Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 118. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Haziran 2010 · 975 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fevzi Topuz (CHP), 16 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)); konuşma 975 kelime.
Fevzi Topuz (CHP, Muğla). “Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fevzi-topuz-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FEVZİ TOPUZ (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5393 sayılı Belediyeler Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi belirtmek üzere söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Son dönemde kent ve kamu yönetimi yapı, afet, planlama ve imar mevzuatlarına ilişkin birçok düzenleme yapılmaktadır. Bu düzenlemelerin birçoğu kamuoyunda yeterince tartışılmadan gece yarısı baskınları ile yasalaşmaktadır.
Kentsel dönüşüm, kent gelişiminin toplumsal, ekonomik ve mekânsal olarak yeniden ele alındığı ve kentteki sorunlu alanların sağlıklı ve yaşanabilir hale getirilmesi için yıkıp yeniden yapma, canlandırma, sağlıklaştırma ve yeniden yapılandırma için proje üretilmesi ve uygulama yapılmasıdır. Özetle, kentsel dönüşüm, bir kentin dokusunu bozan sorunların giderilmesi olarak tanımlanmaktadır.
Bir projenin güzel tanımlanmış olması, bu projenin uygulanmasının da doğru ve düzgün çıkacağını göstermiyor. Bunu neden söylüyoruz? Çünkü uygulanan projeler, gelecekte yapılacak projelere de örnek olacaktır. Şimdiye kadar uygulanan kentsel dönüşümlerde yoksul bölge halkı mağdur olmuş, buna karşın birileri de çevresine rant sağlamıştır.
Değerli milletvekilleri, nitelikli ve sağlıklı bir kentsel dönüşüm, kent bütünü içerisinde olması gerekenler ve plan kararları üzerinden ekonomik ve toplumsal gereksinimleri göz önüne alır. Bu yasa teklifinde ise kent planlaması göz önüne alınmamış, halkın sosyal ve ekonomik boyutu düşünülmemiştir. Bu yasa düzenlemesini yalnızca fiziksel bir düzenleme olarak kabul etmek daha doğru olur.
Biz ne istiyoruz? Rant odaklı kentsel dönüşüm değil, halktan yana, kamu yararı öncelikli bir kentsel dönüşüm planlaması ve uygulaması istiyoruz. Uygulamalara baktığımızda, yurt dışı örneklerinden kopyalanarak "Kentsel Dönüşüm Projesi" adı altında sunulmaktadır. Bu durum çözümden çok, var olan sorunları artırmaktadır. Her bir dönüşüm alanı kendi içinde farklı özelliklere sahip olup sorunlar değişebilmektedir. Dolayısıyla, aynı içerikteki modellerin her dönüşüm alanında başarılı olması mümkün değildir. En önemlisi de dönüşüme uğrayacak alanda yaşayan kesimlerin ihtiyaçları ve istekleri üzerinden oluşan farklılıklar gelmektedir.
Değerli milletvekilleri; AKP hükûmetleri döneminde yürürlükteki imar mevzuatı ve bütüncül planlama anlayışı yok sayılmış, projeci gelişme anlayışının gereği olarak "kentsel dönüşüm" kavramı ve kentlerin yapılanmasının önüne geçmiştir.
Bugün “kentsel dönüşüm” adı altında, TOKİ ve büyükşehir belediyeleri başta olmak üzere birçok belediye, gecekondu alanlarının iyileştirilmesinden başlayıp uluslararası sermayenin ve gayrimenkul yatırım ortaklıklarının ilgisini çeken büyük alışveriş merkezlerine uzanan bir yelpazede projeler hazırlıyor ve uyguluyorlar. Böyle uygulamalar yapılırken ne kadar şeffaf davranılmaktadır? O bölgeden birilerine ne kadar, ne aktarılmıştır? Bunların tek tek bilinmesi gerekir.
Bu noktada öncelikle bilinmesi gereken husus, yaygın olarak uygulanmaya çalışılan kentsel dönüşüm projelerinin amacının, sağlıksız koşullarda barınma ihtiyacını gideren dar gelirli kesimlerin güvenli ve çağdaş konutların sahibi yapılması olmadığıdır.
"Kentsel dönüşüm" adı altında gündeme getirilen tüm projelerin ortak özelliği, ister konut isterse ticaret alanı olsun orta ve üst düzey gelir gurubuna yönelik olmalarıdır. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere yurdun dört bir yanında uygulamaya konulan bu projelerle binlerce insan evinden ve yurdundan edilmektedir. Büyükşehirlerde ilçe belediyelerini baypas eden bir yapıyı içinde barındırmaktadır.
Yasa yürürlüğe girdikten sonra büyükşehir belediyeleri ilçe belediyelerin gayrimenkullerine el koyabilecektir. Ayrıca, kent merkezlerinde kalan çok kıymetli bina, arsa ve araziler bir talana tabi tutulacaktır.
Yapılan projeler dış kaynağa bağımlı olarak yaşama geçirilmektedir. Üretmeden, borçlanarak tüketmek üzerine kurulmuş ekonomik yapının devamının sağlanması için her geçen gün daha büyük miktarlarda dış kaynağa ihtiyaç duyan ve bu yolda kullanabileceği en önemli araç olarak ülke toprağını gören AKP İktidarına bu yasa da yetmeyecektir.
Değerli milletvekilleri, AKP'nin yeni rant alanları yaratmada sınır tanımadığı bir defa daha görülmüştür. Bu yasa teklifi ile kentin çevresindeki alanlar da kentsel dönüşüme konu edilebilecektir. Eğitim ve sağlık alanları hariç kamuya ait gayrimenkuller belediyelere devredilecektir.
Kentin her köşesi dönüşüm alanı ilan edilebilecek ve kentin istenilen bölgesi ya da parseli, mevcut sakinlerinden alınarak yüksek rant ödeyenlere terk edilir hâle gelebilecektir.
Kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarına yapılacak yapıların yükseklik ve yoğunluğunu belirleme yetkisinin kamu yararı ve planlama ile şehircilik ilkelerine göre birden fazla kurumca karara bağlanmasında yarar vardır.
Kentsel dönüşüm alanı ilan edilmiş olan tarım alanları da kullanıma açılarak yasallaştırılmış ve meşrulaştırılmış olacaktır.
Önerideki "Kentsel dönüşüm alanları içinde yer alan kamuya ait gayrimenkuller harca esas değer üzerinden belediyelere devredilir" hükmü ciddi sürtüşmelere yol açacaktır.
Değerli milletvekilleri, önümüzdeki süreçte yaşanacak sorunlara bakarsak, kent merkezlerinde kalan çok kıymetli bina, arsa ve arazilerin “kentsel dönüşüm ve gelişim” adı altında bir talana tabi tutulma olasılığının varlığı hiç de yadsınacak bir durum değildir.
Kentsel tasarım ve dönüşüm projelerinin ardına saklanarak mülkiyete haksızca el koyma furyası başlayacaktır. Bir alanı ada-parsel olarak böldükten sonra kat mülkiyeti esasına göre pazarlamaktan ibaret bu uygulamalar planlama açısından çok sayıda sorunu da beraberinde getirecektir.
Kentsel dönüşüm ve tasarım projeleri olarak ihtişamlı binalar ve gökdelenlerden oluşan, sadece rant ve ticari amaçlı fiziksel uygulamalar olarak önümüze gelecektir.
Bu alanlar için daha önce verilmiş kentsel sit alanı kararlarının göz ardı edilmesi, bunlara uygun yapılmış koruma amaçlı imar planlarının yok sayılmasını gündeme getirecektir; bilim ve koruma kurulları devre dışı bırakılacaktır.
Dönüşüm projeleri uygulanırken sorgusuz sualsiz el koymada belirleyici olanın kentlerin geleceği kaygısı değil, bazı çıkar gruplarının rant elde etme iştahından başka bir şey olmadığı açık olarak görülmektedir ve bunu da yakın bir gelecekte göreceğiz.
Değerli milletvekilleri, yasa teklifi, yenilenmeye ihtiyaç duyan kentsel mekânları sosyal, kültürel ve ekonomik köklerinden soyutlayarak değerlendirmekte ve kentsel yenilenmeyi fiziksel yenilenmeye indirgeyerek piyasanın acımasız işleyişine terk etmektedir. Bir anlamda sosyal ve hukuk devleti ilkesiyle de uyuşmamaktadır.
Böylesine geniş ve olağanüstü yetkilerle donatılmış bir yasa, ne dönüşüm alanları olarak tanımlanacak bölgelerde yaşayan halkın sosyal, kültürel ve ekonomik koşullarını değiştirmekte ne de halkın katılımını sağlamaktadır. Aksine, yasa, sınırları belediye meclisinin kararıyla belirlenecek bütün ya da ayrı ayrı parçaların toplamı en az 5 hektar olan dönüşüm alanlarında tüm üst ölçek plan kararlarına son vermekte, dönüşüm amaçlı imar planları ile bölgeler kent bütününden ayrılarak yeni yapılaşma alanı getirmektedir.
Yasa teklifinde, hak sahiplerinin itirazları, sadece kamulaştırma bedeli üzerinden yapılabilmektedir. Proje yanlışlıklarına karşı itiraz dahi edilememektedir. Bununla birlikte, yoksul halkın barınmasının ve sosyal konuta yönelik bir düzenlemesi de yoktur.
Öte yandan, yasa, üzerinde plan kararları alınacak ve yeni yapılaşma koşulları belirlenecek dönüşüm alanlarının belirlenmesinde kent bütünlüğünün gözetilmesine yönelik hiçbir karara referans vermemekte ve belediye meclisinin kentin herhangi bir mekânsal parçasına ilişkin alacağı dönüşüm kararını yeterli görmektedir. Bu eksiklik zaman geçmeden giderilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 16 Haziran 2010