Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 94. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Nisan 2006 · 560 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Gürsoy Erol (AK Parti), 26 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEVRE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI KANUNU (S.S 871)); konuşma 560 kelime.
Gürsoy Erol (AK Parti, İstanbul). “Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gursoy-erol-22-2006-04-26-cevre-kanununda-degisiklik-yapilmasi-kanunu-s-s-871 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
GÜRSOY EROL (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre Kanunu üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Bildiğiniz gibi, çevre sorunları, önümüzdeki yüzyılın, hatta yüzyılların en önemli sorunlarından biri olarak, problemlerinden biri olarak karşımızda durmaktadır.
Tam, zehirli ve atık variller kamuoyunun gündemindeyken, yıllardır ihmal edilmiş Çevre Kanununda bazı değişiklikleri ve düzenlemeleri yapmak üzere, beraber görüşmeler yapıyoruz.
Peki, kanunun kabul edilmesiyle, biz ne gibi değişiklikler getirmiş olacağız veya neleri kabul etmiş oluyoruz; öncelikle, çevreyi kirletenlere veya tedbir almayanlara büyük cezalar gelecek ve hatta, uymayanlar, gerekirse kapatılacak.
Bunun dışında, belediyelerin, nüfuslarına göre, belli bir süre zarfında, belli bir zaman zarfında, bir süre verilecek ve o süre zarfında, atık tesislerini yapmaları kendilerinden istenecek.
Çevre yatırımları, hepimizin bildiği gibi, oldukça büyük maliyetler gerektiren, önemli yatırımlar. Uygulamayı ve sonuçlarını, yaşadığımız tecrübelerle birlikte, beraberce bir düşünmek istiyorum. Çevreyi kirleten işletmeye büyük bir ceza verdiniz veya kapattınız; bunlar çözüm olabilir mi veyahut biraz önce söylediğim gibi, borç batağı içerisinde olan belediyelere, verilen süre içerisinde tesislerini yapmadığı takdirde ne yapılacak? Yapmazlarsa, belediyelere ceza mı keseceğiz veya belediyeleri kapatacak mıyız? Dolayısıyla, burada öyle bir çözüm üretmeliyiz ki, özellikle, zar zor ayakta duran küçük ve orta işletmelerin, büyük işletmelerin ağına düşmeden ve gayrimeşru yollara tevessül etmeden üretmelerini; ama, bu arada da, çevreyi kirletmeden devam etmelerini sağlamak durumundayız. Bunun için de, oluşturacağımız bir kurul veya kurum, üniversiteler başta olmak üzere, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarıyla beraber çalışmalı; yapacağı incelemeler sonunda, her çevreyi kirleten işletme için ayrı ayrı yapılacak projeler üreterek, bu projelerle atıklar bertaraf edilmelidir. Yani, şunu söylemek istiyorum: Atık tesisleri, kirleten işletmeler değil, kurulacak olan, bu, kamu adına bir kurum veya kurul yapmalıdır diyorum. Dolayısıyla, işletmeyi, bu şekilde, çevreyi kirletti, tesis yapmadı veya ceza yazalım gibi birtakım problemleri de ortadan kaldırmış olacağımıza inanıyorum.
Bu arada, yeri gelmişken, ortaya atılan ve sıkça telaffuz edilen "kirleten öder" sloganının da, farkında olmadan, imkânı olmayan küçük ve orta işletmeleri batırırken, büyük işletmeleri daha da büyüttüğünü özellikle de vurgulamak istiyorum. Burada, hedefimiz, üretimi ve istihdamı azaltmamak, artırmak olmalı.
Peki, bunların kaynağı nedir dersek; kaynağına gelince, buradaki önerim şu: Ya merkezî bütçeye ayırdığımız fonun kullanımını bu kurum veya kurula vermeli ya da işletmelere yapılan her proje ve tesis karşılığında bu kurum veya kurul o işletmeden yaptığı harcamalar oranınca, eğer küçükse kira olabilir, büyükse ortak olabilir diyorum. Yani, şunu söylemek istiyorum ben: Biz diyoruz ki, bir taraftan müteşebbis yatırım yapsın, fabrika kursun ve ısrarla da sanayie ihtiyacımız var, ısrarla da istihdama ihtiyacımız var. Bu sanayii kuran insanlara bir taraftan da "bunu kuruyorsun, bunun atık tesisini de yap" demek -oradaki özellikle tekelleri kastetmiyorum- orta ve küçük işletmelere "buraya gel, yatırım yapma" anlamına geliyor. Halbuki, bunun atıklarını, biraz önce bahsettiğim, kurulacak olan kamu kurumu veya kuruluşu o işletmeden yaptığı hizmet karşılığında, kira karşılığı veya bunun karşılığında, oraya ortak olma karşılığında bu işletmeleri yaparsa, bu kurumlar yaparsa, yani, fabrika sadece üretimi ve istihdamı düşünürse, dolayısıyla, üniversitelere de ar-ge'lerinin gelişmesi ve gelirlerinin artması adına bir kapı açmış oluruz. Böylelikle de kamu kurum veya kuruluşu da, bu görevi yapan sanayii canlandırmış oluruz diyorum. Böylelikle, işletmeler sadece üretimi düşünürken, üniversiteler de -biraz önce söylediğim gibi- ar-ge'lerini geliştirmiş hem de kaynaklarını artırmış olurlar diyorum.
Amacım, ceza ve vergiler gibi klasik uygulanan geçmişteki başarılı da olmadığı birçok uygulamaların endişesiyle farklı bir görüşü sizlerle paylaşmak ve beraberce düşünmeye sevk etmek gerek olduğunu bilgilerinize aktarırken, tasarının hayırlı olması dileğiyle, Genel Kurula en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 26 Nisan 2006