Çalışma saatleri ve konuları hk.
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 95. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Mayıs 2005 · 838 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 5 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 838 kelime.
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-22-2005-05-05-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Saygıdeğer Başkanım, saygıdeğer milletvekillerim; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu, Meclis tutanakları, 5 Kasım 2003... 5 Kasım 2003'te, benim gündemdışı konuşmama Başbakan Yardımcım ve Devlet Bakanım Sayın Mehmet Ali Şahin Beyin cevabını okuyorum: "Sayın Aslanoğlu, gündemdışı konuşmasıyla, uzun süredir üzerinde çalıştığımız, Bakanlar Kurulu olarak ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk etmeye karar verdiğimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmek ve intikal etmek üzere olan muhtarlarla ilgili olarak açıklama yapma fırsatı vermiş olduğu için kendisine teşekkür ediyorum." 5 Kasım 2003 ve 2004 yılı bütçe görüşmelerinde yine bu konuyu dile getirdiğimde, Sayın İçişleri Bakanım "hemen hazırlıyoruz, 3000 göstergeden 5000 göstergeye -burada, aynen o da burada- Sayın Aslanoğlu'nun değerlendirmesine aynen katılıyorum. Gerçekten, biraz önce saymış olduğum sorumluluklar karşısında muhtarlarımızın almış oldukları ödeneği yeterli görmek asla mümkün değildir. İşte, bu nedenle, İçişleri Bakanlığımız, yeni yasal düzenlemeler amacıyla Maliye Bakanlığımıza bir yazı göndererek 3000 olan göstergeyi en azından 5000 göstergeye yükseltilmesi yolunda öneride bulunmuştur." Tabiî, bunlar, 2003 yılının ve Sayın Bakanlarımın burada verdiği cevaplar.
Daha sonra, yine bu konuyu gündeme getirdiğimizde, Yüce Meclisin -ben hepinize teşekkür ediyorum, tüm milletvekillerime- oluruyla bu kanun teklifinin direkt Meclis gündemine alınması yönünde Yüce Meclis karar verdi. Ben, herkese teşekkür ediyorum, iktidar ve muhalefetiyle; ama, aradan yine altı ay geçti. Altı aydır, maalesef -defalarca söyledik- yine getirilmiyor. En son, burada torba yasa görüşülürken, muhtarlarla ilgili bir düzenlemede, özellikle muhtarların özlük haklarının o yasada geçirilmesi için yine önerge verdik. Hiç unutmuyorum ben. "En kısa sürede getiriyoruz, bunun hazırlıkları bitti" dediler; ama, yine iki ay geçti.
Tabiî, üç yıl oldu arkadaşlar; yani, temmuz ayında Meclis kapandığında üç yasama yılını geçireceğiz. Üç yıldır, taa ilk Meclis açıldığından itibaren hep aynı şeyleri dinliyoruz. İnanın, eğer Yüce Meclisin bir bakanı, Türkiye Cumhuriyetinin bir bakanı kalkıp "hemen getiriyoruz" diye söz veriyorsa, biz kime inanacağız arkadaşlar?! Ama, aradan üç yıl geçiyor. Olmaz!.. Yani, Türkiye Cumhuriyetinin bakanına inanmayacağım, kime inanacağım ben?! Kime inanacak bu insanlar?! Çok bir şey istemiyoruz. Sağ olun, hepiniz kabul ettiniz. Bunun iktidarı muhalefeti yok; ekmek... Muhtarlarımız bizden bir şey istemiyor. Bizim cebimize, bizim ağzımıza bir lokma koyun demiyor. Sadece dedikleri "cebimizden çıkan Bağ-Kur primini ödeyemiyoruz" diyorlar. 101 000 000 maaş veriyorsunuz, 160 000 000 Bağ-Kur primi, minimum, kestiriyorsunuz. İki, bir de cebimizden harcadığımız para işin cabası. Ayrıca, herkes muhtar seçildiğinde Bağ-Kura üye olmak zorunda. Şu anda, muhtarların yüzde 50'si Bağ-Kurla icralık.
Saygıdeğer milletvekilleri, siz hiç devlet hastanesine gittiniz mi? Kızım rahatsız olduğu için birbuçuk aydır İstanbul'daki üniversite hastanelerine gidiyorum. Allah kimseyi hasta etmesin. Herkese Allah sağlık versin. Bu muhtarlarımız Bağ-Kur primi borçlarını ödeyemedikleri için, çoluğu çocuğu, hiç kimseyi, hiçbir sosyal güvenlik penceresinden, çatısından hastaneye götüremiyor. 1 cc kan, bir torba kan kaç para biliyor musunuz; 300 000 000. Bir ameliyatta kullanılan tıbbî aletin bedeli 3 milyar.
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Geçinemiyorlar, geçinemiyorlar...
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Peki, bu insanlarımız, bizim muhtarımız hasta olmuyor mu, muhtarımızın çocukları hasta olmuyor mu? Bunlar bizim insanımız değil mi?! Bunlar bizim insanımız değil mi?! Yani, bunun siyaseti olmaz, ekmeğin siyaseti olmaz; ama, maalesef... Kim getirirse getirsin, bu soruna kim çözüm bulursa bulsun... 52 000 insan var. Bazı milletvekillerimiz, işte "efendim Ankara, İstanbul, İzmir'de çok para alıyorlar." Efendim, onlara başka bir pencereden bakalım, başka bir çözüm getirelim; ama, 52 000 muhtarın 50 000'i geçinemiyor arkadaşlar.
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Kastamonu'da alan yok.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Onun için, gelin, çok değerli milletvekilleri, bu bir ekmek ve hastalık, Bağ-Kur primi icralık.
Size bir şey daha söyleyeyim. Tabiî, devlet parasını alacak, nerede bulursa alacak da, en son muhtarların Bağ-Kur prim alacakları için ödenen doğrudan gelir desteklerine, bankaya para gittiğinde, ne kadar muhtar varsa hepsine icra kanalıyla bloke kondu, muhtarsa eğer. Yazıktır!.. Yani, bunlar bizim insanımız, bizim her şeyimiz. Her yere gittiğimizde saygıyla eğiliyoruz önlerinde; saygıdeğer muhtarımız diyoruz. Üç yıl geçti arkadaşlar. Ben, buradan, torba yasada yine bu konuda konuşurken, ben geleceğine inanmıyorum dedim de, Sayın Fatsa "inanmıyorsan, inanacaksın" dedi. Hakikaten üç ay geçti yine; ama, bu dönem de geçiyor. Üç yıl biz bu insanların sorununa çözüm bulamadıysak, ben öldükten sonra bana çözüm bulmuşsun ne işe yarar?! Öldürmeyelim bu insanları. Üç yıl geçti arkadaşlar. Çok zor bir konu değil. Ekmeğin ve bunların, hastalık... Bunun için, arkadaşlar... Onun için, ben, hepinizden, bir kez daha, istirham ediyorum. Yüce Meclis karar verdi, bunu Meclis gündemine doğrudan alalım dedi. Eğer Yüce Meclis iradesine saygı gösteriyorsak, neden bunu görüşmüyoruz?!
Benim, sizden, hepinizden istirhamım... Bunlar bizim insanımız. Muhtarın siyaseti olmaz arkadaşlar. Sadece Bağ-Kur prim borçları, hastane giderleri için, rica ediyorum; ceplerine bir şey koymayalım. Gelin, bu yasayı, bu Meclisten, hep birlikte... Bu onur tüm Meclisin olsun, bu onur tüm milletvekillerinin olsun ve oraya gittiğimizde, en azından, karşılarında, önlerinde kafamızı eğmeyelim, kafamızı dik tutalım, bu Yüce Meclis bunu yaptı diyelim arkadaşlar.
Ben, hepinizden, bir kez daha... İşin asla bir siyasî boyutu olmaksızın, sadece ekmek için, sadece muhtarların ve ailelerinin sağlık giderleri için, gelin, bu Meclis hep birlikte bu soruna çözüm bulsun. Hepinize teşekkür ediyorum. Bu soruna hep birlikte duyarlı olursak çok mutlu olacağım; aksi halde, bir türlü gelmiyor. Size de, bak, burada okudum. 2003 yılı arkadaşlar, iki bakanım çıkıyor cevap veriyor. Ben, bir kez daha, hepinizden, istirham ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
46 konuşma daha · 5 Mayıs 2005