Tütün, tütün mamulleri, tuz ve alkol işletmeleri genel müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ile tütün ve tütün mamullerinin üretimine ilişkin (s.s.125)
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 82. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mart 2008 · 1.108 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Faik Öztrak (CHP), 26 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ, TUZ VE ALKOL İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE TÜTÜN VE TÜTÜN MAMULLERİNİN ÜRETİMİNE İLİŞKİN (S.S.125)); konuşma 1.108 kelime.
Faik Öztrak (CHP, Tekirdağ). “Tütün, tütün mamulleri, tuz ve alkol işletmeleri genel müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ile tütün ve tütün mamullerinin üretimine ilişkin (s.s.125)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faik-oztrak-23-2008-03-26-tutun-tutun-mamulleri-tuz-ve-alkol-isletmeleri-genel-mudurlugunun-ye (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 125 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi şahsım ve grubum adına saygıyla selamlıyorum.
Değerli üyeler, konuştuğumuz yasa tasarısının 1’inci maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 4733 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesindeki sakıncaları ortadan kaldırma amacına yöneliktir. Bu kapsamda getirilen düzenleme ile piyasa düzenleyicisi görevini üstlenen bağımsız kurumun personelinin uzman ve uzman yardımcılarından oluşmasına ve uzman yardımcısı atamalarında liyakati esas alan bir yapılanmaya imkân verilmektedir. Bu düzenleme, Kurumu, bir uzmanlık ve ihtisas kurumuna dönüştürmek bakımından olumludur. Bununla birlikte “uzman ve uzman yardımcılarının tütün ve alkol piyasası uzmanı ve uzman yardımcısı” olarak tanımlanmasının uzmanlığın konusunu daha iyi ifade edeceği ve daha yararlı olacağını düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz maddenin yukarıdaki olumlu yönlerine karşın maddede yer alan ve Kurum içinde yönetimin uyum ve istikrarını bozabilecek bir düzenlemeye de dikkat çekmekte yarar görmekteyim. 4733 sayılı Yasa’nın 4’üncü maddesi, Kurum başkan yardımcılarının kurul kararıyla atanmasını öngörmektedir. Mevcut düzenlemeyle de başkan yardımcıları dışında diğer personelin ataması Başkana bırakılmıştır. Bu yapı, Kurul ve Kurum arasındaki dengeyi bozma riskini taşımaktadır. Kurul Başkanı Kurumun en üst amiridir, ancak Kurul da karar organıdır. Başkan yardımcılarının atamasında Kurul Başkanının herhangi bir söz hakkı olmaması, buna karşılık diğer bir üst düzey yönetici kadrosunu oluşturan daire başkanlarının atamasında da Kurulun hiçbir yetkisinin olmaması yanlıştır. Bu nedenle, ilgili maddede aynen BDDK Yasası’nda olduğu gibi Kurum başkan yardımcıları ve daire başkanlarının Kurul Başkanının önerisiyle Kurul tarafından atanmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesi, denge ve uyumu sağlamak bakımından yerinde olacaktır.
Değerli milletvekilleri, yüksek heyetiniz huzuruna gelen bu yasa tasarısıyla tütün, tütün mamulleri ve alkollü içkilerin üretimine, iç ve dış alımına, satımına yönelik politika ve stratejileri doğrudan ya da dolaylı etkileyecek kuralların da ihdasına çalışıyoruz. Bu nedenle, kanun tasarısının öznesi olan tütün ve tütün üretimine ve alkollü içkilerin ana girdilerinden birini üreten üzüm üreticilerinin sorunlarını dikkatinize sunmanın yararlı olacağını düşünüyorum.
Değerli üyeler, Türk çiftçisi, tarım sektörünün pek çok alanında olduğu gibi tütün üretiminden de vazgeçirilmektedir. Dünyaca ün yapmış Türk tütünü topraklarımızı yavaş yavaş terk etmeye başlamıştır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre tütün ekilen topraklar 2000-2006 döneminde üçte 1’den fazla gerileyerek 1 milyon 462 bin dekara düşmüştür. Aynı dönemde üretim miktarındaki gerileme daha da çarpıcıdır. 2000-2006 döneminde tütün üretimi yarıya inmiştir. Üretim, 1987 yılından bu yana ilk kez 2006 yılında 100 bin tonun altına düşmüştür. Üretimin ekilen alandan daha hızlı gerilemesi neticesinde dekar başına elde edilen tütün verimi ise aynı dönemde 85 kilogramdan 67 kilograma düşmüştür.
Değerli üyeler, dünya ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin dünya tütün üretimi içindeki payının da hızla gerilediği dikkati çekmektedir. Nitekim FAO verilerine göre, 2000 yılında dünya işlenmemiş tütün üretiminin yüzde 3’ünü yapan Türkiye, 2006 yılında toplam üretimin yüzde 2,1’ini yapar hâle gelmiştir.
Değerli vekiller, ülkemizde tütün üretimi genellikle Ege, Karadeniz, Marmara ve Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde gerçekleştirilmektedir. Makineden ziyade insan emeğine dayalı olarak gerçekleştirilen tütün üretimi ve işlenmesi bu özelliğiyle birçok ailenin geçim kaynağıdır. Bazı bölgelerde ise ekolojik olarak ekilebilecek tek üründür. Bununla birlikte, Tütün ve Tütün Mamulleri ve Alkollü İçecekler Piyasası Düzenleme Kurulu verilerine göre, ülkemizde tütün üretiminden geçinen vatandaşlarımızın sayısı tüm bölgelerde hızla azalmaktadır. Tarımda yaşanan ve 1,5 milyonu aşan iş kayıplarına, Hükûmetin tütün ile ilgili politikaları da önemli bir katkı yapmaktadır. Bu azalışın yaklaşık yüzde 10’u tütün üreticisinin bu üretimden çekilmesinden kaynaklanmaktadır.
Değerli üyeler, veriler karşılaşılan manzarayı oldukça net bir biçimde ortaya koymaktadır. Çiftçi tütün üretiminden vazgeçirilmektedir. Dünyanın sayılı tütün üreticilerinden birisi olan ülkemizin bu konumundan hızla uzaklaştığı anlaşılmaktadır. Dünya tütün üretimindeki ağırlığımız hızla gerilemektedir.
Değerli milletvekilleri, dikkatinizi çekmek istediğim bir diğer husus ise, özelleştirme uygulamalarının endüstriyel tarım sektöründe yarattığı sıkıntılardır. Tekelin tütün ve tütün mamulleriyle ilgili bölümü yeni özelleştirilmiş olmasına karşın önümüzde daha önce gerçekleşen içki fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili bir tecrübe bulunmaktadır. Bu tecrübeyi en ağır şekilde yaşayan illerden birisi de Tekirdağ’dır. 2004 yılında Tekelin içki bölümünün özelleştirilmesiyle birlikte Tekirdağ’da üzüm üreticileri ciddi bir darboğaz ile karşılaşmışlardır. Özelleştirme öncesinde üzüm üreticilerinin eline kilogram başına 35 kuruş geçerken şimdi 25 kuruş geçmektedir.
Bir de özelleştirilen fabrikalardaki işçilerin mağduriyetleri bulunmaktadır. Örneğin, Tekirdağ İçki Fabrikasında özelleştirme öncesinde 280 personel çalışmaktayken şu an itibarıyla ilgili fabrikada 115 personel çalışmaktadır. Ayrıca Şarköy, Hoşköy, Uçmakdere Şarap Fabrikaları da kapatılmıştır. Bu kapatılan fabrikaların arazilerinin bir kısmı bölge halkı tarafından bu fabrikaların yapımı için bağışlanmıştı. Şimdi bu araziler, üzerindeki tesislerle birlikte boş durmaktadır. Devletin tekel olduğu ve tarımda önemli bir üretici kitlesinden girdi alan sektörlerde yapılan özelleştirmelerde, sadece elde edilecek paraya odaklanan ve ham madde üretiminden nihai tüketiciye kadar uzanan zincirde ortaya çıkacak ekonomik etkinlik sorunlarını, sosyal sıkıntıları görmezden gelen yaklaşımın ortaya çıkardığı bu manzara gerçekten çok üzücüdür.
