İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 74. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Orman kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (s.sayısı:402)

Gürol Ergin

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 74. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Nisan 2004 · 1.232 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gürol Ergin (CHP), 15 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORMAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (S.SAYISI:402)); konuşma 1.232 kelime.

Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Orman kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (s.sayısı:402)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2004-04-15-orman-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-s-sayisi-402 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

GÜROL ERGİN (Muğla)Malatya Milletvekili olmaktan da gurur duyarım.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Türkiye milletvekili.

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla)Elbette, biz bu ülkenin milletvekiliyiz.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere Grubum adına söz almış bulunuyorum; sizleri ve Yüce Türk Ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 6831 sayılı Orman Kanununun 3373 sayılı Kanunla değiştirilen 17 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları Anayasa Mahkemesinin 17.12.2002 tarihli kararıyla iptal edilmiş olduğundan, maddenin, iptal gerekçelerine uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerekli olmuş ve Bakanlar Kurulu, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan bu tasarıyı Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuştur.

Değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesinin sözü edilen maddeyi Anayasaya aykırı bularak iptal etmesi olayı şöyle gelişmiştir: Orman Bakanlığı, İstanbul'da, devlet ormanı içinde bulunan bir alanda üniversite kurulmasına Orman Kanununun 17 nci maddesine dayanarak bedeli karşılığında izin vermiş, bu izin işleminin iptali istemiyle Orman Bakanlığına karşı açılan davaya bakan İstanbul 2 Numaralı İdare Mahkemesi, itiraz konusu maddenin Anayasaya aykırı olduğu kanısına vararak, iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

Bu başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi, konuyu görüşmüş, ilgili yasanın 17 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarını Anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptaline karar verdiği 17 nci maddenin üçüncü fıkrasının birinci tümcesi şöyleydi: "Turizm alan ve merkezleri dışında kalan devlet ormanlarında kamu yararına olan her türlü bina ve tesisler için gerçek ve tüzelkişilere Tarım, Orman ve Köyişleri Bakanlığınca bedeli karşılığı izin verilebilir."

Anayasa Mahkemesi, iptal gerekçesini ise şöyle açıklamaktadır: "Anayasanın 169 uncu maddesinde, ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemenin, ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur. Maddede, devletin, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri alacağı, bütün ormanların gözetiminin devlete ait olduğu, devlet ormanlarının mülkiyetinin devrolunamayacağı, devlet ormanlarının, kanuna göre, devletçe yönetileceği ve işletileceği, bu ormanların zamanaşımıyla mülk edinilemeyeceği ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağı, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme izin verilemeyeceği hükme bağlanmıştır."

Yine, Anayasa Mahkemesi, bu iptal kararının gerekçesine şöyle devam ediyor: "Anayasanın bu açık hükmüne karşın, Orman Kanununun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ilk tümcesi uyarınca, Anayasayla korunan ve yasaklanan alanlar kapsamdışı bırakılmaksızın ve kamu yararının zorunlu kıldığı durumlarla ilgili herhangi bir çerçeve çizilmeksizin, turizm alan ve merkezleri dışında kalan devlet ormanlarında kamu yararına olan her türlü bina ve tesis yapılması için, Orman Bakanlığınca, gerçek ve tüzelkişilere bedeli karşılığı izin verilebilmektedir. Bu durumda, orman arazilerinin bedeli karşılığı tahsisi için sadece kamu yararının varlığı yeterli görülmekte; ancak, bu kavramın sınırlarının belirlenmemesi ve çerçevesinin çizilmemesi nedeniyle, idareye çok geniş takdir yetkisi tanınmış olmaktadır. Anayasanın 169 uncu maddesinde öngörülen 'kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz' tümcesine dayanılarak, kamu yararının bulunduğu gerekçesiyle, gerçek ve tüzelkişilere, bina ve tesisler yapmak üzere orman arazileri tahsis edilemez. Devlet ormanlarının gerçek ve tüzelkişilere tahsisinin, karayolları, telefon, elektrik, su, gaz, petrol boru isale hatları, savunma tesisleri, sanatoryum gibi öncelikli kamu hizmetlerinin ormandan geçmesi ya da anılan bina ve tesislerin orman arazileri üzerinde yapılması zorunlu bulunduğu hallerle sınırlı olması gerekir. Başka bir anlatımla, ancak kamu yararının bulunması ve zorunluluk hallerinde devlet ormanları üzerinde irtifak aktine olanak tanınabilir. Öte yandan, Anayasanın 169 uncu maddesiyle ormanların özel olarak korunduğu gözetilerek, bu maddede geçen 'kamu yararı' kavramının hangi durumları kapsadığının yasayla belirlenmesi gerekirken, bu yola gidilmeyerek, söz konusu kavramın kapsam ve içeriğinin tespitinin idareye bırakılması yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Anayasa Mahkemesi, Anayasanın 7 nci ve 169 uncu maddelerine açıkça aykırı bulduğu maddenin bu üçüncü ve dördüncü fıkralarını iptal etmiştir."

