Su ürünleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.125)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 109. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Temmuz 2003 · 1.152 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fahrettin Üstün (CHP), 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SU ÜRÜNLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.125)); konuşma 1.152 kelime.
Fahrettin Üstün (CHP, Muğla). “Su ürünleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.125)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2003-07-22-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1380 sayılı Su Ürünleri Yasasının 32 nci maddesinde değişiklik yapan tasarının 4 üncü maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlarım.
Ülkemizde, sahipsiz kalan sektörlerin başında gelen su ürünlerinde, yaşanan önemli sorunlar var. Bu sorunları madde madde irdeleyecek olursak, su ürünleri yetiştiriciliği yapılacak olan potansiyel alanlar çevre düzeni planlarında belirtilmesine rağmen, bu alanlarda, hâlâ, yasal sıkıntılar yaşanmaktadır. Müteşebbislerin, yasal işlemlerinin kısaltılması ve hemen faaliyete geçmeleri için, belirtilen alanlardaki sorunlar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı öncülüğünde, hemen çözüme kavuşturulmalı ve tekrar problem yaratmayacak şekilde, kalıcı kararlar alınmalıdır; ayrıca, potansiyel alanlarda uygulanan işlemler kolaylaştırılmalıdır.
Su ürünleri sektörü tarafından kullanılan tüm araziler devletten kiralanmakta ve bu alanlara ödenen kira bedelleri çok yüksek olarak alınmaktadır. Ayrıca, her işletmeye farklı bedeller uygulanmaktadır. Kiralama rayiçlerinin belirlenmesi yetkisi Tarım Bakanlığında olmasına rağmen, bu yetki, geçici bir maddeyle Maliye Bakanlığına verilmiştir. Maliye Bakanlığı da, kira rayiçlerini yüksek ve bölgelere göre farklı almaktadır. İşletme maliyeti açısından yüksek olan bu kira bedellerinin, Tarım Bakanlığının girişimleri sonucu düşürülmesi ve her işletme için aynı olacak şekilde belirlenmesi sağlanmalıdır.
Yatırım yapacak kişilere uygulanan bürokratik prosedürlerin çok uzun sürmesi ve 9-10 bakanlıktan izin alınması dolayısıyla, işletmenin, üretime iki yıl gibi uzun bir süreden sonra başlayabilmesi, büyük maddî ve zaman kayıplarına yol açmaktadır. Sorunun giderilmesi için, Tarım Bakanlığında bir su ürünleri genel müdürlüğü kurulmalı ve yatırımcı müteşebbis, tek bir yere başvurarak, tüm işlemlerini müdürlükte halletmelidir.
Diğer sektörlere uygulanan teşvik ve destek kredilerinin su ürünleri sektörüne uygulanmaması ve özellikle ihracat sırasında navlun destek priminin uygulamaya konulmaması, rekabet gücümüzü zayıflatmaktadır. Avrupa'daki gibi, sektöre uygulanan uzun ve düşük vadeli krediler Ziraat Bankası tarafından uygulamaya konulmalı ve ihracat sırasında da navlun destek primi uygulanmalıdır. Böylece, ihracatımızda önemli ölçüde artış olacaktır. Unutulmamalıdır ki, Avrupa'ya sattığımız tek hayvansal ürün balıktır.
İhracat yapılan ülke sayısının az olması ve yeni pazarların bulunmaması, sektörün büyümesine engel teşkil etmektedir. Avrupa'ya yapılan ihracat, devlet destek ve işbirliğiyle daha yaygın hale getirilerek ülke sayısı artırılmalı ve yeni pazar olabilecek İsrail, Ürdün, Lübnan, İran ve Suriye gibi ülkelerle ikili ilişkiler kuvvetlendirilerek, ülkemize uyguladıkları yüksek gümrük vergileri düşürülmelidir.
Ülkemizde, ileriye dönük balıkçılık politikası ve planlaması olmadığından dolayı, yatırımcının önünü görememesi, bu sektörde, diğer gelişmiş ülkeler arasında yer almamızı engellemektedir.
Tarım Bakanlığı tarafından, acil olarak, su ürünleri sektörü için, en az on yıllık bir devlet politikası ve planlaması yapılarak, üretim kapasitemizi artırmalı ve ihracata yönelik çalışmalar geliştirilmelidir.
1380 sayılı Yasanın, günümüz şartlarına göre eksik ve yetersiz oluşu, Avrupa Birliği uyumu için ve sektörümüzün daha iyi ve hızlı gelişmesi açısından, belirtilen yasanın ve diğer yönetmeliklerin, günümüz ve daha sonraki yıllara hitap edecek şekilde bir an önce değiştirilmesi gerekmektedir.
Şu an sektörde bulunan çoğu işletmenin hiçbirisine, yol, su, iskele ve elektrik gibi altyapı hizmetleri götürülememiştir. İnsanca üretim yapmak için ve tarımın bir kolu olan bu sektöre de, bu hizmetlerden yararlanma eşitliği sağlanmalıdır, tanınmalıdır.
Hammadde ithalatı sırasında uygulanan fon ve vergilerin yüksek olması ve balıkların satışı sırasında uygulanan KDV oranlarının yüksek oluşu, sektörü olumsuz yönde etkilemektedir. İşletmelerin giderlerinin yüzde 70'ini oluşturan yem hammaddelerine uygulanan vergi ve fonların azaltılması ve KDV oranlarının düşürülerek, işletme maliyetlerinin azalmasına yönelik tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu uygulama, vergi mükellefi sayısının, su ürünleri tüketiminin ve ihracatının artmasına büyük fayda sağlayacaktır.
Daha önceleri denizlerde yetiştiricilik yapan işletmeler, yavru balık ihtiyaçlarını denizlerden yakalayarak sağlıyorlardı; fakat, yapılan aşırı avcılık nedeniyle denizlerimizdeki doğal stoklar azalmaya başlayınca Bakanlığımız tarafından bu yasaklanmıştır. Bu gelişmeden sonra, özel yavru kuluçkahaneleri, gerekli teknolojik yatırımı yaparak, ülkemizin yavru balık ihtiyacının tamamını karşılar duruma gelmiştir. Bakanlığımız, bundan sonra, süresiz olarak, doğal ortamlardan yavru balık yakalama işini tamamen kaldırmalı, yavru üretim işini, sürekli olarak özel işletme kuruluşlarına bırakmalı ve yavru balık yakalama yasaklarının takipçisi olmalıdır.
Gümrük müdürlüklerinin haftasonu (cumartesi, pazar günleri) çalışmamasından dolayı, gerekli evraklar cuma gününden yaptırılmaya çalışılmaktadır. Yapılacak yeni bir düzenlemeyle, gümrüklerin, haftasonu da çalışmaları sağlanarak, ihracatın önündeki bu önemli sorun ortadan kaldırılmalıdır.
Avrupa Birliği Komisyonunun, deniz balığı yetiştiriciliğinde en büyük rakibimiz olan Yunanistan'a, 100 000 000 euro yardım yapacağı duyumları alınmaktadır. Devletimizin, acil olarak, yetiştiricilerimizin bu durum karşısında rekabet gücünü yitirmemeleri için, uzun vadeli ve düşük faizli kredilerle desteklemesi gerekmektedir.
Sektörün sorunları ve çözüm önerileri:
A- Yasal, idarî ve bürokratik sorunlar:
1- Genel müdürlük kurulması:
1971 yılında -yani, bundan 32 yıl önce- Tarım Bakanlığı bünyesinde Su Ürünleri Genel Müdürlüğü kurulmuştu. 2002 yılında ise, koskoca sektöre Tarım Bakanlığı bünyesinde mevcut Daire Başkanlığı tarafından sahip çıkılmaya çalışılmaktadır. Devleşen balıkçılık ve yetiştiricilik sektörünün sorunlarına, dünya ülkeleri balıkçılık bakanlığı kurarak cevap vermeye çalışırken, çok önemli balıkçılık ve yetiştiricilik potansiyeline sahip ülkemizde, daire başkanlığıyla sektörü kucaklamak ve sorunlarını çözmek asla olası değildir. En kısa zamanda, Tarım Bakanlığı bünyesinde yalnızca su ürünlerine bakacak bir genel müdürlük kurulmalıdır.
