İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · SALI

T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 59. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Şubat 2006 · 1.292 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 7 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 1.292 kelime.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-22-2006-02-07-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Saygıdeğer Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; ben olaya bir başka pencereden gireceğim.

Burada, yüzde 3, yüzde 4, yüzde 5'i tartışıyoruz. Bu bize yakışmıyor; hakikaten bu Meclise yakışmıyor. Yani, tarımdan emekli olan bir Bağ-Kurluya, 218 000 000 lira maaş alan bir Bağ-Kurluya yüzde 5 zam yapsak, 10 lirayı mı tartışacağız, yoksa sistemi mi tartışalım?!

Değerli arkadaşlar, size rakamlar veriyorum: SSK; 7,5 milyon aktif çalışanı var, yani prim üreten insanı var; 7 539 000 kişi prim üretiyor, SSK'ya prim yatırıyor. SSK'dan emekli olan 4 308 000 insan. Bunların her ikisinin bakmakla yükümlü olduğu insanlar 29 000 000; dikkatinizi çekiyorum. Emekli ve çalışanlarla birlikte SSK 40 000 000 insana bakmak zorunda; dikkatinizi çekiyorum. 7,5 milyon prim ödeyen bir SSK; yani, aktif sigortalısı olan bir SSK, 40 000 000 kişiye bakmak zorunda.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)O kadar çok mu?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Evet, rakamları da çek ettim; bir daha özetliyorum.

Şimdi, böyle bir kurum. Böyle bir kurumun geleceğini tartışalım. Bu, nereye gidecek?! Biz, ortalama 600 000 000 maaş alan bir insandan yüzde 15 hastalık primi tahsil ediyoruz. Benim, eğer, şeyim varsa arkadaşlarım düzeltebilirler; yani, ortalama 600 000 000 maaş alan bir insandan yüzde 15 hastalık primi tahsil edersek -100 000 000 diyeyim, 90 000 000 demeyeyim- yılda 1 200 000 000, hastalık primi tahsil ediyoruz bir kişiden. Kaç kişiden; 7,5 milyon insandan. Ne yapar bu; 9 katrilyon para yapar aşağı yukarı; ama, biz, 1'er milyar masraf etsek bu 40 000 000 insana 40 katrilyon para yapar sadece hastalık için arkadaşlar. Yani, biz, burada birtakım şeyleri tartışıyoruz; ama, esas, hep sorunu öteliyoruz. Bu sistem yürümez, yarın 5 000 000, 10 000 000'ları tartışarak bu sistem böyle yürümez arkadaşlar.

Arkadaşlar, geçiyorum Bağ-Kura. 3 350 000 insan prim ödüyor, 1 455 000 emeklisi var, 165 000 de hak sahibi var. Emekli Sandığı ise, 4 900 000 insan prim ödüyor, 1 650 000 emekli, dul ve yetimi var. Yani, sistem hep içeri giriyor bundan sonra. Ne kadar çok, yani bakmakla yükümlü olduğu insanlar -gerek tedavi gerekse hak sahipleri olarak- Bağ-Kurlu, Emekli Sandığı ve SSK'nın... Yarın bu sistem çatlayacak arkadaşlar. Ondan sonra biz gelip burada 10 lirayı, 5 lirayı tartışacağız. Hakikaten, bu soruna çözüm bulmamız lazım. Yarın bu insanlar…

Ben, bir de emekli maaşları hakkında size bilgi vereyim arkadaşlar. Örneğin, SSK'da minimum emekli maaşı 450 000 lira, 450 000 000 yani; maksimum ise, 2000 öncesi emekli olanlarda 805 000 lira, 2000 sonrası emekli olanlarda 1 245. Bağ-Kura geliyorum. Bağ-Kurda bu rakam çok değişik, özellikle tarım kesiminden emekli olmuşsa 1 inci derecede birisi 218 000 000 alıyor veya 329 000 000, esnaflıktan emekli olmuşsa. Emekli Sandığına gelince ise, bu rakam, 600 000 0000 ile 2,7 milyar arasında arkadaşlar.