Değerli milletvekilleri, önümüze gelen yasa tasarısında ise, Orman Kanununun 17 nci maddesinin Anayasaya uygun hale gelmesi için, kamu yararına olduğu düşünülen tesisler "alan" olarak sayılmış ve bu çerçevede, üçüncü fıkranın birinci tümcesi şöyle düzenlenmiştir: "Savunma, ulaşım, enerji, madencilik, haberleşme, baraj, gölet, su, petrol, doğalgaz, çöp depolama, altyapı, sportif alan, ölçüm istasyonları, sağlık ve eğitim gibi öncelikli kamu yararı bulunan hizmetlerle ilgili her türlü yer, bina ve tesislerin devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılmasının zorunlu olması halinde gerçek ve tüzelkişilere bedeli mukabilinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir."

Değerli milletvekilleri, yasa tasarısının bu maddesi, bu haliyle, Anayasaya uygun hale getirilmiş olmuyor, Anayasaya aykırılık aynen sürdürülüyor; çünkü, kamu yararına olduğu düşünülen sektör ve alanların sayısı çok geniş tutulduğu gibi, bununla da yetinilmemiş, tasarıda yer alan "gibi" ifadesiyle de, bu maddenin, istenen ya da gereken tüm alanlar için genişletilmesi mümkün hale getirilmiştir. Bu nedenle "gibi" ifadesinin yasa metninden çıkarılması gerekir. Bunun yanında, sportif alanların, sağlık ve eğitim tesislerinin ille orman içine kurulması ne için gerekir?! Hangi sportif alanın, hangi eğitim kuruluşunun orman içerisinde kurulmasında kamu yararı veya zorunluluk olabilir?! Anlaşılıyor ki, madde, bu haliyle, var olan, Anayasaya aykırı olarak orman arazisi üzerine kurulmuş olan birkısım eğitim ve sağlık kuruluşu ile sportif alana anayasal meşruiyet kazandırmaya çalışıyor. Kaldı ki, var olanları legalleştirip, meşrulaştırırken, ormanlarımızın çok değişik amaçlarla tahribine de geniş bir kapı açıyor.

Oysa, yeni düzenlemesiyle, yasa maddesi, yapılmak istenilen hizmette, öncelikli kamu yararını ararken, tesisin ormanda yapılmasında kesin zorunluluk bulunması koşulunu da, birlikte aramak zorundadır; ancak, bu durumda Anayasaya uygunluk sağlanmış olur.

Sayın milletvekilleri, şimdi, sizlere soruyorum: Hangi eğitim kurumu orman içerisinde yapılmak zorundadır? Hangi eğitim kurumunun, ormanları tahrip ederek, orman içerisinde yapılmasında kamunun, halkın, toplumun çıkarı vardır? Canlı örnek önümüzde; Koç Üniversitesi hangi zorunluluktan ötürü Rumeli Hisarındaki 160 dönümlük ormanı yok etmiştir?! Koç Üniversitesinin 160 dönümlük orman üzerine kurulmasında ne gibi zorunluluk, ne gibi kamu yararı vardır?

Değerli arkadaşlarım, sağlık kuruluşları konusunda da aynı şeyleri söyleyebiliriz. Sağlık kuruluşlarında, ancak adı belirtilmek koşuluyla, yalnızca sanatoryum ve prevantoryum gibi sağlık kurumlarına orman alanlarında kurulma izni verilmelidir. Bunların dışındaki sağlık kurumlarının ormanlık alanda kurulmasında ne zorunluluk ne de kamusal yarar olabilir.

Değerli milletvekilleri, değindiğim nedenlerle ve Anayasanın ruhuna ve lafzına gerçekten uyabilmesi için ilgili yasa tasarısının 1 inci maddesinde yer alan "sportif alan" ifadesi ile "gibi" sözcüklerinin çıkarılması "sağlık ve eğitim" sözcükleri yerine de "sanatoryum" sözcüğünün kullanılması gerekir.

Yasa tasarısında, ayrıca, Çevre ve Orman Bakanlığının, herhangi bir izin vermeden önce Danıştayın görüşünü alacağının, izin alınmak istenen konuda, çerçevesi yasada belirlenen öncelikli kamu yararı ve zorunluluğunun birlikte aranacağının yer alması gereklidir. Aksi halde, yasanın 17 nci maddesi, düzenlenen bu yeni haliyle de Anayasaya uygunluk sağlamış olmaz, yalnızca duruma uydurulmuş olur. Ormanlarımız, bugüne kadar yaşanandan çok daha vahim olarak kapanın elinde kalır.

Yasa tasarısı hazırlanırken, anayasal bir kuruluş olan Orman Mühendisleri Odasından, sivil toplum kuruluşları olarak Türkiye Ormancılar Derneğinden ve TEMA'dan görüş istenseydi, her halde, tasarı, Anayasaya daha uygun bir içerik kazanırdı.

Değerli milletvekilleri, 6831 sayılı Kanunun 71 inci maddesine tasarının 2 nci maddesiyle eklenen fıkranın ise, yalnızca sınırlı sayıda çalışanı ve yılın belirli bir kesimini kapsamasını doğru bulmuyoruz. Bu nedenle, fıkranın, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğünde ormancılık faaliyetinde çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi tüm memurlara teşmilini ve tazminatın yıl süresince kesintisiz verilmesini daha doğru buluyoruz.

Değerli milletvekilleri, yaşadığımız son aylarda, bugüne kadar hiç görülmedik bir biçimde, Orman Mühendisleri Odasının Bakanlık tarafından tam bir ablukaya alındığını, seçimlere inanılmaz derecede müdahalede bulunulduğunu; bunun demokratik yaşamımıza uymadığını da özellikle belirtmek ve Sayın Bakanın özel dikkatini çekmek istiyorum. Bu tür çabalar, ne Bakana ne Bakanlığa ne ülkeye bir yarar sağlar. Bunlar yapay oluşumlardır. Belki baskıyla, sindirmeyle birkısım arkadaşlarımıza oy verdirilmez, belki Oda ele geçirilebilir; ama, bu, Türkiye'nin yararına hiçbir sonuç doğurmaz; ayrıca, demokrasi açısından da yaralar açar diye düşünüyorum ve Bakanlığımızın bu konularda yansızlık içerisinde olmasının gereğini ifade ediyor, tasarının maddeleri görüşülürken konuya ilişkin önergelerimizi sunacağımızı belirtiyor, sizleri ve Yüce Türk Ulusunu saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

9 konuşma daha · 15 Nisan 2004

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook