İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 94. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayılı kanun (s.s.428)

Tacidar Seyhan

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 94. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Mayıs 2004 · 815 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacidar Seyhan (CHP), 27 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ VE DENETLENMESİNE DAİR 560 SAYILI KANUN (S.S.428)); konuşma 815 kelime.

Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayılı kanun (s.s.428)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2004-05-27-gidalarin-uretimi-tuketimi-ve-denetlenmesine-dair-560-sayili-kanun-s-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Daha çok, milletvekilli arkadaşlarım ve Sayın Bakanımla birlikte Komisyon Başkanım bu karşılaştırmamı izlerlerse... Ben, bazı maddelerde değişiklik yapılmasının uygun olacağı kanaatini taşıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu kanaatim şundan oluştu: Cezada adalet yoksa, toplumda adalet yoktur; ikisi birbirini dengeler. Şimdi, aynı komisyondan ardı ardına çıkmış iki kanun tasarısını dikkatle ve yavaş yavaş size izah edeceğim. Farklı konularda dahi olsa, biri göz sağlığını ilgilendirdiğinden, biri de tüm beden sağlığını ilgilendirdiğinden, cezalar arasında bir denge olması kanaatini taşıyorum. Bakın, bu elimdeki tasarı, Optisyenlik Hakkında Kanun Tasarısı; bu da, gıdayla ilgili kanun tasarısı.

Değerli arkadaşlar, lütfen dikkatle dinleyebilir miyiz. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Başkanvekilimizden de bu konuda yardım istiyorum.

Optisyenlik Hakkında Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında, ruhsat almadan işyeri açanlara; 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında ise, optisyenin müessesede bulunmaması durumunda 5 milyar lira ceza öngörülüyor. Yani, ruhsat almadan, doktor reçetesiyle gözlük satan ve güneş gözlükleri satan bir müessese açtığınız zaman, 5 milyar lira ceza ödüyorsunuz. Burada, eğer optisyen görevinin başında değilse, yine 5 milyar lira ceza ödüyorsunuz; bu birincisi.

6 ncı maddesinde, koruyucu gözlük satışı halinde ve doktorca yazılan reçeteler dışında herhangi bir şey satması halinde veya bir icraat yapması halinde, 15 milyar lira ceza öngörmüşüz. 11 inci maddede, optisyenlik dışında, gerçeğe uygun olmayan reklam yaptığında 15 milyar lira ceza öngörmüşüz. Kanun burada "15 milyar lira" diyor. Optisyenlik özelliğini haiz olmadan bir işletme açan veya orada bulunan kişiye de 30 milyar lira ceza öngörmüşüz. İnsan sağlığının ucuz olmadığını biliyorum, bu konudaki duyarlılığa hiçbir şey demiyorum.

Şimdi, geliyorum 70 000 000'un sağlığını ilgilendiren öbür yüzüne. Kuruluş, üretim, çalışma izni almadan işyeri açan üretim merkezlerine 1 milyar lira ceza öngörüyoruz bu kanun tasarısında; gözlükçüye 5 milyar lira, buna 1 milyar lira. Mezbaha, mamul madde, imal yerleri, yönetmeliğe aykırı üretim yaptığı takdirde 1 milyar lira ceza öngörüyoruz; bu iki. Kuruluş izni almaz -bu kanun yönetmeliğine göre ürün başına bir izin alması, hangi gıdayı üretecekse bir izin alması gerekiyor- gıda kodeksine uygun üretim izni almaz ise de 1 milyar lira ceza istiyoruz. Daha sonra, özel gıda kontrol laboratuvarları kuruluyor. Bu bir açılım. Özel kontrol gıda laboratuvarları ruhsat almadan, işlemini tamamlamadan kurulup, faaliyet gösterildi mi 1 milyar lira ceza alıyoruz arkadaşlar.

Şimdi, bana, Optisyenlik Kanunu ile bu kanun arasında cezaî açıdan bir adalet, bir denge olduğunu anlatabilecek tek bir milletvekili arkadaşım var mı? Böyle şey olur mu değerli arkadaşlar?!

Elbette ki, çok küçük sebeplerle müesseselere gidip işletmelerinin faaliyetini sürdüremeyecek cezalar yazmayalım.

