İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 15. BİRLEŞİM · SALI

Bayındırlık ve iskan bakanı koray aydın hk meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/8)-(s.s.670)

Feridun Ayvazoğlu

Çorum Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 15. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Kasım 2004 · 816 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Feridun Ayvazoğlu (CHP), 9 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANI KORAY AYDIN HK MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN (9/8)-(S.S.670)); konuşma 816 kelime.

Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Bayındırlık ve iskan bakanı koray aydın hk meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/8)-(s.s.670)”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 9 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2004-11-09-bayindirlik-ve-iskan-bakani-koray-aydin-hk-meclis-sorusturmasi-acilmas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 670 sıra sayılı Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkındaki iddia ve suçlamalarla ilgili komisyon raporu hakkında altıncı konuşmacı olarak huzurunuzda bulunuyorum. Bunu, özellikle söylüyorum. Benden önce konuşma yapan arkadaşlarımız, gerçekten, eski bakan hakkında o kadar ciddî suçlamalarda bulundular ki, benim, beş arkadaşımın o suçlamalarından, o, gerçekten ciddî boyutlardaki şaibelerden sonra bir şeyler söylememin, Yüce Meclisin huzurunda ve kamuoyunun nezdinde ne kadar değer taşıyıp taşımayacağını, gerek Yüce Meclisin değerli üyeleri olarak sizlerin vicdanlarına gerekse kamuoyunun vicdanlarına bırakmak zorunda olduğumu belirtmek için söyledim.

Elbette, bu işin, yani, Meclis soruşturmasının teknik olarak ne şekilde bu safhaya geldiğini, sizlere, çok kısa olarak bildirmek zorunda olduğumu hissediyorum. Grup Başkanvekilimiz, Samsun Milletvekilimiz Sayın Haluk Koç ve 55 milletvekili olarak -aralarında şahsımın da imzası bulunduğundan dolayı- böyle bir soruşturma önergesinin verilmesinin zorunlu olduğuna, böyle bir soruşturmanın gerçekten gerekli olduğuna inanan bir milletvekili olarak huzurunuzda bulunduğumu ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle, eski Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın hakkındaki bu ciddî suçlamaların, şaibenin daha ötesindeki birtakım somut bilgi ve belgelere, delillere ulaşmış olan bu tür suçlamaların ötesinde, soruşturma önergesi sonrası oluşturulan soruşturma komisyonu, yapmış olduğu soruşturma sonucu, böyle bir iddianın ve suçlamanın çok ciddî olduğunu ve bunun delillerle, belgelerle ispat edildiğini Yüce Meclisin huzuruna getirmiş oluyor. Bu raporun Yüce Meclisin huzurunda görüşülmesi ve ne gibi işlem yapılacağının, elbette, yasalarımızda ve Anayasamızda hüküm altına alındığı da bir gerçektir. Özellikle bakanların sorumluluğunun Anayasamızın 112 nci maddesinde yer aldığı gerçeğinden hareketle, bu sorumluluğun sonucunun, yargılanmasının ve eğer yargılanma sonucu ceza alacaksa mahkûmiyetinin, ceza almayacaksa aklanmasının ne şekilde olacağının yöntemi de, Anayasamızda ve İçtüzüğümüzde yer almış bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Sayın eski Bakanın bu şekildeki sorumluluğuna Anayasa kuralları çerçevesinde bakıldığında, Anayasamızın yine 83 üncü maddesindeki sorumlulukla, yani, milletvekillerinin dokunulmazlıklarıyla ilgili sorumluluk ve sorumsuzluklarıyla ilgili kurallarına paralel bir şekilde yer alan hükümlerle karşı karşıya olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bunu, Yüce Meclisin değerli üyeleri olarak sizlerle ve bizleri izlemekte olan sevgili kamuoyuyla paylaşmak için belirtmek istiyorum.

Meclis soruşturması Anayasamızın 100 üncü maddesi ve İçtüzüğün 107 inci maddesiyle bu aşamalara kadar getirildi ve bizden önceki konuşmacı arkadaşlarımızın, özellikle de soruşturma komisyonunda görev alan Yozgat Milletvekili Sayın Bekir Bozdağ arkadaşımızın vermiş olduğu bilgiler, bizleri, hepimizi, gerçekten, düşündürmek zorunda olan bilgiler diye söylüyorum.

Bunu neden söylüyorum; Sayın Bekir Bozdağ'ın soruşturma komisyonunda almış olduğu bilgiler ve belgeler doğrultusunda, burada, Yüce Meclisin huzurunda, sanki, bizlerin, milletvekillerinin, Meclisin, bir cumhuriyet savcısı gibi, bir zabıta gibi gösterilmek suretiyle, bizlerin sanki aslî görevinin bu olduğunu, zabıta görevi olduğunu, jandarma görevi, polis görevi, cumhuriyet savcısı görevi olduğunu belirtmesi, gerçekten, bizleri düşündürmesi gerekir. Bizlere Yüce Meclisin değerli üyeleri olarak, milletin vekilleri olarak düşen, bizlerin omuzlarında taşıdığı sorumluluk, gerçekten, bunlar değildir, mahkemelerin yapacağı işlemler ve eylemler, soruşturmalar, zabıtanın yapacağı soruşturmalar değildir. Bizlerin görevleri, bizlerin yapacağı çalışmalar yasal çalışmalardır.

Şu anda içinde bulunduğumuz, ülkemizin, onlarca, yüzlerce, yüzbinlerce insanımızın, milyonlarca insanımızın çekmiş olduğu sıkıntıların, yolsuzlukların, yoksullukların, çekilen sıkıntıların, bunların ne şekilde giderilmesi gerektiğinin çözüm yeri burasıdır; yoksa, biz, kendimizi, cumhuriyet savcısının yerine koyarak, zabıtanın yerine koyarak, ne yapmamız gerektiğini Meclisin kürsüsünde anlatmanın, gerçekten, abesle iştigal olduğunu, huzurunuzda söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bütün konuşmacı arkadaşlarımız bunları dile getirdiler ve bunların çözüm yolunun ve yönteminin ne olacağı hususunda ise, maalesef, tıkanıp kaldığımızı bütün konuşmacılar belirttiği gibi, ben de sizlere bunu belirtmek zorunda olduğumu ifade etmek istiyorum.

Eski bakanın, yapmış olduğu ihaleye fesat karıştırma iddiaları ve suçlamalarının devamında, böyle bir ihaleye göz yummuş olmasından dolayı murakabe görevini yerine getirmeyişi, getirmeyişinden dolayı da, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesindeki görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle ve yine, aynı şekilde, rüşvet ve yolsuzluklarla ilgili olarak, ilgili yasa hükmünün 13 üncü maddesine muhalefet ettiğinden bahisle, böyle bir suçlamayla, Meclisin oylarına başvurulmak zorunda kalınmıştır.

Elbette bir karar verecektir Yüce Meclis. İnanıyoruz ki, Yüce Meclisin, bu şekilde şaibeler altında, suçlamalar altında olan bir eski bakan hakkında... Elbette, bu yolsuzlukların aklanma yeri, yargılanma yeri Yüce Divansa, Yüce Divandır diye, biz buna "evet" oyu vereceğiz. Şahsım olarak bunu söylüyorum; çünkü, Cumhuriyet Halk Partisinin bir ferdi olarak, Cumhuriyet Halk Partisinin bir milletvekili olarak, geçmişteki, gerçekten, bu ulusun, cumhuriyetin kurucusu Cumhuriyet Halk Partisinin ilk genel başkanından ikinci genel başkanına ve şu andaki genel başkanına kadar, yolsuzluk hususunda, hiçbir şekilde, birbirimize ve onlarla özdeş hale getirilmiş bir tek kelimenin, bir tek cümlenin bugüne kadar olmayışından dolayı onur duyduğumuzu ifade etmek zorundayız.

Sevgili milletvekilleri, devletimiz hukuk devletidir. Devletimiz hukuk devletidir derken, üç erkten oluşmaktadır; yasama, yürütme ve yargı. Ancak, bunların en önemlisi yargıdır. Eğer bizler yasama görevini yürüten Meclis olarak yargının görevine müdahale edersek, eğer bizler milletvekilleri olarak yargının yapmış olduğu göreve burada yapmış olduğumuz tartışmalarla müdahale yolunu açarsak, Anayasamızın 138 inci maddesindeki amir hükme, emredici hükme muhalefet etmiş oluruz, suç işlemiş oluruz; çünkü, Anayasamızın 138 inci maddesi çok açıktır: "Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 9 Kasım 2004

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook