İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 135. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)

Gürol Ergin

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 135. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Temmuz 2008 · 518 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gürol Ergin (CHP), 24 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER HAKKINDA (S.S.269)); konuşma 518 kelime.

Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)”. TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2008-07-24-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

GÜROL ERGİN (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının çerçeve 29’uncu maddesine bağlı geçici 10’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılması için verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken sizleri ve yüce Türk ulusunu, kendi adıma ve Cumhuriyet Halk Partisi adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz tasarının 29’uncu maddesi ile 4706 sayılı Kanun’a geçici madde 10 eklenmektedir. Maddeyle, Karayollarının ve Devlet Su İşlerinin taşınmazlarının satılması sağlanıyor ve satıştan elde edilen gelirlerin bu kurumlara ödenek olarak verilmesi öngörülüyor. Böylece kamu kaynakları satılarak âdeta bu kurumlara özel fonlar oluşturulmaktadır. Kamu kaynakları kullanılarak kamu kurumları içinde oluşturulan özel fonların mali disipline nasıl zarar verdiğini 1980’li ve 90’lı yıllarda yaşadık. Fonların uygun olmadığının görülmesi sonucunda 2000’li yıllardan itibaren fon uygulamasının büyük ölçüde tasfiye edildiğini, tasfiyede yaşanan güçlükleri de çok iyi biliyoruz. Mali yapımızı disiplinden tamamen uzaklaştıran özel gelir, gelir ve ödenek kaydı uygulamasının, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarları döneminde istisna olmaktan çıkıp genel bir uygulamaya dönüştüğünü görmekteyiz. Böylesi uygulamaların, eski fon benzeri uygulamalar gibi mali yönetime ve mali disipline zarar vereceği son derece açıktır. Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmesi, kaynakların etkin kullanımını engellemektedir. Çünkü bu kaynaklar bütçe içinde daha etkin, toplumsal yararı daha yüksek ve daha verimli alanlara tahsis edilebilir. Ayrıca ilgili kuruma bütçeden verilmesi gereken ödenek, tahsis edilen gelir kadar azaltılacağı için bu tahsisin fazla bir anlamı da kalmayacaktır. Her kamu kurumunun kendi malını satıp elde ettiği geliri kullanması, merkezî devletin zayıflamasına yol açacaktır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Kanunu’nun bütçe ilkelerini düzenleyen 13’üncü maddesinin (g) fıkrasındaki “Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.” ilkesini hiç dikkate almayan bu düzenleme yalnızca bu nedenle bile tasarıdan çıkarılmalıdır, çünkü getirilen düzenleme kamu mali yönetimine ilişkin bütün ilkeleri ve yasal hükümleri görmezden gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, aslında AKP Hükûmetinin kamu kurumlarının mal varlıklarını hangi gerekçeyle olursa olsun satma niyeti bizim için şaşırtıcı değildir, çünkü AKP Hükûmetlerinin temel uygulamaları kamu kurum ve kuruluşlarını işlevsizleştirmeye yöneliktir. Bu konudaki görüşlerimi 8 Mayıs 2008 tarihinde yine bu kürsüden ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü özelinde açıklamıştım. O gün yaptığım konuşmada DSİ Genel Müdürlüğünün kurulduğu 1954 yılından, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılına kadar ülkemizin su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesinde, hidroelektrik enerjisi üretiminde çok önemli hizmetler yürüttüğünü, sulama, drenaj ve taşkın koruma gibi önemli birçok yatırımı başarıyla gerçekleştirdiğini; AKP İktidarı döneminde ise sürgün, görevden alma ve işlevsizleştirme politikalarıyla içi tamamen boşaltılarak iş göremeyen kurum hâline getirildiğini belirtmiştim. Yine aynı konuşmada bir karşılaştırma yaparak 2002 yılından önceki ekonomik sıkıntılarla dolu beş yılda 282 bin hektar alan sulamaya açılmışken, beş yıllık AKP İktidarında 260 bin hektar alanın sulamaya açıldığını, GAP’ta büyük zafiyet gösteren AKP İktidarlarında beş yıl boyunca yalnızca 55 bin hektar alanın sulamaya açıldığını, çok güçlü bir kurum olan Devlet Su İşlerinin AKP İktidarında zafiyete düşmesinin başlıca nedeninin, DSİ’de vahşi kadrolaşma hareketinin uygulanması, kurumun kimliğinin yok edilmesi, hafızasının silinmesi ve ruhunun ortadan kaldırılması olduğunu söylemiştim ve eklemiştim, AKP İktidarı döneminde DSİ’den ayrılan ya da ayrılmak zorunda bırakılan teknik ve idari personel sayısı 2.750’dir. Verdiğim bu bilgilerin medyada yer alması üzerine DSİ Genel Müdürlüğü bir yanıt yazısıyla beni yalanladı ama ne yalanlama! Şöyle yalanlıyor DSİ, diyor ki: “1 Ocak 2003 ila…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 24 Temmuz 2008

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook