İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 85. BİRLEŞİM · SALI

T.halk bankası a.ş.nin tasvibe sunulan 1997 yılı hesaplarına ait 3346 sayılı k.8.mad.kit raporu (ss.109)

İsmail Özgün

Balıkesir Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 85. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mayıs 2003 · 800 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İsmail Özgün (AK Parti), 27 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.HALK BANKASI A.Ş.NİN TASVİBE SUNULAN 1997 YILI HESAPLARINA AİT 3346 SAYILI K.8.MAD.KİT RAPORU (SS.109)); konuşma 800 kelime.

İsmail Özgün (AK Parti, Balıkesir). “T.halk bankası a.ş.nin tasvibe sunulan 1997 yılı hesaplarına ait 3346 sayılı k.8.mad.kit raporu (ss.109)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismail-ozgun-22-2003-05-27-t-halk-bankasi-a-s-nin-tasvibe-sunulan-1997-yili-hesaplarina-ait-3346 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMU İKTİSADÎ TEŞEBBÜSLERİ KOMİSYONU BAŞKANI İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu raporu hakkında, Komisyon Başkanı olarak, komisyonumuz adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar; komisyonumuz, 3346 sayılı Yasa çerçevesinde, sermayesinin yarıdan fazlası kamuya ait olan kamu iktisadî teşebbüsleri ile bunların müesseselerini, bağlı ortaklıklarını ve iştiraklerini denetlemektedir.

Komisyonumuz, kuruluşların durumunu, ulusal ekonomiye faydalı olabilmeleri için, özerk bir tarzda, ekonominin kuralları ve ekonomik gerekler dahilinde, verimlilik ve kârlılık ilkeleri doğrultusunda yönetilerek kuruluş amaçlarına ulaşmalarını teminen, faaliyetlerinin mevzuata, uzun vadeli kalkınma planına ve planın uygulama programlarına uygunluğu yönüyle incelemelerini yapmaktadır.

Geçtiğimiz dönem, KİT Komisyonu, Halk Bankasının 1997 yılına ait hesap ve işlemlerini 11 Ocak 2001 tarihinde görüşerek şartlı ibra etmiş, bu kararı içeren KİT Komisyonu raporu da, ancak 3 Kasım seçimlerinden sonra dağıtılabilmiştir.

Komisyona geldiğimizde, önceki dönemde yapılmış olan denetimleri kapsayan raporun 3346 sayılı Yasa uyarınca dağıtılabilmesi için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tüm organlarının teşekkülünün beklendiğini gördük. Nihayet, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı raporu dağıttı ve 3346 sayılı Yasa uyarınca başlayan yirmi günlük kesinleşme süresi içerisinde, Sayın Ergün Dağcıoğlu ve 20 milletvekilimiz tarafından, komisyon raporunun Halk Bankasıyla ilgili bölümüne itiraz geldi. Komisyonumuz, derhal bu itirazı gündemine aldı, görüşerek, Halk Bankasının 1997 yılına ait hesap ve işlemlerini ibra etmedi. Kararı içeren raporu da, süresi içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdi. Nihayet, bu konu, bugün huzurlarınıza geldi. Şimdi, yine, 3346 sayılı Yasa uyarınca, bu şekilde itiraz edilen raporlarımızda nihaî karar mercii olarak, Genel Kurulumuz karar verecektir.

Sayın milletvekilleri, her şeyden önce şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki, KİT Komisyonu, tam bir teknik uzmanlık ve dürüstlük anlayışı içerisinde kuruluşları denetlemekte ve kararlarında siyasî tarafgirlikten dikkatle uzak durmaktadır.

Başkanlığını yaptığım günden bu yana, başından beri net olarak gördüm ki, KİT Komisyonu gerçekten de konulara oldukça vakıf bir biçimde, tamamen ülkenin ve milletin çıkarlarını dikkate alarak denetimlerini yapmaktadır.

Halk Bankasının 1997 yılı hesaplarının şartlı ibra edilmesi yerine ibra edilmemesi gerektiği yönündeki itirazı, komisyonumuz bu anlayış içerisinde ele almış, incelemiş ve konunun görüşülmesi sırasında, hem AK Partili milletvekillerimiz hem de CHP'li milletvekillerimiz kesinlikle aynı titizliği göstererek vicdanlarına göre karar vermişlerdir.

22 nci Dönem KİT Komisyonumuz önceki yıllarda kullanılan "şartlı ibra" metodunu ortadan kaldırmış, kararlarını ya "ibra etme" yönünde ya da "ibra etmeme" yönünde vermektedir.

Değerli milletvekilleri, itirazı ele aldığımızda, bir yandan komisyonun daha önceki dönemde hazırladığı raporu, diğer yandan da Yüksek Denetleme Kurulunun hazırladığı 1997 yılına ait raporu inceledik; raporda yer alan temennilere, inceleme ve soruşturma taleplerine baktık. Bununla yetinmedik, dönemin yöneticilerinin soruşturmalara verdikleri cevapları, o cevapların ne derece doğru ve yanıltma anlayışından uzak olduklarını belirlemeye yönelik olarak her bir konunun güncel durumunu tespit ettik.

Karşılaştığımız manzaranın çok ama çok üzücü olduğunu belirtmeliyim. Bir kere, Yüksek Denetleme Kurulu çok sayıda konuda şaibe bulunduğu ihtimalini dikkate alarak soruşturma taleplerinde bulunmuştur. Ne yazık ki, bu şaibeyi soruşturma taleplerinin çoğu alt ve üst komisyon raporlarına yansımamıştır. Nitekim, bu durum, KİT Komisyonu raporuna verilen muhalefet şerhinde de görülmektedir. Muhalefet şerhinde, birkısım temennilerin alt komisyon tarafından üst komisyona taşınmadığı ve dolayısıyla, bu temennilerin yeterince görüşülüp incelenmediği belirtilmiştir. Bu şekilde, bu taleplerin önemli bir kısmı gerçekten gözardı edilmiştir.

Komisyon raporundan anlaşılacağı üzere, sadece 2 adet soruşturma talebi bir sonraki dönemde sonuçları takip edilmek üzere gündeme bırakılmış, 2 tane teftiş konusunun da Yüksek Denetleme Kurulunca izlenmesi kararlaştırılmıştır. "Bu şartlar altında, bankanın 1997 yılı hesapları, açılmış ve açılacak inceleme, araştırma sonuçları saklı kalmak kaydıyla" diye, geçtiğimiz dönemde ibra edilmiştir.

Biz, yapılan itirazın kapsamındaki soruşturma taleplerini milletvekilleri olarak tek tek inceledik. Bankanın, söz konusu denetim sırasında, temennilere ve soruşturma taleplerine verdiği cevaplar ile sonradan ortaya çıkan durumlar arasında uçurumlar gördük. Her şeyin yolunda gittiği ve bankanın zarara uğratılmadığından söz edildikten birkaç yıl sonra, aslında, çok az şeyin yolunda gittiğini ve bankanın da büyük zararlara uğratıldığı tespit ettik.

Dönemin yönetiminin soruşturulması istenen hemen hemen tüm kredi işlemleriyle ilgili verdiği cevaplarda, açıklamalar yapıldıktan sonra şu ifadelere dikkat çekilmektedir:

"Bu firmalara açılan kredilerden dolayı bankamızda herhangi bir risk oluşmamış ve zarar oluşmamıştır" demektedir dönemin yöneticileri. Yaptığımız incelemelerde gördük ki, soruşturulması istenen tek bir kredi işleminden bile, zarar, 300 trilyonu geçmiştir. Bankanın 2001 yılı sonu itibariyle takipteki alacaklarının, o günkü rakamlarla 1,1 katrilyon olduğunu üzülerek gördük. Nitekim, itirazı görüştüğümüz tarih itibariyle yapılan işlemler hakkında bilgi veren banka yönetimi, hemen her soruşturma konusu kredi kullandırma işleminde, bankanın ilgili yöneticilerinin sorumlulukları bulunduğunu belirtmiş, ilgili banka personeli hakkında yasal işlem başlatıldığı vurgulanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu tablonun hemen her ayrıntısında ülke ve millet adına üzülmekten kendimizi alamadık. Detayları konusuna girmiyorum, arkadaşlarımız uzun uzun anlattılar. Bankanın 1997 yılı yöneticileri, bizce, ibra edilmeyi hak etmiyor. Bu konuda kanaat birliği içerisinde olan komisyonumuz, yapılan itirazı itirazı haklı bulmuş, bankanın ibrasını reddetmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; komisyonumuzun görüşü, olayın geçmişiyle birlikte bilgilerinize sunulmuştur. Konu üzerinde nihaî karar, Genel Kurulumuz tarafından verilecektir. Genel Kurulun, komisyonumuzun görüşünü benimsemesi durumunda, kuruluşun ibrası reddedilmiş olacak ve konu, başsavcılığa intikal edecektir.

Bu çerçeve içerisinde durumu bilgi ve takdirlerinize sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 27 Mayıs 2003

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook