Atatürk orman çiftliğinin tasvibe sunulan 1998 ve 1999 yılı hesapları (ss.110)
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 85. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mayıs 2003 · 783 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 27 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİNİN TASVİBE SUNULAN 1998 VE 1999 YILI HESAPLARI (SS.110)); konuşma 783 kelime.
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Atatürk orman çiftliğinin tasvibe sunulan 1998 ve 1999 yılı hesapları (ss.110)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-22-2003-05-27-ataturk-orman-ciftliginin-tasvibe-sunulan-1998-ve-1999-yili-hesaplari (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlar; KİT Komisyonunda, Atatürk Orman Çiftliği görüşülürken, Sayın KİT Komisyonu Başkanım belki hatırlayacaklar, kendisinden izin aldım ve rahatsızım dedim, çıktım.
Ben, tabiî, böyle bir şey görmedim, yaşamımda görmedim. Eğer bu ülkede... Hayretler içinde kaldım, rahatsızlandım, mide krampı geçirdim ve çıktım.
Vaktinizi almayacağım, çok kısa konuşacağım. Bu benim içimde bir yara olduğu için; çok rahatsızlandım, iki gün uyku uyuyamadım. Böyle bir şey görmedim. Ama, tenzih ediyorum, şu andaki Genel Müdürü ve arkadaşlarını tenzih ediyorum. Bu kardeşimiz, hakikaten, saygıdeğer konuşmacıların, gerek Orhan Sür Beyin, gerekse Ergün Dağcıoğlu Beyin söylediği gibi, 600 000 000 olan aylık kirayı, aylık 8 milyara, 9 milyara çıkarmışlar. Yani, onun için, şu andaki yönetimi tenzih ediyorum; ama, hakikaten, böyle bir şey görmedim.
Bir kere, bir ülke ki, eğer, bu Meclis... Ben, eğer bugün Meclisin dışında olsaydım, bunları görmeseydim, bir vatandaş olarak, acaba, bu ülkeye, bu ülkeyi yöneten insanlara nasıl güvenebilirim, bir vatandaşın nasıl güveni olabilir?.. Hiçbir inancım ve güvencim yoktur; yani, bir vatandaş, bugün bizi buraya gönderen insanlar, acaba, bize nasıl güvenecekler?.. Önce, Meclisin bu saygınlığını getirmemiz lazım.
Atatürk Orman Çiftliğinin hikâyesini, belki, bugüne kadar kimse dinlemedi; ama, bugün bunu dinleyen insanlar, acaba, bu ülkeyi yöneten insanlar için ne der?..
Bir kere, ben, KİT Komisyonu Başkanı ve üyelerine ve Sayın Dağcıoğlu'na ve Sayın Yılmaz Ateş'e hassaten teşekkür ediyorum; yani, bu Meclisin onuru kurtuluyor. Yine söylüyorum, eğer bir vatandaş olsaydım, isyan ederdim, beni yönetenler neler yapıyor diye.
Şimdi, iki türlü hırsız vardır; biri şerefli hırsız, biri şerefsiz hırsız derim ben her zaman. ("O nasıl oluyor?" sesleri) Hırsızın şereflisi olur mu; evet. Şimdi, bir tanesi çekti çekmeceni, çekmecende 50 000 000 vardı, 100 000 000 vardı, 500 000 000 vardı, aldı gitti; bu, güzel hırsız, iyi hırsız, sana verdiği zarar 50 000 000, 100 000 000; ama, öbür adam, yine aynı 50 000 000 veya 100 000 000'u cebine atıyor; ama, senin bir malını satıyor, belki 5 milyarlık, 10 milyarlık bir malını satıyor, birilerine peşkeş çekiyor, yine aldığı para 50 000 000. Bu ülke bu hale geldiyse, bu yüzden gelmiştir. Onun için, hepimiz söz verdik, hepimizin insanlarımıza karşı bir borcumuz var.
Ben sözlerimi çok uzatmayacağım. Bir kurum düşünün, Ankara'nın göbeğinde, Meclisin gözünün önünde, eğer, bu devlet, gözünün önündeki bir yere sahip çıkamıyorsa, benim diğer illerimdeki yerlerime nasıl sahip çıkacak?! Ben böyle düşünürüm.
Şimdi, bir devleti düşünün, elindeki arazisini birileri alıp götürüyor, devlet baba ortada yok! Devlet babanın arazisi 52 000 dekardan 35 000 dekara düşecek, devlet baba malına sahip çıkamayacak! Eğer, devlet baba kendi malına sahip çıkamıyorsa, vatandaşın malına nasıl sahip çıkacak?!
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa)Babanın evlatları malını alıyor!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Haa!
Yine, tapu işlemlerine gidiliyor, güncelleştirilmek isteniyor, tapu kayıtlarının bugüne gelmesi için çaba gösteriliyor ve bugüne kadar, bu ülkenin Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, Atatürk Orman Çiftliğinin tapusunu çıkaramıyor; yok! Kaç yıldır; yirmibeş yıldır! Veya bir ülke düşünün ki, o ülkede adalet -adalet, bizim her şeyimiz- onsekiz yılda karar veremiyor. İzalei şuyu davaları açılıyor, idare müdahale etmediği için tüm davalar kaybediliyor. Maalesef, tüm davalar, zamanında müdahale edilmediği için, zamanında itiraz edilmediği için -sadece tek maddeye dayanılarak- süresi geçtiği için davalar kaybediliyor.
Düşünün, Yüce Atatürk'ün bize emaneti, moloz bahçesi oluyor. Sayın Dağcıoğlu söyledi, Ankara'nın tüm atıkları buraya dökülüyor. Bir emanet düşünün; burası, Yüce Atatürk'ün bize emaneti, Ankara'nın tüm atıkları buraya geliyor ve ne kadar bedelle biliyor musunuz; senede 8 milyar lira gibi bir rakama. Tabiî, Yüce Atatürk, o gün, bunu emanet ederken, birilerine örnek olsun, çiftçimize örnek olsun, hep bir örnek... Bir şey üretelim, bu ülke yaratır. Yüce Atatürk'ün yaratıcılığını birilerine göstermek için o günlerden...
Bakıyoruz, devletimiz veya Atatürk Orman Çiftliği, hâlâ, arpa, buğday, pastörize yoğurt, ayran, dondurma, şarap, meyve suyu imal ediyor. Artık, burası, Ankaralının; burası Ankaralının. Tamam, o günün Türkiye gerçeği; o gün, belki, o insanlarımıza bu çiftlik örnek olarak gösterilebilirdi; çiftçiye, üreticiye bir yol gösterirdi; ama, artık, bugünün koşullarında rantabl değil. Artık, burası, Ankara ve Türkiye'ye bir emanet oldu. Devlet baba, hepimiz buraya sahip çıkmalıyız.
Tabiî, bir başka olay, orman çiftliği. Tüm orman alanı 3 600 dönüm. Bu her ne kadar, 6 500 dönüm deniyorsa da, hayır, 3 600 dönüm. Birtakım kamu kurumlarımıza arazi tahsisi yapılmış; ama, maalesef, burada da orman dikim işi yeterli ölçüde dikkate alınmadığı için burası da böyle kalmış.
Biz -başta Sayın Başkan olmak üzere, KİT Komisyonundaki tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum- bir örnek olsun diye, Sayın Meclis Başkanımızın öncülüğünde, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Komisyonu olarak, bir KİT Komisyonu Ormanının adımını attık. Sayın Başkana teşekkür ediyorum.
Arkadaşlar, sonuçta, bir vatandaş olarak, benim güvenim yok. Eğer, bu Meclisin gözünün önündeki, Ankara'nın göbeğindeki birtakım şeyler işgal altındaysa, birtakım şagıllar varsa ve devlet baba ve Ankara, eğer, kendi ekmeğine sahip çıkamıyorsa, benim Van'daki arkadaşımın ekmeğine nasıl sahip çıkar?! Hepinizin bilgilerine sunuyorum, teşekkür ediyorum.
Saygılar sunarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 27 Mayıs 2003