Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)
Genel Kurul, 64. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Şubat 2008 · 592 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Faruk Bal (MHP), 13 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 592 kelime.
Faruk Bal (MHP, Konya). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 13 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2008-02-13-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
FARUK BAL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün, geçen haftalardan kalan, şu an görüşmekte olduğumuz çok önemli bir kanunun 14’üncü maddesi üzerindeki değişiklik önergesinin gerekçelerini sizlere sunmak için söz almış bulunuyorum. Şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi adına yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Kanun’un 14’üncü maddesi ölüyü diriltme maddesidir değerli arkadaşlarım. “Daha önce kurulmuş olan vakıfların ya amaçları gerçekleştirilmiş ya da amaçlarının gerçekleştirilmesine imkân kalmamış ise bu vakfın temsilcilerinin ya da yöneticilerinin teklifi üzerine şartlarını değiştirme ve gelirlerini uyarlama.” şeklinde Meclise bir yetki vermektedir. Tabii, bunun içerisinde cemaat vakıfları da bulunmaktadır. Cemaat vakıfları, elbette ki Lozan Anlaşması’ndaki statüye tabidir ve Lozan Anlaşması’nın tabi olduğu kurallara göre de muamele görmesi gerekmektedir.
Buradan bu vesileyle ifade etmek isterim ki: Lozan Anlaşması çerçevesi içerisinde gayrimüslim vatandaşlarımız Türkiye'nin birinci sınıf vatandaşlarıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu vatandaşlarımızın vatandaşlık hukukuna elbette ki saygımız sonsuzdur fakat bundan sonra söyleyeceklerimiz, Lozan statüsü içerisinde kolektif hak kullanımına ilişkin hakların geliştirilmesi yönündeki mevcut Yasa’ya eleştiri yönünde olacaktır.
Arkadaşlarım, Lozan Anlaşması’nın 45’inci maddesi “mütekabiliyet” ilkesini ortaya koymuştur. Mütekabiliyet için, Anlaşma’nın imzalandığı tarihten bu yana en önemli şart 7 Şubat 2008 günü oluşmuştur. 7 Şubat 2008 günü Yunanistan Parlamentosundan 1 oya karşı tüm parlamentonun oyu ile geçen kanuna göre, 1980 tarihli Batı Trakya vakıflarıyla ilgili yasa değiştirilmiş ve oradaki Müslüman Türk vakıflarının hukukunu bir torbaya koyup torbanın ağzını büzen ve onu da atanmış olan müftüye teslim eden, bu müftünün de bir numaralı hedefi olarak da Yunan Hükûmetinin millî hedeflerine yönelten yepyeni bir kanundur.
Bizdeki bu Kanun’un 14’üncü maddesi itibarıyla, daha önce ya amacı gerçekleştirilmiş veya amacının gerçekleştirilmesine imkân kalmamış olan gayrimüslim cemaatimizin vakıflarını ölü hâlden dirilterek başka amaçlara sevk edecek bir yetki verilirken bakın, 7 Şubat 2008 günü Yunan Hükûmeti tarafından Parlamentoya sunulan ve Yunan milletvekillerinin farklı partilerden olmalarına rağmen, Yunan millî hedefi ve Lozan’daki hukuklarını koruma açısından sağladıkları mutabakata göre oy birliğiyle geçen yasada neler var: Oradaki Osmanlı vakıfları “böl-parçala-yut” esasına göre düzenlenmektedir. Gümülcine, İskeçe ve Dimetoka’daki vakıflar ayrı ayrı alanlara yayılmakta ve bunun dışında kalan vakıflar ise “Müslüman çoğunluğun bulunmadığı yerlerdeki vakıfları tanıma” adı altında, doğrudan Yunan Hükûmetinin inisiyatif kullanabileceği okul aile birliklerinin idaresine terk edilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, oradaki bizim vakıflarımız, sadece atanmış müftüye hesap verme mecburiyetinde bırakılmakta ve atanmış müftü, vakıf malları üzerindeki her türlü tasarrufta tam yetkili kılınmaktadır. Dolayısıyla oraya seçilecek olan vakıf yöneticilerinin inisiyatif kullanma hakları bulunmamaktadır. Kaldı ki bu vakıf yöneticilerinin seçimi de apayrı bir sorundur. Seçmen listesini Yunan Hükûmeti tanzim edecek, seçim gününü Yunan Hükûmeti kararlaştıracaktır. Oradaki seçmenler, seçimle ilgili bu kanundaki maddeye göre, cami imamının görüşünü alarak seçim konusundaki kanaatlerini oluşturacaklardır. Cami imamının görüşünü alarak oluşturdukları kanaatten sonra ortaya çıkan seçim sonucu, atanmış müftüye bildirilmek suretiyle bir tasdik makamı oluşturulmaktadır. Bu da yetmemektedir; atanmış müftü de bunu bölge sekreterine -bizdeki bölge valiliği gibi bir makama- bildirmektedir.
Dolayısıyla ortaya çıkan sonuç: Yunanistan’daki evladı fatihanın Osmanlı Müslüman Türk vakıfları kırk düğümle…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bal.
FARUK BAL (Devamla)…hareketleri zapturapt altına alınırken bu Yasa’da 14’üncü maddede sağlanan sınırsız serbestinin anlamını ben idrak edemiyorum. Eğer Lozan’ın 45’inci maddesini uygulayacaksak, bugün dakika tehir etmeden bu Kanun’u olduğu gibi geri çekmeliyiz. Aksi takdirde, Kurtuluş Savaşı verme sebeplerimizi yaratan Sevr Anlaşması’nın 151’inci maddesindeki vakıf hukukuna bu Meclis bu yasa tasarısıyla Türkiye’yi geri döndürmektedir. Geri dönüş hâlimiz yeni bir Kurtuluş Savaşı gerektiren şartları oluşturabilecektir. O Kurtuluş Savaşı ki, bu gazi Meclis tarafından verilmiştir. Bugün bu Mecliste bulunan değerli milletvekilleri, o Kurtuluş Savaşı veren Meclisin manevi sorumluluğu altındadır. (MHP sıralarından alkışlar) O Kurtuluş Savaşı’nın şehitlerinin ruhu bizi yukarıda gözlüyor. Mahkemeyi kübrada muhakeme edileceksiniz, milletin vicdanında muhakeme edileceksiniz. Parmak demokrasisini bırakmak gerekir. Milletin hukukunu koruyacağız değerli arkadaşlar.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 13 Şubat 2008