Şimdi, ben, bakıyorum; 4 üncü maddeye atıfta bulunarak, bir yerde "1 milyar ceza" demiş 4 üncü maddenin içerisinde; hem açma ruhsatını hem hijyeni hem her şeyi koymuş. Onu koyduğundan, diyorlar ki "yahu arkadaş, o kadar küçük şey için de bu ceza yazılır ki, 5 milyar yaparsanız çok sudan şeylerden adama bir sürü ceza yükleyeceksiniz.

Niye ayırmadınız arkadaşlar, niye ayırmadınız?! Ben, o komisyonun üyesi değilim, Sanayi Komisyonunun üyesiyim; gıda mühendisi de değilim; toplumsal sorumluluğum gereği bu kanunla ilgileniyorum. O iki komisyondan bu kanunlar arka arkaya çıkarken milletvekili arkadaşlarımın dikkatini çekmedi de, evde yatarken benim rüyama mı girdi bu! Yarın o kanun da gelecek; nasıl izah edeceğiz biz bunu dışarıda?!

"O kanun başka, bu kanun başka" diyorlar, "kaçak işyeri gözlükçü açan o kadar insan var ki..." Gelin, bir yola çıkalım; kaçak gıda üretim yeri açan ne kadar yer var, birlikte tespit edelim; yoğurtlar nasıl yapılıyor...

Değerli arkadaşlarım, hepiniz benim duyarlılığımdasınız, inanıyorum. Sayın Komisyon Başkanından, siz değerli milletvekillerinden, Sayın Bakanımdan rica ediyorum; bu cezaî müeyyideleri -madde gelmeden ben bir duyarlılıkla uyarma görevimi yapıyorum- birlikte, caydırıcı olabilecek bir boyuta çekelim. Diğerlerine niye o cezayı koydunuz demiyorum; ama, bu çelişkiyi anlatamayız. Bununla da gıda terörü konusunda bir caydırıcılık sağlayamazsınız, olmaz; olmaz değerli arkadaşlarım!

Bu konuyu tamamladım; bir de yorumsuz, bir yeri okumak istiyorum. Burada yorumum yok; sadece okuyacağım, kamuoyunun ve sizlerin takdirine sunacağım. Bununla da, buradaki Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımı, şimdiki İktidarı tenzih ederek konuşuyorum; siyasal yaşam içerisinde kurumlara bağlı kuruluşlarda bir istismar olur mu diye bir endişeyi de taşıyarak bu metni okumak istiyorum.

Yine, 29 uncu maddeyi okuyacağım değerli arkadaşlar. Herhangi bir nedenle usulsüzlük varsa, ürününe el koyuyoruz. O gerekçeleri saymayacağım; alıyor, el koyuyoruz. "Yukarıda belirtilen durumlarda; el konulan ürünlerden, gıda güvenliğine uygun olan ve insan sağlığına zararlı olmadığı tespit edilen ürünler iade edilir." Gıda güvenliğine uygun olan, insan sağlığına zararlı olmayan ürünleri iade ediyoruz. Geriye ne kaldı?! Değerli arkadaşlar, bu tanımdan sonra ne kaldı; onu da yapmış. "Gıda güvenliğine zararlı olmadığı tespit edilen ve/veya gıda kodeksine uygun olmayan ürünler..." Yani, gıda güvenliği var; ancak, gıda kodeksine de uygun üretilmemiş; yani yanlış üretim, yani hatalı üretim... Nereye devrediyoruz bunu; "gıda bankasına devredilir" deniliyor. Son kullanma tarihi geçmiş ürünler de bunun içine girer mi girmez mi; takdirlerinize sunuyorum.

"Gıda Bankasına devredilir" deniliyor; ondan sonra, gıda kodeksine uygun olmayan ürünler için bir maddemiz var: "Maliye Bakanlığı, bu ürünleri satar ve/veya resmî hayır kurumlarına devreder." Hangi ürünleri devreder; gıda kodeksine uygun olmayan ürünleri devreder. Kim dağıtacak bunları; resmî hayır kurumları.

Saygılarla, takdirlerinize sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 27 Mayıs 2004

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook