Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 74. Birleşim · 1. yasama yılı · 1 Mayıs 2003 · 736 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Ülkü (CHP), 1 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEVRE VE ORMAN BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ HK. (S.SAYI:127)); konuşma 736 kelime.
Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 1 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2003-05-01-cevre-ve-orman-bakanliklarinin-birlestirilmesi-hk-s-sayi-127 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Bingöl'de meydana gelen deprem nedeniyle yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Tanrı'dan rahmet, yakınlarını kaybedenlere başsağlığı ve yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Çevre ve Orman Bakanlıklarının yeniden teşkilatlanmasına ilişkin tasarı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlar, elbette, zaman zaman, ülkedeki durumlar göz önüne alınarak, bazı bakanlıklar birleştirilebilir, bazı bakanlıklar ayrılabilir. Bazen, sizin deyiminizle, AKP'nin deyimiyle, devletin küçültülmesi yönünde bazı tedbirler de alınabilir. Ancak, belki de, bakanlıklar içerisinde, birleştirilmesi düşünülen en son bakanlık olarak Çevre Bakanlığını düşünmek lazım; çünkü, Türkiye'nin en genç bakanlığı Çevre Bakanlığıdır. Biraz önce, konuşmacı arkadaşlarımızın da söylediği gibi, Çevre Bakanlığı önce Çevre Genel Müdürlüğü, sonra Müsteşarlık ve sonra da Bakanlık olarak 1991 yılında kurulmuştur. Hem en genç hem de personel anlamında da, belki de, en kaliteli personeli bünyesinde bulunduran bakanlıklardan birisidir.
Bu nedenle de, yeşermeye yüz tuttuğu bir sırada, Bakanlığı, Orman Bakanlığıyla ile birleştirmek, doğrusunu söylemek gerekirse, bu konuda bazı deneyimleri yaşamış bir arkadaşınız olarak, içime sindiremedim. Belki de o nedenle söz alma gereğini duydum.
Zira, Türkiye'de, belki ilk çevre mühendisi çalıştıran belediyelerden birisine başkanlık yaptığım dönemde ve kendi yöremizde kurmuş olduğumuz, adı Bakırçay Belediyeler Birliği olan bir birliğin başkanlığını yaptığım sırada, henüz daha bakanlık kurulmamışken, o bakanlığın müsteşarlığında çalışmış olan elemanlardan, duyarlı olanlarının bazılarının, bana, telefonla vermiş olduğu bilgiler sonucunda, kendi yöremde, kendi sınırlarım içerisinde, ithal kömüre dayalı bir termik santral kurulacağını öğrendiğimizde, 18 belediye ve beraberindeki sivil toplum örgütleri olarak, Türkiye'nin, belki, ilk kez, hiç değilse, 12 Eylülden sonra ilk kez çevre eylemini düzenleyen ve bölgesel anlamda oldukça yığınsal bir kalabalığı da toplayan bir mitingle yanlış yapıldığını dile getirmiştik ve o yanlış, yankı bulmuş olmalı ki, gerek o yapılan mücadele sonucunda gerekse onu destekleyen hukuksal kararlar, yöremizde çevre kirliliği yaratacağı kesin belli olan ithal kömüre dayalı bir termik santralın kurulmasını önlemişti. O nedenle, benim Çevre Bakanlığına olan bakışım bir farklıdır, belki de biraz duygusaldır. Onun için, Çevre Bakanlığını bir başka bakanlıkla bütünleştirmek, birleştirmek, doğrusunu söylemek gerekirse, bize, bana zor geliyor.
Çevre mühendislerinin daha yeni yeni mezun olduğu, çevre mühendislerinin daha yeni yeni belediyelerde istihdam edildiği bir dönemde, kendi yöremizde, kendi belediyelerimizde çevre mühendisi çalıştırmaya başlamış olan bir belediye başkanı olarak da, şimdilerde böylesi bakanlığın birleştirilmesinde, doğrusunu söylemek gerekirse, biraz buruk oluyorum.
Üstelik, belki de, Avrupa Birliği müktesebatı doğrultusunda en çok ilişkimiz olan bir bakanlık Çevre Bakanlığı. Ben, Çevre Bakanlığından traktör almayan belediye başkanlarındanım. Onu özellikle bilmenizi isteyerek başka bazı şeyler söylemek istiyorum.
Çevre Bakanlığının çevre düzeni planı yapmasına öteden beri doğru bakan ve Çevre Bakanlığının çevre düzeni planı yapmasını da onaylayan bir kişi olarak, biraz önce Malatya Milletvekilinin belirttiği gibi, ben de çevre düzeni planlarının Çevre Bakanlığı tarafından yapılmasını istiyorum; ama, sadece Çevre Bakanlığı olarak yapmasını istiyorum. Zira, eğer Çevre ve Orman Bakanlıkları birleşmiş olup da Çevre ve Orman Bakanlığı ismini alırsa, işte o zaman çevre düzeni planlarının yapılmasının bir anlamı kalmayacaktır diye düşünüyorum.
Hele, arkadaşımızın söylediği gibi, Çevresel Etki Değerlendirme raporları bir tarafa bırakılarak, başıboş bir şekilde, isteyen istediği yere dilediği sanayi kuruluşunu kursun denilirse, o zaman, ne Stockholm zirvesinden çıkan kararlar ne Rio Konferansında alınmış olan kararlar ne de bizim ulusal ölçekte almış olduğumuz kararlar bir anlam taşır.
Bu nedenle, olaya bakarken uluslararası normlardan bakarsak; uluslararası normlardan bakarken de, ülkemizin üçüncü dünya ülkesi olmadığını bilerek bakarsak ve eskimiş teknolojilerin ülkemize gelmesini istemiyorsak, o zaman, Çevre Bakanlığının tek başına bırakılıp, belki de Çevre Bakanlığının ayrı; ama, ille de birleştirmek gerekiyorsa -geçmişte de birleşik olduğu gibi- Tarım, Orman ve Köyişleri Bakanlığı olarak anılacak olan bakanlığın o cenahta birleştirilmesinin doğru olacağını düşünüyoruz.
Yine, uluslararası alanda, Çevre Bakanlığının diğer bakanlıklardan ayrı tutulmasının çeşitli yararları olduğunu zannediyoruz. Düşünebiliyor musunuz, ulusal ölçekte kurumlaşmış olan bir şirket kurumlaştıktan sonra isim değiştirdiğinde, onun değişik yerlere bildirilmesi bile zaman aldığından dolayı, şirketler isim değiştirmekten bile imtina ediyorlar. Kaldı ki, biz, uluslararası anlamda çok saygın bir yeri olan Çevre Bakanlığının, Orman Bakanlığıyla birleştirilmesiyle, antetli kâğıtlarımızı bile değiştirmek zorunda kalacağız. Bu da uluslararası anlamda birtakım zorluklara, uluslararası anlaşmalarda birtakım zorluklara neden olacak. O nedenle, bırakın, Çevre Bakanlığı bağımsız bir bakanlık olarak kalsın. Eğer küçültülmek isteniyorsa devlet -sizin deyiminizle- o zaman onu Tarım, Orman ve Köyişleri Bakanlığı olarak anın.
ÜNAL KACIR (İstanbul)Karar verin...
HAKKI ÜLKÜ (Devamla)Ben, bu düşünceleri Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söylerken, aynı zamanda, bugünün 1 Mayıs olduğunu, 1 Mayısın, işçilerimizin uluslararası dayanışma günü olduğunu, işçilerimizin, emekçilerimizin bayramı olduğunu, bu vesileyle, işçilerimizin emekçilerimizin bayramının da buradan kutlanması gerektiğini düşünerek, onların bayramını kutluyor, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 1 Mayıs 2003