İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · SALI

Enerji ve tabii kaynaklar eski bak. m. cumhur ersümer ve zeki çakan hk (s.s.622) (9/4,7)

Mehmet Güner

Bolu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 114. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Temmuz 2004 · 1.116 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Güner (AK Parti), 13 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR ESKİ BAK. M. CUMHUR ERSÜMER VE ZEKİ ÇAKAN HK (S.S.622) (9/4,7)); konuşma 1.116 kelime.

Mehmet Güner (AK Parti, Bolu). “Enerji ve tabii kaynaklar eski bak. m. cumhur ersümer ve zeki çakan hk (s.s.622) (9/4,7)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-guner-22-2004-07-13-enerji-ve-tabii-kaynaklar-eski-bak-m-cumhur-ersumer-ve-zeki-cakan-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET GÜNER (Bolu)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 622 sıra sayılı (9/4,7) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporuyla ilgili, şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, soruşturma önergelerinde yer alan iddialardan önemli bir bölümünün doğalgaz alım anlaşmalarıyla ilgili olduğu ve BOTAŞ'ın muhatabı olduğu bu anlaşmalar konusunda genel bir bilgi vermek gerektiğini düşünerek sözlerime başlıyorum.

Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile 14 Şubat 1986 yılında imzalanan doğalgaz alım-satım anlaşması sonucunda, Türkiye, 1987 yılında, ilk kez doğalgazla tanışmış oldu. Plato döneminde Ruslarla yapılan bu anlaşmada 6 milyar metreküp/yıl doğalgaz alınması kararlaştırıldı ve bu anlaşmanın 2011 yılına kadar sürmesi uygun görüldü. Daha sonraki yıllarda doğalgaz gibi bir enerjinin kullanım kolaylığı olması, çevre dostu olması, fiyat açısından da diğer yakıt türlerinden daha ucuz olması sebebiyle, günün idarecileri daha fazla doğalgaz alabilmek için yabancı ülkelerle birtakım doğalgaz alım satım anlaşmaları imzalamışlardır.

Bu anlaşmalara şöyle bir göz atacak olursak, 14 Şubat 1988 tarihinde Cezayir'le önce 2 200 000 000 metreküp/yıl, 1995 yılında da yeni bir zeyilname ile 4 400 000 000 metreküp/yıl doğalgaz, LNG olarak alınmıştır; bu gaz arzı 1994'te başlamış, halen daha devam etmektedir.

Bir başka anlaşma da BOTAŞ ve Trusgaz arasında 18.2.1998 tarihinde imzalanmıştır. Bu anlaşma başlangıçta 10 Aralık 1996'da 2 milyar metreküp olarak başlamış olup, tartışmalı bir ek mektupla, side letter ile 8 milyar metreküp olarak devam etmektedir.

Bir diğer anlaşma da 8 Ağustos 1996 tarihinde BOTAŞ ve İran Ulusal Gaz Şirketi arasında imzalanmış, bu anlaşmayla gaz sevkıyatının 1999 yılında 3 milyar metreküple başlayarak 2005 yılında 10 milyar metreküpe çıkması uygun görülmüştür.

Bir başka anlaşma da 9 Kasım 1995 tarihinde Nijerya LNG firması ile BOTAŞ arasında yaklaşık 1 200 000 000 metreküp doğalgaz eşdeğeri LNG alımı için yirmiiki yıllık imzalanmıştır ve LNG sevkıyatı da 1999 yılında başlamıştır.

Değerli arkadaşlar, en çok tartışılan ve en önemli bir anlaşma da, BOTAŞ ile Gazeksport arasında 15 Aralık 1997 tarihinde, 25 yıl süreli, 16 milyar metreküp/yıl olarak imzalanan Mavi Akım Anlaşmasıdır. Bu doğalgaz anlaşması da 1 Nisan 1998 tarihinde Mecliste kabul edilerek ikili bir anlaşma olarak Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Tartışılan bir konu da Türkmen gazıdır. 29 Ekim 1998 tarihinde Türkiye ile Türkmenistan arasında imzalanmış, söz konusu anlaşma doğrultusunda Türkmenistan'dan otuz yıl süreyle 16 milyar metreküp doğalgaz ithaline yönelik görüşmeler başlamıştır. 21 Mayıs 1999 tarihinde BOTAŞ ile Türkmenistan arasında bir anlaşma daha imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre, gaz arzı 2002-2004 yılında başlayacaktı; ancak, başlayamamış; iyi ki başlayamamış; eğer bu anlaşma da gerçekleşmiş olsaydı, elimizde çok fazla miktarda bir gaz olacaktı, bu gaz da, bizde biraz şişkinlik yaratacaktı.

Ekim 2000'de başlayan müzakereler sonucunda, 12 Mart 2001 tarihinde Azerbaycan doğalgazının Türkiye'ye sevkine ilişkin, onbeş yıl süreli, ilk yıl olan 2004 yılında 2 milyar metreküple başlaması ve plato periyodunda da 6,6, milyar metreküpe ulaşması öngörülmektedir. Bu doğalgazın da, şu anda Türkiye'de kullanma şansımız olmadığı için, önümüzdeki günlerde -BOTAŞ yetkililerinden aldığımız bilgiye göre-Yunanistan'a sevki uygun görülmüştür.

Değerli arkadaşlar, hakkında kısaca bilgi vermiş olduğum bu gaz alım anlaşmalarının en önemli özelliklerinden biri de uzun süreli olması ve bu nedenle de alım fiyatının büyük önem arz etmesidir.

2004 yılı itibariyle bakacak olursak, bu anlaşmalar çerçevesinde, şu anda toplam 29 milyar metreküp/yıl gaz almamız gerekiyor; ancak, bu yıl bizim tüketimimizin ise -yine BOTAŞ yetkililerinden aldığımız bilgilere göre- 21 milyar metreküpte kalacağı görülmektedir.

Kontrat miktarlarına göre, şu anda bizim 7 700 000 000 metreküplük bir gaz fazlamız vardır ve bunların take or pay indirimlerine (yani al ya da öde miktarlarına) baktığımız zaman, şu anda 1 milyar metreküplük civarında bir cezaî duruma girmemiz söz konusudur. Önümüzdeki günlerde, herhalde bu 1 milyar metreküplük gazın -eğer bir formül bulunamazsa- parasını ödemek zorundayız, yapılan yanlış anlaşmalardan dolayı.

Değerli arkadaşlar, iki defa fiyat revizyon görüşmeleri ve miktar görüşmeleri yapılmış; 2002 yılında Zeki Çakan döneminde ve 2003 yılında, şu anki Bakanımız Hilmi Güler zamanında. Eğer bu anlaşmalar yapılmamış olsaydı, bu take or pay indirimleri alınmamış olsaydı... Ben, geçenlerde BOTAŞ'a gittiğim zaman, arkadaşlara, eğer bu anlaşmalar yapılmamış olsaydı, bu indirimler alınmamış olsaydı, bizim durumumuz ne olacaktı diye sorduğumda, arkadaşlarımız bana bir çizelge hazırlamışlardı. Bu çizelgeye baktığımız zaman, 2020 yılına kadar, bizim, yapılan anlaşmalardan dolayı, 121 600 000 000 metreküplük bir gaz fazlamız olacaktı; eğer bu take or pay indirimi yapılmış olsaydı. Bunları da, bugünkü fiyatlara endeksleyecek olursak, aşağı yukarı 16 milyar dolar gibi bir rakam ediyor. Bunların yüzde 75'i olan take or pay miktarlarına baktığımız zaman da, bizim, 2020 yılına kadar, fazladan, almadığımız gazın parası olarak, 12 milyar dolar gibi bir para ödemek durumunda kalacaktık.

Tabiî ki, bu gaz anlaşmaları yapılırken, Türkiye'de çok kârlı bir iş olarak görülen doğalgaz çevrim santrallarının kurulması hesaplanmış hep. Bu dönemde çok sayıda doğalgaz çevrim santralı anlaşması yapılmış, bunların bazıları hayata geçirilmiştir. Şimdi, bunların ne kadar kârlı olduğu noktasında sizlere kısa bir bilgi, örnekleme vermek istiyorum.

1993 yılında Devlet Planlama Teşkilatından onay alan ve daha sonra 1998 yılında faaliyete geçen, 1999'da faaliyete geçen yap-işlet-devret modeli doğalgaz santralları var. Bizim, bu doğalgaz santrallarından elektrik alım fiyatımız, bu yıl itibariyle, 9,6 sent arkadaşlar. Bir de yap-işlet modeli elektrik santrallarımız var; bunlardan da biz elektrik alıyoruz; almış olduğumuz fiyat 5,2 sent. Baktığımız zaman, ikisinin arasında, aşağı yukarı 4,2 sent gibi bir fark var. Bu farkları değerlendirdiğimiz zaman -bir örnek verecek olursak- Ünimar adında bir doğalgaz çevrim santralımız var, yılda 3 600 000 000 kilovat/saat elektrik üretiyor; bu santral, yap-işlet-devret değil de, yap-işlet modeli olsaydı, aradaki farkı hesapladığımız zaman, bir yılda, aşağı yukarı 155 000 000 dolar gibi bir rakam ediyor. Ancak, bu yap-işlet-devret modellerinde biz yirmi yıl süreyle bu santrallardan elektrik alacağız. Daha önceki yıllarda da 9,6 sent değil, 10-12 sentlerden başladı bu doğalgaz santrallarından alımlar. Dolayısıyla bu, çok kârlı bir iş olarak görüldüğü için, ülkemiz, işte, bu noktalardan dolayı elektriğe çok fazla fiyat ödemek zorunda kaldı.

Şimdi, bunu gören birçok firma da, doğalgaz çevrim santralı kurmak için Bakanlığa çok ciddî müracaatlarda bulundu. Bu müracaatlardan bir kısmı kabul edildi, bir kısmı ise kabul edilmedi. Bir arkadaşımız da bu konularda söz söyledi. Çok fazla detaya girmek istemiyorum; ancak, baktığımız zaman, Konya-Ilgın'da bir elektrik santralı kurulması düşünüldü; ancak, bu gerçekleştirilemedi iptal edildi; Kırklareli'de bir doğalgaz santralı müracaatı yapıldı, kabul edildi; fakat, bu da gerçekleştirilemedi. Konya-Ilgın için 300 000 000 dolar ve Kırklareli için de 400 000 000 dolar kâr kayıpları söz konusu şu anda; tahkim vasıtasıyla bu zararları bizden talep etmektedirler.

Sayın Ersümer, 4500 sayılı Tahkim Yasasının geriye doğru işletilmesini sağlayacak geçici bir madde ihdas ederek, devletin güçlü olduğu imtiyaz sözleşmelerine tahkim hakkı verilmesine neden olmuş; devletin tazminat ödemesine sebep olmuştur. Bakanlık, 8.6.2004 tarihine 29 milyon dolarlık bir tazminat ödemiştir.

Bunun dışında, yine, ayrıca Sakarya Bolu Elektrik Dağıtım A.Ş'yle imzalanmış olan özel hukuk hükümlerinin gereği yerine getirilmediği için 30 yıllık kâr kaybı olarak 24 197 762 dolar tazminat ödenecektir. 7 adet tahkim davasında da devlet aleyhine 1 200 000 000 dolar tazminat davası açılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 13 Temmuz 2004

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook