Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile manisa milletvekili recai berber ve 5 milletvekilinin; 2985 sayılı toplu konut kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 455)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 66. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Şubat 2010 · 1.031 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fevzi Topuz (CHP), 25 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ARSA ÜRETİMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MANİSA MİLLETVEKİLİ RECAİ BERBER VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.: 455)); konuşma 1.031 kelime.
Fevzi Topuz (CHP, Muğla). “Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile manisa milletvekili recai berber ve 5 milletvekilinin; 2985 sayılı toplu konut kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 455)”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fevzi-topuz-23-2010-02-25-arsa-uretimi-ve-degerlendirilmesi-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-d (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FEVZİ TOPUZ (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi belirtmek üzere söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
TOKİ’nin kuruluş amacı, ülkenin arsa ve konut ihtiyacının karşılanması, ucuz ve sosyal konut üretilmesi, konut uygulamaları yapanlara devlet desteği sağlanmasıydı. Ayrıca TOKİ, ihtiyaç sahibi ve alt gelir grubu vatandaşlara kira öder gibi uzun vadelerde ev sahibi olabilmesi amacıyla kurulmuş bir kamu kurumudur.
TOKİ’nin amacı asla kâr amacı gütmek değil, dar ve orta gelirlilere altyapısı hazırlanmış imarlı arsa ve toplu konut kredisi desteğinde bulunmak ve kent arsalarının kullanılmasında toplum yararına öncelik veren önlemleri almaktır. Fakat AKP İktidarıyla birlikte TOKİ’nin işlevi değiştirilmiş ve lüks konut yatırımlarıyla, özel sermayeli bir şirket gibi işletilmesiyle tartışılmaya başlanmıştır.
TOKİ, 2003 yılında 4966 sayılı Kanun’la Toplu Konut Yasası’nda yapılan değişiklikle kontrolsüz güç sayılabilecek yetkilerle donatılmıştır. Aldığı bu güçle gözüne kestirdiği yere istediği binayı diker, istediği projeyi yapar duruma gelmiştir. Yapılan yasal düzenlemeler sonucu TOKİ okul, hastane, stat, karakol yapar hâle gelmiş, hatta daha da ileri giderek birçok bakanlıkların projelerini yapan, uygulayan bir kurum hâline dönüşmüştür. Oysa TOKİ’nin amacı yoksulları ev sahibi yapmaktı. Kısa sürede bu amaçtan uzaklaşarak orta ve üst sınıflara konut üreten bir işletmeye dönüşmüştür. Bu süreçte TOKİ, kamu arazilerini ve kaynaklarını, sosyal konutlar yapmak yerine kâr getirecek alanlara alışveriş merkezleri, iş merkezleri yapmaya başlamıştır. Ayrıca bu yasayla TOKİ geniş imar yetkileriyle donatılmış ve aradan geçen sürede birçok tartışmalı projeye imza atmıştır.
Bu arada TOKİ “hasılat paylaşımı” diye bir yöntem icat etmiştir. Bu yönteme göre en değerli hazine arsaları, elde edilecek gelir bilinmeden, müteahhitlere lüks konutlar yapmaları için verilebilecektir. Hasılat paylaşımı kapsamında yapılan lüks konutların ülke genelindeki payı ise yüzde 20’dir. Sosyal konut olarak yaptırdığını söylediği diğer tüm konutlar ise yüzde 15-yüzde 40 arasında değişen peşinatlarla ayda 700 ve 2 bin TL arasında değişen taksitlerle satılmaya çalışılmaktadır. Bu da üst gelir gruplarına hitap etmektedir.
Belediyeler TOKİ’nin yaptığı uygulama planlarını denetlemeden yoksundur. Bu planlar şehircilik ilkelerine ve yürürlükteki planlara aykırı olsa bile geçerli sayılmaktadır. Bugün TOKİ, devlet desteğiyle, vergilerden muaf, bedava arsalar üzerinde yaptığı konutlarla tekel konumundadır. TOKİ toplu konutları, ihale usulüyle iş yaptırmaktadır. İhaleyi alan müteahhit belirli bir yüzde kazancı karşılığı işleri taşeron firmaya veriyor, işi alan taşeron firma da bir başka taşeron firmaya veriyor. Böylece taşeronlar zinciri oluşturuluyor. Bu taşeron zincirinin sonucu konutların kalitesi hızla düşmektedir.
Ayrıca, TOKİ, Arsa Ofisinin, Emlak Bankasının iştiraklerinin, gecekondu alanlarındaki kamu arsalarının tamamını kullanma ve pazarlama yetkisini almıştı. Hazırlanan bu kanun taslağı ile TOKİ’nin yetkileri genişletilerek yasal sınırların dışına çıkılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, kanun tasarısına göre “hazineye ait arsalar, araziler ve hazine adına tescil edilecek arsa ve arazilerin mülkiyeti” ibaresinin “hazineye ait taşınmazlar ve hazine adına tescil edilecek taşınmazların mülkiyeti” şeklinde değiştirildiği görülmektedir. Bu düzenleme ile hazineden Toplu Konut İdaresi Başkanlığına bedelsiz devredilen arsa ve arazilerin varsa üzerinde bulunan tüm yapı ve tesisler de sorunsuz olarak satılabilecektir.
Tasarıdaki diğer bir düzenleme ise vergi muafiyetiyle ilgilidir. TOKİ, Vergi Kanunu uyarınca arazi vergisinden daimî olarak muaf olmak istemektedir. Bu şekildeki bir düzenlemeyle, vergiden daimî muafiyete sahip olan mezarlıklarla aynı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini düşünebilecek kadar ileri gitmektedir.
TOKİ’nin, konutları hangi arsalar üzerinde inşa ettiğinin araştırılması artık bir zorunluluk hâline gelmiştir. TOKİ, bu iş için hazine arazilerini kullanıyor ve bu alanların içinde doğal kaynaklarımız, mera alanlarımız, orman alanlarımız da var ama bu yetki de yetersiz gelmiş olacak ki bir de arazi vergisinden muafiyet talep etmektedir.
Bu arada hatırlatmak gerekir ki, orman ve mera alanları, su kaynaklarımız hepimizin korumakla yükümlü olduğu alanlardır. Topraklarımızın, doğal, tarihî, kültürel mirasımızın ticari birer meta hâline dönüştürülmesi, geri dönüşümü olmayan bir sürecin başlaması ve yaşanabilir kentlerin, kırların yitip gitmesi anlamına gelmektedir.
Değerli milletvekilleri, 2001 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla, tasfiye hâlindeki Türkiye Emlak Bankasının varlıkları TOKİ’ye devredilmiştir. Bu kapsamda, Emlak Bankasının 7.852 konutu TOKİ’ye devrolunmuştur. Yapılan bu düzenlemeyle “devredilen varlıklar ve bu varlıklara dair devirden önce yapılmış akitlerle ilgili yükümlülüklerden TOKİ sorumlu tutulmasın” deniyor. Bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olacağı açıktır. Emlak Bankasının tüm mal varlığını, ticari gayrimenkullerini, hisse paylarını devralan TOKİ kurumun borçlarının yükümlülüğünü kabul etmemektedir.
Hangi mantıkla bugün TOKİ artık kuruluş amacı olan kamu yararı ilkesi doğrultusunda dar gelirli vatandaşlara ucuz ve kaliteli konut üretmek işlevinden uzaklaşmış, kamusal araziler üzerinde rant elde etmekte taşeron olarak konumlandırılmıştır? Bu kanun tasarısıyla TOKİ büyümeye ve yetkilerle donatılmaya devam ediyor. Kamu alanlarının yok edilmesine meşruiyet kazandıran yoksullara konut balonunun sönüşünü izlemekteyiz.
Söz konusu yasa tasarısındaki bir başka düzenleme Büyükşehir Belediyesi Kanunu’yla ilgilidir. Finans sektörünün gelişimini sağlamak üzere, Sermaye Piyasası Kurulunun uygun görüşü alınmak kaydıyla, aralarındaki mesafe 1 kilometreyi geçmeyen ve toplam büyüklüğü en az 250 bin metrekare olan parsellerden veya en az bu büyüklükteki tek parselden oluşacak şekilde finans alanlarının sınırlarını belirlemek ve bu alanlarda her türlü ölçekteki imar planlarını, parselasyon planlarını ve her ölçekteki imar uygulamasını ruhsatlandırma ve denetleme yetkisi büyükşehir belediyelerine verilmektedir.
İmar planı da süreci çok yönlü, çok çeşitli mevzuatı olan bir süreçtir, çok sayıda meslek disiplinini ilgilendirmektedir. Yapılan düzenlemede ise, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nda yer alan ilçe belediyelerinin parselasyon planlarını düzenleme ve ruhsatlandırma yetkisi yok edilerek tüm yetkiler büyükşehir belediyelerine aktarılmaktadır. Planlama sürecinde yer alması gereken kurum ve kuruluşlar dışlanmakta olup, tüm yetkiler tek bir yerde toplanmaktadır. Buradaki amaç, kendi partisinden olmayan ilçe belediyelerini baskı altına alıp, etkisiz hâle getirmektir.
Tasarıda, TOKİ’ye 1 başkan yardımcısı, 3 daire başkanı, 46 uzman, 4 müşavir avukat olmak üzere 54 kadro ihdas edilmesi öngörülüyor. Gerçekten bu kadrolar ihtiyaçtan mı, yoksa kadrolaşmadan dolayı mı isteniyor, açıklığa kavuşması gereken konulardır.
Değerli milletvekilleri, TOKİ’nin alt gelir gruplarına yönelik reklamı yapılan kimi projelerinin göstermelik olmaktan öteye gitmediği, bu projelerin yer seçiminde dahi ihtiyaçların değil tamamen siyasi tercihlerin öne çıktığı görülmektedir. Ayrıca, TOKİ’nin başına buyruk denetimden uzak projeleriyle devlet büyük zararlara uğratılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, güvenli yapıların olmazsa olmaz koşulu olan zemin, proje, malzeme ve yapı denetimlerinden muaf olan TOKİ tarafından yaptırılan binaların güvenliği tartışılır hâle gelmiştir.
TOKİ işlerinin büyük bir kısmı 2000’li yıllarda kurulan ve büyüyen şirketler tarafından yapılmaktadır. Şirketlere bakıldığında, AKP İktidarına siyaseten yakınlığıyla tanınan, AKP’yle yakın ilişkisi bulunan sermaye gruplarının çoğunluğunu oluşturduğu görülecektir.
Kamusal kaynakların siyasal iktidarların koruması altındaki belirli gruplara tahsis edilmesi sonucunda bir yandan yandaş sermaye oluşturulmakta, diğer yandan da toplumdaki gelir dağılımı hızla bozulmaktadır. Toplumun geniş kesimlerinin işsizlik ve yoksulluk içinde yaşadığını neden görmüyoruz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
54 konuşma daha · 25 Şubat 2010