İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 38. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

Fevzi Topuz

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 38. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Aralık 2009 · 976 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Fevzi Topuz (CHP), 21 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 976 kelime.

Fevzi Topuz (CHP, Muğla). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fevzi-topuz-23-2009-12-21-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FEVZİ TOPUZ (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 Mali Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi belirtmek üzere söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, kamu hizmetlerinde memleketin imarıyla ilgili işlerini yürütmekle görevli kuruluşların en başında gelir. Cumhuriyetle birlikte, bazı istisnalar dışında, yapımla ilgili bütün kuruluşları bünyesinde toplamış ve onları yönlendirmiştir.

Ülkenin modernleşmesi ve kalkınması Bayındırlık ve İskân Bakanlığı faaliyetleriyle doğrudan ilişkilidir. Bakanlık, bugüne kadar, ülkemizin gelişme ve kalkınma süreci içinde merkezî yönetimin yatırımlarını gerçekleştiren bir yapısıyla önemli sorumluluklar üstlenmiştir.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığının misyonu, ülke genelinde teknolojiyi ve bilimsel gelişmeleri kullanarak sürdürülebilir sağlıklı kentleşme ve yerleşme için etüt, plan, proje, yapım, denetim ve afet hizmetlerini düzenleyici ve denetleyici bir yaklaşımla yapmak ve yaptırmak olarak tanımlanmıştır.

AKP hükûmetlerinin iktidara gelmesinden sonra Bakanlığın görev alanı hızla daraltılmış olup neredeyse tasfiye sürecine girmiştir. AKP’nin bu politikaları sonucunda, Bakanlığın verdiği kamusal mal ve hizmetler önce parçalara bölünmüş, sonra da bazıları diğer bakanlıklara bağlanmış, önemli bir bölümü de kamu hizmetlerinden çıkarılmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğünün Ulaştırma Bakanlığına bağlanması, imar planı yapma ve onarma yetkisinin Özelleştirme İdaresiyle, TOKİ’yle ve diğer birimlerle paylaşılmak zorunda kalınması, Afet İşlerinin kapatılacak olması, kamu yatırımlarıyla ilgili görevlerin de TOKİ’ye, il özel idarelerine, köylere hizmet götürme birliklerine terk edilmesi karşısında Bayındırlık ve İskân Bakanlığının varlığı tartışılır hâle gelmiştir. Bilindiği gibi, İller Bankasının tasfiyesine yol açacak çalışma yapılmaktadır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünü de başka bir bakanlığa bağladığınız takdirde Bayındırlık ve İskân Bakanlığına gerek kalmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, planlama ve yapılaşma alanında birçok kurumun görev ve yetkilerinin bulunması, her kurumun kendi sektörü açısından planlama ve yapılaşmaya açılması, planlama bütünlüğünü kavrayan stratejik bir belgenin bulunmaması, kurumlar arasında koordinasyonun yeterince sağlanamaması ile yaşanan sorunlar Bayındırlık ve İskân Bakanlığının görevini tam yapamamasından kaynaklanmaktadır. Söz konusu sorunların çözümüne yönelik ülke çapında fiziki planlamaya ve imara dayalı genel ilke, strateji, standart, usul ve esasların tek elden belirlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

“Değişen planlama anlayışı, planların yerelde katılımcı süreçlerle hazırlanmasını gerekli kılmakla beraber kentlerin ve nüfusun ülke mekânında dengeli dağılımının sağlanabilmesi, kaynakların rasyonel kullanılabilmesi, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılabilmesi, ülke mekân strateji belgesinin hazırlanmasını artık zorunlu kılmaktadır.” Bu söz Sayın Bakana ait. Eğer bir şeyleri doğru tespit ediyorsanız, tespitleriniz doğrultusunda derhâl harekete geçmeniz gerekmektedir. İktidarda olduğunuzu unutuyorsunuz, şikâyet edeceğinize çözüm yolları bulunuz. Eğer yapamıyorsanız o zaman da çekilirsiniz, yapacak olan gelir, istenen kanunları çıkarır ve uygular, kısaca gereğini yapar.

Değerli milletvekilleri, ülkemizdeki konutların yüzde 40’ı kaçak veya ruhsatsızdır, Yapı Kullanma İzin Belgesi esas alındığında bu oran yüzde 67’ye çıkmaktadır. Kaçak ve ruhsatsız yapılar, kent planlamasına ilişkin sorunlar yarattığı gibi, insanların can ve mal güvenliğini tehdit etmektedir. 17 Ağustos depreminin sonrasında yapılan taramalar göstermiştir ki ülkemizdeki bina stokunun yüzde 10’unun yenilenmesi, yüzde 30’unun onarılması gerekmektedir. Bunun anlamı ülkemizdeki konutların yüzde 40’ının oturulabilir durumda olmadığıdır. Yapı Denetimi Kanunu’nun bugüne kadar geçen süredeki uygulamasında çok ciddi sorunlar yaşanmıştır. Bu sorunlar Kanun’un çıkarılma amacına gölge düşürmüş, gerek yapı sahipleri ya da yüklenicileri gerek yapı denetim kuruluşları ya da yapı denetimi yapan mühendisler var olan bu yapıdan rahatsızdırlar. Denetimsizliğin sonucu ortaya çıkan ve hepimizi çok üzen sonuçları daha belleklerden silinmemiştir. Yeni can ve mal kayıplarını önlemenin birinci görevimiz olması gerekiyor.

Gelinen bu noktada işin en kötüsü, halkımızın kamuya olan inancını kaybetmiş olmasıdır. Adı geçen Kanun’un uygulamalarından doğan sorunları çözecek, Kanun’un on dokuz ilde değil tüm Türkiye’de uygulanmasını öngören, yüklenici firma ya da yapı sahibiyle para ilişkisini ortadan kaldıracak yeni düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç vardır.

Değerli milletvekilleri, halkın barınma ihtiyacının karşılanmasından yapıların güvenliğine, altyapı hizmetlerinden çevre sorunlarına, kent planlamasından afet yönetimine kadar pek çok boyutu olan konut sorunu basit anlamda bina yapımına indirgenemez.

Bu noktada, AKP konut sorununu çözme işini TOKİ’ye havale etmiş, bu yaklaşım sorunu çözmek yerine daha da karmaşık hâle getirmiş olup, sınırsız yetkilerle donatılan devasa bir şirket hâline getirilmiştir.

Yapılan yasal düzenlemeler sonucu TOKİ, okul, hastane, stat, karakol yapar hâle gelmiş, hatta daha da ileriye giderek birçok bakanlığın projelerini yapan, uygulayan bir kurum hâline dönüştürülmüştür. Oysa TOKİ yoksulları ev sahibi yapacaktı; kısa sürede bu amaçtan uzaklaşarak orta ve üst sınıflara konut üreten bir işletmeye dönüşmüştür.

Güvenli yapıların olmazsa olmaz koşulu zemin, proje, malzeme, yapı denetimlerinden muaf olan TOKİ tarafından yaptırılan binaların güvenilirliği tartışılır hâle gelmiştir.

TOKİ işlerinin büyük bir kısmı 2000’li yıllarda kurulan ve büyüyen şirketler tarafından yapılmaktadır. Şirketlere bakıldığında, AKP İktidarına siyaseten yakınlığıyla tanınan, AKP ile yakın ilişkisi bulunan sermaye gruplarının çoğunluğunu oluşturduğunu görmekteyiz. TOKİ örneği, AKP İktidarının sorunlara nasıl yaklaştığının en açık göstergelerinden birisidir.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti diğer konularda olduğu gibi afet yönetimini de sosyal devlet anlayışından çıkarıp afet öncesi ve sonrasında devletin mal ve hizmet üreten, dağıtan, yöneten tüm yapıyı tasfiye etmektedir. Bu noktada afet hizmetlerinde devletin rolü “sosyal devlet” ilkesinden “düzenleyici devlet” yapısına götürülürken, cumhuriyetin kurduğu kamu kurum ve kuruluşları birer birer yıkılıp yok olmaktadır. AKP İktidarının tek amacı vardır, o da kendi siyasal kadrosunu kurmaktır.

Ülkemizde beklenen olası bir deprem öncesindeki tedbirler alınmadığı gibi sonrasında gerekli müdahaleleri yapacak olan deneyimli Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü, Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve Sivil Savunma Genel Müdürlüğünü kaldırıp Başbakanlığa bağlı Afet ve Acil Durum Başkanlığını kurdunuz. Kurulmak istenen yeni kamu yapısı sosyal devlet örgütlenmesini tasfiye etmektedir.

Değerli milletvekilleri, AKP hükûmetleri ihaleyle yapılacak işleri başından itibaren İhale Kanunu kapsamı dışında tutmak istemektedir. 2002 yılından bu yana İktidarın kendisine yakın, bir anlamda yandaş sermayesine ve destekçilerine denetimsiz, kontrolsüz bir ortamda pay verebilmek için Kamu İhale Kanunu defalarca değişikliğe tabi tutulmuştur. Tekrar bu yasama yılında Kamu İhale Kanunu’nu değiştirme çabaları yapılmaktadır. Bu Yasa kapsamı dışında iş yapma yaygınlaştırılmak istenmektedir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu AKP iktidar olduğu dönemde tam on altı kez değiştirilmiş, yüze yakın değişiklik yapılmıştır. Aynı dönemde İhale Kanunu uygulama yönetmelikleri kırk bir kez değiştirilmiş, tüm bunlara ek olarak otuz yedi yasal düzenlemeyle çeşitli kurumlar veya konular Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarılmıştır. Yolsuzluklar almış başını gitmişken bir de Kamu İhale Kanunu’yla açık bir denetimin de önü kapatılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

65 konuşma daha · 21 Aralık 2009

65 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook