İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 29. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sınır aşan örgütlü suçlardan göçmen kaçakçılığına karşı pro.onay. uygun bulunduğuna dair kan. tas. ( s. sayısı :32 )

Halil Akyüz

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 29. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Ocak 2003 · 983 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Halil Akyüz (CHP), 30 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SINIR AŞAN ÖRGÜTLÜ SUÇLARDAN GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINA KARŞI PRO.ONAY. UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KAN. TAS. ( S. SAYISI :32 )); konuşma 983 kelime.

Halil Akyüz (CHP, İstanbul). “Sınır aşan örgütlü suçlardan göçmen kaçakçılığına karşı pro.onay. uygun bulunduğuna dair kan. tas. ( s. sayısı :32 )”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 30 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2003-01-30-sinir-asan-orgutlu-suclardan-gocmen-kacakciligina-karsi-pro-onay-uygu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HALİL AKYÜZ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol hakkında bilgi sunmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlarım.

Daha önceki konuşmamda Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesiyle ilgili görüşlerimi aktarmıştım. Şimdi, bu sözleşmenin eklerinden birini teşkil eden kara, deniz ve hava yoluyla göçmen kaçakçılığına karşı protokol üzerinde durmak istiyorum.

Bilindiği üzere, ülkemiz, coğrafî konumu itibariyle, göç olgusu içerisinde bir transit ülke konumundadır. Son yıllarda, Türkiye'ye, Türkiye üzerinden Batı Avrupa'ya yönelik yasadışı göç hareketlerinde gözle görülür artışlar meydana gelmiştir. Sovyet Bloku'nun dağılmasından sonra, diğer Batı ülkelerinin yanı sıra Türkiye de, Romanya, Rusya, Moldova, Ukrayna vatandaşlarının yasadışı göçlerine hedef haline gelmiştir. 2000 yılında yasadışı konumda 109 345 Bulgaristan vatandaşı ülkemizde bulunmaktaydı. 1 Temmuz 2001 tarihinden itibaren bu ülke vatandaşlarına uygulanmaya başlanan vize muafiyetinin, Bulgaristan vatandaşlarının yasadışı ikametleriyle ilgili verileri de etkilediği tahmin edilmektedir. Bu ülke vatandaşlarının dışında, ülkemizde, yukarıda anılan ülkelerden 200 000'i aşkın yabancının yasadışı olarak yaşadığı tahmin edilmektedir.

Türkiye, özellikle Afganistan, Irak, Pakistan, İran ve Bangladeş vatandaşlarının yasadışı göçlerinde Batı Avrupa'ya geçişte bir transit güzergâhı konumundadır. 2000 yılında Batı Avrupa'ya geçmeye çalışan, çoğunluğu bu ülkelerin vatandaşlarından olan 94 514 yabancı ülkemizde yakalanmıştır. 2001 yılında ise yakalanan yasadışı göçmen sayısı 92 365 olmuştur. 1 Kasım 2002 itibariyle ülkemizde 74 002 yasadışı göçmen yakalanmıştır.

Bu rakamlar, yasadışı olarak, gerek sahte belge ya da vizelerle sınır kapılarımızdan girebilenleri gerek sınır kapılarımızın dışından belgesiz ve vizesiz olarak girebilenleri gerekse Türkiye'ye yasal olarak giriş yaptıktan sonra vize veya ikamet izni süresi bitenleri içermektedir.

Yasal görünüm altında, yasadışı göç amacıyla, sınırlarımızdan içeri girmek isteyenlerin denetimi önem taşımaktadır. Bu çerçevede, 2000 yılında 24 504, 2001 yılında ise 15 208 kişi, malî durumlarında ve belgelerinde görülen eksiklik nedeniyle, yasal sınır kapılarımızdan geri çevrilmiştir. Bu kişilerin önemli bir kısmının, geri çevrilmemiş olsaydı, muhtemelen, Avrupa Birliğine yasadışı geçiş girişiminde bulunmuş olabilecekleri söylenebilir.

Yasadışı göçün günümüzdeki en önemli özelliği, örgütlü şebekelerce düzenlenmesidir. Bu nedenle, günümüzde, göçmen kaçakçılığı olarak tanımlanan bir suç türü ortaya çıkmıştır. Yasadışı göçle mücadelenin en önemli ayaklarından birisi de şebekelerle mücadeledir. Bu çerçevede, 2000 yılında, ülkemizde, 149'u yabancı 850 yasadışı göç organizatörü, 2001 yılında ise 134'ü yabancı 1 155 yasadışı göç organizatörü yakalanmıştır. 1 Kasım 2002 itibariyle yakalanan organizatör sayısı, 1 025'tir 1998 yılından itibaren, 1 Kasım 2002 tarihine kadar 3 315 organizatör yakalanmıştır.

Öte yandan, 2000 yılında 31 399, 2001 yılında ise 15 795 yabancı, hırsızlık, para, pasaport ve vize sahteciliği, ahlaka aykırı davranış, uyuşturucu satıcılığı, kaçak çalışma, adam öldürme gibi suçlardan dolayı takip edilmiş ve bir kısmı sınır dışı edilmiştir.

Türkiye'den Avrupa'ya yönelik transit göç, ağırlıkla, Ege ve Akdeniz'den kaçak gemi ve tekne çıkışlarıyla gerçekleşmektedir. Sahil güvenlik birimlerimiz, yaptıkları çalışmalarla, giderek denizde yasadışı göçü daha etkin bir şekilde engellemektedirler. Her geçen yıl, Türkiye'den çıkarak Avrupa Birliği ülkelerine ulaşan yasadışı göçmen gemisi ve tekne sayısı azalmakta, Avrupa Birliği ülkelerine gitmek üzere Türk karasularından kaçmaya çalışan, fakat, güvenlik güçlerince yakalanan gemi ve tekne sayısı artmaktadır. Nitekim, 2000 yılında Türkiye'den çıkarak Avrupa Birliği ülkelerine ulaşabilen ve içinde fiilen yasadışı göçmen bulunan gemi ve tekne 19 iken, 2001'de 9'a düşmüş, 2002 yılında ise bu sayı 2 olmuştur. Türkiye'den çıkarak Avrupa Birliği ülkelerine ulaşmak isteyen ve içinde fiilen yasadışı göçmen bulunduğu tespit edilerek 2000 yılında yakalanan gemi ve tekne sayısı 17 iken, 2001 yılında 19'a çıkmıştır, aynı kapsamdaki gemi ve tekne sayısı 2002 yılında 42 olmuştur.

Yasadışı göç, bölgeler arasındaki derin gelir düzeyi uçurumlarının, siyasî istikrarsızlıkların ve insan hak ve özgürlükleri ihlallerinin unsurlarını oluşturduğu yapısal sorunların bir tezahürü olarak görülmelidir. Ulaşım ve iletişim imkânlarının artışının göç etkisini artırdığı, genel olarak paylaşılan bir gözlemdir. Yasadışı göç, teknik ya da hukuksal önlemlerin derecesi ne olursa olsun, belli düzeyde devam etmesi engellenemez bir olgudur. Devletlerin çabaları, yasadışı göçün kamu düzenini bozmasına izin vermeyecek şekilde kontrol edilmesini amaçlamaktadır. Yasadışı göçün Türkiye'de ve Güneydoğu Akdeniz ve Balkanlar Bölgesinde kamu düzenini bozacak derecede bir düzeye erişmek üzere olduğunu söylemek mümkündür.

Tabiatıyla, bunlarla mücadelede ancak uluslararası işbirliğiyle başarıya ulaşılabilir. Zira, bu işle uğraşan şebekeler, uluslararası düzeyde bağlantıları olan ve çalışan gruplardır. Bu gruplar, birçok ulustan kişileri içinde barındırmakta, uluslararası bir ağa sahip bulunmaktadırlar.

Buradan hareketle, insan kaçakçılığıyla mücadeleyi bir ülkenin tek başına yürütebilmesi mümkün değildir; somut işbirliği kaçınılmazdır. Suç ve terör örgütlerince yürütülen yasadışı insan kaçakçılığı ve insan ticaretiyle mücadele için uluslararası alandaki çalışmaların desteklenmesi önem kazanmaktadır.

Türkiye, sosyal, ekonomik, siyasî ve insanî boyutları olan yasadışı göç, insan kaçakçılığı ve insan ticaretiyle mücadelenin uluslararası işbirliği anlayışı içerisinde, karşılıklı saygı gözetilerek yürütülmesinden yanadır.

Bu bağlamda, insan kaçakçılığı ve insan ticareti konusunda son dönemde kaydedilen en önemli aşama, Birleşmiş Milletler Sınıraşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Sözleşmesi ve bunun eklerinden biri olan, Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokoldür.

Günümüzde ülkeler arasındaki ilişkilerde gözlenen hızlı gelişme, örgütlü suç gruplarının birden fazla ülkede yürüttükleri faaliyetlerinin de artmasına elverişli bir zemin hazırlamış; bu bağlamda, uyuşturucu kaçakçılığı, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti ve silah kaçakçılığı gibi olgularla gereği gibi mücadele edebilmek için uluslararası işbirliğinin önemi daha da artmaktadır.

Birleşmiş Milletler çerçevesinde müzakere edilerek sonuçlandırılan Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve eki, Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol, 12-13 Aralık 2000 tarihlerinde, İtalya'nın Palermo Kentinde düzenlenen bir konferansla Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin imzasına açılmış ve ülkemiz tarafından da imzalanmıştır.

Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol, anasözleşmeyle birlikte yorumlanacaktır. Protokol, kara, deniz ve havayoluyla yapılan göçmen kaçakçılığını önlemek, bununla mücadele etmek için işbirliği ve bilgi alışverişi yapılmasını ve ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde önlemler alınmasını öngörmektedir.

Daha önce de belirttiğim üzere, bu protokol, bugüne kadar uluslararası düzeyde bu konuda kabul edilmiş en ileri düzenlemedir.

Özellikle ülkemizin maruz kaldığı, zararlarını gördüğü göçmen kaçakçılığı faaliyetlerine karşı mücadelede adlî ve güvenlik makamlarımızca büyük çabalar sarf edilmektedir: bu çabaların uluslararası işbirliğiyle güçlendirilmesi zaruret arz etmektedir.

Halen 112 ülke tarafından imzalan, 20 ülkenin de taraf olduğu bu protokolün, ülkemiz tarafından da onaylanmasında büyük yarar olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle, Grubumuz, bu protokole olumlu oy kullanacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 30 Ocak 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook