Genel kadro ve usulu hakkında kanun hükmünde kararnamenin eki cetvellerin dış ticaret müsteşarlığına ait bölümünde değişiklik yapılması hakkında (s.s.476)
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Haziran 2010 · 1.081 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GENEL KADRO VE USULU HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN EKİ CETVELLERİN DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞINA AİT BÖLÜMÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.476)); konuşma 1.081 kelime.
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Genel kadro ve usulu hakkında kanun hükmünde kararnamenin eki cetvellerin dış ticaret müsteşarlığına ait bölümünde değişiklik yapılması hakkında (s.s.476)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-23-2010-06-09-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamenin-eki-cetvelle (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, bir kere bu ülkenin geleceğinin, bu ülkenin kurtuluşunun ihracatta olduğuna yürekten inanan bir insanım. Bir ülkenin ekonomik bağımsızlığı o ülkenin üretimine, o ülkedeki üretimin satışına bağlıdır. Bu nedenle, ülkemizdeki insanların ekonomik özgürlüğünün de ülkeye ne kadar çok kaynak girerse bu kaynakların hakça dağıtımı ile ülkedeki insanların mutluluğundan geçer. Bu nedenle biz, ülke ihracatının en üst seviyeye çıkmasından gurur duyarız, mutluluk duyarız ve tekrar söylüyorum: Ülkenin ekonomik bağımsızlığının temeli, geleceği, ülkenin üretiminden ve ülkemizdeki ihracattan geçeceğine inanan bir kişiyim. Bunu, bir kere altını çizerek söylüyorum. Ama bunun için, özellikle ihracatın en üst seviyeye gelmesi için, ülkede uygulanan teşvik sisteminden biraz bahsetmek istiyorum. Yani ihracatçılarımız hakikaten dünyanın her tarafına mal satmaya çalışıyorlar. Çok önemli sorunları var, bu sorunları kısmen aşıyorlar ama önemli olan, dünyanın her tarafında uygulanan bir teşvik sistemini… Her nedense, geçen dönemde uygulanan teşvik sistemi, bu dönemde uygulanan teşvik sistemi, kesinlikle ihracatçının önünü açmıyor.
Değerli arkadaşlarım, dünyadan örnekler vereyim: Bakın Fransa’ya, Fransa’da kendi ürünlerini, kendi üretimini, kendi ihracatçısını destekleyen neler var? Gidin… Çok uzağa gitmeyelim, Orta Doğu’ya gidelim, Arap Yarımadası’na gidelim. Buradaki mallara bakın. Buradaki mallar kimin malları? Hep Fransız malları. Çünkü niye? Fransa bile, küreselleşmenin babası olana Fransa bile kendi üreticisini, kendi imalatçısını, kendi sanayicisini ve kendi ihracatçısını nasıl kolluyor, nasıl koruyor. Bir kere, bunun altını çiziyorum. Eğer bir ülkede ithal ikamesiyle ihracat destekleniyorsa o iş ülkemize çok büyük katma değer bırakmıyor. Bir kere, ülkemize önemli oranda katma değer bırakıp bunun ihracatını öncelik ve teşvik etmezsek, ihracatta havanda su döveriz. Bu nedenle, katma değer yaratan ürünleri teşvik etmek zorundayız. Ama maalesef, bugün uygulanan teşvik sistemiyle, hiçbir şekilde, ihracatçımız yoğun bir şekilde teşvik edilmiyor ve öncelikle, teşvik sisteminin, son getirilen teşvik sisteminin ise ihracatçıya özellikle hiçbir şey vermediğinin altını çiziyorum.
Değerli arkadaşlarım, Hükûmetin bu konuda mevcut teşvik sistemini mutlak değiştirmesi lazım. Mevcut teşvik sistemiyle bir yere gidemeyiz ve ihracatçımızın daha fazla ihracat yapması için hiçbir şekilde onlara daha çok destek olamayız. Bu nedenle, katma değer yaratan ürünlerimizden bir mal var ki örneğin, ihracatında ülkeye bıraktığı katma değer diyelim yüzde 1, yüzde 2, yüzde 5 ama öyle ihraç ürünlerimiz var ki bunları, yüzde 100 katma değer bırakan ürünlerimizi mutlak teşvik etmeliyiz ve önemli olan bu ürünlerin teşvikidir arkadaşlar. Her şeye rağmen, Türkiye sanayi üreticisi bir ülke olduğu kadar bir tarım ülkesidir. Özellikle tarımsal ürünlerimizde yapacağımız teşvikler bu ülkenin ihracatına büyük katkı verecektir ama maalesef gerek sanayi ürünlerimizde gerekse tarımsal ürünlerimizde temel bir teşvik politikamız yok, bu nedenle ihracatımızda önemli katkısı daha çok olması gerekirken bunu sağlayamıyoruz. Bu nedenle teşvik sisteminin altını bir kez daha çiziyorum. Bu ülkede uygulanan teşvik sistemi, yasak savmacı bir teşvik sistemidir, hiçbir şekilde sanayicimize, esnafımıza ve özellikle orta ölçekli firmalarımıza, istihdam yaratan firmalarımıza hiçbir katkısı yoktur arkadaşlar. Bunun altını çiziyorum. Teşvik sistemi getirilirken geçen dönemde -önce 36 ildi, sonra 49 ile çıkarıldı- burada birçok milletvekilim bayram etti “Benim ilime teşvik geliyor.” diye. Aynen o konuşmayı burada da yaptım, “Çok heveslenmeyin, bu sistem işlemeyecek, özellikle kalkınmada öncelikli hiçbir ilimize hiçbir yatırım gitmeyecek çünkü bu sistem hiçbir şey getirmiyor.” dediğimde hiçbiriniz bana inanmadınız. Ama aradan yedi yıl geçti. Yedi yılda -dikkatinizi çekerim- acaba kalkınmada öncelikli hangi ilimize, ne yatırım gitti? Bir kez daha dikkatlerinize sunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, tabii, bir başka konu: Bizim yurt dışındaki temsilcilerimizin -yoğun bir şekilde- o ülkedeki ticaret hacminden pay alınmasında önemli katkısı olduğuna inanıyorum. Ben buna değişik yerlerde, daha önceki yaşamımda şahit oldum. Hatta belli büyükelçiler vardı bazı yörelerde, örneğin bazı ülkelerde ve bu büyükelçilerin dahi Türk ihracatçısına, Türk yatırımcısına ne kadar katkı verdiğini çok iyi biliyorum. Yani kişiden kişiye değişiyor ama -ismini vermeyeceğim burada- bazı ülkelerdeki büyükelçiler, hakikaten o ülkedeki diyaloğu, o ülkedeki ilişkileri nedeniyle Türk yatırımcısının, Türk ihracatçısının önünü açtı, onlara çok büyük destek verdi. Ben diliyorum ki Dış Ticaret Müsteşarlığımızın yurt dışına atayacağı insanların da aynı bakış açısıyla ve o ülkedeki sorunlarla, o ülkenin gerçekleriyle yüz yüze gelip buradaki yatırımcıyı, buradaki ihracatçıyı çok iyi yönlendireceğini düşünmek istiyorum. Bunun altını bir kez daha çiziyorum.
Bir başka konu: Değerli arkadaşlarım, ben özellikle yurt dışındaki müteahhitlerden biraz bahsetmek istiyorum. Belki çoğunuz bilmiyorsunuz ama bugün yurt dışında iş yapan müteahhitlerin Türkiye’ye katkısının ne kadar yüksek olduğunu hepinizin bilmesini isterim. Bu insanlar ta 1980’li yıllardan bu yana -örneğin, bildiğim bir örneği vereyim- çok büyük güçlüklerle, çok büyük zorluklarla yaşam savaşı verdiler, çok büyük sorunlarla karşı karşıya kaldılar ama mücadeleyi bırakmadılar, belli dönemlerde devletin hiçbir desteğini almamalarına rağmen, bir şekilde kendi kendilerine mücadele ettiler, şimdi dünyanın her tarafında çok iyi bir konuma geldiler. Yurt dışı müteahhitlik hizmetinin Türkiye’ye katkısının, bir, istihdam yönünden, iki, Türkiye’deki -orada kullandıkları- malzemelerin ihracatı yönünden ne kadar önemli katkıları olduğunun bir kez daha altını çiziyorum. Ama bu insanların sahibi yok, bu insanlar kendi kendilerine mücadele ediyorlar. Gerek Türk finans sisteminin gerekse devletin bakış açısının daha üst seviyeye çıkması lazım.
Değerli arkadaşlarım, parası ne olduğu belli olmayan bir insanın parasını Türkiye’ye getirdiğinde varlık barışını çıkarıyorsunuz, yüzde 2’yi yatırınca bunun parasını artık legal para hâline getiriyorsunuz ama Sayın Bakanım, yurt dışındaki müteahhitler, yurt dışındaki kazançlarını ve şirketi yurt dışına kaçırmıyorlar, şirketleri burada, buradaki şirketler adına iş yapan insanları cezalandırıyoruz çünkü o insanların yurt dışındaki kazançları kurumlar vergisinden muaf. Yurt dışından gelen bir yatırımcıdan sıfır gelir vergisi alınıyor ama yurt dışı müteahhitlerin şirketleri kâr dağıtmaya başladığı zaman, yurt dışında elde ettiği kazancı bunların, gelir vergisine tabi. Büyük bir haksızlık, büyük bir haksızlık.
Arkadaşlar, yurt dışından birisi para getiriyor, sıfır vergi, sıfır vergi… Bu insanlar yasal olarak, namusuyla, şerefiyle yurt dışında elde ettikleri parayı Türkiye’ye getiriyorlar, yurt dışında tutmuyorlar. İsterlerse bu insanlar bu parayı Türkiye’ye getirmezler, isterlerse bu parayı Türkiye’deki şirketlerine getirmezler, yurt dışında bırakırlar ama bunlardan gelir vergisi alıyoruz. Çok büyük haksızlık. Eğer objektifsek, eğer yurt dışında kazanılan bir para için hiç kimseden vergi almıyorsak bu insanlardan vergi almamız hakikaten garip. Yurt dışında elde edilen bir… Alnının terini sıyırarak ülkeye gerek istihdam gerekse ülke ihracatına önemli bir katkı veren bu insanların bu sorunu maalesef çözülmüyor.
Şimdi, yurt dışından ne olduğu bilinmeyen parayı getiriyor varlık barışıyla, 7 milyar dolar getiriyor güya, geldi mi gelmedi mi, bunun şeyi ödendi mi ödenmedi mi hâlâ belli değil. Sorduk geçen Maliye Bakanlığına, onlar da “Biz sadece bize yatırılan parayı biliriz, dövizin gelip gelmemesini biz takip etmeyiz.” diyor. Kimdir bu adam ya? Bu adam kimdir, ismi nedir, cismi nedir, bu parayı nereden getirmiş? “Yok, biz bilmeyiz.” diyorlar. Nasıl bilmezsin ya? Peki, Türkiye’ye 7 milyar dolar geldi de Türkiye'nin döviz rezervinde bir fazlalık oldu mu? O da yok, onu da kimse bilmiyor ama yurt dışındaki müteahhit kâr dağıtıp oğlunu evlendirecekse “vergini ver…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
106 konuşma daha · 9 Haziran 2010