2- 1380 sayılı Su Ürünleri Yasasının günün koşullarına cevap verecek şekilde değiştirilmesi:
Balıkçılığımızı ve su ürünleri yetiştiriciliğini düzenleyen kurallar, 1380 sayılı Yasa ve buna ilişkin tüzük ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Ancak, 1380 sayılı Yasa ve bu yasaya bağlı tüzük ve yönetmeliklerin, günün ihtiyaçlarına yıllardır cevap vermediği bir gerçektir. Ayrıca, bu Yasa, Avrupa Birliği balıkçılık ve yetiştiricilik yasalarıyla ilgili uyum göstermemektedir. Bu nedenle, günün koşullarına cevap verecek ve Avrupa Birliği yasalarıyla tam bir uyum içerisinde olup, globalleşen dünyada, ülkemiz balıkçılık sektörünü en doğru ve etkili biçimde yönlendirebilecek yeni bir yasanın acilen çıkarılması gerekmektedir.
3- Görev, yetki ve sorumlulukların tek merkezde toplanması:
Su ürünleri yetiştiriciliğiyle ilgili her türlü yatırım, uygulama, pazarlama, ihracat ve benzeri aktiviteler için Turizm, Çevre, Kültür, Orman, Maliye, Sağlık, Ulaştırma, Tarım Bakanlıkları ile belediyeler ve Anıtlar Yüksek Kurulundan izin almak gerekmektedir. Yetiştiricilik konusunda yatırım yapacak bir müteşebbis, iki yıla yakın süre boyunca, sadece izin alabilmek ve bürokratik işlemleri yerine getirebilmek için savaş vermektedir. Bugüne kadar çıkarılmış beş yıllık kalkınma planlarında "denizlerde su ürünleri yetiştiriciliği sonuna kadar teşvik ve himaye edilecektir" denilmektedir. Bu mudur yatırımcıyı teşvik ve himaye etmek?!
Bürokratik engeller, konuya sahip çıkmak için yarışan ve işleri yokuşa sürmekten ve karıştırmaktan başka iş yapmayan 8 bakanlık ve 2 kuruluşun olumsuz karar ve uygulamalarıyla, sektör, henüz doğmadan ölecektir.
Bu nedenle, tüm görev, yetki ve sorumluluklar tek merkezde toplanmalı ve tüm sorunları çözülmüş paket projeler yatırımcıya sunulmalıdır. Bu merkez, Tarım Bakanlığı içerisinde kurulacak bir genel müdürlük olabilir.
4- Su ürünleri yetiştiriciliği icra kurulunun kurulması:
Birleşmiş Milletler kurallarına göre, bir sektörün sesi durumunda olan sivil toplum örgütlerinin katılımı, görüşü ve onayı alınmadan, o sektörle ilgili devlet kararları almak doğru değildir. Katılımcı devlet anlayışı içerisinde, sektörümüzü, su ürünleri sektörünü temsil eden sivil toplum örgütlerinin katkısı olmadan, hiçbir endüstri için politika yapılmadığı, sağlıklı kararlar alınamadığı bir gerçektir. Kısacası, balık üreticisinin problemlerini ve çözümlerini, kendisinden daha iyi kimse bilemez.
Bu nedenle, Tarım Bakanlığı, su ürünleri genel müdürlüğü, sektörün sivil toplum örgütleri (vakıf, dernek, birlik ve benzeri kuruluşlar) konuyla ilgili üniversitelerin üst düzey yetkililerinin iştirakiyle bir icra kurulu oluşturulmalı ve bu kurul, yılda en az bir defa toplanarak, kısa, orta ve uzun vade için devlet politikalarını tespit etmelidir.
5- Birlik-üst birlik yasasının çıkarılması:
Su ürünleri yetiştiricilerinin arzulanan ve hedeflenen biçimde gelişebilmelerinin ilk şartı, gerçekçi ve etkili bir biçimde örgütlenebilmelerine bağlıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Bunların maddeyle ne ilgisi var?!.
FAHRETTİN ÜSTÜN (Devamla)Bilmiyorsunuz, bilgilendiriyoruz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 22 Temmuz 2003