İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 85. BİRLEŞİM · SALI

Atatürk orman çiftliğinin tasvibe sunulan 1998 ve 1999 yılı hesapları (ss.110)

Orhan Sür

Balıkesir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 85. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mayıs 2003 · 1.311 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Orhan Sür (CHP), 27 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİNİN TASVİBE SUNULAN 1998 VE 1999 YILI HESAPLARI (SS.110)); konuşma 1.311 kelime.

Orhan Sür (CHP, Balıkesir). “Atatürk orman çiftliğinin tasvibe sunulan 1998 ve 1999 yılı hesapları (ss.110)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2003-05-27-ataturk-orman-ciftliginin-tasvibe-sunulan-1998-ve-1999-yili-hesaplari (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ORHAN SÜR (Balıkesir)Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Atatürk Orman Çiftliğiyle ilgili KİT Komisyonu raporu üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini ifade etmek için Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, sanırım, bu dönem, Meclis, çok önemli ve çok güzel çalışmalar sergileyecek. Bizler KİT Komisyonunda -ben aynı zamanda KİT Komisyonunun bir üyesiyim- Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımızla beraber, gerçekten, çok güzel, çok verimli ve ülkemiz için ileriye dönük olabileceğini düşündüğüm çalışmalar yapıyoruz ve bu çalışmaların sonucunda da, işte biraz önce konuştuğumuz ve oyladığımız Halk Bankası gibi ve şimdi konuşmaya devam ettiğimiz Atatürk Orman Çiftliği gibi konular Meclisimizin huzuruna geliyor.

Değerli arkadaşlarım, insanlar doğru bildikleri, dürüstçe inandıkları konuda her zaman bedel ödemeyi göze almalılar. Bu konudan önce görüştüğümüz Halk Bankası konusu ve bankalar konusu bunlardan birisi. Hepiniz hatırlarsınız; 1999 senesinde, Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal, Türk Ticaret Bankası olayı gündeme geldiğinde bedel ödemeyi göze alarak bu yanlışın, bu hırsızlığın, bu yolsuzluğun meydana çıkması için bir tavır sergiledi. O dönemde bize bedel ödetenler, Cumhuriyet Halk Partisini Meclisin dışında bırakanlar, aradan üç ay geçmeden Cumhuriyet Halk Partisinin ne denli doğru şeyler söylediğini, nelerin bu ülkeden alınıp götürüldüğünü, nelere mal olduğunu elbette öğrendiler ve sonunda Cumhuriyet Halk Partisine de, Sayın Deniz Baykal'a da gereken desteği verdiler.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce konuşan Sevgili Dağcıoğlu, Atatürk Orman Çiftliğiyle ilgili belki de söylenebilecek hemen hemen her şeyi söyledi. Bizler, kendileriyle beraber KİT Komisyonunda yaptığımız çalışmada, bu konunun, buraya, bu şekilde gelmesi konusunda, zaten, oybirliğiyle bir karar almıştık.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce Sayın Dağcıoğlu'nun ifade ettiği gibi, 1925 yılında Gazi Mustafa Kemal "örnek bir çiftlik istiyorum" demişti ve bunun için de, o günün ziraatçılarına yer bulmaları talimatını vermişti. O günkü ziraatçılar, Ankara civarında örnek bir çiftlik yapılabilecek bir arazinin olmadığını ifade ettiler. Mustafa Kemal, bugünkü çiftliğin olduğu bölgeyi gösterip "peki, burası?.." dedi; söylenen "orası olmaz, bataklık ve çorak bir yer efendim" yanıtıydı. "Burasını biz yapamazsak, kim yapacak" dedi, kolları sıvadı ve Mayıs 1925'te, o zamanki adıyla "Gazi Orman Çiftliği" yaşama geçti.

Onüç yıl, bu çiftlikte, gerçekten, çok örnek çalışmalar sergilendi ve 11 Haziran 1937'de, bu konudaki görüşünü, bu çiftliği Türk halkına hibe ederken, Gazi Mustafa Kemal o hibe yazısında ifade ettiği gibi, gerçekten, örnek bir çalışma sergilenmişti; burada hem tarım çok ileri bir noktaya getirilmişti hem de o zamanın en modern tarım araçları Türk toplumunun önünde görücüye çıkmıştı ve Türk toplumu modern tarımla tanışma olanağı bulmuştu. Hepimizin tarih kitaplarında, belki, ilkokulda duvarlarda o gördüğümüz, Mustafa Kemal'in demir tekerlekli bir traktörün üzerine bindiği ve fotoğrafının çekildiği yer aslında bu çiftlik. Bu gibi çiftlikler sayesinde Türk tarımı bugünkü noktaya geldi; ama, arkadaşlar, bugün geriye dönüp baktığımızda, Mustafa Kemal'in, o gün, bu çiftliği, sadece Türk köylüsüne, Türk tarımına bir hizmet amacıyla değil, düşlediği Ankara'nın yıllar sonra bir gereksinimi olduğunu da gördüğünü saptıyoruz. 1937 yılında bu yeri devrederken, bu çiftliklerden de bahsederken, çiftliklerin, aslında, yerine göre araziyi ıslah ettiğini, tanzim ettiğini, ayrıca, halka gezecek, eğlenecek, dinlenecek çağdaş yerler temin ettiğini ve bunun yanında, elbette, Ankara halkına ve bu çiftliklerin civarındaki insanlara hilesiz, katkısız, nefis ürünlerin de bu çiftliklerden temin edileceğini açık açık ifade ediyordu.

İşte, Atatürk Orman Çiftliği, Ankaramıza hâlâ bu hizmeti sunmaya çalışan bir çiftlik; ama, bu çiftlik, gerçekten, yöneticilerimiz tarafından Atatürk Orman Çiftliği olarak görülmemiş, babalarının çiftliği olarak görülmüş ve birilerine maalesef, peşkeş çekilmiş değerli arkadaşlarım. (Alkışlar)

Bundan 65 yıl önce, bu günleri görüp, o çiftliği ve o çiftlik gibi yerleri bu ülkenin insanına emanet eden Mustafa Kemal'in görüşüne bakın, ondan sonra gelen yöneticilerin bizleri nelerle uğraşmak zorunda bıraktıklarına bakın! Aramızdaki görüş farkını, o dönemden bu döneme gelen yöneticilerimizin nitelik ve nicelik farklarını, elbette buradan görebiliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce ifade ettiğim gibi, değerli arkadaşım çok güzel sözcüklerle Atatürk Orman Çiftliğinde nasıl peşkeşler çekildiğini size anlattı. Elbette, Marmara Oteli tam bir rezalet; ama, maalesef -biraz önce kendisinin de ifade ettiği gibi- yerine de, arazisine de sahip çıkamamışız.

Atatürk, ilk bu çiftliği kurmaya ve burada arazi aramaya başladığında, 20 000 dönümlük ilk parça araziyi, Abidin Paşa'nın eşinin arazisini, 20 000 dönümlük araziyi ondan satın aldı, hem de büyük paralarla satın aldı, gerçek değerinin üzerinde bir parayla satın aldı. Mustafa Kemal'in bu yeri gerçek değerinin üzerinde aldığını gören o civardaki diğer mülk sahipleri, kendi mülklerini Mustafa Kemal'e satmak için yarıştılar ve 52 000 dönümlük bir çiftlik oluştu. Bugün, o çiftlik, maalesef, 33 000 dönüm. Yani, biraz önce sevgili arkadaşımın ifade ettiği o işgallerden bahsetmiyorum; yaklaşık 19 500 dönümü, zaten elden çıkmış, gelmemek üzere gitmiş; ama, artı, biraz önce bahsedilen işgaller var bu bölgede. İşte, bizim sahip çıkmamız gereken, bu bölgeler; bizim sahip çıkmamız gereken ve Mustafa Kemal'in düşünü gelecek kuşaklara yansıtmamız gereken çalışma da, elde kalan bu 33 000 dönümlük arazi üzerinde olacak elbette. Gerçekten çok büyük peşkeşler çekilmiş.

Değerli arkadaşım biraz önce ifade etti, bu arazi üzerinde olmayan yok; berber var, köfteci var, büyük lokantalar var, bowling salonları var, otobüs firmaları var, fabrikalar var, her şey var bu arazinin üzerinde. Biz, KİT Komisyonunda çalışırken, KİT Komisyonundaki arkadaşlarımla beraber buranın müdürüne "buraların kiraları nedir; bize, karşılaştırmalı kira örnekleri verir misiniz" dedik. Bize, yaklaşık 51 tane kuruluşu gösteren bir tabloyu, hemen o aşamada sundular. Yani, arkadaşlarım, buradan, size nesini göstereyim!.. Düşünün, burada, bir çimento fabrikasının depolama alanı var; bu depolama alanının 1999 yılındaki kirası, inanamayacaksınız ama, 7 000 000 lira civarında bir rakam; 1999'da! Yani, gerçekten, bir kişinin, Ankara'da bir lokantaya gidip de yiyeceği bir yemek parasından bile az bir rakam.

Tabiî, değerli arkadaşlarım, aynı çimento fabrikası, çimentoyu imal edebilmek için, kili de Atatürk Orman Çiftliğinin topraklarından temin ediyor; geliyor, kili, Atatürk Orman Çiftliğinden alıyor ve o kili, götürüp çimento haline getiriyor. Peki, bu kadar büyük bir rakamla büyük paralar kazandığı bu kile karşılık, Atatürk Orman Çiftliğine, 1999 yılında ne ödedi biliyor musunuz; yaklaşık olarak 522 000 000 lira.

AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana)Aylık mı, yıllık mı?

ORHAN SÜR (Devamla)Yıllık efendim, bu dediğim rakamlar yıllık rakamlar; üzülerek söylüyorum, yıllık rakamlar.

Değerli arkadaşlarım, 1999'dan sonra gelen yönetim, gerçekten, elinden geleni yapmaya çalışmış. Ha, belki yeterli olmayabilir, belki, bugün bile, Türkiye koşullarında, Ankara koşullarında, oradaki rakamlar çok çok düşük rakamlar olabilir; ama, bir şeyler yapılmaya çalışılmış. Biraz önce örnek verdiğim o yıllık 7 000 000 liralık rakam, 7 000 dolara çıkarılmış; çok büyük bir artış; yani, 7 000 000 liradan 7 000 dolara çıkarılmış; 522 000 000 liralık kil alma rakamı 41 milyara çıkarılmış; yani, bir artış sağlanmış; ama, bu, bize, şunu unutturmuyor: Burada, bir peşkeş var; burada, birileri, bugüne kadar, hep Atatürk Orman Çiftliğini böyle sömürmüş, kanını emmiş. İşte, burada, artık, Meclisimiz yapması gereken görev, bu dönemde hepimize düşüyor. Değerli arkadaşlarım, bu olayın üzerine gitmek zorundayız. Biraz önce, Halk Bankasında yaptığımız gibi, hep birlikte, Atatürk Orman Çiftliğinin bu dönemlerinin araştırılması, bu dönemlerinin soruşturulması yönünde karar alarak ve bu işte sorumluluğu olanlardan, bugüne kadar bu sorumlulukların hesabını vermeyenlerden hesap sormalıyız.

Değerli arkadaşımın ifade ettiği Marmara Oteli, gerçekten -biraz önce ifade ettiğim gibi- tam bir rezalet. Şimdi, bazı arkadaşlarımız, eğer, bugüne kadar Atatürk Orman Çiftliğine gitmedilerse, o oteli bitti falan zannedebilirler. Şu anda, oraya giderlerse şunu görürler: Karkası çıkmış bir betonarme. 1984-2003; ondokuz sene geçmiş, hâlâ, ortaklıkta hiçbir şey yok. Eski otel de devredışı; yani, iki katlı, daha önce, o çalışan, Ankaralıya hizmet veren eski otel de, yenisi yapılacak diye, ötekinin şantiye binası haline getirilmiş, o da devredışı kalmış ve bundan hep zarar gören Atatürk Orman Çiftliği olmuş.

Değerli arkadaşlarım, yazıktır günahtır, yazıktır günahtır... Bu ülkede bu kadar pervasızca soygun yapılmamalıdır ve yapanlardan bizler elbette hesap sormalıyız.

Ben, bu saatte, çok fazla konuşarak sizi, burada alıkoymak istemiyorum; ama bizim de görüşümüz, bizim de düşüncemiz, bunu yapanların bedelini ödemesi yönünde tavır alınması, bu konuda oybirliğiyle buradan karar çıkması.

Düşümüz, elbette, Mustafa Kemal'in, Atatürk Orman Çiftliğini kurarken ve Türk Halkına emanet ederken düşlediklerinin yaşama geçmesidir. Bizden sonra gelecek kuşaklar, gerçekten pırıl pırıl bir Atatürk Orman Çiftliğinde, Ankara'ya, ülkenin başkentine yakışır ve Mustafa Kemal'in emaneti bir orman çiftliğinde bunları konuşmadan, bunları hatırlamadan yaşarlar.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 27 Mayıs 2003

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook