İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 94. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayılı kanun (s.s.428)

Hakkı Ülkü

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 94. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Mayıs 2004 · 953 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hakkı Ülkü (CHP), 27 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ VE DENETLENMESİNE DAİR 560 SAYILI KANUN (S.S.428)); konuşma 953 kelime.

Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayılı kanun (s.s.428)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2004-05-27-gidalarin-uretimi-tuketimi-ve-denetlenmesine-dair-560-sayili-kanun-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gıda teknolojisi, teknolojik gelişmelere ve dünya nüfusunun artış oranına göre, her geçen yıl yeni yöntemlerle gelişmekte ve gıda hammaddesini kullanan yeni tekniklerle beslenme sorunlarına çözümler üretilmektedir.

Bilindiği gibi, gıda konusu, insanlığın gündeminden inmeyecek yegâne konudur. Gıdaların toplanması, saklanması ve tüketilmesi, tarihin ilk dönemlerinden beri günlük hayatımızın içinde yer almıştır. İnsanların, yaşamlarını devam ettirebilmeleri ve başka toplumlara göre daha iyi şartlarda yaşamaları, beslenme alışkanlıkları ve gıda üretim teknolojileriyle doğrudan ilgilidir.

İçinde bulunduğumuz yıllara damgasını vuran küreselleşme olgusu, mal ve hizmet üretiminin bazı standartlarda ve dünyanın talep edebileceği kalitede olmasını âdeta zorunlu kılmaktadır. Onun için, ülkeler, üretimlerine belirli kıstaslar ve kurallar getirmekte; ama, üretimiyle, tüketimiyle her aşaması toplumun tüm kesimlerini direkt olarak ilgilendiren bu konu üzerinde, maalesef, gerektiği kadar durulmamaya devam edilmektedir. Her gün, medyada, uygunsuz üretim yapıldığına ya da bazı gıda maddelerinin Avrupa Birliği sınırlarından geri gönderilmesine dair haberler görmekteyiz. Bu durum, halkımızın sağlığı açısından büyük önem arz etmekte ve bizlere de önemli ölçüde görevler düşmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; söz almak istememin temel nedeni, belediyelerle, yerel yönetimlerle ilgili olan bölümleri sizlere anlatmak istememden kaynaklanmıştır. 560 sayılı Gıdaların Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan süreç içinde uygulamaya baktığımızda, ülkemizde, gıda konusunu bir bütün olarak ele alarak, bir tek çatı altında toplayan bir kuruluş, bir gıda yasası olmadığı, mevcutlarının ise 1930'lu yılların Türkiyesinde çıkarıldığı ve günümüz ihtiyaçlarına cevap veremez hale geldiği görülmektedir. 1930'lu yıllardan itibaren, zaman içerisinde, yetki dağılımına paralel olarak, konuyla ilgili kanun, tüzük, yönetmelik ve talimatların sayısı da alabildiğine artmıştır. Daha önce, çeşitli kurum ve kuruluşların yetki ve sorumluluğunda bulunan Türk gıda mevzuatı, bir mevzuat altında toplanarak, bu hizmetlerin Avrupa Birliğiyle uyumlu hale getirilmesi, hizmette bütünlüğün sağlanması, verimliliğin artırılması ve gıda hizmetlerinin bir disiplin altına alınması amacıyla, 28 Haziran 1995 tarih ve 22327 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname ile gıda hizmetleri ve gıda kontrolündeki yetki ve sorumluluklar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında paylaştırılmıştır. Böylece, gıda maddesi üreten ve satışını yapan kuruluşların denetlenmesi için Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığına yetki verilmiş, belediyelere ise, sadece bu hususlarda Sağlık Bakanlığıyla eşgüdüm sağlayacağı hükümleri getirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yürürlüğe girmeden önce 1580 sayılı Belediye Kanunu, 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun, 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun ile 1593 sayılı Umumî Hıfzıssıhha Kanununa dayanarak gıda üreten ve satan işyerlerine izin verme, denetleyebilme yetkisine sahip olan belediyelerin, yetkilerinin ellerinden alınması, halkın sağlığı açısından çok büyük önem arz eden gıda maddeleri üreten ve satışını yapan imalathane ve işyerlerinin açılış ve işletme ruhsatlarının verilmesiyle, bu kuruluşların denetlenmesi hususunda bir kargaşa ve çokbaşlılık yaratılmıştır. Yetkilerin belediyelerin elinden alınmasının sakıncalarını şöyle sıralamak mümkündür:

1 - 560 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesiyle, belediyelerin gıda maddesi üreten ve satış yapan kuruluşları denetleme yetkisi kalmamıştır. Bu konuda Sağlık Bakanlığı yetkilileriyle yapılacak koordinasyon ise, sadece sözde kalmıştır. Görüşmekte olduğumuz tasarı da, bu koordinasyonsuzluğu aşacak bir düzenleme öngörmemekte ve diğer yasalarla aykırılık oluşturmaktadır.

