İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 74. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Orman kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (s.sayısı:402)

Yüksel Coşkunyürek

Bolu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 74. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Nisan 2004 · 1.483 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yüksel Coşkunyürek (AK Parti), 15 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORMAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (S.SAYISI:402)); konuşma 1.483 kelime.

Yüksel Coşkunyürek (AK Parti, Bolu). “Orman kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (s.sayısı:402)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-coskunyurek-22-2004-04-15-orman-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-s-sayisi-402 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA YÜKSEL COŞKUNYÜREK (Bolu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 402 sıra sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında AK Parti Grubumuzun görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım; yüce Heyetinizi şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Ulusal zenginliğimiz olduğu kadar evrensel bir değer de olan ormanlarımız, ülkemiz doğal kaynaklarının en önemlilerinden birisidir. Ormanlarımız, günün emeği olmakla beraber, geleceğin zenginliğidir; dolayısıyla, kamu ve siyaset, hem emeğe saygı duymak hem de geleceğin bu değerini muhafaza etmek zorundadır.

Yenilenebilir bir doğal kaynak olan ormanlardan sürdürülebilir yararlanma, sürdürülebilir kalkınmanın olmazsa olmaz koşuludur.

Ülkemizin doğal kaynaklarının en önemlilerinden biri olan ormanlarımız ülke yüzölçümünün yüzde 26'sını kaplamaktadır; bu alan yaklaşık 20 700 000 hektardır. Ormanlarımızın yaklaşık yüzde 52'si verimli, yüzde 48'i ise verimsiz niteliktedir. Diğer taraftan, iklim ve doğa şartları nedeniyle topraklarımızın büyük bir kısmı, bazı bölgelerimiz dışında, orman kurmaya elverişli değildir. Bu durum, mevcut ormanlarımızı korumamızın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Ulusal ormancılık politikamızda orman teşkilatımızın en önemli gayesinin başında ormanların korunması gelmektedir; bu da Anayasanın 63 ve 169 uncu maddeleriyle güvence altına alınmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; diğer taraftan, kalkınma ve gelişmemizi sağlamak için, ulaşım, enerji, savunma, haberleşme, su, madencilik, sağlık ve eğitim gibi kamu hizmetlerimizin altyapı tesislerine ihtiyacı bulunduğu dikkate alınarak, bu ihtiyaçları gidermek için, ormanlarımızın nitelik ve niceliğini kaybetmeden gerekli arazi ve izinlere ihtiyaç duyulmaktadır. Ülke topraklarının yaklaşık yüzde 26'sını bir dokunulmazlık zırhıyla çevirirsek, kamu yararına olan hizmetleri yerine getirmede hem gecikmiş hem de yüksek maliyetlerle yapmak zorunda kalmış olacağız. Bu nedenle, toplum ve kamu menfaatına olan hizmetleri yerine getirebilmek için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Bu durumdan hareketle, 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 3373 sayılı Kanunla değiştirilen 17 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları 1987 tarihinde düzenlenmiş; ancak, Anayasanın 63 ve 169 uncu maddesine aykırılığı nedeniyle açılan dava sonucu, Anayasa Mahkemesinin 2002/200 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İptale dair karar gerekçesi 8.11.2003 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanmış olup, iptal gerekçelerine uygun olarak maddenin yeniden düzenlenmesi zorunlu hale gelmiştir.

Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen düzenlemeler nedeniyle, yol, su, enerji, haberleşme gibi pek çok kamusal ihtiyacımız yerine getirilememiş, hizmetler aksamıştır. 17 Aralık 2002 tarihli karardan bu yana, uluslararası anlaşmalar hariç, izinler verilememiş ve 8.11.2003 tarihinden itibaren hizmetler tıkanma noktasına gelmiştir.

Söz konusu olan bu hukukî boşluğun giderilmesine yönelik, Anayasa Mahkemesi kararları dikkate alınarak, bu tasarı hükümetimizce yeniden düzenlenerek Genel Kurulumuzun onayına sunulmuştur.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde, özellikle devlet ormanlarında verilecek izinlerde "kamu yararı ve zorunluluk" aranılması şartlarına yer verilmiş olduğundan, madde bu kapsamda yeniden düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi kararı çerçevesinde, devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılması zorunlu bina ve tesislerin yapımına izin verilebilmesi için, öncelikli kamu yararı bulunan hizmetlerin alanları belirlenmiş ve sınırlarının çerçevesi çizilmiştir.

Kamu yararı ve zorunluluğunun nasıl saptanacağı burada öne çıkmaktadır; bunu belirlemek için "kamu yararı" kavramını biraz açmak istiyorum. İdare hukuku alanında kamu yararının tam bir tanımı olmamakla birlikte, kamunun gereksinimleriyle veya ulusal birliğin devletin gereksinimleriyle ilgili olan ve bunları karşılayan topluma, ulusa ve devlete istifadeler sağlayan yarar olarak tanımlanabilir. Kamu yararı, gelişen ve değişen toplumun gereksinimlerine göre değişebilir bir kavramdır. Kamu yararının varlığı, bir kamu hizmetinin varlığına bağlıdır; ortada bir kamu hizmeti yoksa, kamu yararından söz edilemez.

Kamu hizmeti, bir kamu kurumunun ya kendisi ya da yakın gözetimi altında özel girişim eliyle kamuya sağlanan hizmet olarak nitelenebilir. Kamu hizmetlerinin kamu kuruluşlarınca yapılması zorunlu değildir; kamu kuruluşu denetimi altında özel kesimce de yürütülebilir. Kamu hizmeti, paralı olabileceği gibi parasız da olabilir; ülkesel, yerel veya bölgesel olabileceği gibi, toplumun belli kesimine yönelik de olabilir.

Kamu yararı, ekonomik, sosyal, kültürel gelişmelere göre belirlenmektedir. Üstün olan kamu yararının tespitinde iki ölçü kullanılmaktadır: Birinci ölçü, büyük grupların veya grubun yararları, belli kişilerin veya grupların yararlarından üstün tutulur ve kamu yararını meydana getirir. Anayasanın 46 ncı maddesindeki, devletin ve kamu tüzelkişilerinin, kamu yararının gerektirdiği hallerde, özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırılabileceği hükmü, bunun bir ifadesidir. İkinci ölçü ise, çağdaş değerler bakımında çatışan yararlardan nitelik yönünden önemli ve öncelikli olanını ve ağır basanını kamu yararı olarak saymayı tercih etmektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; itiraz gerekçelerini incelediğimizde, kamu yararının belirlenmesine ve kamu hizmetlerinin tarifine dikkat çekilmiş ve kamu yararına olmayan hiçbir kamu hizmeti yoktur denilmiştir. Hastane yapımından karayolu yapımına, üniversite yapımından baraj yapımına, havaalanı yapımına kadar her kamu hizmetinde kamu yararı olduğundan kuşku bulunmadığı belirtilmiş "bunların kendi aralarında öncelikleri olduğu gibi, dünden bize, bizden de yarınlara miras ve emanet olan ormanların korunmasından daha önemli ve öncelikli olup olmadığı ve izne konu kamu hizmetinin ormana zarar verip vermeyeceği, her olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Bir denetim mekanizmasının yer almadığı ve bu durumda, Orman Kanununun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının, kamu yararına olan her türlü bina ve tesise, bedeli ödenmesi koşuluyla, izin verilmesi nedeniyle, Anayasanın 63 ve 169 uncu maddelerine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Orman Kanununun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ilk tümcesi uyarınca, Anayasayla korunan ve yasaklanan alanlar kapsamdışı bırakılmaksızın ve kamu yararının zorunlu kıldığı durumlarla ilgili herhangi bir çerçeve çizilmeksizin, turizm alan ve merkezleri dışında kalan devlet ormanlarında, kamu yararına olan her türlü bina ve tesis yapılması için, Çevre ve Orman Bakanlığınca, gerçek ve tüzelkişilere bedeli karşılığı izin verilebilmektedir. Bu durumda, orman arazilerinin bedeli karşılığında tahsisi için sadece kamu yararının varlığı yeterli görülmekte; ancak, bu kavramın sınırlarının belirlenmemesi ve çerçevesinin çizilmemesi nedeniyle, idareye çok geniş takdir yetkisi tanınmış olmaktadır.

Anayasanın 169 uncu maddesinde öngörülen 'kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz' tümcesine dayanılarak, kamu yararının bulunduğu gerekçesiyle, gerçek ve tüzelkişilere bina ve tesisler yapmak üzere orman arazileri tahsis edilemez. Devlet ormanlarının gerçek ve tüzelkişilere tahsisinin, karayolları, telefon, elektrik, su, gaz, petrol boru isale hatları, savunma tesisleri, sanatoryum gibi öncelikli kamu hizmetlerinin ormandan geçmesi ya da anılan bina ve tesislerin orman arazileri üzerinde yapılmasının zorunlu bulunduğu hallerle sınırlı olması gerekir.

Başka bir anlatımla, kamu yararının bulunması ve zorunluluk hallerinde devlet ormanları üzerinde ancak irtifak hakkının tesisine olanak tanınabilir" denilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu öngörüsü dikkate alınarak yeniden tedvin edilen maddede, kamu yararı olduğu varsayılan öncelikli kamu hizmetlerine yönelik faaliyetler, Anayasa Mahkemesinin kararı gözönüne alınarak, saymaca yöntemiyle belirlenerek, sınırlarının çerçevesi çizilmiş, ayrıca, kamu yararı olduğu için izin verilecek tesis ve işletmenin ormanda yapılması zaruretinin de bulunması şartı getirilmiştir.

Ayrıca, 4999 sayılı Yasayla Orman Kanununa eklenen ek 8 inci maddeye paralel düzenlemeyle, izin süresi sonunda idarenin uhdesine geçen tesislerin kullanım şekli de belirlenmiştir.

Böylece, tasarının 1 inci maddesi, kamu yararı ve zorunluluk unsurlarının her ikisi de birlikte dikkate alınarak hazırlanmış ve kamuoyunun beklentisine cevap verilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 2 nci maddesinde, ormanlarımızın geleceği için hayatî önemi haiz olan orman yangınlarıyla mücadele, orman koruma ve sınırlandırma çalışmalarını, mesai kavramına bağlı kalmaksızın, büyük bir özveriyle yürütmekte olan Orman Genel Müdürlüğü personelinin özlük haklarında bir ölçüde de olsa iyileştirme yapılmaktadır.

Son on yıllık döneme baktığımızda yıllık ortalama yangın sayısının 2 050, yanan alan miktarının 13 823 hektar olduğunu görürüz. Orman yangınlarıyla mücadele konusunda ülkemiz benzer şartları taşıyan Akdeniz ülkeleri arasında en başarılı ülke olmuştur. 30 Mart - 3 Nisan 2004 tarihlerinde Antalya'da yapılan Ulusal Yangın Konferansında sunulan raporlara baktığımızda 2003 yılında Rusya'da 20 000 000 hektar alan yanmış, aynı iklim kuşağında bulunduğumuz Portekiz'de 460 000 hektar orman alanı yanmış, buna mukabil ülkemizde 6 647 hektar orman alanı yanmıştır.

Orman Teşkilatımızın özverili ve bilinçli çalışmaları, orman köylülerimizin canları pahasına katkıları, asker, sivil tüm halkımızın özverili çalışmalarıyla bu oran ülkemizde daha düşüktür. Bu konudaki çalışmalardan ötürü başta Orman Teşkilatı çalışanları olmak üzere, asker, sivil, katkısı olan tüm halkımızı kutluyor ve teşekkürlerimi sunuyorum. Sayıları 82'yi bulan orman şehitlerimizi de rahmetle anıyorum.

Ülkemizin önemli sorunlarından biri de orman kaçakçılığıdır. Yıllık verilere göre 30 000 dolayında muhtelif orman suçu işlenmektedir. Bu yasadışı eylemler, her kademedeki orman çalışanları ve başta muhafaza memurlarının çalışmalarıyla takip altında bulundurulmakta ve failleri adliyelere intikal ettirilmektedir. Bu görev, zaman zaman, hayatı pahasına, özveriyle yapılmaktadır. Diğer kamu görevlilerine nispeten riskli görev yapan Orman Teşkilatı çalışanlarımıza bir derece de olsa destek verilmesi, bir kadirşinaslık olacaktır.

Yine, ülkemizin önemli problemlerinden bir diğeri de orman kadastrosu sorunudur. Orman köylülerinin sorunlarını araştırma komisyonundaki çalışmalarımızda da tespit ettiğimiz bu sorun önem arz etmekte, vatandaşlarımızı da huzursuz etmektedir. Türkiye ormanlarımızın, bugüne kadar, üçte 2'si olan yaklaşık 16 500 000 hektar alanda bu çalışma yapılmış, üçte 1'lik kısmında yapılamamıştır. Göçmen bir hayat sürerek, mesai kavramını dikkate almadan görev yapan orman kadastro çalışanlarının bu çalışmalarını bir an önce bitirmeleri için özendirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, son on yılda Orman Teşkilatımızın memur kadrosu aşırı küçülme yaşamış, buna rağmen hizmetleri azalmamış, artmıştır. Orman Teşkilatı fazla performans göstererek, bu küçülmeye rağmen, iyi hizmet üretmiştir.

Son derece yorucu ve riskli olan bu çalışmalara karşılık, memurlara, bu iş için ayrıca bir ödemede bulunulmamakta, bu durum da, çalışanların motivasyonunu bozmakta, verim gücünü olumsuz yönde etkilemektedir.

Yapılan düzenlemeyle, ormanlarımızın geleceği için hayatî önemi haiz olan orman yangınlarıyla mücadele, orman koruma ve sınırlandırma çalışmalarını mesai kavramına bağlı kalmaksızın büyük bir özveri içerisinde yürütmekte olan Orman Genel Müdürlüğü personeline, 10 000 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere, aylık maktu fazla çalışma ücreti verilerek, özlük haklarında, bir ölçü de olsa iyileştirme yapılmaktadır.

Bu meyanda, 6831 sayılı Orman Kanununun 17 nci ve 71 inci maddelerindeki değişiklikleri doğru buluyor, yasa tasarısının hayırlı olmasını diliyor, beni sabırla dinlediğiniz için, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

9 konuşma daha · 15 Nisan 2004

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook