Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Antalya Milletvekili ·
DEM Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 28 Ekim 2026 · 1.015 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Saruhan Oluç (DEM Parti), 28 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.015 kelime.
Hakkı Saruhan Oluç (DEM Parti, Antalya). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 28 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-saruhan-oluc-2026-10-28-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90917
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Mustafa Bey, çok teşekkür ederim anlayışınız için.
Sayın Meclis Başkanı, değerli bürokratlar; hoş geldiniz.
Şimdi, birkaç kısa belirleme yapmak istiyorum. Sayın Başkan, daha evvel de bu Meclis ihtisas komisyonlarıyla ilgili size yönelik önerilerimiz olmuştu, eksikliklere dair sözlerimiz olmuştu fakat aradan geçen zamanda bu ihtisas komisyonlarının çalışmasıyla ilgili çok önemli adımlar atılamadı doğrusu. Hani ben sizin üstünüzden bir yükü almış olayım böylece çünkü sorunun sizden çok iktidar partisinin yönetme anlayışından kaynaklandığını düşünüyoruz artık. İktidar partisi grubu ihtisas komisyonlarının verimli çalışması, kanun teklifleri üzerinde verimli bir tartışmanın sürdürülmesi ve bir ortak akıl oluşturulması, kanun tekliflerinde uzlaşıcı bir tutum takınılması konusunda kendi politik kültürünü çok fazla geliştirmiş değil; hem Plan ve Bütçe Komisyonu çalışmalarında bunu görüyoruz, diğer komisyonlarda da bu sürüyor. Dolayısıyla, aslında iktidar grubu bu demokratik zihniyete ulaşmadığı müddetçe de sanıyorum ihtisas komisyonlarının Mecliste verimli çalışması söz konusu olmayacak. Dolayısıyla, daha evvel eleştirdiğimiz bu konuyu sizin üstünüzden almış olduk.
Şimdi, Sayın Başkan, şöyle bir süreç yaşanıyor toplumda; baktığımızda, özellikle bu son fon vurgunuyla beraber bu iyice arttı yani bunu defalarca konuştuk, Genel Kurulda da burada da konuştuk. Bazı devlet kurumlarında bu fon vurgunuyla beraber çok ciddi bir bürokratik çürüme olduğu ortaya çıktı yani ciddi bir yozlaşma var SPK, BDDK, Takasbank, Borsa İstanbul, Türkiye Sigorta AŞ gibi yerlerde ve bu, toplumda hem ciddi bir -nasıl söyleyeyim- tepki yaratıyor hem de ciddi bir kırılma yaratıyor çünkü bu devlet kurumlarındaki çürümenin gelişmesinin kendilerine nasıl yansıyacağını aşağı yukarı görüyorlar. Bu önemli bir durum. Bunda tabii ki sizin yapabileceğiniz çok fazla bir şey yok Meclis Başkanı olarak ama Meclisin bunun etkisinde kalmaması gerekiyor. Yani neden bunu söylüyorum? Bütün muhalefet partileri bu konuda görüşlerimizi açıkladık ama yine iktidar grubu diretiyor bu konuda, Meclis bir araştırma komisyonu kurmalıdır ve bu araştırma komisyonunda mesele enine boyuna tartışılmalıdır. Şimdiye kadar kurulmuş olan araştırma komisyonları -hangisi olursa olsun- önemli raporlar üretmişlerdir önerileriyle, tespitleriyle ve gerçekten faydalı bir çalışma olmuştur benim gördüğüm birçok araştırma komisyonunda. Bu konuda yapılmaması, Meclisin eksik davrandığına dair toplumdaki kaygıyı büyütmektedir, bunu görmemiz gerekiyor. Dolayısıyla, diğer kurumlardaki çürümeden etkilenmememiz gerekiyor, bunu da söylemiş olayım. Bazen iktidar grubu -Orhan Bey kızacak şimdi bunu söylediğim için ama- böyle araştırma komisyonlarında direndiği oluyor. Ben hatırlıyorum, mesela geçen dönem bir deprem araştırma komisyonu kurana kadar epey çabalamıştık, sonunda kuruldu ve iyi de oldu herkes için. Dolayısıyla, bu inadın kırılmasında fayda olduğunu düşünüyorum, onu da ifade etmiş olayım.
Sayın Başkan, siz konuşmanızda Helsinki Nihai Senedi'nin öneminden söz ettiniz, vurguladınız, çok katılıyorum. "Gereken hassasiyeti göstermiyoruz bu konuda." dediniz, evet, doğru fakat Helsinki Nihai Senedi kadar önemli olan bir diğer sözleşme Türkiye'nin de imzasının bulunduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'dir, buna bağlı olarak çalışan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesidir Türkiye'nin de bir parçası olduğu ve bizim Anayasa'mızın 90'ıncı maddesine göre de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları uygulanmak zorundadır, amir hükümdür ama bu konuda çok ciddi eksikler var ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmıyor Türkiye'de; bir kısmı uygulanıyor fakat bir kısmı uygulanmıyor, ben o uygulanmayan kısmıyla ilgili bunu söylüyorum. Tabii, doğrudan sizin yetkinizde olmamasına rağmen Meclis Başkanının, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının uygulanması ve Anayasa Mahkemesinin kararlarının uygulanması konusunda hassas olması, söz söylemesi önemlidir. Can Atalay mevzusundan burada bahsedildi, ben Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da vurgu yapmak istiyorum bu açıdan. Hem Selahattin Demirtaş'la ilgili kararlar hem Osman Kavala'yla ilgili kararlar bu çerçevede olan kararlardır.
Şimdi, siz sunumunuzda da ifade ettiniz, dağıttığınız kitapçıkta da var. Millî Dayanışma Komisyonunun çalışması gerçekten son derece önemliydi, tarihsel bir Komisyondu. Bu konuda size teşekkür ederiz, çok önemli bir çalışma gerçekleşti. Orada çok sayıda kurum ve kişi dinlendi, geldiler, konuştular, tutanaklara geçti, çok önemli şeyler söylediler. Yani hepimiz her konuda hemfikir olmasak da oradaki gerçekten yapılan konuşmalar hem Kürt sorununun demokratik çözümü ve barışçı çözümü açısından hem de Türkiye'de demokratikleşme açısından son derece önemli katkılardı. Bunu hep beraber gördük. Komisyonun raporu oldukça güçlü bir şekilde kabul edildi, siz de ifade ettiniz. 6'ncı bölümdeki gereklilikler çerçeve yasayla yerine geldi, o konudaki çabalarımıza da teşekkür ederiz. Gerçekten çerçeve yasa çok büyük bir onay gördü. Umarız bir an evvel Millî Güvenlik Kurulunun da onayından sonra bu çerçeve yasanın uygulanması başlar. Umarız çok gecikmeden bu olay gerçekleşir, o konudaki çalışmaları yakından takip ediyoruz.
Şimdi, 7'nci bölümle ilgili işler yapılması gerekiyor bu ortak raporun. Yine ortaklaşa kabul ettiğimiz bölümdü 7'nci bölüm. Orada da demokratikleşme doğrultusunda, işte AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarından tutun, çeşitli yasalarda düzenlemeler yapılmasına kadar, infaz yasasından Terörle Mücadele Yasası'na, TCK'ya kadar çeşitli yasalarda düzenlemeler yapılmasına dair, yerel yönetimler yasasında kayyımlar bağlamında çeşitli belirlemeler vardı. Umarız bu konuda da Meclis üzerine düşenleri peyderpey yapmaya başlar.
Bu konuda yapılacakları tarif etmeye, belki bir zaman planlaması yapma, önerilerde bulunma açısından baktığımızda bu adı ne olacak belli değil henüz ama bir izleme komisyonunun kurulmasının bir an evvel gerçekleşmesi önem taşıyor gerçekten. Yani burada Meclisteki temsil edilen partilerin yer alması, karar alabilecek sayıda olması bu komisyonun -yani ihtisas komisyonlarından mesela Adalet Komisyonu örnek alınabilir ya da başka bir komisyon, sayı açısından söylüyorum- karar alabilecek bir sayıya sahip olması gerektiği kanaatindeyiz doğrusu. Böyle bir komisyonun bir an evvel kurulması, oluşması ve çalışmaya başlaması önem taşıyor. Çünkü hem sürecin takibi açısından bu önemli, Cumhurbaşkanı Yardımcısının Başkanlığında kurulmuş olan izleme kurulunun, üst kurulun ve ona bağlı çalışan alt kurulların yaptıklarını takip etmesi açısından önemli, hem de dediğim gibi 7'nci bölümün gereklerinin yerine getirilmesi açısından önemli. Aslında Mecliste oluşacak bu komisyon aynı zamanda toplumsal barışın gerçekten bu toplumda bu fikrin, bunun önerilerinin, işleyişinin yaygınlaşması açısından da faydalı çalışmalar yapabilir. Meclisin yani bütün gövdesiyle, içinde yer alan partileriyle böyle bir komisyonda olması toplumsal barışa da olumlu anlamda katkıda bulunacaktır. Dolayısıyla bu açıdan da önemli bir rolü olacaktır. Bunu çok geciktirmeden oluşturmak -ki bu konuda sizin iradenizin olduğunu zaten ifade ettiniz bugün de geçtiğimiz günlerde de bunu oluşturmak- hepimize fayda sağlayacaktır diye doğrusu düşünüyorum. Böylelikle kurduğumuz Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun devamını sağlamış olacağız Meclis bünyesinde. Dolayısıyla siyasi partiler bizim "barış ve demokratik toplum süreci" diye tarif ettiğimiz, "Kürt sorununun demokratik, barışçı çözümü" diye tarif ettiğimiz sürecin içinde yer alacaklardır hep birlikte ve bu toplumsal barışa da önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu konuda da çabalarımızın hep birlikte devam etmesi önem taşıyor, onu da belirtmiş olayım.
Teşekkür ediyorum.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
3 konuşma daha · 28 Ekim 2026