Gıda üreten ve satan işyerlerinin denetimi, bir mahallî idare hizmetidir. Bütün Avrupa ülkelerinde bu hizmetler mahallî idarelere verilmiştir; çünkü, bu durum, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının öngördüğü subsidiarite ilkesine de uygundur. Belediyelerde bu denetimi yapacak yetişmiş eleman, araç ve gereç varken, il sağlık müdürlüğünde ve il tarım müdürlüğünde yeniden teşkilatlanmaya gitmek, personel atamak, araç gereç almak, merkezî idareyi genişletici ve kamu harcamalarını artırıcı bir durumdur.

2- Söz konusu kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girmesiyle, her ne kadar belediyeler denetleme dışında bırakılsalar da, belediyeler daha önceleri günün her saatinde bu gibi yerleri denetlediklerinden, vatandaşların da buna alışık olmalarından dolayı, bahse konu kanun yürürlüğe girmiş olsa bile, vatandaş, şikâyetini, gerek sözlü gerekse yazılı olarak, yine, belediyelere yapmaktadır, yine belediyelere yapacaktır.

Bugün, belediyeler, işyerinin açılmasına izin verirken, o işyerlerini denetleme ve ceza kesme yetkisi olmadığı için bu duruma göz göre göre sessiz kalmaktadır. İleride halkın da oylarını düşünerek, halkın sağlığını ilgilendiren böyle hassas bir konuda çok titiz davranacakları ve bu hususta halktan gelen şikâyetleri daha hızlı bir şekilde değerlendirecekleri, gerekli tedbirleri alacakları ve gereken işlemleri de yapacakları kabul edilmelidir.

3- Sistemi tamamlayan bir başka unsur da, ceza sistemidir. Konulan kurallara uymayanlara karşı uygulanmak üzere belediye yönetimine ceza belirleme ve uygulama yetkisi verilmiştir daha önce. Belediyeler, bu sistemi, 1930 yılından bu yana, aradan geçen altmışbeş yıl boyunca, uygulayagelmişlerdir. Bu uygulama biçimi, kamu yönetiminde, belediye ve halk arasında ve yerleşik olan bir anlayışla bunu devam ettirerek bugüne kadar gelmeleri çok doğaldır. Zira, gıda maddeleri ve esnaf denetimi, son derece yerel ve ortak nitelikli bir kamu görevidir.

Belediyeler, gerek cezaî uygulamada gerekse ani müdahalelerde daha etkin bir durumda bulunduğundan, belediyelerin, daha önce olduğu gibi, gıda üretimlerinde ve denetlenmesinde sağlık memurlarıyla birlikte etkin bir şekilde görev almalarının sağlanması, hem çevre sağlığı hem insan sağlığı açısından büyük önem arz etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yerel yönetimlerle ilgili yasa tasarılarının komisyonlarda tartışıldığı bir aşamada bu kanun hükmündeki kararnamenin yasalaşması çelişkili bir durum oluşturmaktadır. Hem yerel yönetimlerin güçlendirilmesi diyoruz hem de 1995'e kadar yerel yönetimlerin yetkisinde olan ve sonra merkeze devredilen yetkileri aynı bırakıyoruz. Az önce saydığım sakıncaları gidermek ve bu tasarıyı yerel yönetimlerle eşgüdüm sağlayacak şekilde yeniden düzenlemek, hem halkımızın sağlığı hem de Türk gıda sanayiinin dünyada yerini alması açısından zorunludur.

Bu nedenlerle, gıdaların üretimi aşamasında denetim Tarım Bakanlığınca yapılmalıdır; ancak, tüketiciye ulaşma aşamasındaki denetimi ise, mahallî idarelerin yapması gerekmektedir. Bu noktada merkezî idareye düşen görev, gıda üretimi, tüketimi ve denetimi konusunda genel politikaları belirlemek, gıda kontrolüyle ilgili tüm faaliyetlerin koordinasyonunu sağlamak; yani, belediyeler yetkilendirilerek altyapı ve personel hizmetlerini yürütmek şeklinde olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 27 Mayıs 2004

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook