İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Karayolları trafik kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s 1137)

Fahri Çakır

Düzce Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mayıs 2006 · 1.231 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Fahri Çakır (AK Parti), 2 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S 1137)); konuşma 1.231 kelime.

Fahri Çakır (AK Parti, Düzce). “Karayolları trafik kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s 1137)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahri-cakir-22-2006-05-02-karayollari-trafik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasa (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

FAHRİ ÇAKIR (Düzce)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 1137 sıra sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifinin tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliğinde taşımacılığın yüzde 48'i karayoluyla, yüzde 41'i denizyoluyla, yüzde 7'si demiryoluyla, kalan bölümü ise havayolu ve demiryoluyla bu taşımacılık yapılmakta. Türkiye'de ise taşımacılığın yüzde 95'i karayoluyla, yüzde 3'ü demiryoluyla, kalan bölümü ise deniz ve havayoluyla yapılmakta.

Dolayısıyla, Avrupa Birliğiyle yapılacak görüşmeler sürecinde önemli sorunlardan biri, hiç şüphesiz, karayollarında yolcu ve yük taşımacılığı olacak gibi gözüküyor. Görüşmeler ve tam üyelik sürecinde, sektörler içinde en büyük sarsıntı ulaştırma sektöründe ortaya çıkacak gibi de açıkçası görülmekte.

Avrupa Birliğinin ortak ulaştırma politikasının temeli olan kombine taşımacılık stratejisi gereği denizyollarına ve demiryollarına öncelik verilerek, karayollarının taşımacılıktaki payı aşamalı olarak azaltılmış durumda.

Değerli arkadaşlar, Karayollarının aslî görevi, karayollarının yapımı, bakımı, onarımı, trafiğe açık kalmasını, hiç şüphesiz, sağlamak. Bunun dışında birtakım görevleri, daha evvelki yaptığımız kanunlarda da görüldüğü gibi, Ulaştırma Bakanlığına kademeli olarak devretmiş durumdayız. Ayrıca, ulaşımla ilgili birçok birim de zaten Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde. Yapılan yasal düzenlemelerle, Ulaştırma Bakanlığımıza görevleriyle ilgili olarak, ülkemizin ulaştırma sistemi ve hizmetlerinin ihtiyaçlara uygun olarak tesisi ve geliştirilmesine yönelik birçok görev de verilmiş bulunmakta. Bu kanun teklifiyle de, Karayollarının iş yoğunluğundan dolayı, bazı görevlerde aksamalar pekala olabilmekte. Bu sebeple, kanun teklifinde yapılan düzenlemelerle, bazı görevlerin Ulaştırma Bakanlığına -bu kanun teklifiyle birlikte- devri öngörülmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu kanunun esas amacı, hiç şüphesiz tonajla alakalı; yani, karayollarında, yaklaşık 800 000 aracın, kamyon, kamyonet ve TIR'ın, taşıdığı yükün tonajdan fazla olması nedeniyle kazalara sebebiyet vermesi, karayollarını, viyadükleri, köprüleri, altgeçit ve üstgeçit gibi birtakım altyapı hizmetlerini tahrip ettiği ve bunlara ilişkin, bu yüksek tonaja bir uygulama, bir yaptırım getirilerek, bu yaptırımın da Karayollarından alınıp, iş yoğunluğu nedeniyle, Ulaştırma Bakanlığına, Ulaştırma Genel Müdürlüğüne verilmesine ilişkin. Dolayısıyla, bu o kadar çok elzem bir konu ki, elbette ki, taşımacılığın, nakliyeciliğin, karayolu taşımacılığının kendine özgü, devasa birçok sorunu var; ancak, sorunları da bir taraftan, bir yerden çözmek lazım. İşte, yapılan iş bu. Evvela, AK Parti Hükümeti, İktidarımız, 22 nci Dönem Parlamentosu, şimdiye kadar kırk yıldır özlemi çekilen Kara Taşımacılık Kanunu yokken, en azından, Kara Taşımacılık Kanununu evvelce yaptık. Sorunları, kanunî düzenlemelerle bir taraftan çözmeye başladık; ama, iddiamız şu değil: Bütün sorunlar çözüldü, taşımacılık ve nakliyecilik rayına oturdu, her şey güllük gülistanlık elbette ki değil; ancak, bir taraftan çözüm dedik.

İşte, çözümlerden bir tanesi, bana göre, nakliye sektörünün sorunlarının içerisinde yüzde 51'i tonajla alakalı. Niye tonajla alakalı; bu 800 000 tane araç, şu veya bu şekilde 35 000'i de uluslararası taşıma yapıyor bunun; bu araç sayısı Türkiye'deki iş hacminin çok üzerinde, fazla sayıda. Bir de üstüne üstlük, istiap haddi denilen, tonaj miktarı denilen miktarın üzerinde yük yükleme bir alışkanlık. Kontrol yok, denetim yok. Var olan denetim yetersiz. Ne yapıyor araç sahibi; geliyor, bir şekilde, istiap haddi, götürme kapasitesi 15 ton iken 30 ton alıyor, 2 tane aracın götürebileceği yükü alıp, bir noktadan bir başka noktaya götürüyor. Kantar var mı Karayolları bünyesinde; var. Peki, kantar bir yerde var, birçok yerde yok. Dolayısıyla, bir yerde tartılıp, birçok yerde tartılmayan bu uygulama biçiminde, uygulayan ve taşıyan, taşınan, taşıtan herkes bu işten şikâyetçi. Dolayısıyla, kazalara ciddî anlamda, bu yüksek tonajlı taşıma sebebiyet vermekte. Kaldı ki, istiap haddinin 2 katı, yani, 10 tonluğa 20 ya da 15'e 30 ton yükleyen, bir de kayıtdışılığa götürüyor işi. Dolayısıyla, hiçbir kayda, hiçbir işleme ve vergiye tabi olmadan, biraz da bir keşmekeş tablo içerisinde bu olumsuz fotoğraf bizzat bu ülkede uygulanageliyor. Nasıl oluyor; şimdi, cezaî müeyyideler de düzenlendi gerçi bu tasarıyla; ancak, çok ciddî müesseseler araçlara istiap haddinin üzerinde yük yüklemiyor; ama, öyle bir sektör oluşmuş ki değerli arkadaşlar, şimdi, bu çok ciddî müesseseler bu araçlara istiap haddinin üzerinde yük vermediği için, giriyor araç, yükünü yüklüyor istiap haddi miktarınca, çıkıyor dışarıya; bir başka araç, yine kendi istiap hakkı kadar yükü tekrar yüklüyor, getiriyor; dışarıda bir sektör oluşmuş, vinç, alıyor diğerinin üzerine yüklüyor, alıp bu yükü geçip gidiyor. Ondan sonra, karayollarının, binbir meşakkat ve çileyle, bu masum ve mazlum milletin vergileriyle birlikte bunca emek verilerek yapılan bu yollar o kadar çok tahrip oluyor ve yıpranıyor ki, o kadar çok kazalara sebep oluyor ve haksız kazanca neden oluyor ki, işte bu nedenledir ki, bu kanuna ihtiyaç var, bu sektör bu kanuna muhtaç; dolayısıyla, disiplin altına alınması lazım; yapılan da budur.

Şimdi, burada bizden evvel konuşan değerli muhalefet milletvekili arkadaşlarımız, bu meseleyi, bu kadar halka, bu sektöre, 800 000 aracı, yaklaşık 4 000 000 kişiyi direkt ilgilendiren bu konuyu alıp başka mecralara götürerek, salt muhalefet yapma adına, burada, bu kürsüde bu kanuna karşı gelmeyi, inanın ki, bu kanunu bir şekilde eleştirmeyi; hatta, eleştirinin ötesinde tribünlere âdeta mesaj verircesine bir şekilde değerlendirmeyi açıkçası hiç etik bulmadığımı ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu kanuna bu ülke muhtaç, bu kanuna taşıma sektörü hiç şüphesiz muhtaç. O kadar çok muhtaç ki, bu disiplin o kadar bozulmuş ki, bu nakliyeci -tırnak içinde söylüyorum- nakliyecilik adı altında değnekçi, simsar ve çığırtkana teslim edilmiş. Bir şekilde, el altından, hiç de kaydı olmadığı halde, vergiye tabi olmadığı halde, kontrol ve denetime tabi olmadığı halde, bu yük işlemlerini, yük alışverişini, araçlara yük verme işini genellikle bunlar yapıyor. Dolayısıyla, nakliyeci, bunların elinde âdeta esir olmuş durumda; ama, bu tonaj uygulaması denetimle birlikte uygulanırsa; ancak, tabiî ki, bu denetimi uygulayacak, hiç şüphesiz, insan unsuru; elbette ki, insanlarımıza, bunu uygulayanlara fevkalade görevler düşüyor. Ama, ben inanıyorum ki, insanlarımız, bu denetimi, hak ve hakkaniyet ölçüsünde yerine getirmesi noktasında inşallah tereddütsüz bunu uygulayacak ve sektörün sorunları, inşallah, bundan sonra tonaj uygulamasıyla birlikte ciddî anlamda çözülmüş olacak diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, daha evvelce -o kadar çok ilginç tarafları var ki bu işin- kantar denetimi yapılmış, ama, bu denetim, 24 saate sâri olmadığı için -8 saat kantar denetimi yapılmış, bazen 16 saat yapılmış- o denetim esnasında araç oradan geçmeyince, bu denetimden bu araç sahipleri, dolayısıyla, kenardan köşeden başkaca yolları kullanarak geçmiş ve bu denetim, asla maksadına ulaşmamış. Peki, şimdi nasıl ulaşacak; şimdi Ulaştırma Bakanlığı ile Ulaştırma Genel Müdürlüğüyle ulaşacak mı; elbette ki ulaşacak; çünkü, Karayollarının yoğunluğu, bu işe gerektiği kadar önem veremeyip ve mesaisini harcayamaması nedeniyle şu ana kadar aksadığı da bir gerçek. Bu sorunun çözümüne de Ulaştırma Genel Müdürlüğü talip. Dolayısıyla, bütün belgeleri, bilgileri, şu veya bu şekilde bütün düzenlemeleri yapan Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü, Ulaştırma Bakanlığı bunu niye yapmasın.

Bir başka gerekçe, efendim özelleştirilecek… Özelleştirilsin değerli arkadaşlar, bunun özelleştirilmesinde kime ne zarar var. Eğer benim nakliyeci esnafım, 4 000 000 kişi bundan istifade edecek, yerde sürünen, âdeta, az evvel tırnak içinde söylediğim belli kimselerin elinde oyuncak haline gelen nakliyecim ayağa kalkacaksa, alınterini alacaksa, dolayısıyla, emeğinin karşılığını cebine, kasasına, kesesine koyacaksa, kime ne zarar var bunda. Yani, bu düzenlemeye karşı çıkmanın mantığını anlamak mümkün mü değerli arkadaşlar?! O nedenle, taşıma sektörü mutlaka disiplin altına alınmalı. Bunlardan belki de en önemlisi, en önemlilerinden birisi de, hiç şüphesiz, uzunluğu, yüksekliği ve beraberinde tonaj uygulamasıdır diye özellikle düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bir başka konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Efendim, işte, Karayollarında yapılsaydı Ulaştırmaya geçmeseydi; yok, o bakanlık da devletin bu bakanlık da devletin; o zaman, bunun lafını etmenin maksadı ne? Yani, o bakanlık da devletin bu bakanlık da devletin bakanlığıysa, bu genel müdürlük de devletin herhangi bir genel müdürlüğüyse, bu da diğer bir genel müdürlükse, ne fark eder?! Eğer, işi kim iyi yapıyorsa, o yapılandan, bu millet, bu vatandaş, bu nakliyeci istifade ediyor ise, buna katkı sağlamak lazım, bunu yapanlara teşekkür etmek lazım.

Değerli arkadaşlar, bakın, o kadar çokbaşlılık var ki bu işin kontrolünde, bu işe 2 tane kurul, 9 tane bakanlık…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 2 Mayıs 2006

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook