İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 115. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

Hakkı Ülkü

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 115. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Haziran 2005 · 1.323 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hakkı Ülkü (CHP), 22 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.323 kelime.

Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2005-06-22-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

Son günlerde ülkemizde sivil havacılık alanında çok önemli sorunlar yaşanmaktadır. Yaşanan olumsuz gelişmeler, bu alanda ciddî ve kapsamlı bir çalışmayı zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün yeniden yapılandırılması konusunda hükümetin de çalışmalarını hızlandırdığını görmekteyiz; fakat, hükümet, çalışmalarını o denli hızlandırmıştır ki, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın tüm uyarılarına rağmen, bir altkomisyon kurularak tasarının olgunlaştırılmasına bile gerek görmemişlerdir. Bu nedenle, önümüze gelen tasarı, maalesef, sektörün sorunlarını çözmekten uzak bir nitelik taşımaktadır.

Bildiğiniz gibi, altkomisyon çalışmalarında, genellikle, konunun uzmanları, sektör temsilcileri, ilgili sivil toplum örgütleri tasarıya katkıda bulunarak, düzenlenen alanda, toplum adına, kamu yararı adına, kimi zaman ulusal çıkarlarımız adına yararlı bir işlevi yerine getirirler. Hatta, bunun güzel bir örneğini geçtiğimiz hafta perşembe günü kabul edilen Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Yasa Tasarısında görmüştük. Hükümetin sunduğu metin, önce altkomisyonda, sonra İçişleri Komisyonunda görüşülerek, meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin, belediyelerin, yerel yönetimlerin ve yerel yönetim birliklerinin çok değerli katkılarıyla, ülkemiz adına önemli değişikliklere uğradı ve ilk metinden çok daha olgun bir şekilde Genel Kurula sunuldu ve öylece yasalaştı. Hükümet, ne yazık ki, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne ilişkin bu tasarıda, sektörün giderek büyümesi ve her geçen gün yeni sorunlarla karşılaşmasına rağmen, herhangi bir katılma ya da katkıya gerek duymadan, bu tasarıyı önümüze getirmiştir.

Bununla birlikte, sizlerin de takip ettiği gibi, havacılık sektöründe son günlerde gerçekten önemli sorunlar yaşamaktayız. 12 Mayısta, başka arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi, Onur Hava Yollarına ait uçakların, teknik bakımları yapılmadığı gerekçesiyle, Hollanda sivil havacılığı tarafından durdurulmasının ardından, birkaç Avrupa ülkesi daha, benzer gerekçelerle bu şirketimizin uçuşlarını durdurmuştur. Bu havayolu şirketimizin yaşadığı sorunun ardından ise, bu sefer, Atlas Jet ile Türk Hava Yolları arasında uçuş izni krizi patlak vermiştir. Ayrıca, Türk Hava Yollarının İzmir'den yurt dışına direkt seferler koymaması, Egeli yurttaşlarımızı uzun süre mağdur ettiği gibi, gündemde de önemli bir sorun olarak yer almıştır. Bu anlamda, İzmir Ticaret Odasının büyük şikâyetleri vardır. Onlardan almış olduğumuz bilgi ve yaşadığımız günlük olaylardan yola çıkarak şunu belirtmek isterim ki, Adnan Menderes Havaalanından yurtiçi ve yurtdışı uçuşlar çok sınırlıdır; bu da ticarette büyük bir sorun teşkil etmektedir.

Yunanistan ile yıllık 1 milyar dolarlık ticarî ilişkimiz var; ancak, İzmir bundan çok küçük bir pay almaktadır. O nedenle, o 1 milyar dolarlık paydan İzmir'e daha çok pay düşmesini sağlamak ya da 1 milyar dolarlık payı daha çok yükseltmek amacıyla, özellikle Yunanistan'la ve giderek başka ülkelerle dışhatların acele devreye sokulması gerekir diye düşünüyoruz.

Ülkemiz sivil havacılığında, demin de dediğim gibi, ciddî bir kriz yaşandığı söylenebilir. Bu krizin önemli bir nedeni, halen, altyapısız, teknik donanımsız, yeterli eğitimli personeli olmayan bir sivil havacılık otoritesiyle işlerin yürütülmeye çalışılmasıdır. Önümüze gelen bu tasarının gerekçesinde "sivil havacılık faaliyetlerinin emniyetli bir şekilde yürütülebilmesi için, düzenleme ve denetim görevini etkin biçimde yerine getirebilecek, idarî ve teknik kapasitesi yüksek merkezî bir sivil havacılık otoritesinin oluşturulması, günümüz ihtiyaçları karşısında bir zorunluluk haline gelmiştir" denmesine rağmen, tasarının bütününde gerekli düzenlemeye, ne yazık ki, rastlayamıyoruz. Yetkisi, sorumluluğu ve uygulamaları tamamlanmış bir otoriteden otorite olarak bahsetmek mümkün değildir. Bugün, ülkemiz sivil havacılığı bir bütün olarak değerlendirilmeden, bir yandan Ulaştırma Bakanlığı, bir yandan Devlet Hava Meydanları İşletmeleri, bir yandan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, karmaşa içinde sivil havacılığımızı yönlendirmeye çalışmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sivil havacılık uluslararası bir sektördür ve uluslararası uçuş sistematiği nedeniyle, uluslararası kurallara bağlıdır. Ayrıca, hizmet sektörü olması nedeniyle, insanın tam merkezde olduğu bir sektördür. Bu nedenle, hem sektör çalışanları hem de tam güvenlik isteyen yolcular için yaşamsal bir niteliktedir. Bu yapı içinde hızla büyüyen Türk sivil havacılık sektörüyse, beş yıl içerisinde, yolcu uçağı filosunu 145'ten 250'ye çıkarmayı, taşınan yolcu sayısını ise, 20 000 000'dan, 45 000 000'a yükseltmeyi hedeflemektedir.

Diğer yandan, Dünya Seyahat ve Turizm Konseyinin yaptığı araştırmaya göre, bu yıl, Türkiye'de, turizm sektörü 32 milyar dolar ciroyu yakalayacaktır. 700 000'e yakın kişiye istihdam sağlayan turizm sektörünün en dinamik kolunun ise havacılık olduğu sıkça da vurgulanmaktadır. 12 000 kişinin çalıştığı havacılık sektörünün ekonomiye katkısı ise yılda 5 milyar dolara ulaşmaktadır.

Sivil havacılık sektörünün diğer bir önemli özelliği, uluslararası rekabetin en yoğun yaşandığı stratejik bir sektör olmasıdır. Devletler, ulusal sivil havacılık menfaatlarını en üst düzeyde gözeterek politikalarını belirlemektedir. Bu açıdan, bir ülke, sivil havacılığı kesinlikle uluslararası tekellerin eline terk edemeyeceği gibi, eğitime çok büyük önem vererek, sivil havacılık uzmanları yetiştirmek zorundadır; hatta, bu alanda amatör havacılık kursları da açılması gerekmektedir.

Bu açıdan, 6 ncı madde önemli bir eksikliği de göstermektedir. Bildiğiniz gibi, 6 ncı madde, Sivil Havacılık Genel Müdür Yardımcısı olarak düzenlenmiştir. Buna göre, iki genel müdür yardımcısı genel müdüre karşı sorumlu olarak görevlendirilecektir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne genel müdür, genel müdür yardımcısı ve daire başkanı olarak atanacaklar arasında belli meslek grupları sayılmış; fakat, şu anda yaşanan deneyimli personel sıkıntısına karşı yetişmiş elemanları istihdam etme konusunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

Havacılık uzmanlığı ve havacılık uzman yardımcılığı görevleri için, inşaat mühendisliği, mimarlık, kamu yönetimi, maliye gibi belli bölüm mezunları işaret edilerek, benzer bölümlerden mezun olanların bir anlamda dışarıda bırakılması gibi eşitsizliklere neden olacak bir düzenlemeye yer verilmiştir. Yapılan düzenlemeyle, getirilen koşullara uymayan mevcut personelin kazanılmış hakları ise, ne yazık ki, korunmamıştır.

Önümüze gelen tasarıda bir sivil havacılık otoritesi oluşturmaktan söz edilmektedir; fakat, sektör temsilcilerinin, bilim adamlarının, hizmetten faydalananların ve sektörde çalışanların temsilcilerinin yer aldığı bir üstkurul ya da bir yüksek kurul benzeri bir yapı oluşturmadan, sadece bakan, genel müdür ve yardımcılarından oluşacak yönetim yapısıyla nasıl otorite olunur, bilinemez. Her fırsatta, sivil toplum, şirketler ve kamu eliyle oluşan yönetişim anlayışını önümüze getiren hükümet, bu alanda, neden bu anlayışa yer vermemiştir, anlamak mümkün değil.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küreselleşme olgusu sivil havacılık sektörünü de derinden etkilemektedir elbette. Küresel değişim, sektörde küçük şirketlerin yaşamasını her geçen gün zorlaştırmaktadır. 1980'li yıllardan itibaren, sektörde, liberalizasyon, rekabet, denetimlerin kaldırılması, özelleştirme, yoğun tekelleşmeler ve buna benzer gerçekler, artık belirleyici unsurlar olmaya başlamıştır.

Ancak, sivil havacılık sektörünün, ülkeler açısından stratejik önemi her yönden giderek artmaktadır. Jeopolitik olanakları benzersiz olan bizim ülkemiz için hayatî önemi ise, hiçbir ülkeyle karıştırılmayacak kadar büyüktür.

Bu nedenle, öncelikli olarak, bütünselliği olan bir ulusal sivil havacılık politikası oluşturmak zorundayız. Ulusal sivil havacılık politikamızı oluştururken, ulusal çıkarlarımızı, içinde yer aldığımız coğrafyanın stratejik olanaklarını, yüzölçümü ve ulaşım gereksinimlerimizi, havalimanları ve bunların altyapılarını, turizm potansiyellerimizi, uluslararası rekabet koşullarını, sivil havacılıkta dünya ölçeğinde oluşturulan politikaları, uluslararası alanda uçuş güvenliği yönünden güvenilir ülke imajı sağlamayı, havacılık sanayiinde eğitimli, nitelikli ve sürekli istihdam olanağını geliştirmeyi, teknolojik gelişmelere ayak uydurabilme kriterlerini dikkate almak durumundayız.

Biliyorsunuz, 8 Ocak 2003 tarihinde Diyarbakır'da 75 yolcunun yanarak can verdiği uçuk kazasına, havaalanında sisli ve kötü hava koşullarında inişi sağlayan ve fiyatı da çok fazla pahalı olmayan -150 ile 400 000 dolar arasında değişen- inişi kontrol eden ILS cihazının kullanılmayışının ya da bozuk oluşunun nedenleri büyük faktördür. Arkadaşlarımız bunlara değindi, ben de yinelemekte yarar gördüm. Bunlar dikkate alınmadığında, stratejik açıdan, ekonomik açıdan ülkemiz adına olumsuz gelişmelerle karşılaşmaya devam edebiliriz.

Havada ya da yerde uçağın güvenliğiyle ilgili olarak görevleri üstlenen havacılık çalışanlarına devlet tarafından yüksek profesyonellik düzeyinde eğitim ve bu eğitimi gördüklerini belgeleyen bir lisans verilmelidir. Ulaştırma sektöründe, özellikle de sivil havacılık sektöründe ticarî kaygıların güvenliği ikame etmesine hiçbir şekilde göz yumulmamalıdır. Kuşkusuz, güvenlik marjının yüksek tutulması, kimi işletme maliyeti kalemlerinin artmasını göze almayı gerektirir. Bakım kontrollerinin yeterli ve etkin olması, filoların belli bir yaşın altında uçaklardan oluşturulması, çalışanların eğitim düzeyinin yükseltilmesi, personelin yorgunluk düzeyi ve çalışma saatleri gibi konular uçuş güvenliğiyle direkt olarak ilgilidir. Uçuş güvenliğini sağlayan bu zincirin halkaları tekelci rekabet ortamında sürekli olarak törpülenmektedir. yirmibeş yılı aşkın bir süredir devam eden neoliberal ideolojik bombardıman sayesinde insanların güvenliği kavramı sürekli itibar yitirirken, maliyetleri düşürmekten, üretkenliği artırmaktan, verimlilikten söz edildiğinde akan sular durmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hükümet, havacılık gibi hayatî bir alanda yeniden yapılandırılan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü, insan güvenliğini, ulusal havacılığımızı, iktisadî ve stratejik çıkarlarımızı zor durumda bırakmayacak bir anlayışla bütünsel bir şekilde ele almak ve bu konuda gerçekten bir otorite olmak zorundadır. Bunlar yapılabilirse, belki, büyük noksanları olmasına rağmen yasa da amacına ulaşır.

Bu düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 22 Haziran 2005

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook