İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 77. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Ermeni devletinin ve ermeni diasporasının iddialarıyla ilgili

Fuat Geçen

Hatay Milletvekili ·

Genel Kurul, 77. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Nisan 2004 · 838 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Fuat Geçen, 22 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERMENİ DEVLETİNİN VE ERMENİ DİASPORASININ İDDİALARIYLA İLGİLİ); konuşma 838 kelime.

Fuat Geçen (Hatay). “Ermeni devletinin ve ermeni diasporasının iddialarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fuat-gecen-22-2004-04-22-ermeni-devletinin-ve-ermeni-diasporasinin-iddialariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

FUAT GEÇEN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; asılsız Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili, şahsım adına, gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Islahat Fermanıyla Müslümanlar ile gayrimüslimler eşit statüye getirilince ayrıcalıklarını kaybeden Ermeniler, 1877 ve 1878 Osmanlı - Rus Savaşı sırasında, Rusya'dan, işgal ettiği Doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini, bölgeye özerklik verilmesini ve lehlerine ıslahat yapılmasını talep ettiler.

1878 yılında toplanan Berlin Kongresi sonucunda imzalanan Berlin Anlaşmasının 61 inci maddesi de, Ayastefanos Antlaşmasının 16 ncı maddesi tadil edilerek, aşağıdaki şekli aldı. Bu maddeyle, Osmanlı Hükümetinin, halkı Ermeni olan eyaletlerde malî ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı yapması, Ermenilerin Çerkez ve Kürtlere karşı huzur ve güvenliklerini garanti etmeyi taahhüt edip, bu konuda alacağı tedbirlerin de uluslararası ülkelerce denetlenmesi hükmü getirilmiştir. Böylece, ilk defa, Osmanlının içindeki bir azınlığın hürriyetleri ve haklarıyla ilgili dış ülkelerin denetimi başlamıştır ve Ruslar ve İngilizler tarafından. Ermenilerin kullanılmaya başlama tarihi de budur.

Değerli milletvekilleri, Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı içerisinde Ermeni isyanının yoğun yaşandığı Doğu Anadoluda bir yandan cephede Rus ordularıyla savaşırken, bir yandan da Ruslarla birlikte cephede Osmanlılara karşı savaşan Ermeni milislerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu yetmiyormuş gibi de, geri cephede Türkleri katleden, Türk köyü ve kasabalarını yakıp yıkan, ordunun ikmal tesislerine ve konvoylara saldıran Ermeni çeteleriyle mücadele zorunluluğu başlamıştır. Osmanlı Devleti, 24 Nisan 1915'te... Ki, bu tarih önemlidir; çünkü, asılsız soykırımı iddiaları bu tarihi ölçü alır. Aslında, bu tarih, yıkma, yakma, katletme faaliyetlerinde bulunan işte bu komiteden 2 345 kişinin tutuklanması tarihidir.

Rus sınırına yakın bölgelerdeki Ermeni halkının da devlete isyan halinde olduğu görülünce, Osmanlı, yine kendine yakışanı yapmıştır; yani, o bölgede yaşayan halkın iç savaştan etkilenmemesi için, güneyde daha güvenli olan bölgelere bu halkı transfer etmiştir. Tarihte bu vakaya "sevk ve iskân vakası" denilir.

Birinci Dünya Savaşında, Ermeni soykırımı iddialarından dolayı -az önceki konuşmacının da belirttiği gibi- 143 Osmanlı aydını tutuklanmış, Malta Adasına sürülmüş, İngilizler tarafından muhakeme edilmiş, kayda değer bir delil bulunamadığından, hiçbir isnat hayata geçmediği için serbest bırakılmıştır.

1984 yılında PKK sahneye çıkarılmış, ASALA Ermeni terör örgütü geri plana çekilmiştir. Belgeler, Bekaa ve Zeli kamplarında ASALA ve PKK militanlarının birlikte eğitim gördüğünü ortaya koymaktadır.

O dönemde Ermenilerin esas amacı, Osmanlı topraklarından parça koparmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için her yolu denemişler, her gücü kendilerine atfetmişlerdir. Ermeni soykırımının yıldönümü diye andıkları 24 Nisan, devlet aleyhine faaliyette bulunan ve masum insanları katleden 2 345 komitecinin tutuklandığı tarihtir.

Sayın milletvekilleri, bir miktar da, asılsız Ermeni iddialarının arkasındaki gerçeklere yönelelim. Ermeniler, Türkiye aleyhindeki faaliyet ve girişimlerini sadece düşmanlık ve intikam duygularıyla açıklamak zorunda gibi görünseler de -aslında, bu duyguların etkisi olmakla beraber- asıl maksadı dört aşamada özetlemek mümkündür.

Birinci aşamada, asılsız soykırım iddiasının, başta büyük ülkeler olmak üzere mümkün olduğu kadar çok sayıda ülke ile ayrıca, belli başlı uluslararası kuruluşlar tarafından tanınmasını sağlamaktır.

Olayın ikinci aşaması, Türkiye'nin, yabancı ülkelerin asıl soykırımın tanınmasından etkilenmesi ve bu ülkelerin baskısıyla asıl soykırımını tanımak mecburiyetinde bırakılmasıdır.

Üçüncü aşaması, Türkiye'nin, asılsız soykırımına maruz kalan kişilere veya onların mirasçılarına tazminat ödemesidir. Burada dikkat edilecek husus, soykırımını tanımanın, vaktiyle bazı kişilere zarar vermiş olduğunun da kabulü anlamına geleceği için, genel hukuk ilkesi gereğince bu zararın tazmin edilmesi gereğidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Geçen.

FUAT GEÇEN (Devamla)Diğer bir deyişle, üçüncü aşama ikinci aşamanın doğal bir sonucudur.

Dördüncü aşama ise, Sevr Antlaşmasını ihya ederek, Doğu Anadoludan Ermenistan'a toprak verilmesi hayalidir.

Sayın milletvekilleri, bu talepler ayrıca açıklanmaya gerek olmayacak kadar gerçekdışı olsa da, militan Ermenilerin inanç ve beklentileri bunlardır. Soykırımı iddiaları, Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunda Ermeni bilincini yaşatmak için ayrıca bir araç olarak da kullanılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti açısından olaya baktığımızda, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması ve Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla hukuken ve fiilen ortadan kalkmış olan Ermeni sorunu, bundan yaklaşık otuz yıl önce yeniden canlandırılmış ve zaman zaman, Türkiye için endişe kaynağı olabilecek boyutlara taşınmıştır.

Her şeyden önce, Türkiye ve Türklerin insanlığa karşı işlenmiş olan en büyük suç olarak soykırımıyla itham edilmesi, ülkemizin imajını bozmakta ve ilişkilerini zedelemektedir. Aynı şekilde, uluslararası kuruluşların da bu iddialarla etkilenmeye çalışıldığı ve bu kuruluşların Türkiye üzerinde baskı aracı olarak kullanılmaya çalışıldığı da görülmektedir. Bütün bu olumsuzlukların devletimizin girişimleriyle bugüne kadar önlendiği ve bu yöndeki gayretlerin sürdüğü, teselli kaynağımızdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ermeni sorununun okulların müfredat programlarına alınması, gençlerin bu konuda bilinçli bir şekilde yetişmeleri sürecinin başlatılması, önemli bir eksikliği gidermiştir. Ermeni sorunu hakkında üniversitelerde bilimsel çalışmaları özendirmek ve koordine etmek için Yüksek Öğretim Kurulu tarafından bir Türk-Ermeni İlişkileri Millî Komitesi oluşturulmuştur. Bu, ümit verici bir gelişmedir.

Üniversite dışında da özel bir kuruluş olan Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi, 2001 yılında Ermeni Araştırmaları Enstitüsü kurmuştur. Bu enstitü, "Ermeni Araştırmaları" başlığı altında Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dergi çıkarmış ve Türkiye'de Ermeni sorunu konusunda çalışmalar yapan bilim adamlarının katıldığı bir Ermeni Araştırmaları Kongresini gerçekleştirmiştir.

Kendilerine dünyaya demokrasi ve barış getirme rolü biçen ülkeler, Filistin'de, Kosova'da, Bosna'da, Mora'da, Çeçenistan'da, hemen yanıbaşımızda, Irak'ta büyük bir soykırımı gerçekleştirirken, bütün dünya, maalesef, seyirci kalmaktadır. Bu devletler, asılsız soykırımı iddialarıyla, Osmanlının kendini savunma hakkının bile, yıllar sonra, bugün, Türkiye Cumhuriyetinden hesabını sorma hayasızlığını da göstermektedirler.

Millet olarak, Batı'nın çifte standardını çok iyi anlamamız, devlet olarak da bu şuurla hareket etmemiz gerektiğine inanıyor, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

6 konuşma daha · 22 Nisan 2004

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook