Su ürünleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.125)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 109. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Temmuz 2003 · 683 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Ülkü (CHP), 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SU ÜRÜNLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.125)); konuşma 683 kelime.
Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Su ürünleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.125)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2003-07-22-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde görüşlerimizi ifade etmek üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Ülkemiz, bir yarımada ülkesidir. 8 300 kilometrelik kıyımız vardır. Bu kıyılarda nüfusumuzun yaklaşık üçte 2'si yaşamaktadır. Gelir düzeyimiz oldukça düşüktür. Kişi başına düşen gelir malum. Büyük bir nimet olan denizcilikten alabildiğine yararlanmamız gerekirken, başta taşımacılık olmak üzere, hiçbir alanda yeteri kadar yararlanamamaktayız.
Balıkçılık sektörü, büyüyeceği yerde, yerinde saymaktadır. Bırakınız Anadolu'da deniz ürünleri tüketilmesini, kıyılarda bile, halkımız, büyük çoğunlukla, balık çeşitlerini bilememektedir; hatta, sırtını denize dönerek yaşayan nüfusumuz çok fazladır.
Balıkçılık profesyonelleşememiştir; halen, daha, balıkçılık küçük teknelerle yapılmaya çalışılmaktadır. Tabiî, sermaye de olmadığından, balıkçılar da zorluk çekmekte ve trol avcılığına yenik düşmektedirler. Mazot parası olmadığından borçlanmakta, biraz para varsa, uluslararası sularda dolaşan korsan mazotçulardan mazot almaktadırlar; oysa, devletin görevi, bu kesime ucuz mazot vermek olmalıdır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı olduğu söylenilen balıkçılık sektörü, çiftçiye verilen ucuz mazot hakkından yararlanamamaktadır; bu durum, çifte standart yaratmaktadır; bunun acilen düzeltilmesi gerekmektedir.
Balıkçılar, sözümona kooperatiflerde örgütlenmektedirler; ama, bunlar, genel olarak kâğıt üzerindedir; bir nevi, devlet tarafından örgütlendirilmiş, kuruluş yasaları bile olmayan ziraat odaları gibi.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyor musunuz, büyük tonajlı bazı balıkçı teknelerinin sahipleri, ayakta kalabilmek için, aynı küçük teknelerin sahipleri gibi kaçak mazot kullanmayı yeğlemektedirler; kendilerini kurtarmak için, yani ekonomik anlamda çökmemek için, yani evlerine ekmek götürmek için yasadışı yollara sapmaktadırlar. Bunların en önemlisi de insan kaçakçılığına alet olmalarıdır; yani, bir yandan kaçak mazot kullanırken, diğer yandan insan kaçakçılığı yapmaktadırlar. Bunların acilen gözden geçirilip, düzeltilmesi lazım. Biliyorsunuz, insan kaçakçılığı konusunda hazırlanan bir raporda ülkemiz ilk 3 ülke arasına girmektedir.
Bu sektörün buna benzer daha büyük başka sorunları da vardır. Bunlardan en çarpıcı olanı sağlık cüzdanı sorunudur. Haydi, yurtdışına gidip gelen gemilerdekiler için böylesine bir cüzdan taşımaları uygun olarak görülebilir; ama, kıyı balıkçılığı yapan ve akşam aynı limana gelen balıkçı için bu sağlık cüzdanı istenmemelidir.
Balıkçılık sektöründe yetiştiricilik konusuna gelindiğindeyse, şunları hatırlatmak istiyorum: Dünyada modernleşen balıkçılık teknolojisi ve sayısı hızla artan balıkçılık filolarına rağmen, denizlerden istihsal edilen su ürünlerinde her geçen yıl azalmalar gözlenmektedir. Bu nedenle, su ürünleri yetiştiriciliğinin yapılması birçok ülke için bir zorunluluk haline gelmiştir. Yetiştirme çiftliklerine özel önem verilmektedir. 1980'li yıllardan itibaren verilen teşviklerle, balık üretim çiftliklerinin sayısı artmıştır. Önemli bir gelir kalemi haline de gelmiştir. Balık çiftliklerinin yaygınlaşması, hiç değilse büyük şehirlerde halkın balık tüketimine olumlu yönde yansımış, bazı sezonlarda, bazı zamanlarda, epey balık bulunmasını sağlamıştır. Böylece, bu anlamda yüzümüzü de dünyaya çevirmeye başlamış durumdayız. Ancak, Türkiye'de balık çiftçiliklerinde üretim için en uygun şartlar bulunmasına karşın, potansiyel yeterince değerlendirilememiş, iç ve dışpazara sunumda sorunlar oluşmuştur.
Dışpazar sorunun başında, demin söylediğim gibi, kaçak üretim çiftlikleri gelmektedir. Avrupa Birliğinin 1998 yılında su ürünlerine ilişkin getirdiği yasaklar kapsamında, denetleme yapılmayan, çevre ve sağlık kurallarına riayet edilmeyen çiftliklerde üretilen su ürünlerinin alınmaması yer almaktadır.
Balık çiftliklerinin olumlu yönlerinin yanında, çevreye ilişkin bazı olumsuz yönleri de bulunmaktadır. Plansız, programsız açılan çiftlikler sualtı ekolojisini bozmakta ve çevre kirliliğine yol açmaktadır. Üretim çiftlikleri, bazen, dünyada eşi az bulunur koylarda kurulmakta, bazen de, Urla'da, Gazipaşa'da, Asos'ta olduğu gibi, şehre yakın yerlerde kurulmakta ve çevreyi kirletmektedir. Bu nedenle, balık çiftlikleri kurulurken ÇED uygunluk belgesi aranmalı ve ÇED uygunluk belgeleri de, formatı hazırlanmış olan teksir kâğıdına basılmış şekilde olmalıdır. Bölgenin ekolojik sistemine uygun balık cinsleri seçilmeli ve balık yemleri, içerdiği katkılar açısından denetlenmelidir.
Görüşmekte olduğumuz Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesiyle, 1380 sayılı Yasanın 13 üncü maddesi "yetiştiricilik" başlığıyla yeniden düzenlenmektedir. Bu düzenlemeyle, önceki düzenlemede olduğu gibi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından izin alma zorunluluğu getirilmiştir. Ancak, eski düzenlemede, su ürünlerini yetiştirmek isteyenler için, tesislerin yerini ve mahiyetini bildirmek ve işletmeye ait bilgileri içeren proje ve planları vermek koşulu bulunmakta idi; fakat, yeni düzenlemede, demin saymış olduğum koşullar kaldırılmıştır. İlk bakışta, bürokratik prosedürler kısaltılmış olmakla birlikte, yetiştirme çiftliklerinin kuruluş aşamasında denetlenme imkânlarını da daraltmış olmaktadır. Biliyorsunuz "kaş yaparken göz çıkarmak" diye, bir deyim vardır; yani, balık çeşitlerini çoğaltacağız ve balık yetiştireceğiz diye balıktan olmayalım. Ne olursa olsun kalkınma yerine, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlı kalkınma hedefimiz olmalıdır.
Bu düşüncelerle, tasarının bu maddesini olumlu bulduğumuzu söyler, sevgi ve saygılar sunarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 22 Temmuz 2003