Yani, Türkiye'de insanlar arasında bu kadar büyük farklılıklar, zaten hiç olmayan… 218 000 000 lirayla ne alırsınız?! Gelin -demin Sayın Bakanım söyledi- biz, artık, bu insanların mutlu ve huzurlu yaşaması için -onlar bizim emeklilerimiz- gelin başka çözümler bulalım. İkinci ve üçüncü emekli sandıklarını yapmak zorundayız, bu insanların, özellikle hastalıkları konusunda… Sadece SSK 40 000 000 kişiye bakmak zorunda arkadaşlar.

Yine diyorum, bugün hastanelere gittiğimizde, özellikle, her şeyi özel hastanelere devrettik, bir fatura kaç para arkadaşlar? Bir fatura kaç para? Ben, 1 milyar ortalamayı çok iyi bir rakam söyledim size. Eğer, bir insan, yılda üç beş kez hastaneye gittiği zaman, en az 5-6 milyardan aşağıya çıkamıyor arkadaşlar. Bu gerçekleri lütfen kabul edelim ve sistemi -biz, burada faturayı getirdik de yüzde 5 faturayı ödeyelim değil- gelin, sistemi irdeleyelim. Bu sistem batıyor! Çünkü, özellikle sağlık konusu, SSK hastanelerinden tüm özel hastanelere devrolduktan sonra… Bilemiyorum rakamlar geldi mi acaba? Ben, ne kadar arttığını bilemiyorum, tahmin edemiyorum değerli arkadaşlarım. Yani, sistem, hakikaten, çöküyor. Artık, bugünün Türkiyesinde, 218 000 000 liraya, 250 000 000 liraya, 300 000 000 liraya, 400 000 000 liraya geçinen insana aşkolsun arkadaşlar! Biz, burada, sanki çok büyük zam yapmış gibi, emeklilerin tüm sorunlarını halletmiş gibi konuşuyoruz. Üç gündür üzülüyorum arkadaşlar… Gelin, bu insanları nasıl mutlu ederiz, bu insanlara başka neler yapabiliriz...

Arkadaşlar -bir kere daha söylemiştim- emeklilik, bir fon idaresidir; emeklilik, gayrimenkul almak değildir. Yani, emekli sandıkları, bir fon yönetimidir, para yönetimidir. Ama, bunun bir numaralı suçlusu da siyasettir. Bugüne kadar, yıllardan beri -yani, dün de bugün de- siyaset bu hale getirmiştir bu kurumları. Siyaset, hor kullanmıştır bu sandıkları, gerek Bağ-Kuru gerek SSK'yı gerek Emekli Sandığını. Siyaset, hiçbir şey üretmeyen… Siyaset veya siyasetin atadığı yöneticiler -öyle söyleyeyim- kurumun mevcut imkânlarını çok hor kullanmışlardır ve bu hale gelmişiz.

Ben bir kez daha hepinizden rica ediyorum: Bu sistem çatlamış gidiyor. Durumu idare etmeyelim, duruma bir yerden müdahale edelim, iki açıdan. Bir; sistem, kendi kendini sürükleyemeyecek arkadaşlar; iki; biz, 218 000 000 lira maaşla, 300 000 000 lira maaşla, bu ülkede, insanları mutlu edemeyeceğiz; gelin, sistemi irdeleyelim.

Değerli arkadaşlarım, bir ülkede -eğer, insan insansa- insan rahatsız olduğu zaman tedavi ettirilmesi, sosyal devletin görevidir. Sosyal devlet, bu insanı tedavi ettirmelidir. Sayın Bakanım, hâlâ, daha… Muhtarlarımız -gelecek hafta kanun geliyor- hâlâ, ne yeşilkart alabiliyorlar ne de Bağ-Kurdan hastaneye gidebiliyorlar?! Eğer, Allah korusun… Türkiye'de 52 000 muhtarımız var. Bu insanların kendisi, çoluk çocuğu ve eşi rahatsız olduğu zaman, kesinlikle, ne Bağ-Kurdan gidebiliyor ne de yeşilkarttan. Ya, ben insanım, ben hasta olamaz mıyım?!

