Yunanistan'daki türk azınlığın durumunun ele alınması hk.
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Mayıs 2006 · 475 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Eyüp Fatsa (AK Parti), 16 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YUNANİSTAN'DAKİ TÜRK AZINLIĞIN DURUMUNUN ELE ALINMASI HK.); konuşma 475 kelime.
Eyüp Fatsa (AK Parti, Ordu). “Yunanistan'daki türk azınlığın durumunun ele alınması hk”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 16 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/eyup-fatsa-22-2006-05-16-yunanistan-daki-turk-azinligin-durumunun-ele-alinmasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
EYÜP FATSA (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun grup önerisinin aleyhinde şahsım adına söz aldım; bu vesileyle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, söz konusu, Batı Trakya'da yaşayan 150 000 soydaşımız olunca, elbette ki, bu konuda her sağduyulu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hassasiyetleri vardır, bu konuda her vatandaşımız duygusaldır. Bu konuda her vatandaşımız, her sağduyulu, sorumlu vatandaşımız, her sağduyulu, sorumlu vatandaşımız bu konunun bilincinde ve şuurundadır.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Vatandaş öyle de, Hükümetten de aynı şeyi bekliyoruz.
EYÜP FATSA (Devamla)Ben, bilinen ve tekrar edilen bazı meseleleri tekrar etmek istemiyorum.
Geçen dönem, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonunda görev yaparken, özellikle Batı Trakya davasında Müftü Mehmet Emin Aga'nın şahsında devam eden bu yargılamaların bazılarına, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu heyeti olarak katıldık. Bu vesileyle de, Batı Trakya'daki soydaşlarımızın yaşadıkları şartları, imkânsızlıkları, zorlukları, sıkıntıları yakinen görme ve tanıma imkânı bulduk, fırsatı bulduk.
Şimdi, tabiî, Sayın Öymen uzun uzun anlattı. Lozan Antlaşmasıyla, karşılıklı olarak, azınlıkların hak ve hukukları teminat altına alınmıştır. Eğitim, kültür, kimlik ve inanç, vakıflarla alakalı eserlerin korunması, sahiplenilmesi, yaşatılmasıyla ilgili, dinî hakların verilmesi; inanç hürriyetinin temini, kendi kimliklerini ve kişiliklerini, inançlarını, kültürlerini koruma noktasında da her türlü teminat Lozan'da verilmiştir. Bu çerçeveden olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan, azınlık çerçevesinde ifadesini bulan vatandaşlarımızın yaşadığı şartlarla, sahip oldukları imkânlar ile özellikle Batı Trakya'daki soydaşlarımızın sahip olamadıkları imkânsızlıkları mukayese bile etmek mümkün değildir.
Tabiî, ben, buradan, herkes gibi, samimî kanaatim olarak ifade ediyorum; Avrupa Birliği adına zaman zaman Türkiye'ye gelen, özellikle Türkiye'deki azınlıkların inanç, eğitim, kültür ve vakıf imkânlarının tesisiyle alakalı talepleri duyunca, doğrusunu isterseniz, onlar adına insanın yüzü kızarıyor, onlar adına insanların yüzü kızarıyor. Bunu bizden talep edecek insanların, talep edeceklerin, önce, Batı Trakya'daki şartları, Batı Trakya'daki soydaşlarımızın yaşamış olduğu şartları ve maruz kaldığı sıkıntıları görmeleri, öncelikle bunun cevabını vermeleri gerekir.
Şimdi, deniliyor ki: Efendim, biz, azınlıkların vakıfları, azınlıkların dinî hakları, kültürel hakları konusunda, işte, Avrupa'nın bizden baskı şeklinde talep ettiklerini bir bir veriyoruz.
Değerli arkadaşlar, bakın, bununla ilgili -biraz önce de ifade edildi- yasa teklifleri Türkiye'nin ve Meclisin gündemine gelecektir ve hiç kimse, şu konuda, yeise, üzüntüye kapılmasın ki, eğer, Batı Trakya'da yaşayan soydaşlarımızın -ki, Türkiye'deki azınlık vatandaşlarımızın da hakları Lozan'la teminat altındadır- hakları, Batı Trakya'daki soydaşlarımızın, bu, biraz önce saymış olduğumuz hakları iade edilmediği sürece, bizden daha fazlasını alabileceklerini bekliyorlarsa, şundan herkes... Herkes şunu bilmelidir ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi asla bunu vermeyecektir. Bunu gayet açık ve net olarak ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, çok farklı şekillerde konu ifade ediliyor. Bakın, tabiî, bizim, ülke olarak da, oraya olan duyarlılığımızı veya duyarsızlığımızı da sorgulamamızda fayda var diye düşünüyorum. 1952 yılında, zamanın cumhurbaşkanı adına yapılan lisenin açılışına cumhurbaşkanı sıfatıyla Merhum Bayar katılıyor, gidiyor Batı Trakya'ya, ondan sonra da, üst düzey -bakanlık hariç, üst düzey; Cumhurbaşkanlığı veya Başbakanlık seviyesinde- ikinci ziyaret, ancak, 2004 yılında, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştiriliyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 16 Mayıs 2006