Nüfus hizmetleri kanun tasarısı s.s 1123)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 90. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Nisan 2006 · 1.336 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Ülkü (CHP), 19 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NÜFUS HİZMETLERİ KANUN TASARISI S.S 1123)); konuşma 1.336 kelime.
Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Nüfus hizmetleri kanun tasarısı s.s 1123)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2006-04-19-nufus-hizmetleri-kanun-tasarisi-s-s-1123 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıra sayısı 1123 olan Nüfus Hizmetleri Kanunu Tasarısı için Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün 19 Nisan 2006, Ulusal Egemenlik Haftasının ilk günleri; yani, halkın iradesinin ülke yönetimine hâkim oluşunun 86 ncı yılı. Fakat, zaten yüzde 50'si Mecliste temsil edilemeyen halkımızın Meclisteki temsilcilerinin de sesi temel yasa yöntemiyle kesilmiş durumda. Hukuk tanımazlık, son zamanlarda giderek iktidar tarafından öne çıkarılmaya başlandı. Bakın, Cumhurbaşkanından dönen yasa sayısı 45, Anayasa Mahkemesinden dönen yasa sayısı da 75. Aslında, siz de bunun farkındasınız ki, 17 Şubat 2006 tarihinde mevzuat hazırlama usul yasası hakkında yönetmelik çıkarmışsınız, hem de Bakanlar Kurulu kararı olarak. Bu yönetmeliğin 1 inci maddesi bir kanun taslağının nasıl hazırlanacağını düzenlemektedir, nasıl görüşüleceğini de diğer maddeler açıklamaktadır. Buna göre, bunun neresi temel kanundur?!
Baştan beri, torba kanun -yani, seçimlerden bu yana- temel kanun, bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun gibi adlarla kanunlar görüşülmekte. Bir torba kanun içerisine 50-60 kadar kanunu ilgilendiren ek değişiklikler ya da yürürlükten kaldırma gibi hükümler taşımaktadır. Oysa, 83 yıllık cumhuriyetimizin kanunları, ancak toplumsal ihtiyaçlara cevap vermediği zaman -o da tartışılarak- görüşülmelidir. O olmayınca, alelacele olunca, bakın neler oluyor:
Örnek verelim. Örnekleri de iki gruba ayırıyorum. Biri Türk Ceza Yasasının ilgili maddelerinden. Kayseri'de bir sanık, Kooperatifler Yasasına aykırı davranmaktan dolayı yargılanan bir sanık, suçlu bulunuyor ve hâkim tarafından, bir ay süreyle Kayseri-Erciyes karşılaşmalarına gitmekten men ediliyor.
Yine Kayseri'deki bir başka duruşmada, ruhsatsız tabanca taşıyan adam, yaralama olayına karışan 35 yaşındaki bir şahıs, on ay süreyle içkili yerlere gitmekten men ediliyor.
Diğer bir örnek de belediyelerle ilgili. Belediyeler herhangi bir konuda encümence, belediye başkanının yetkisine dayanılarak ya da belediye meclis kararlarına göre para cezası veriyor; ama, bu para cezası belediyede kalmak yerine devletin hazinesine ödeniyor.
Şimdi, soruyorum: Bu insanlar suç işlemez mi, bu belediye memuru iş yapar mı? İşte, bunlar da, kısa bir süre sonra, tekrar, yasa yapma zorunluluğunu âdeta mecbur kılıyor ve yasa, tekrar, düzeltilme istemiyle Meclise geliyor.
Bu görüştüğümüz Nüfus Hizmetleri Yasası da böyle. 79 maddelik bir yasa 4'e bölünerek 20'şer 20'şer görüşülürse, bu yasa sağlıklı çıkar mı?! Zannetmiyorum. Zira hem alt komisyonda hem de esas komisyonda bulundum, bazı yenilikleri içeren yasa tasarısının uzmanları, her iki partinin üyeleri olmasına rağmen noksanlıklarla dolu olduğunu uygulama esnasında göreceğiz.
Bu tasarıda iki ana tema var: Ulusal adres veri tabanı ve ikamet adres veri tabanı. Göçler ve benzeri nedenlerle dinamik olan nüfusumuz, ulusal adres veri tabanıyla güncelleştirilerek kontrol edilmeye çalışılacak; ama, nasıl? Göreceğiz...
Bakın, bu tasarı madde madde görüşülerek ve bilgi çağının gerekleri yerine getirilerek komisyonlara ve Parlamentoya getirilmiş olsa idi, kredi kartları bataklığı, intiharlar ve buna benzer felaketler en aza indirilirdi, sahte kimlik düzenlemeleri ve buna benzer uygulamalar çok daha az olurdu, kaçak yapılar bugünkü gibi yükselip büyük kentlerin başına bela olmazdı.
Yasa taslağı bazı yenilikler getirmekte elbette; ama, elektronik imza konusunda bakanlığa yetki verilmesi; ama, nasıl?.. Özlük hakları konusunda sıkıntı var; ama, nasıl çözülecek?
"Türkiye İstatistik Kurumu, Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü, numarataj memurlukları alan kontrolü yapıp en geç onbeş ay içerisinde alan uygulamasına başlanacaktır" diye yasa taslağına konuldu; ama, nasıl, hangi ekiple ve hangi kadroyla?!
Sayın Başkan, değerli Meclis üyeleri; zaten, şu anda dahi, kadro ve buna benzer uygulamalarda son derece cüretkâr bir adım atmaktasınız, son derece cüretkâr davranmaktasınız. 1 900 kişi vekâleten bu ülkeyi yönetmeye çalışmaktadır bürokrat olarak. Sadece kadro konusu olsa, hadi, onu da bir nebze burada tartışalım, çözüm bulalım derim; ama, başka konularda da aynı uygulamaları yapmaktasınız.
Yeniliklerin tarafımızdan inkâr edilmesi mümkün değil elbette. Bu yasada bazı yenilikler de var. Sözgelimi, nüfus hizmetleri kanun taslağını, bir insanın doğumundan ölümüne kadar olan bir kimlik anlamında tanımladığımızda ne kadar önemli olduğunu tahmin edersiniz. Burada elbette, yeni bazı düzenlemeler de var. Bu düzenlemeleri alt alta sıralarsak:
Başta, aile kütüklerinde din hanesi, artık, kişinin yazılı beyanına göre doldurulacak, boş bırakılacak ya da silinebilecek.
Kısa adı MERNİS olan Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi nüfus bilgileri kullanılarak, belki, mükerrer oy, sahte oy gibi, taşımalı seçmen gibi seçimlerde hepimizi rahatsız eden eski düzenlemeye son verilip yeni düzenlemeler de getirmiş olacak, istatistikler de daha düzenli tutulacak.
İkametgâh adresi birden fazla olsa da, bir kişiye sadece 1 tane seçmen bilgi kartı gönderilecek. Böylece hem köyünde hem oturduğu ilde oy kullanılması önlenmiş olacaktır.
Bu yasada getirilen yeni bir düzenleme ve muhtarları da kurtaran yeni bir düzenleme var. Muhtarların evlendirme yetkisi kısıtlanmıştır; çünkü, muhtarların bazıları, eşlerden birisinin yabancı olması halinde, çeşitli nedenlerle usulsüz nikâhlar kıymakta ve usulsüz nikâhlardan dolayı da yargılanmaktadır. Bu anlamda, Türkiye'de, çok fazla sayıda muhtar, şu anda, adalet önünde, yargının sonucunu beklemektedir. Muhtarlardan bu durumun alınması ve il ve ilçe belediyelerine verilmesi, nüfus idarelerine verilmesi gayet yerindedir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bütün bunlardan öte, yasa taslağını cazip kılmak ve bunu, bu nüfus idarelerinde uygulamak için, birçok bakanlıkta olduğu gibi, İçişleri Bakanlığında da memurların çalışmasını cazip hale getirmek gerekir. Şimdi, istenen 4 000 kişilik bir kadro vardır merkez ve taşra teşkilatları için. Büyük ihtimalle bunlar doldurulacak; ama, bir süre sonra, yani, asaletleri tasdik edildikten sonra, bu memurlar, yatay geçişle, burada çalışanların başka bakanlıklara geçmesi engellenemeyecek. Çünkü, son birkaç yıldır, ülkenin çeşitli yerlerindeki bakanlıklarda, başta Maliye Bakanlığı olmak üzere, Sağlık Bakanlığında, Çalışma Bakanlığında ve buna benzer birçok bakanlıklarda, tazminat adı altında, mesai adı altında ya da dönersermaye adı altında ek ücretler ödenmektedir; ama, ne yazık ki, nüfus idaresinde çalışanlara böylesine bir ek ücret ödenmemektedir; dolayısıyla, diğer memurlara oranla oldukça düşük ücret almaktadırlar. Bu da, bu memurların orada durmasını gereksiz kılmaktadır. Şimdi yapılacak olan memur alımlarından sonra da, bir süre sonra olacak olan -eğer bir başka düzenleme yapılmayacaksa- budur. Bunun en somut örneği de, geçmişte, 1 400 kişinin, nüfus idaresinin cazip olmadığı nedeniyle buradan ayrılıp başka bakanlıklara geçmesini görmemizdendir. Bu, yardımcı hizmetler için de böyledir, genel idare hizmetleri için de böyledir, teknik elemanlar için de böyledir.
Yasanın bazı maddelerinde belirtilen eski deyimlerin değiştirilmesi de yerindedir aslında. Bunlar, bir olumluluktur. Medeni Yasayla, Medeni Kanunla bu şekilde uyum sağlanmaya da çalışılmıştır. Ancak, demin dediğim gibi, esas olan, 66 ncı maddedeki fazla çalışma ücretinin düzenlenmesidir. Bu anlamda, sanırım, bir önerge de verilmiş durumdadır. Bu önergenin dikkate alınması halinde, belli ölçüde, nüfus idarelerinde çalışanlar ve çalışacak olanlar buralarda kalabilirler.
Yasayı -her ne kadar, demin de belirttiğim gibi, görüşülme yöntemi bize uymuyorsa da- hem alt komisyonda hem üst komisyonda çalışarak bu düzeye getiren arkadaşların da çalışmalarını takdir etmek gerekir elbette; ama, ülke nüfusumuzun içinde bulunduğu durumu da irdelersek, bu ve buna benzer yasalarda dikkat etmemiz gereken başka bazı hususların da olduğunu bilmemiz gerekir diye düşünüyorum. Bakın, ülke nüfusunun yüzde 60'ı, 30 yaş ve onun altındaki gençlerden oluşmakta. Bu gençlerin yüzde 20'si işsiz. İşsizlik oranı, ülkemizde yüzde 17'ye tırmanmış, asgarî ücret altındaki paraya razı olanlar bile iş bulamamakta. Nüfusumuzun yüzde 58'i yoksulluk sınırında. Açlık sınırı 548 YTL; bu sınırın altında 985 000, yoksulluk sınırının altında da 20 000 000 insanımız yaşıyor. Her 100 aileden 7'si, yoksul yardımı almak için kuyrukta. Türkiye'de 17 000 000 civarında hane halkı var. Bir başka deyimle, bu hane halkının yaklaşık 1 000 000 tanesi, 1 000 000 hane halkı, yani yüzde 6,5'i -5 000 000'a yakın insan- yoksulluk yardımından yararlanmak için başvuruda bulunmuş. Yaklaşık 7,5 milyon kişi kayıtdışı çalışıyor. Halkın, demin de dediğim gibi, yüzde 50'si bu Mecliste temsil edilmiyor.
Şimdi, gerek acil eylem planınızda gerekse programınızda söylediklerinizin bazılarını hiç, ama hiç yapmıyorsunuz ya da görmezlikten geliyorsunuz, bazılarını ise tam tersini yaparak günlerinizi geçiriyorsunuz. Örneğin, lojmanlar: Siz iktidara geldiğinizde 224 400 olan lojman sayısı, şimdi 234 400 oldu. Yani, lojman sayısı 10 000 arttı, milletvekillerini lojmanlardan çıkardınız, girmeyin dediniz. Yolsuzluk ve yoksullukla mücadele edeceğiz, bunun için de dokunulmazlıkları kaldıracağız diye nutuklar attınız, ortada hiçbir şey yok. Bir şey yapılmadığı gibi, yapanların dediklerini de dikkate almadınız. Hatırlayacağınız gibi, son çare olarak buraya gelip size başvurduğumda, onu bile dikkate almadı, ne Meclis Başkanı ne Meclis. Hiç olmazsa isteyen milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılsın diye kanun teklifi veriyoruz, Anayasa Komisyonu Başkanı çıkıp "diğer milletvekillerini sıkıntıya sokarız, olmaz" diyor. Buna karşılık, her icraatınızın altından kendi zenginlerinizi yaratmaya yönelik işaretler uç vermeye başlıyor. İşte, son günlerde flaş örnek, Hatay ve Ali Dibo hikâyesi. Son üçbuçuk yıl, ihale yolsuzluklarıyla dolu. Galaport, Egeport…
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Galaport değil, Galataport.
HAKKI ÜLKÜ (Devamla)Galataport, Egeport, TÜPRAŞ, Enerji Bakanlığı skandalları…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 19 Nisan 2006