Bu çerçevede, bugün yasasını görüşmekte olduğumuz Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kuruluna bu açıdan önemli görevler düştüğünü söylemeliyim. Geniş üretici kitlelerinin ürettiği tarımsal girdileri kullanan sektörlerdeki düzenleyici kurumlar, sadece mamul piyasasında rekabet koşullarını sağlamaya odaklanmamalıdır. Sektörün uzun vadeli gelişmesi ve çiftçinin sürdürülebilir bir biçimde üretim yapabilmesi konusunda stratejileri de ilgili bakanlıklarla birlikte üretebilmelidirler. Bu çerçevede, Türk tütününün ve üreticisinin, alkol ve alkollü içkilerin girdisini üreten çiftçilerimizin içeride ve dünya piyasalarındaki durumunu iyileştirmek konusunda Kurumun yapabileceği çok şey olduğuna inanıyorum. Yasa teklifiyle getirilen uzmanlaşma olanağının böyle bir yaklaşımın da önünü açmasını bekliyoruz.
Değerli milletvekilleri, konuşmamın kalan bölümünde kısaca ekonomideki genel duruma değinmek istiyorum. Türk ekonomisinin bugünkü durumuna baktığımız zaman, büyüme performansının 2005’ten sonra bize benzeyen ekonomilerin gerisine düştüğünü görüyoruz. Dış rekabete açık imalat sanayi üretiminde çok ciddi bir yavaşlama var. Geri dönmeyen krediler, iflaslar sanayi sektöründe giderek artmaya başladı. Esnaflarla konuştuğunuz zaman esnafın kan ağladığını görüyoruz. Tarımda girdi fiyatlarının yükselmesi, ürünün para etmemesi nedeniyle fiyat ve maliyet arasında çiftçi sıkışmış durumda. İşsizlik hızla artıyor, buna rağmen enflasyon düşmüyor. Dış açık hızla büyüyor. Ülkenin döviz cinsinden açık pozisyonu hızla artıyor.
Bütün bunların arkasında, dönüp baktığımız zaman, ne son dönemde yaşanan siyasi gerginlik var ne de dünya piyasalarında yaşadığımız sıkıntılar var.
Aslında bu gelişme Türkiye’de 22 Temmuzdan beri sürekli yaşanıyor, hatta daha öncesinde başladı, hatta 2005’ten bu yana -biraz önce arz etmiştim- Türkiye’deki büyüme bize benzeyen ekonomilerin gerisine düştü. 2002-2005 döneminde, biz, bize benzeyen ekonomilerin üstünde büyüdük. 2005’ten sonra, biz, bize benzeyen ekonomilerin çok altında büyüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
FAİK ÖZTRAK (Devamla)Bunun arkasında, baktığımız zaman, Hükûmetin Türkiye’de uygulamakta olduğu bu küresel piyasalardan gelen aşırı likiditeye kayıtsız kalması ve Türkiye’nin hazmetme kapasitesinin üzerinde sermaye girişine izin vermesi var. Böyle bir gelişmenin Türkiye’nin rekâbet gücü üzerinde yaptığı tahribat sonucunda Türkiye giderek yapışkan bir durgunluğa giriyor, aynen daha önce Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi.
Şimdi, son dönemde Hükûmet tarafından yaratılan siyasi gerginlik ve dışarıdaki dalga bu olayı çok daha büyütme riskini taşıyor. Ama dönüp baktığımız zaman, seçimlerden bu yana ekonomide atılan reformların gerçekleştirilmesi yönünde herhangi bir adım yok, mali dengeler açısından bunları düzeltecek herhangi bir düzenleme yok. Çok tehlikeli bir noktaya doğru gidiyoruz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 26 Mart 2008