Değerli arkadaşlarım, bu acı bir tablo. 52 000 muhtarın sorununa hâlâ çözüm getirilmedi. Bunun için, bu insanlara, yeşilkartsa, yeşilkart… Maaşlı diye arkadaşlar… Kim maaşlı?! 250 kilo tütün ekmiş arkadaşlar, Malatya'nın Battalgazi İlçesinde. Şimdi, o tütünü de almıyorlar artık. 250 kilo tütün teslim etti diye, bu adamı Bağ-Kurlu yapmışız. Bağ-Kur borcu var diye, geçen hafta etraftan para topladık, bu insanı ameliyat ettirdik; çünkü, yeşilkart alamıyor. Bunlar Türkiye'nin gerçekleri. 250 kilo tütün arkadaşlar… Mecbur Bağ-Kurlu yaptılar. Olmaz böyle bir sosyal devlet.

Başka bir konu Sayın Bakanım: Yine, Bağ-Kurlular, üniversite hastanelerine gittikleri zaman, aynı ilin Bağ-Kur sigortalısı ise, vekâlet alıyorlar, senet alıyorlar, parayı tahsil ediyorlar; ama, hasbelkader, Malatya İnönü Üniversitesine Adıyaman'dan acil bir hasta, Elazığ'dan acil bir hasta veya bir başka ilden acil bir hasta geldiği zaman, maalesef, yine, önce hastalardan bunu tahsil ediyorlar, daha sonra Bağ-Kurdan git paranı al diyorlar. Sayın Bakanım, bu insanların 3 milyar, 5 milyar ödeyecek güçleri yoktur. Bu insanların 100 000 000 ödeyecek güçleri yoktur. Eğer, siz, o, köyden gelene veya Bağ-Kurluya veya tarım işçisine -Adıyaman'dan gelmiş, başka bir ilden gelmiş- bunu öde derseniz, bu insanlar çok zor durumda kalıyor. Bu insanlar bizim insanlarımız arkadaşlar. Biz, olaya bu pencereden bakmazsak, sadece, emekliye fatura bedeli olarak işte yüzde 3 mü verelim, yüzde 5 mi verelim diye hâlâ 3 gündür burada tartışıyorsak arkadaşlar, hakikaten, biz, bu insanların geleceğinde, özellikle, bu sosyal güvenlik kurumlarının geleceğinde çok çok daha kötü günler geçiririz.

Ben şunu söylüyorum: Sayın Bakanım, mutlaka, ikinci ve üçüncü emeklilik sandıklarını devreye geçirelim. Dünyada bunun uygulamaları var, dünyada bunun sigorta sistemleri var. Özellikle sağlık konusunda, ben, SSK açısından baktığım zaman ürperiyorum. 40 000 000 insanı SSK tedavi ettirip bunun bedelini hangi fondan ödeyecek, ben hakikaten merak ediyorum; çünkü, prim ödeyen insan 7,5; ödediği para maksimum 9 katrilyon; ama, siz, 40 katrilyon sadece sağlık için prim ödeyeceksiniz. Nereden gelecek bu değirmenin suyu?! 7,5 milyon çalışan, 40 000 000 bakmakla yükümlü insan, arkadaşlar!

Sistem gitmiş arkadaşlar. Gelin -bu Meclisin bir tek görevi var- bu sistemi yeniden kuralım, bu emeklilerimize, onların aile fertlerine dünyada uygulanan çağdaş sistemleri uygulayalım. Biz de insanız, hepimiz insanız arkadaşlar; ama, kısırdöngüyle, olaylara çok basit bakarak, olaylara küçük bakarak biz günü kurtarmaya çalışırsak, değerli arkadaşlarım, gelecek sene bu zaman, çalışan sayısı kalır, yine 8 000 000 olur; ama, bakmakla yükümlü sayısı 50 000 000'a çıkar. Gelin, bu Meclis, çok çağdaş ve bir finans sistemiyle bakarak, insanlarımıza bir finans modeliyle bakarak, yeni bir emeklilik hakları, yeni bir olanaklar, yeni bir imkânlar yaratmak zorundadır. Aksi halde, arkadaşlar, dün de böyleymiş, bugün de böyle, yarın çok daha büyük açılacaktır bu yara. Bu yaraya, gelin, merhem olalım; hepimizin görevi, bu Meclisin görevi.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 7 Şubat 2006

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook