2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 41. Birleşim · 5. yasama yılı · 24 Aralık 2010 · 982 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fevzi Topuz (CHP), 24 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 982 kelime.
Fevzi Topuz (CHP, Muğla). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fevzi-topuz-23-2010-12-24-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FEVZİ TOPUZ (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 26’ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi belirtmek üzere söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sekiz yıldan bu yana iktidarda olan AKP’nin en büyük özelliğinden biri kamuya ait malları yandaşlara babalar gibi satmak olmuştur. Geçen sekiz yıllık sürede seksen yıllık cumhuriyetin tüm kazanımları ya uluslararası şirketlere ya da ülke içinde ve dışındaki yandaşlara satıldı. Bu satışlar genellikle Orta Doğu kökenlilere yapılarak bir yerlere mesajlar verildi.
AKP Hükûmeti “Sosyal devlet” yerine “Düzenleyici devlet” ilkesinden yana tavır almaktadır. Düzenleyici devleti yaratmanın ilk şartı, sosyal devletin mal ve hizmet üreten, dağıtan, yöneten tüm kurum ve mekanizmalarını tasfiye etmektir. İkinci aşama ise devletin bu tür kurumlaşmaya gitmesini yasaklamaktır.
Kamu işletmeleri haraç mezat satılırken, kamu idarelerinin işlettikleri sosyal tesisler de bu özelleştirmeden payını almakta, çoğunlukla yarı fiyatına birilerine devredilmektedir. Bildiğiniz gibi, çalışanlar için Bakanlık bünyesinde -sosyal devlet olmanın gereği- sosyal tesisler oluşturularak çalışanların tatil yapması sağlanır ve her bakanlığın ve her kurumun böyle tesisleri mevcut idi. Şimdi, kamuya ait sosyal tesislerin satılmasına sıra geldi. Bundan böyle, kamuda çalışanlar tatil için Maliye Bakanının söylemiyle beş yıldızlı otellere gidebileceklerdir. Maliye Bakanının kamudaki tesis ve sosyal tesisleri satma gerekçesini ortaya koyarken “Memurların beş yıldızlı otellerde tatil yapmaları sosyal tesislerden daha ucuzdur.” söylemi talihsiz bir açıklamadır. Anlaşılan o ki, Maliye Bakanı ya hesap bilmiyor ya da kaldığı beş yıldızlı otellerin ücretini ödemiyor. Bu ifadeyle memurlarla alay etmiştir. Ortalama 1.350 lira aylık geliri olan bir memur ailesinin tatile gitmesinin mümkün olmadığını bilmeyen Maliye Bakanının “Beş yıldızlı otellere gitsinler.” ifadesi memurlarımıza yapılmış en büyük saygısızlıktır.
Ülkeyi yönetenlerin “Sosyal devlet” anlayışını terk ederek “Tüccar devlet” zihniyetiyle hareket etmesi Anayasa’mızın “Sosyal devlet” ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Merak ediyoruz, ülkede devletin elinde bulunan menkul ya da gayrimenkuller kalmadığında Hükûmet neyi satacak? Misafirhaneler, kamu yararına sosyal tesislerdir. Sosyal tesisler, ilgili kurum personelinin mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmek amacıyla hizmet içi eğitimlerin yapılması için ve kamu çalışanlarının ve ailelerinin konaklama ihtiyaçlarının karşılanması için kurulmuşlardır. AKP İktidarı giderayak, devletin elinde ne varsa yandaşlarına satmak, bugüne kadar yarattığı yandaş zenginlere yenilerini eklemek peşindedir.
Değerli milletvekilleri, AKP, geçmişte olduğu gibi 2011 bütçesinde de Türk Silahlı Kuvvetlerine ait sosyal tesislerin, MİT’e ait sosyal tesislerin ve Emniyet Genel Müdürlüğüne ait polisevleri ve moral eğitim tesislerinin elektrik, su ve yakacak giderleriyle büyük onarım giderlerinin kurum bütçesinden karşılanmasını öngörmektedir. Böylece, söz konusu tesislerin hizmet maliyetleri düşürülerek, buralardan yararlanan polis ve askerlerimizin daha ucuz ve kaliteli hizmet almaları sağlanmaktadır fakat öğretmenlerimiz baş tacımız değil mi?
Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan bundan bir ay önce, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde “Ellerinden öperim.” diyerek selamladığı öğretmenlerimiz ve öğretmenevlerimiz var. Öğretmenevlerinin elektrik, su, yakacak giderleri ve onarım giderleri neden bütçeden karşılanmıyor, bu ayrımcılık neden yapılıyor?
Değerli milletvekilleri, AKP İktidarı sosyal tesisleri birer birer satmaktadır. Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, geçen aylarda yaptığı basın toplantısında Maliye Bakanlığı sosyal tesislerinden başlayarak kamuya ait bütün sosyal tesisleri satışa çıkaracağını ilan etmiştir.
Özelleştirme uygulamalarıyla, AKP Hükûmeti, ülkede artan işsizliğin ve yoksulluğun sebebi olarak zarar eden kamu kurum, kuruluşlarını işaret etmiştir ve “Bunların acil olarak elden çıkartılıp, bunların satışından elde edilecek sıcak para ile yeni üretim tesisleri” vaadiyle halkımız kandırılmıştır.
Geçmişe dönüp baktığımızda, sürekli olarak sıcak para girişi olan ve zarar etmediği gibi ülke ekonomisine büyük katkılarda bulunan Telekom, Türkiye Elektrik Kurumu, Petrol Ofisi, TÜPRAŞ, Tekel ve limanlar gibi daha saymadığımız kamuya ait birçok varlığın satıldığını görmekteyiz. 2002’de işsizlik oranı yüzde 8 civarında iken 2010’da işsizlik yüzde 12’ler civarındadır. İzlenen yanlış ekonomik politika ve özelleştirme uygulamaları ile yoksulluk, yolsuzluk ve işsizlik her geçen gün daha da artmıştır. AKP Hükûmeti, tüm mali strateji ve politikalarını satılacak olan kamu kurum ve kuruluşlarının ve sosyal tesislerin ve hazine arazilerinin satışı üzerine kurmuştur.
Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, maliye emekçilerinin kullanımına açık olan Maliye Bakanlığına ait sosyal tesisleri satışa çıkardığını açıkça ilan etmiştir. Anlaşılan odur ki, Sayın Bakan, kendisinden önceki halefi Sayın Kemal Unakıtan’ın “Babalar gibi satarım.” düşünce ve söylemini onun selefi olarak aynen kabul ve tekrar etmektedir. Sayın Bakan düzenlediği basın toplantısında Maliye Bakanlığı bünyesindeki sosyal tesislerin zarar ettiğini ve bundan dolayı satışa sunulduğunu söylemiştir. Sayın Bakana soruyoruz: Bu sosyal tesislerin zarar ettiğini incelettiniz mi? Bu tesislerin iyi işletildiği ve iyi denetlendiği takdirde zarar etmesinin mümkün olmadığını görecektir.
Değerli milletvekilleri, bir örnek vermek istiyorum: Sinop’ta Devlet Su İşleri Sosyal Tesisleri satışa çıkarılmıştır. Piyasa değeri 30 milyon lira olan tesisler 16 milyon liralık muhammen bedel üzerinden satışa çıkarılmıştır. Tesislerin 50 dairelik bir apartman fiyatına peşkeş çekilmek istenildiği iddia edilmektedir. Bu durumda, Maliye Bakanlığı piyasa değeri 30 milyon lira olan bu tesisi yarı fiyatına pazarlamaya çalışmaktadır. İflas etmiş tüccarın mallarını yok fiyatına satması gibi gerçekleştirilmek istenen bu haraç mezat satışın adını koymayı kamuoyuna bırakıyoruz. Yazıktır, bu tesisler milletin verdiği vergilerle yapılmıştır. Halkın bin bir sıkıntıya göğüs gererek oluşturduğu bu değerler yok fiyatına yandaş sermaye gruplarına satılmaya çalışılmaktadır. Tesislerin her taşında tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı vardır. Bu tesis hem memurun hem de bölge halkının en ekonomik şekilde dinlenme ihtiyacına hizmet etmektedir. Yarın bu tesis özelleştirildiğinde bölge halkının hiçbirinin bu tesisin kapısından içeriye girme şansı yoktur.
Değerli milletvekilleri, sosyal devlet anlayışını yok eden siyasal iktidarın sadaka devlet anlayışıyla dağıtılan yardımları AKP’nin liberal ve dinsel politikalarıyla şekillenmektedir. Bugün emperyalizm biçim değiştirmiş olup artık toprak işgal etmeden de istediği ülkenin topraklarını ele geçirebilmektedir. Bu noktada ülkemizin topraklarının tapu yoluyla haraç mezat satılmış olması kabul edilemez. Sosyal toplum ve kamu yararına dayanan projelere sırtını dönen AKP Hükûmeti, varlık nedeni olan yağma, talan ve peşkeş projeleriyle kendilerine ve yandaşlarına yeni rant alanları yaratmaktadır. AKP Hükûmeti, kamu varlıklarını orman alanlarını bir avuç rantiyeye satma ısrarından artık vazgeçmelidir. Kamu kurumlarının var olma nedeni ortadan kaldırılmakta, hatta bu kurumların kuruluş gerekçeleri tartışılır hâle getirilmektedir. Bu kurumlar halka hizmet için vardır. Bu kurumların sosyal işletmeleri elden çıkarılması yerine maliyetine çalıştırılmalıdır. Bu dönemde yolsuzluk, suistimal, adam kayırmacılık âdeta bir devlet politikası hâline gelmiştir. Sosyal devlette halkın ihtiyaçları ve toplumsal fırsat eşitliği ön plandadır. Yapılan iş ne kadar halkın gereksinimlerini karşılıyor, bu konuda kararı halkımızın takdirine bırakıyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
108 konuşma daha · 24 Aralık 2010