İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS’TE BUGÜN
KOMİSYON · SALI

Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

Gülizar Biçer Karaca

Denizli Milletvekili · CHP

Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 3 Kasım 2026 · 1.170 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gülizar Biçer Karaca (CHP), 3 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.170 kelime.

Gülizar Biçer Karaca (CHP, Denizli). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 3 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gulizar-bicer-karaca-2026-11-03-tutanak-metni (erişim: 3 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91155

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Değerli Bakan, sayın bürokratlar, Komisyonumuzun saygıdeğer üyeleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, bugün sabahki sunumumuzu dikkatle izledim hem de dağıttığınız metinlerden takip ettim, sonra birden kendi hazırlıklarımdan şüpheye düştüm. Öyle rakamlar, öyle bir refah sundunuz ki önümüze gerçekten "Acaba ben de mi bir hata var?" dedim, gittim odamda biraz ders çalışayım, kontrol edeyim diye ama öyle değilmiş maalesef. Şimdi, ben de kamuoyuyla, halkımız da gerçekleri paylaşmak istiyorum.

Emeklilerin durumuyla başlayalım Sayın Bakan. Bugün dediniz ki: "En düşük emekli aylığı 20 bin liraydı, biz bunu 23.552 liraya çıkardık." Sayın Bakan bununla övünemezsiniz, bu övünülecek bir durum değil. Bu, asgari ücretin 4.523 lira altında, açlık sınırı 38 bin liranın 15 bin lira altında. Yani emekliler açlık sınırının altından sefalet sınırının da altına doğru maalesef gerilemiş durumdalar. Neden çok önemli bu mesele? Çünkü 2019 yılında en düşük emekli aylığı alanların emeklilere oranlarındaki payı yüzde 7'ydi, 2019 yılı yani iktidarda siz vardınız. 2026'ya geldiğimizde en düşük emekli aylığı alanların emekliler arasındaki payı yüzde 30 olmuş. Yani bu durumda emekli aylıklarının bu kadar düşük, bu kadar sefalet sınırının altında olması kabul edilebilir bir rakam değil. Keşke bugün sabah bu konuda bir öz eleştiri yapabilseydiniz.

Sayın Bakan, emekli aylıkları daha önce belirlenirken bir alt sınır vardı. Neydi bu alt sınır? "Prime esas en düşük kazancın yüzde 70'inden az olamaz." deniliyordu. Şimdi, bunu yüzde 35'e indirdiniz. Yani bugün en düşük emekli aylığı alanlar gerçek alması gereken ağırlıktan yüzde 35 daha az alıyorlar. Bunu kabul edemeyiz. İşte, emeklileri bu kadar sefalete sürükleyen noktalardan birisi de bu aylık bağlama oranlarındaki değişikliktir. Bunun yeniden "Brüt asgari ücretin yüzde 70'inden az olamaz." şeklinde düzenleme yapılması gerekiyor ki emekliler de insan onuruna yaraşan asgari bir emekli aylığına kavuşabilsin.

Gelelim asgari ücrete Sayın Bakan. Asgari ücrette de dediniz ki: "Net, asgari ücretli 28.075 liraya çıkardık. Ocak ayından bugüne kadar asgari ücretin satın alma yani alım gücünü koruyabilmesi için yaklaşık 35 bin lira olması gerekiyordu ama bugün 28 bin lirayla burada toplumun önünde, asgari ücretlinin önünde bu rakamları telaffuz etmek gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Neden asgari ücret önemli? Çünkü hani gelişmiş ülkeler Avrupa bizi kıskanıyor ya, baktığınız zaman orada asgari ücret istisna ama bizde asgari ücret temele dönüşmüş, temel gelire dönüşmüş Sayın Bakan. Her 10 çalışandan 4'ü asgari ücret düzeyinde gelir elde ediyor ve çalışanların yüzde 15'i de asgari ücretin de altında gelire sahip. O nedenle, asgari ücret konusunda bu rakamları kabul etmek mümkün değildir ve bahsettiğim gibi, asgari ücretin mutlaka ve mutlaka açlık sınırının üzerinde ve insan onuruna yaraşır bir sınırda tespit edilmesi, belirlenmesi ve bu bütçeye eklenmesi gerekir diye düşünüyorum.

İşsizlik, kadınlar, gençler başlığına gelelim. Sayın Bakan, işsizlikte tek haneli rakamlarla övünüyorsunuz ama genç kadın işsizliğine baktığımız zaman bir ayda yüzde 19,9'dan yüzde 23,3'e yükselmiş, genç kadın işsizliği. Kadınların istihdamdaki payı yüzde 31,2 yani erkeklerin yüzde 34,6 gerisinde. Yine kadınların özellikle çalışma yaşamında, kayıt dışı çalışmalarda da maalesef kadınların durumu çok kötü Sayın Bakan. Bugün 2025 verilerinizde, raporlarınızda ya da faaliyet raporlarınızda kayıt dışılığı yüzde 27 olarak belirlemişsiniz, bu yüzde 27'nin yüzde 32'si kadınlar. O zaman siz kadınlar konusunda hani "Refah seviyesi, şu kadar kadın çalıştırdık ya da istihdam yarattık." dediğinizde karşımıza çıkan rakamlar bunlar. Peki, tek ayrımcılık bu mu? Aynı meslek grubunda çalışan erkekler ile esas işte çalışan kadınlarda durum daha da vahim. Her kadın erkeklerden yüzde 77 daha az ücret alıyor. Yani aynı meslek grubunda yönetici olan bir kadın erkekler bir erkekle eşit maaş alamıyor; erkek 100 lira alırken kadın 66 lira alıyor Sayın Bakan. Bu eşitsizliğin de giderilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Yine, işçi ölümleri... Birçok arkadaşım bahsetti. Önce, kadınların çalışma hayatındaki varlığı için ücretsiz kreş, bakım yükünün kadınların omzundan alınması ve erişilebilir güvenceli iş olanaklarının sağlanması gerekiyor.

İşçi ölümleri, çocuk işçiliği ve MESEM konu başlığına gelmek isterim.

Sayın Bakan, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin açıklamalarına göre son dokuz ayda 1.736 yurttaşımız iş kazasında hayatını kaybetmiş, eylül ayında bu rakam 226. Bunlar birer sayı değil bunlar yaşamdan kopan insanlar, koparılmış insanlar Sayın Bakan. Peki, en vahimi ne? En vahimi de bu ölenlerin 66'sı çocuk yani çocuk işçiliği diye bir kavramı kabul etmemiz mümkün değil. Çocukların yeri işçi olmak değildir; çocukların yeri oyundur, eğitimdir, çocuklar çocukluğunu yaşamalıdır. Yine, çocuk işçiliği için "45.854 çocuğa ulaştık." diyorsunuz Sayın Bakan. Peki, şunu ifade etmek isterim: Strateji belgenizde "çocukların korunması" başlıklı bir alt program var. Bu alt programda çocuk işçiler riskini arttıran faktörler diye bir birim koymuşsunuz ve diyorsunuz ki "Çocuk işçiliğine ilişkin denetimleri yeterince etkin yerine getiremiyoruz." Hem yeterince etkin yerine getiremiyorsunuz hem de 2027 bütçesinde erişilebilir çocuk sayısını daha da düşürüyorsunuz,. Neden vitesi geriye alıyorsunuz? Anlamadım. Çocuk işçiliğinin sebeplerini strateji planınızda şöyle açıklıyorsunuz: "Yoksulluk, eğitim hizmetlerine erişim güçlüğü, düzensiz göç, mevzuat eksikliği ve denetimlerin yeterince etkin olmaması." Peki, durum, hâl böyle iken sadece çocukları ziyaret etmek, çocuklara erişmek çocuk işçiliğini ortadan kaldırıyor mu? Çocuk işçiliğiyle mücadelede daha fazla çocuğa ulaşılması, çocuk işçiliğini maalesef azaltmıyor, ortadan da kaldırmıyor Sayın Bakan.

Evet, İşsizlik Sigorta Fonu konusunda birçok arkadaşım konuştu, ben de bir şey ifade etmek isterim. İşsizlik Sigorta Fonu diyor ki kendi iradesi ve kusuru dışında işini kaybeden çalışanların gelir kaybını belirli süre asgari kısımda kısmen karşılamak, amacı da bu olarak. Peki, bakıyoruz yayınladınız gündeme; işsizlik ödeneği 82,59 milyar lira yani işsiz kalanlara ödediğiniz para bu. Teşvik ve destek ödemeleri, aktif iş gücü programı falan filan derken bu tür programlara 175,34 milyar para ayırıyorsunuz. İşsizlik ödeneğinden faydalananlara ayırdığınız rakamın 2,12 katı Sayın Bakan yani işsizliğin üzerini örtecek örtü değil bu Fon; bu Fon, işsiz kalanlara ödenecek parayı düzenliyor. Bu paranın bu şekilde başka başka kaynaklarda kullanılmasını biz kabul etmiyoruz. Hem bu Fondaki devlet katkı payını düşürüyorsunuz hem de -diğer yatırımlarınızı- kısa dönem çalışmalarla, TYP benzeri çalışmalarla ya da bu eğitim programlarıyla bu Fondaki parayı başka başka yerlerde kullanıyorsunuz Sayın Bakan; bu kabul edilemez. Yine, bütçenizde iş kazası hedefiniz var, ölümlü iş kazası; 6,3. Yani diyorsunuz ki -ortalama 1.500-1.600 iş cinayeti- "Biz Bakanlık olarak 2027'de 1.500-1.600 kişinin ölümünü hedefliyoruz." Bakanlığın böyle bir hedefi olamaz, Bakanlık 1 işçinin dahi burnunun kanamaması için hedef koymalıdır. Bu hedefi kabul edemeyiz Sayın Bakan.

Şimdi başka bir mevzu, MESEM mevzusu. MESEM'den birkaç çocuk anekdotunu size aktaracağım. Yaşı 14-18 arası MESEM... Elif diyor ki "Ben okula gidemiyorum. Nasıl okula gideyim? Okula gitmek istesem okul forması, çantamı alamayacağım." Ali diyor ki "En çok, uyumayı özlüyorum çünkü yorgunluktan uyuyamıyorum; ayaklarım ağrıyor, gece su içmeye kalkamıyorum." Mehmet "Dün Cumhuriyet Bayramı'ydı, yaşıtlarım bayram kutladı, ben çalıştım." diyor. Yine 14 yaşındaki Arda'ya "Oyun oynuyor musun?" diye sormuşlar Sayın Bakan "Vaktim yok, çalışıyorum." diyor. Yani bu MESEM'ler aslında çocukların hayatını, çocukların oyun hakkını, çocukların eğitim hakkını elinden alan bir kurum ve bir çalışma.

Sayın Bakan, bu çocukların oyun oynayamamasının, eğitimden istisna tutulmasının vebali sizin omuzlarınızda. Bu MESEM meselesini mutlaka çözüme kavuşturmak zorundasınız.

Kadın istihdamı konusunda 2 milyon küsur bir veri ortaya koydunuz Sayın Bakan ama bütçede buna ilişkin bir yatırım kaynağı yok, yatırımlar düşmüş, bu konuda kamuda istihdam artışı da yok; 2 milyon küsur kadını nerede istihdam edeceksiniz Sayın Bakan? Bunu bütçenizde biz göremiyoruz. O nedenle bütçenizdeki rakamlar cilalanmış rakamlar, gerçek rakamlarla uyuşmuyor Sayın Bakan. Lütfen, çalışanların, emekçinin hakkını verin.

Teşekkür ediyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

28 konuşma daha · 3 Kasım 2026

Tümü →
28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook