Enerji ve tabii kaynaklar eski bak. m. cumhur ersümer ve zeki çakan hk (s.s.622) (9/4,7)
Bursa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 114. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Temmuz 2004 · 910 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ertuğrul Yalçınbayır (AK Parti), 13 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR ESKİ BAK. M. CUMHUR ERSÜMER VE ZEKİ ÇAKAN HK (S.S.622) (9/4,7)); konuşma 910 kelime.
Ertuğrul Yalçınbayır (AK Parti, Bursa). “Enerji ve tabii kaynaklar eski bak. m. cumhur ersümer ve zeki çakan hk (s.s.622) (9/4,7)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-yalcinbayir-22-2004-07-13-enerji-ve-tabii-kaynaklar-eski-bak-m-cumhur-ersumer-ve-zeki-cakan-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 622 sıra sayılı komisyon raporu üzerine söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
621 sıra sayılı rapor üzerinde görüşlerimi arz etmiştim. O kadar teferruatlı olmamakla beraber, en azından tutanaklara geçmesi itibariyle yeniden söz aldım.
622 sıra sayılı rapor, bilindiği gibi, geçen dönem (9/3) esas numaralı komisyon çalışmalarıyla ilgili rapordur. Geçen dönem, hakkında karar verilmiştir. Bu dönem, yeni deliller ileri sürülmek ve yeni bir kişi -Sayın Çakan- katılmak suretiyle yeni bir soruşturma önergesi verilmiş ve süreç işletilmiştir.
Bilindiği gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütmektedir. Soruşturmayla ilgili konular da İçtüzük hükümleri uyarınca yapılmaktadır. Anayasada bazı hükümler olmakla beraber, İçtüzükte de onu tamamlayıcı hükümler vardır. Örneğin, eski bakanlar ile eski başbakan hakkında soruşturmanın nasıl yapılacağı konusunda Anayasada hüküm olmamakla beraber, İçtüzükte böyle bir hüküm vardır. İçtüzük, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gizli anayasasıdır ve İçtüzüğün yapılması, yayımlanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ayrıcalığıdır, bağımsızlığıdır, varlık sebebidir. İçtüzük, hiç kimsenin imzasına tabi olmaksızın, onayına tabi olmaksızın -ne Cumhurbaşkanına ne Bakanlar Kuruluna- hiçbir yere gitmeksizin, doğrudan doğruya resmî gazetede yayımlanır. Bu İçtüzük, milletvekillerinin ve partilerin demokratik taleplerini de karşılar nitelikte olmak durumundadır.
Benim burada konuşmam, belki, siyaseten uygun görülmeyebilir; ama, benimle beraber birçok arkadaşımızın özgür milletvekilliğiyle ilgili canlarının nasıl attığını biliyorum. Özgür milletvekilliğini, bu özgür kürsüyü kullanmak suretiyle, özgür Parlamentoyu yaratmak suretiyle, hukukun üstünlüğünü hâkim kılmak suretiyle ancak biz yaratabiliriz ve özgür toplumu ancak biz yaratacağız. Özgür toplumun en önemli vasıtası da demokrasidir, düşünce özgürlüğüdür, bunların kullanılmasıdır, parti içi demokrasilerdir. Grupların tesir ve baskısı, şüphesiz ki, programları ve tüzükleri doğrultusunda olacaktır. Bunlar siyasetin gereğidir; ama, siyaset, sadece partiler eliyle değil, milletvekilleri eliyle, bağımsızlar eliyle de yapılır. Bunları söylememdeki maksat, herhangi bir partiye, herhangi bir lidere atıfta bulunmak değildir; özgürlüğün nimetlerini hep birlikte tatmaktır.
Değerli milletvekilleri, bundan önceki konuşmamda, daha önceki kararın kesin olduğunu, men'i muhakeme niteliğinde olduğunu, takipsizlik niteliğinde olduğunu ifade etmiştim. Hatta, araştırma komisyonunun bu kararlarla ilgili değerlendirmesi, bir nevi beraat kararıdır. Peki, siz bu değerlendirmelerdeyken, bu işten elinizi çekmişken, nasıl olur da yeniden el atabilirsiniz?! Ancak ve ancak, yeni delil, neticeye etki edecek delil, sonucu değiştirecek delil ve inceleme yapıldığı zaman elde edilmesi mümkün olmayan bir delil olduğu takdirde, siz, yeni bir soruşturma önergesi verip, komisyonu kurup değerlendirme yapabilirsiniz.
Kesin karara, dosyadan el çekmeye, daha önce karar verilmiş olmasının soruşturma engeli olduğuna işaret ettik ve teamülleri ortaya koyduk. Türkiye Büyük Millet Meclisinin, parlamento hukukunun kaynakları arasında, teamüller, en önemli yeri alır. Teamüllü bir hukukun oluşabilmesi için, sürekli uygulamanın olması, ilgililerin tutumlarının aynı tür olaylarda sürekli olarak tekrarlanması gerekir. Bundan önceki soruşturma önergelerinde, soruşturma komisyonu raporlarının görüşülmesinde, 1924'ten beri aynı usul cereyan etmiştir. Bu, yazılı değildir; bu, sözlüdür. Sözlü olması, centilmenliğin de önemli bir işaretidir. Eğer bunun yazılı hale getirilmesini istiyorsak, yeniden İçtüzük yapmakta yarar vardır; İçtüzüğe yeni ilavelerin yapılmasında yarar vardır. Her Parlamento, her dönem kendi İçtüzüğünü yapma hakkına sahiptir. Eğer bu iradesini koymadıysa, eski İçtüzük hükümleri uygulanmaktadır. Eski İçtüzük hükümlerine ve Anayasaya bakıldığında, hakkında karar verilen bir olayla ilgili yeniden karar verilmesi hususunda herhangi bir düzenleme yoktur; bir boşluk vardır. Bu boşluğu teamüller doldurmuştur ve bu geleneğe uyulma zorunluluğu da vardır. Bu, Parlamentonun itibarı için, saygınlığı için de önemlidir. Yarın öbür gün, sizin de aldığınız ve kesindir diyebildiğiniz kararları, bir başka dönem parlamentosunun değiştirmesini ister misiniz; olabilir mi böyle bir şey?! Bu psikolojik nedene, manevî unsura özen göstermek gerektiğini düşünüyorum. Boşluk doldurucu bir rol oynuyor. Örneğin, yeni güvenoyu almış olan bir hükümetle ilgili hemen güvenoyu isteminde bulunuyor mu muhalefet; hayır. Bu konuda öteden beri yerleşik kurallar var; herkes bunlara uydu. Soruşturmalar da aynı nitelikte ve bunlar, yazılı kurallara da aykırı olan, yazılı kuralları da değiştirecek hususlar değildir.
Anayasa Komisyonunda görev yürütürken, İçtüzük üzerinde 51 maddelik bir değişiklik hazırladık. Bunlardan birisi de soruşturmalarla ilgiliydi. Bilindiği gibi, Anayasa değiştikten sonra, İçtüzük Anayasaya uyarlanmadı. İçtüzük değişikliğine zaruret var. Doğrudan Anayasa hükümleri uygulanabildiği için uygulanıyor; ancak, birtakım boşluklar var. Bu dönem soruşturma önergesi verildi, görüşülemedi; önümüzdeki dönem ne olacak? Soruşturma önergesindeki imza sahiplerinin imzalarını geri çekmesi de mümkün değil. O zaman, bunlara devam ediliyor. 77 nci madde bu mahiyetteydi veya o imzalara tekabbül edilebilir. Bunun için bir değişiklik olabilir ve yine şu değişiklik de önemlidir: Hakkında karar verilmiş olan bir konuyla ilgili, soruşturmayla ilgili yeniden önerge verilmesinin şartları düzenlenebilir. Biz, daha kaliteli bir Parlamentoyla, tüm haklarımızın, demokratik haklarımızın da güvence altına alınmasını istiyoruz.
Değerli milletvekilleri, biraz önce bahsetmiş olduğum tapu kadastro harçlarıyla ilgili bir konu, şu nedenle de önemli; hukukun üstünlüğü, temiz siyasetle ilgili. Bakın, biraz önce, Danıştayın konuyla ilgili verdiği karar ve biz, bu konuda, Başbakanı, Maliye Bakanını, Bayındırlık ve İskân Bakanını uyardık ve Meclis Başkanına da bilgi verdik; dedik ki: Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler ancak kanunla konulur; bu da Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisi içindedir; siz, yönetmelikle harç ihdas edemezsiniz; bu, Meclisin yetkilerine el atmaktır; lütfen bunları dikkate alın. Uzun yazışmalar oldu ve çok uzun. Hatta, bunlardan sonra, burada kabul edilen bir kanunla "1.1.2004'ten sonra kadastro yenileme harcı alınmayacaktır" diye bir kuralı da vazetti bu Meclis. Öyle bir kural yoktu ki yeniden alınsın. Bunları bas bas bağırdık ve Danıştay şu kararı verdi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun; sözlerinizi tamamlar mısınız.
ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.
Bunu yarın etraflıca anlatacağım.
Harçlar Kanununda yenileme harcı alınacağına ilişkin bir düzenleme olmadığından, yönetmelikle böyle bir harç ihdas edilemeyeceğinden, değerli milletvekilleri, önce, Meclisin yetkilerine elbirliğiyle ve özgürce sahip çıkalım. Bu, parti içi demokrasiyi, denetimi ve hukukun üstünlüğünü beraberinde getirecektir. Hukuk devleti, her türlü eylem ve işlemin her safhada hukuka uygunluğunun sağlandığı devlettir; devletin hukuku değildir.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 13 Temmuz 2004