İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yaş sebze meyve ve kesme çiçek ihracatında karşılaşılan sorunlar hakkında (10/81,234,286)

Gürol Ergin

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 63. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Şubat 2006 · 1.130 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gürol Ergin (CHP), 15 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YAŞ SEBZE MEYVE VE KESME ÇİÇEK İHRACATINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR HAKKINDA (10/81,234,286)); konuşma 1.130 kelime.

Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Yaş sebze meyve ve kesme çiçek ihracatında karşılaşılan sorunlar hakkında (10/81,234,286)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 15 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2006-02-15-yas-sebze-meyve-ve-kesme-cicek-ihracatinda-karsilasilan-sorunlar-hakki (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; narenciye ve yaş meyve sebze üreticilerinin sorunları konusunda açılması istenen Meclis araştırması üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi bildirmek için huzurunuzdayım; sözlerime başlarken, Sayın Başkan, sizi, siz değerli milletvekillerini ve Yüce Türk Ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanımı dinlerken, ben, bundan yaklaşık onbeş gün önce yaptığımız 10 günlük geziyi, Türkiye dışında bir başka ülkeye yaptığımız zehabına kapıldım. Yalnız, orada konuştuğumuz insanların hepsi Türkçe konuşuyordu, hepsinin adı soyadı Türktü.

Şimdi, ben, bir şeyi çok kesin ve içten merak ediyorum; Sayın Bakanı dinleyen narenciye üreticilerinin, acaba, yüzleri ne renk aldı? Çünkü, üreticiler bize, her biri ayrı ayrı -ki, biraz sonra onların söylemlerini, adlarıyla soyadlarıyla burada açıklayacağım- hepsi, yaşadıkları çok büyük sıkıntının neler olduğunu anlattılar; ama, Sayın Bakanımın anlattıklarına bakılırsa ortada sorun morun yok.

Değerli arkadaşlarım, aslında, Türk çiftçisi, bir kâbus yılı olan 2005'i bitirmiş, ama, yeni bir kâbus yılının yolunu açan 2006'yı idrak etmeye başlamıştır. 2005 yılında Türk çiftçisi ne üretmişse zarar etmiştir. Bir tek zeytinyağı zarar etmemiştir; çünkü, dünya konjonktürü zeytinyağı fiyatlarını yükseltmiştir. Bunun dışında üretilen her ama her ürün zarar etmiştir. Fındık... Başlangıçta, Fiskobirlik'in hükümetin dayatmalarına karşı çok ciddî bir kararlılık göstererek yüksek fiyat belirlemesiyle sevinmiştir; ama, yine aynı hükümetin Fiskobirlik'i desteklememesi, ayrıca, birtakım kanallardan özel bankaların Fiskobirlik'e kredi vermesini engellemesiyle de, şimdi, fiyatlar 7 000 000 liralardan 4,5 milyon liralara düşmüştür. Fındık üreticileri de büyük bir sıkıntı içindedir.

K. KEMAL ANADOL (İzmir)4 200 000…

GÜROL ERGİN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu tarım iyiye gidiyor, benim Tarım Bakanlığım ve hükümetim çiftçinin lehine böyle çalışıyor da, nasıl oluyor, Türkiye İstatistik Kurumunun verileriyle bir yılda 1,5 milyon insan tarım işgücünden ayrılmak durumunda kalıyor?! Bunlar keyiflerinden ötürü mü ayrılıyorlar?!

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Antalya)Gelişmiş ülkenin tipik durumu.

GÜROL ERGİN (Devamla)Şimdi, bir arkadaşım diyor ki: "Gelişmiş ülkenin durumu." Değerli kardeşim, şu kürsüde konuşan insan, gelişmiş-az gelişmiş ülke farkını çok iyi bilir. Bir ülkenin gelişmişliğinin elbette ki bir anlamda sanayiyle ölçüleceğini de bilir. Hangi sanayii kurdunuz da, o insanlar, o 1,5 milyon insan gitti, orada çalışıyor; hangi sanayii kurdunuz?! Siz, yalnızca, bu ülke insanlarının büyük özveriyle kurduğu kuruluşları yabancılara satarak bir şeyler yaptığınız düşüncesine kapıldınız. Bir tek sanayi kuruluşu kurmadınız. Üç yıl içinde bir tek sanayi kuruluşunuz yoktur. Nasıl oluyor, bu 1,5 milyon insan sizin döneminizde ve bir yıl içerisinde tarımdan ayrılarak, sizin söylediğiniz o gelişmiş ülkenin gelişmiş sanayilerinde yer alıyor?!

Değerli arkadaşlarım, kafamızı kuma gömmeyelim. Ülke kötüye gidiyor. Ülke kötüye gidiyor değerli arkadaşlarım. Herkes, bunu, böyle bilsin. Türk çiftçisinin feryadını buradan size tek tek okuyacağım. Tarım Bakanımın da çok iyi dinlemesini özel olarak rica ediyorum. Söylemem gereken konulara ondan sonra gireceğim eğer vaktim kalırsa.

Şimdi, sizin, çok çok iyi şeyler yapıp durumunu çok düzelttiğini ifade ettiğiniz Türk köylüsü, bakın -isimleriyle sayıyorum- neler söylüyor.

Turgut Musluoğlu, Alanya Ziraat Odası Başkanı: "İki yıldır komadaydık, bu yıl öldük; siz de taziyeye geldiniz. Narenciye öldü, cenaze namazı kılındı; ama, yine kurtulamadık; çünkü, sonradan birsürü de borç çıktı."

Naci Çelik, Gazipaşa Ziraat Odası Başkanı: "Çiftçi olup da ağlamayan kalmadı. Musluoğlu'nun kıldırdığı cenaze namazını Allah kabul etsin diyorum."

Abit Ersoy, Alanya Muz Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi: "Son üç yılda narenciye, muz, meyve, sebze üreticileri öldü. Girdilerde KDV yüzde 1'e inmelidir. Tarım Sigortaları Yasası çıktı; ama, hiçbir yararını görmedik."

Ertuğrul Yeşildal, Alanya: "Kaplumbağaları koruyanlar Türkiye Cumhuriyetinin topraklarını korumuyor, satıyorlar. Yabancılara toprak satışı sonucu muz bahçemiz kalmayacak."

Ümran Aykut, üretici: "Böyle giderse ülkemizde tarımı İsrailliler ile Almanlar yapacak. Biz de yanlarında ırgat olacağız."

Mustafa Sonay, Alanyalı üretici: "Narenciyeyi toprağa gömmek için kepçe arıyoruz."

Mehmet Çeko, Erdemlili üretici: "İki yıldır bir büyük buhran yaşıyoruz. Çarık dönemine geri döndük. Daha önce böyle bir sıkıntıyı hayatımız boyunca görmedik."

Ahmet Şahin, Erdemlili üretici: "AKP Genel Başkanı Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat, Mersin'de yapılan toplantıda, son üç yılda narenciye ithalatı yapılmadığını, eğer yapıldığı kanıtlanırsa kendisini bu üçüncü kattan atacağını söyledi. Son üç yıl içinde narenciye ithalatı yapıldı mı?" Bize soruyor ve ertesi gün, Milliyet Gazetesi, biraz önce Anavatan Partisi temsilcisinin de söylediği gibi, narenciyenin ithalatının son üç yılda 30'a katlandığını şu başlıkla veriyor: "Turunçgil ithalatı 30'a katlandı."

Şimdi, ben, Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat'ın kendisini üçüncü kattan atmasını değil, konuştuğu o insanlardan yine karşılarına giderek özür dilemesini istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, devam ediyoruz. Bakın, çok mutlu denilen çiftçi neler söylüyor: Ali Ergezer, Tarsus Ziraat Odasının Başkanı: "Hükümet, çiftçiyi İMF'ye kurban verdi. Başbakan üç yıl süre istemişti, üç yıl geçti de ne oldu?! Biz, sahibimiz yok, köylü sahipsiz diyorduk; bugün gördük ki, Cumhuriyet Halk Partisi, buraya 20 milletvekiliyle gelerek 'sizin sahibiniz var, biz varız' diyor."

Mustafa Olgun, Mersinli üretici: "2001'de 3 kilo greyfurtla aldığımız 1 litre mazotu, 2006'da 20 kilo greyfurtla alabiliyoruz. Başbakan, Türkiye'yi değil, bizim ürünlerimizi pazarlasın."

Müfide Kurt, bir çiftçi hanım: "Yeter gayrı, öldük. Ekmek bulup yiyeceğiz diye toprağı tırmalıyoruz. Tarlalarda çalışa çalışa, Çukurova'nın güneşinden gözlerim görmez oldu."

Yine bir üretici, Saim Ünal: "Çiftçi kahvede çay içiyor 'bozuğum yok' diyor. Aslında, cebinde parası yok. Halkımız kan ağlıyor."

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Cumali Doğru: "KDV, ÖTV üreticiyi perişan ediyor. Drenaj kanallarında yer bulamazsak, portakalı, limonu Adana'nın merkezine dökeceğiz."

Şahin Tekin, Seyhan Ziraat Odası Başkanı: "Büyük, tarif edilmesi zor bir rezaletin içindeyiz. Kıran artığı gibi kaçacak delik arıyoruz."

Hanifi İspir, Kadirli Ziraat Odası Başkanı: "2006'da da böyle giderse, çiftçinin yarısı tarımı bırakacak. AKP'li milletvekiline, köylere çıkalım diyorum 'beni köylülere dövdürmek mi istiyorsun' diyor, köylere gelmiyor."

Ayhan Arıyürek, üretici: "Çiftçiyi üç kuruşa mahkûm ettiler, yüzümüz tutmadığı için ağlayamıyoruz. Cebimizde öğle yemeği yiyecek paramız olmadığı için kasabaya, ilçeye gidince işimizi öğlene kadar bitirip dönmeye gayret ediyoruz. Ölüm Allah'ın emri, ölsek kurtulacağız; ama, çoluk çocuğumuz var."

Mustafa Özyüksel, sulama birliği genel sekreteri: "Sulama birliği ücret ödeme oranı her yıl yüzde 70-80 iken, bu yıl yüzde 30-35'e düştü -2005 için- Personele beş aydır maaş ödeyemiyoruz, çiftçileri de mecburen icraya veriyoruz."

Değerli arkadaşlarım, işte "durumunu düzelttik" dediğiniz çiftçinin sözleri bunlar. Gelin, bu kürsüden, bu sözlerin cevabını verin. Ben bunu istiyorum. Lütfen, gelin, bu sözlerin cevabını verin. Haa, şimdi, çiftçi böyle söylüyor da, boşuna mı söylüyor, durduk yere mi söylüyor; şimdi, onlara bakalım.

Değerli arkadaşlarım, neler oldu 2005'te, ona bakıyoruz. Şimdi, Sayın Başbakan ve zaman zaman Sayın Bakan faizlerden söz ediyorlar; diyorlar ki: "Ziraat Bankası faizlerini biz düşürdük." Nitekim, bütçe görüşmelerinde de Sayın Bakan buraya geldi, açıklama yaptı ve şunu söyledi Sayın Bakan, dedi ki: "Evet, Ziraat Bankası kredisi yüzde 20; ama, belli alanlara indirimli kredi uyguluyoruz -ki, bugün de söylemiştir Sayın Bakan- bunlar, işte, yüzde 8-15 aralığındadır ve çiftçinin büyük kısmı bu kredileri alıyor." İşte, Sayın Bakanın bu sözü, çiftçinin yüzde 20 faizli krediyi alamadığının göstergesi ve kanıtı oluyor.

İkincisi, nominal faiz ile reel faizi karıştırıyorsunuz. Sizin iktidara geldiğinizde yüzde 59 kredi faizi varken, enflasyon yüzde 80 idi.

Değerli arkadaşlarım, reel faiz eksiydi; ama, şimdi, yüzde 7,7 enflasyon olan bir ortamda yüzde 20 kredi faizi alıyorsunuz. Hadi, inelim, yüzde 15 alıyorsunuz. Reel faiziniz en az yüzde 8. İşte…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 15 Şubat 2006

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook