınarak, çözümlenmeye çalışılmalıdır. Bu kapsamda, köylü örgütlenmesinin özendirilerek yaşama geçirilmesi yanında, yasal, ekonomik ve eğitsel önlemler etkili olarak devreye sokulmalıdır. Orta ve uzun dönemde ve çok amaçlı ormancılık anaplanı yapılmalıdır.
Sayın milletvekilleri, ben, ormancı bir ailenin çocuğuyum; yani, orman memuru değil, ormanda çalışan, işçilik yapan ve odun ticareti yapan bir arkadaşınızım. Orman köylüsünün durumu içler acısıdır. Köylü pazar satışlarında orman köylüsünden orman işletmesi tarafından alınan rüsum bedeli, yani, tezkere bedeli geçen yıl yüzde 50'nin üzerindedir, zam yapılmıştır; bu yıl da aynı artışa devam etmektedir. Rüsum bedelinin çok yüksek olması, çok zor şartlarda yaşamını devam ettiren köylümüzü çok mağdur etmektedir. Enflasyonun yüzde 10 olduğunu, düştüğünü biliyoruz. O zaman, rüsum bedeline de yüzde 10 zam yapalım... Orman köylüsünün en büyük sıkıntısı budur.
Köylü, şu anda, odununu ormandan kaldıramıyor; piyasa yok. Beş yıldan bu yana odun fiyatları aynı; ama, tezkereye, her yıl, düzenli bir şekilde, yüzde 50 zam yapılmaktadır. Bir de, Bulgaristan ve Ukrayna'dan gelen ithal odundan dolayı köylünün odunu para etmiyor. Evine un alamayan, kahvede arkadaşına çay söyleyemeyen orman köylümüze uygulanan bu yüksek fiyatlı rüsum bedeli, bir devlet zulmüdür. Orman köylüsünün rahatlaması için, mutlaka, rüsum bedelinin düşürülmesi gerekmektedir.
Orman Araştırma Komisyonu olarak, bu konularla ilgili kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve temsilcileri değişik zamanlarda dinleyip, birlikte çözüm önerilerini tartışıp, sorunlara kalıcı çözümler ürettik. Ayrıca, komisyon olarak, bölgelere gidilerek, yerinde incelemeler yapıldı. Tespit edilen sorunlar, çözüm önerileriyle beraber, komisyon raporlarına yansıtılmıştır. Umarım ki, çözüm önerileri, bir an önce işlevselliğini kazanır, orman köylümüzün mağduriyeti bu şekilde çözüme kavuşmuş olur.
Hepinize teşekkür eder, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
13 konuşma daha · 1 Haziran 2004