Bursa milletvekili ismet büyükataman ve 29 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimindeki sorunların araştırılarak altyapı ve işletmeciliğinin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla(10/27); aydın milletvekili ahmet ertürk ve 20 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarının araştırılarak zeytinciliğin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/34); bursa milletvekili ali koyuncu ve 19 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üretimi ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/37); balıkesir milletvekili ahmet edip uğur ve 23 milletvekilinin, bitkisel yağlar, zeytin ve zeytinyağı sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/40); ve muğla milletvekili gürol ergin ve 24 milletvekilinin, zeytincilikte yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 52. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Ocak 2008 · 1.901 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Gürol Ergin (CHP), 22 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BURSA MİLLETVEKİLİ İSMET BÜYÜKATAMAN VE 29 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İLE DİĞER BİTKİSEL YAĞLARIN ÜRETİMİNDEKİ SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALTYAPI VE İŞLETMECİLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA(10/27); AYDIN MİLLETVEKİLİ AHMET ERTÜRK VE 20 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ZEYTİNCİLİĞİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/34); BURSA MİLLETVEKİLİ ALİ KOYUNCU VE 19 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİMİ VE TİCARETİNDE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/37); BALIKESİR MİLLETVEKİLİ AHMET EDİP UĞUR VE 23 MİLLETVEKİLİNİN, BİTKİSEL YAĞLAR, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜNDE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/40); VE MUĞLA MİLLETVEKİLİ GÜROL ERGİN VE 24 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİNCİLİKTE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLEN); konuşma 1.901 kelime.
Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Bursa milletvekili ismet büyükataman ve 29 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimindeki sorunların araştırılarak altyapı ve işletmeciliğinin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla(10/27); aydın milletvekili ahmet ertürk ve 20 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarının araştırılarak zeytinciliğin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/34); bursa milletvekili ali koyuncu ve 19 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üretimi ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/37); balıkesir milletvekili ahmet edip uğur ve 23 milletvekilinin, bitkisel yağlar, zeytin ve zeytinyağı sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/40); ve muğla milletvekili gürol ergin ve 24 milletvekilinin, zeytincilikte yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2008-01-22-bursa-milletvekili-ismet-buyukataman-ve-29-milletvekilinin-zeytin-ve (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zeytin, zeytinyağı ve bitkisel yağ üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasını isteyen önergeler üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Sayın Başkan sizi, değerli milletvekillerini ve büyük Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanı dinledik. Hükûmet adına yapılan konuşmada Sayın Bakan bize konuyla ilgili bilgiler verdiler, kendilerine teşekkür ediyorum. Sayın Bakan bu konuşmasında zeytinde kuraklık nedeniyle yüzde 20 ila 25 verim eksikliği yaşandığını ifade ettiler, sonra girdi maliyetlerinin sorun olarak ortaya çıktığını ifade ettiler ve konuşmalarının sonunda da destekleri saydılar.
Değerli arkadaşlarım, bu bakımdan ben de Sayın Bakanın bu konuşmasını dikkate alarak önce bu maliyetler üzerinde biraz durmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, 2007 yılı Türk çiftçisinin çok büyük kayıplar yaşadığı bir yıl olmuştur. Hükûmet 2007 yılı içinde ödenmesi gereken tarım desteklerinin bir kısmını ödemiş ama hangi gün seçim yapılmışsa ertesi gün ödemelerin hepsini durdurmuştur ve o günden itibaren de hiçbir ödemede bulunulmamıştır.
Değerli arkadaşlarım, yem destekleri verilmemiştir, tohumluk destekleri verilmemiştir, hayvancılık destekleri olan süt primi, suni tohumlama primi, su ürünleri primleri verilmemiştir ve Türk çiftçisi kuraklıktan 5 milyar yeni Türk lirasının üzerinde zarar görmüşken, Hükûmet, çiftçiye yalnızca 514 milyon yeni Türk lirası kuraklık yardımı ödemiştir ve Sayın Bakanın da ifade ettiği gibi, başta zeytin olmak üzere pamuk, tütün, mısır, ayçiçeği ve daha birçok ürün kuraklıktan zarar gördüğü hâlde, Hükûmet, çıkarmış olduğu kararnamede bu ürünlerin hiçbirini kuraklık yardımına dahil etmemiştir. Bütün bu sıkıntılar yetmiyormuş gibi, çiftçi, en önemli girdileri olan mazot, gübre, ilaç ve elektrikteki zamların şokuyla sarsılmıştır. Çiftçi, isyan etme noktasına gelmiştir. Pahalı olduğu için özellikle sulamada kullanılan elektriğin borcunu ödeyemeyen çiftçi, seçim öncesi 13,5 yeni kuruş olan elektriği şimdi 15,55 yeni kuruştan ödemek durumundadır.
Türkiye’de bugün sulama birliklerinin ve sulama kooperatiflerinin sulamadan kaynaklanan çok büyük elektrik borçları vardır. Bunlardan yalnızca kooperatiflerin borçları faiziyle birlikte 2 milyar yeni Türk lirasına dayanmıştır. Bugüne kadar 13,5 yeni kuruştan elektriğini kullandığında parasını ödeyemeyen çiftçi, şimdi 15,55 yeni kuruştan elektriği kullanacak, bir de bu borcu ödeyecektir. Bu, mümkün değildir değerli arkadaşlarım. Bu bakımdan çiftçinin elektrik borçları üzerinde Hükûmetin ciddi olarak durup, çiftçiyi rahatlatacak kararlar alması gerekmektedir.
Tarım ilaçlarında yüzde 15 ile 40 arasında seçimden sonra zam yaşanmıştır ama gübrede çok daha vahim bir durumla karşı karşıyayız. Gübre fiyatları başını alıp gidiyor. Daha bir yıl önce 33 yeni kuruş olan amonyum sülfat bugün 54 yeni kuruş, 58 yeni kuruş olan üre bugün 76 yeni kuruş, 62 yeni kuruş olan DAP gübresi bugün 110 yeni kuruş ve 48 yeni kuruş olan kompoze gübre bugün 77 kuruştur ve bugün yeni zam haberleri de biraz önce bizlere ulaşmıştır. Gübreye gelen zam son bir yılda ortalama yüzde 58’dir. Enflasyonun yüzde 8,4 olduğu bir ülkede çiftçinin gübresine yüzde 58 zam yapmak, çiftçiye zulüm yapmaktır. 2002 yılından bu yana ise gübreye yapılan zam ortalama yüzde 185 gibi korkunç bir boyuta ulaşmıştır.
Her nedense, Sayın Başbakanın açıkladığı 60’ıncı Hükûmet Eylem Planı’nda mazot desteğinden söz ediliyor ama gübre desteğinden hiç söz edilmiyor. Eğer bu bir unutkanlık sonucu değilse, gübre konusunda Sayın Başbakan da herhâlde bir şey yapamayacağı kanaatini edinmiş duruma gelmektedir.
Mazotta AKP döneminde yüzde 105 artış olmuştur, son bir yılda yüzde 17 artış vardır. Mazottaki bu artışı hiç kimse dünya petrol fiyatlarına bağlamasın. Niçin bağlamasın? Çünkü daha geçtiğimiz günlerde özel tüketim vergisine, mazottaki özel tüketim vergisine yüzde 10,8 zam yapılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, çiftçi, bugün 2,57 yeni Türk liradan aldığı mazot için 1,27 yeni Türk lirası ÖTV ve KDV vermektedir, yani mazotun yarısı vergidir. Mazotun rafineriden bugünkü çıkış fiyatı yalnızca 90 yeni kuruştur ama çiftçinin verdiği fiyat, verdiği para 2,57 yeni Türk lirasıdır.
Değerli arkadaşım, bu, Türkiye’de tarımla uğraşanlara gerçek bir zulmün rakamsal ifadesidir.
Şimdi, Hükûmet, Eylem Planı’nda doğrudan gelir desteğini kaldıracağını söylüyor. Zaten kaldırmak durumunda. Bu bir Dünya Bankası projesiydi ve süreliydi, süresi 2007 sonunda bitiyor. 2007’nin parasını 2008’de, işte, verecekler. Ama ne yapacaklar? Daha önce -o günkü para değeriyle söylersek- dönüme 16 milyon lira olan bu parayı, bu AKP Hükûmeti önce 10 milyon liraya düşürdü, 2007’nin doğrudan gelir desteğinde 7 milyon liraya düşüreceği bilgileri bizlere ulaşmış durumdadır. Böylece, oradan keseceği parayı girdilere verecek ve sanki girdileri daha fazla destekliyormuş havası yaratacak, yani bir anlamda, göz boyayıcı bir çalışma yapacaktır.
Hükûmetin yapması gereken, Eylem Planı’nda söylemesi gerekenler şunlar olmalıydı: Demeliydi ki Hükûmet “Çiftçim zor durumda. Onun kullandığı elektrikten yüzde 18 KDV alınması yanlıştır, ben bunu yüzde 1’e düşüreceğim. Mazottan aldığım özel tüketim vergisini kaldıracağım. Tarım ilaçlarında ve gübrede KDV’yi yüzde 1’e indireceğim ve ülkemizde üretilmediği için yurt dışından getirilen gübreden de gümrük vergisi almayacağım.” İşte, eylem planı bu olmalıydı. Yoksa Eylem Planı’nda “Doğrudan gelir desteğini kaldıracağım.” demek bir plan ifadesi değildir arkadaşlar, o, zaten olması gereken şeyin söylenmesidir.
Değerli arkadaşlarım, gelelim şimdi zeytin, zeytinyağı ve diğer bitkisel yağlara. Bu konu, biliyorsunuz, geçtiğimiz 22’nci Dönemde de burada görüşüldü, 3 Ocak 2006’da komisyon kuruldu, ciddi çalışma yapıldı, çalışma yapılmakla kaldı. Çalışma yapılmakla kaldı, Hükûmet bu konuda bir tek şeyin dışında hiçbir şey yapmadı. O yaptığı tek şey de, 250 milyon lira olan dönüme verdiği teşviki Gemlik zeytin türünde 45 milyona indirmek oldu. Başka hiçbir şey yapılmamıştır o konuda. Yüzlerce sayfayı bulan bir rapor ortaya konmuştur, ciddi bir çalışmadır. Ama korkarım ki, bugün burada da Hükûmetin “Ben de destekliyorum.” diyerek, birlikte kuracağımız komisyon yine ciddi çalışacak, ama çok ciddiyetsiz bir biçimde, orada ortaya konan sonuçlar raflarda kalacaktır.
Bu Meclis için en önemli konulardan biri, bu araştırma önergelerinin gerektirdiğinin hükûmetler tarafından mutlak suretle gerçekleştirilmesidir. Eğer bu yapılmıyorsa ne Meclisi yormalı ne insanımızı kandırmalıyız. Araştırma önergelerini falan da kabul etmemelisiniz, çünkü sizin kabul ettiğiniz araştırma önergesinin sonuçları yalnızca tozlu raflarda bekliyor.
Aynı şey orman köylüleri için de oldu. Ben o Komisyonda da vardım. Orman köylüleri için de çok ciddi çalışma yapıldı, ama çalışma bitti, burada da sonuçları okundu. Sonra? Rafa kondu. O zaman biz bu çalışmaları niye yapıyoruz değerli arkadaşlarım? Hani bir öykü var ya, ağa, marabasına “O zaman biz bunu niye yaptık?” demiş. Aynı durum ortaya çıkıyor.
Değerli arkadaşlarım, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konunun, zeytin, zeytinyağı konusunun sulandırılmadan görüşülmesi için diğer bitkisel yağları ayırıyoruz. O bakımdan, ben diğer bitkisel yağlara hiç girmeyeceğim burada ve dikkat ediniz, burada deniyor ki: “Zeytinyağı ve bitkisel yağlar.” Değerli arkadaşlarım, zeytinyağı zaten bitkisel yağ. O zaman burada “Zeytinyağı ve diğer bitkisel yağ.” denmesi gerekir.
Zeytinyağı, değerli arkadaşlarım, bir meyve yağıdır. Diğer bitkisel yağlar tohum yağlarıdır ve zeytinyağını bütün diğer yağlardan ayıran çok ciddi bileşim özelliği vardır. Zeytinyağı, insanlığın bugüne kadar tanıdığı en değerli yağdır. Niçin? Tereyağı çok değerlidir, ama tereyağı belli miktarın üstünde yendiği zaman, tıpkı margarinler gibi, kalp ve damar hastalıklarına neden olur, tıpkı diğer hayvansal yağlar gibi. Tohum yağları fazla yendiği zaman kanserojen olma riskini artırır, ama zeytinyağında öyle bir bileşim vardır ki, ne kansere neden olucu ne de kalp damar rahatsızlıklarını ortaya çıkarıcı bir etkide bulunur. Bu bakımdan, çağımız insanlığı için yağ denince akla gelen zeytinyağıdır. Belki hâlâ tam anlaşılamayan bu zeytinyağının değeri yaklaşık son otuz kırk yıldır dünyada anlaşılmaya başlanmıştır, ama insanlık bundan sekiz bin yıl öncesinden beri de bu yağı bilmektedir. O bakımdan, değerli arkadaşlarım, zeytin ve zeytinyağı üzerinde Türkiye olarak çok ciddi olarak durma zorunluluğumuz vardır.
Zeytinyağının sağlık üzerinde çok çok ciddi özellikleri, yalnızca kansere veya kalp damar hastalıklarına neden olmayışı değildir. Ayrıca, zeytinyağı, özellikle taşıdığı E vitamini bakımından antioksidan etkisi açısından son derece önemlidir ve yaşamın her döneminde, doğumdan ölüme kadar, -doksan yaşına kadar- zeytinyağı, insan kemiklerinde kalsiyumun eksilmesini önleyen bir çalışmayı ortaya koyar ve zeytinyağı, atardamarlar içerisinde plak oluşumunu engeller, safra taşı, safrada kolesterol taşı olmasını engeller. Bu bakımdan zeytinyağını diğer bütün yağlardan ayırmamız, hatta mide ve bağırsak ülserlerinde bile zeytinyağından ilaç gibi yararlanmamız gerekmektedir. Nitekim İtalya’nın zeytinyağını çok tüketen bölgelerinde mide ve bağırsak ülserleri üzerine iyileştirici etkide bulunduğu anlaşılmıştır.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu zeytin, zeytinyağı konusu deyince bizim her şeyden önce tarım satış kooperatifleri ve birliklerini konuşmamız gerekir. 2000 yılı, Türkiye’de tarım satış kooperatifleri ve birliklerini idam etme yılıdır.
“Özerkleştireceğiz” adı altında, dünyada hiç görülmeyen bir biçimde, ki o gün çıkarılan yasada “tarım satış kooperatiflerinin ve birliklerinin devlet tarafından asla maddi olarak desteklenmeyeceği” maddesi konmuştur.
Değerli arkadaşlarım, devletin desteklemediği kooperatif olmaz, o üretici kooperatifi olmaz. Bu madde mutlak surette değiştirilmek zorundadır, bunu yapmak zorundayız.
Sayın Bakan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyinin kuruluşundan söz etti, teşekkür ederim. Gerçekten o Konseyin kurulmuş olması, Sayın Bakan, son derece doğru bir iştir, ama orada da bir eksiğimiz var. Nedir o eksik? Bu Tarım Kanunu’na göre kurmuş olduğumuz bu Konseyin maddi yapısı oluşturulamamıştır, yani parasal gücü oluşturulamamıştır. Mutlak surette gerek o Konseye gerek benzer ürün konseylerine maddi yapılarını geliştirecek şekilde mevzuat oluşturulması zorunluluğu vardır. Yoksa bunlar bugün için -özellikle bu Konsey için söylüyorum- iyi çalışmalar yaparken bu çalışmalarını istenen düzeyde sürdüremezler. Yalnızca üye aidatlarıyla bu Konseyin ilerleyebilmesi son derece zordur ve sıkıntılıdır.
Değerli arkadaşlarım, şimdi Sayın Bakan da söyledi, bizde maalesef ağaç başına ürün çok azdır. Bunun ortalaması, var ve yok yılı ortalaması olarak baktığınız zaman, 12,5-13 kilo. İtalya’ya bakıyorsunuz, bir ağaçtan alınan verim ortalama 50 kilo.
Değerli arkadaşlarım, siz, aldığınız dörtte 1 oranındaki ürünle, ne fiyat verirseniz verin, çiftçiyi mutlu edemezsiniz ve dünyada rekabet edemezsiniz. O bakımdan, ürünün artırılmasına yönelik teknik çalışmaların mutlak surette ve hızla gerçekleştirilmesi, ortaya konması gerekir.
Ve bir de şu prim konusuna geleyim: Arkadaşlarım, şimdi, prim konusu, ne yapılması, Tarım Kanunu’nda da var olan, yanılmıyorsam 19’uncu maddesinde var olan bir konudur. O Tarım Kanunu’nun 19’uncu maddesi incelendiği zaman şu görülür: Prim, zeytine şu kadar verdim, zeytinyağına şu kadar verdim olarak olmaz. Ürünün maliyeti belirlenir, uluslararası fiyat belirlenir, hedef fiyat belirlenir ve piyasa fiyatı hangi düzeyde oluşursa, ona göre bir fark ödeme şeklinde o prim verilir.
Şimdi, hepinize soruyorum değerli arkadaşlarım: Eski para değeriyle, 1 kilo zeytinyağına 110 bin lira verilerek “zeytinyağını destekledim” demek mümkün mü? Avrupa Birliğine bakınız, -Sayın Ahmet Ertürk şimdi notlarını alıyor, o da söyleyecektir- Avrupa Birliğinde 1,32 euro, 1 kilo zeytinyağına verilen primdir, destektir. Sizin verdiğiniz -avro cent, euro cent olarak bakıyorsunuz- 9 veya 8,5 euro cent. Arkadaşlar, euro değil, euro cent. Ee, şimdi nasıl olacak da benim üreticim kalkacak o Avrupalıyla rekabet edecek? Mümkün müdür? Bunun için şu kadar olsun, bu kadar olsun demiyorum ama, bugünkü dünya fiyatları ve Türkiye’deki piyasa fiyatları dikkate alındığında, üretim maliyetleri dikkate alındığında, Avrupa Birliğinin destekleri dikkate alındığında bugün en az -bugünkü parayla- 1 yeni Türk lirası zeytinyağına prim verilme zorunluluğu vardır. Aynı şey dane zeytin için de geçerlidir. Dane zeytinde de Avrupalının 1 litre zeytinyağına verdiği para dikkate alındığında, -yaklaşık olarak söylüyorum- 20-25 yeni kuruş 1 kilo dane zeytine prim vermemiz mutlaka gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, tabii ki, gerçekten son yedi sekiz yılda, ülkemizde zeytin fidanı dikiminde ciddi artışlar oldu. Bundan sekiz on yıl önce ülkemizdeki zeytin ağacı sayısında -şöyle söyleyeyim- 95-100 milyonları telaffuz ederken, bugün 135-140 milyonları telaffuz ediyoruz, ama, maalesef, bir kısım yanlışlar da yapıldı. Nitekim, o yanlıştan ötürüdür ki Gemlik zeytini için verilen prim 250 milyon liradan 45 milyon liraya düşürüldü, çünkü Gemlik zeytin fidanının üretilmesi kolay olduğundan her tarafa Gemlik zeytini gitti ve bir yandan o fidanların yetişmesinde ortaya çıkan sıkıntı, Gemlik zeytininin piyasada yaygınlaşmasının fiyatı düşürücü etkisi, bir yandan Gemlik zeytininden elde edilen yağın uzun süre dayanma kabiliyetinde olmayışından ötürü, şimdi Gemlik zeytininden dönülmeye çalışılıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÜROL ERGİN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, aslında bunun dört beş yıl önce dikkate alınması gerekirdi, fakat alınmadı.
Değerli arkadaşlarım, ben, tekrar, eğer burada bir komisyon kurulacaksa -ki kurulacağı anlaşılıyor- o komisyonun yapacağı çalışmaya Hükûmetin saygılı olmasını istiyorum.
Geçen dönem yapılan çalışmalar raflarda kalmıştır. Tekrar ediyorum, eğer raflarda kalacaksa Sayın Bakan, ne Meclis yorulsun ne millet boş yere umutlansın diyorum.
Hepinizi ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 22 Ocak 2008