Eski bşk. a. mesut yılmaz ve devlet eski bak. güneş taner hk. meclis soruşturması açılması hk (s.s 621) (9/5,6)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Temmuz 2004 · 987 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İsmet Atalay (CHP), 13 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESKİ BŞK. A. MESUT YILMAZ VE DEVLET ESKİ BAK. GÜNEŞ TANER HK. MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASI HK (S.S 621) (9/5,6)); konuşma 987 kelime.
İsmet Atalay (CHP, İstanbul). “Eski bşk. a. mesut yılmaz ve devlet eski bak. güneş taner hk. meclis soruşturması açılması hk (s.s 621) (9/5,6)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-atalay-22-2004-07-13-eski-bsk-a-mesut-yilmaz-ve-devlet-eski-bak-gunes-taner-hk-meclis-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
İSMET ATALAY (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 22 nci Dönem İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 58 milletvekiliı, yine Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekili tarafından, Türkbank ihalesiyle ilgili verilen önergeler komisyonda görüşülmüş, sonuçta rapor Yüce Heyetin huzurlarına gelmiştir. Eski Başbakan Sayın Mesut Yılmaz ile Devlet eski Bakanı Sayın Güneş Taner'in Yüce Divana sevkleri yönünde karar verilmiştir. Bu vesileyle söz almış bulunuyorum; konuşmama başlamadan, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, konuşmama başlarken, özellikle bir konuya değinmek istiyorum. 81 yıllık cumhuriyet tarihimizde, ilk kez bir başbakan hakkında Meclis soruşturması istenmiş ve soruşturma açılması yönünden komisyonca bir karar verilmiştir. Bu, çok önemli bir konudur. Bu konuda üyelerin dikkatli davranacaklarını düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, ülkemizde son zamanlarda üzerinde durulan en önemli sorunlardan birisi, temiz toplumdur; yolsuzluğa, hortuma veyahut haksızlığa bulaşmış kişilerin üzerine tarafsız olarak gidilmesi öngörülmektedir. Bunu, hükümetimiz de, Meclisimiz de birinci sorun olarak ele almaktadır; ancak, yolsuzlukların üzerine gidebilmenin ilk koşulu, siyasetçi, özellikle bakan veyahut milletvekili eğer yolsuzluğa veya hortuma bulaşmışsa, buradan başlamak gerekir diye düşünüyorum; ama, geçtiğimiz dönemlere ve bugüne baktığımız zaman, sayın bakanlar ile milletvekilleri, Anayasanın 83 ve 100 üncü maddelerindeki dokunulmazlık zırhına bürünmüş olduklarından, bu yol işlememekte, siyasetçilerle ilgili davalar yargıya intikal etmemektedir. Hassasiyetle üzerinde durulan konu budur. Eğer, gerçekten, bu arz ettiğim iki madde olmamış olsaydı, yani sayın milletvekillerinin ve bakanların dokunulmazlığı olmamış olsaydı, bu komisyonun kurulmasına ve bugün burada bu konuları tartışmamızın gereği veyahut da anlamı kalmayacaktı diye düşünüyorum.
Sayın Başbakanımız, seçimlerden önce, Anayasanın 83 üncü ve 100 üncü maddelerinin değiştirilmesi konusunda, halkın huzurunda söz vermiştir; ama, bugüne kadar, dokunulmazlığın kaldırılmasıyla ilgili en ufak bir çalışmanın olmadığını üzülerek görmekteyiz. Bırakınız, dokunulmazlığın kaldırılmasını, bazı dokunulmazlık dosyalarında suç teşkil edecek eylemlerin suç olmaktan çıkarılması için bir çabanın içerisinde olduğunuzu görüyorum. Bununla ilgili, Yolsuzlukla Mücadele Kanunu Tasarısını örnek gösterebilirim, bununla ilgili 618 sıra sayılı tasarıyı örnek gösterebilirim; çünkü, bu tasarıların kanunlaşması halinde, burada, dokunulmazlığı bulunan birçok üyenin üzerine gidilemeyecek. Aslında, bu üyelere de haksızlık yapılmış olacağı inancını taşımaktayım; çünkü, yargıya intikal ettiği zaman, haksız ithamdan kurtulma imkânı da kendilerine sağlanmış olacaktır.
Bu vesileyle, dokunulmazlıkların üzerinde durulması, hiç olmazsa bu dönemde, bu meseleyi çözmemiz gerekiyor. Yoksa, geçmiş dönemlerde olduğu gibi, bu dönem de dokunulmazlık zırhına bürünen bakanlarımızın, milletvekillerimizin, Meclisin dışına çıktıktan sonra haklarında soruşturma açılmasının doğru olmayacağına inanıyorum; bu vesileyle, tekrar sizleri selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Türkbank olayı önemli bir olaydır. 20 nci Dönemde bu mesele gündeme gelmiştir, bir hükümet bu vesileyle düşürülmüştür; ama, dokunulmazlık zırhı olduğu için, o dönemin Başbakanı ve Hazineden sorumlu olan Devlet Bakanı yargılanamamışlardır.
Türkbank olayı nedir? Türkbank, 2.9.1994 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Bankalar Kanununun 64 üncü maddesi kapsamına alınmıştır; yani, banka, iyi yönetilmediği için denetime alınmıştır. 26.5.1997 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiştir. 11.12.1997 tarihinde, Merkez Bankası meclisi, Türkbankın satışı için ilgili devlet bakanlığına onay vermiştir. 4.5.1998 tarihinde ihaleye çıkarılmış, bankanın satışına karar verilmiştir. Bu ihaleye katılmak için 25 firma müracaat etmiş; ancak, bu firmalardan 5 tanesi ihaleye girmek için dosya almıştır.
İhale aşamasında, basında ve medyada, mafyanın bu işle ilgilendiğinden, özellikle Çakıcı - Korkmaz Yiğit ilişkisinden söz edilmiş; emniyet ve istihbarat dairesinden gelen bilgi notlarına dayalı olarak, Başbakan Mesut Yılmaz, o tarihlerde Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner'e, mafyanın bu işle ilgilendiği ve Korkmaz Yiğit'in ihaleye sokulmaması yönünde gerekli talimatları vermiştir.
Daha sonra, ihale aşaması yaklaştığında, Korkmaz Yiğit, bazı siyasetçileri devreye sokarak Başbakanla görüşmüş. Başbakanla görüştükten sonra, Başbakan, bizzat, Hazineden sorumlu Devlet Bakanını arayarak "biz adama haksızlık yapmayalım. Korkmaz Yiğit'in Çakıcı'yla ilişkisinin olmadığını tespit etmiş bulunuyoruz. İhaleye girmesinde bir mahzur yoktur" diye talimat vermiştir. Bu talimattan sonra, Korkmaz Yiğit, ihaleye dahil olmuştur.
Değerli arkadaşlarım, ihalenin başından sonuna kadar, Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner ve Başbakan, ihaleyle bizzat ilgilenmişlerdir; hatta, Başbakana sorulduğunda, Başbakan "bu bankanın durumunun düzelttik, içerisine çok para koyduk, 500 000 000 dolardan fazla para koyduk" diyerek, ilk olarak, bu fiyattan aşağıya satılmaması için bir çabanın içerisinde olduğunu; ikinci olarak da, özellikle bu işe mafyanın dahil olmaması, mafyanın ihaleye girecek firmaları tehdit ederek serbest rekabeti önlememesi için gerekli çabanın içerisinde olduğunu beyan etmişlerdir.
İhalenin yapılacağı gün, özellikle o gece, 1998 yılının 3 Ağustos gününü 4 Ağustos gününe bağlayan gece saat 01.00'de Başbakan, konutta, ihaleye girecek firmalardan Zorlu Grubuyla görüşüyor, bankayı "500 000 000 dolardan aşağı satmam" diye beyanda bulunuyor. Aynı gece, bir başka yerde bulunan Korkmaz Yiğit ile Kâmuran Çörtük, bir başka pazarlığın içerisinde, Genç-TV'nin pazarlığını yaparken, Kâmuran Çörtük konuta çağrılıyor, konuta gidiyor işadamı. Soruyorum, değerli arkadaşlar; sizler, İktidar Partisine mensup milletvekillerisiniz; gece saat 01.00'de, 02.00'de, o saatlerde Başbakanın evine, konutuna giderek, bir konuyu aktarmanız mümkün müdür; hayır; ama, bu ihalede, her nedense, Kâmuran Çörtük böyle bir girişimde bulunuyor ve konuta kabul ediliyor.
Kâmuran Çörtük'e bu konu sorulduğunda, kendisini Başbakanın çağırdığını, çağırma nedeni olarak da, kendisinin, o dönemde, Pakistan'da taahhütlerinin bulunduğunu, bu taahhütler nedeniyle bazı zorlukların çıktığını, bu zorlukları aşabilmek için, o tarihlerde Türkiye'ye gelecek Pakistan Devlet Başkanıyla kendi konumunu görüşmek üzere Başbakandan talepte bulunmak üzere randevu istediğini ve o nedenle gittiğini beyan ediyor; ama, komisyonumuzun bu konuda yapmış olduğu araştırmada, komisyonun raporunu incelediğinizde, o tarihlerde Pakistan Devlet Başkanının Türkiye'ye gelmediği ve Türkiye'ye gelmeyeceği açıkça belirtilmektedir. Pakistan Devlet Başkanının gelmediği bir ortamda, Kâmuran Çörtük'ün, sadece bu banka ihalesiyle ilgili olarak Başbakanın konutuna gittiği açıkça anlaşılmaktadır. Gerek Başbakan gerekse Çörtük, birlikte görüştüklerini bu şekilde beyan etmişlerdir.
Kâmuran Çörtük, Başbakanla görüştükten sonra, kendisini beklemekte olan Korkmaz Yiğit'le görüşmek üzere, kaldığı otele gidiyor. Orada Korkmaz Yiğit'le yapmış olduğu görüşmelerde, ihaleye 5 grubun gireceğini, bu girecek gruplardan Erol Aksoy ile Balkaner'in dosyalarının Güneş Taner'de mevcut olduğunu ve bu nedenle, bu 2 firmanın ihaleye girmeyeceklerini veya ihalede asılmayacaklarını açıkça beyan ediyor; ancak, Başbakanın ifadelerine göre, Zorlu Grubunun 500 000 000 doların üzerine çıkacağını, eğer Korkmaz Yiğit bankayı satın almak istiyorsa, onun da 510 000 000'un üzerinde bir bedeli ödemesi veyahut o miktarı vermesi gerektiğini kendisine söylüyor.
Ertesi gün ihale olduğu zaman, Korkmaz Yiğit ihaleye katılıyor, Zorlu Grubuyla yarışıyor ve 585 000 000-600 000 000 dolara bankayı almak zorunda kalıyor, ihale Korkmaz Yiğit'te kalıyor. İhale yükselirken Korkmaz Yiğit müsaade istiyor, Balkaner'e teklifte bulunuyor: "Umduğum gibi çıkmadı, bana ortak ol, bu şeyi alalım..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 13 Temmuz 2004